AHMADPOUR v. TURKEY JUDGMENT
5
Mahkeme ayrıca başvurunun başka herhangi bir gerekçe nedeniyle de
kabuledilemez olmadığını belirtmektedir. Bu nedenle başvurunun
kabuledilebilir ilan etmesi gerekmektedir.
B. Esas
35. Hükümet başvurucunun geçici sığınma talebinin ulusal makamlar
tarafından incelendiğini ve anılı talebin başvurucunun İran’da zulme maruz
kalacağına dair iyi temellendirilmiş bir korkusunun bulunmadığının tespit
edilmiş olması nedeniyle reddedildiğini ileri sürmüştür.
36. Başvurucu İran’a geri gönderilmesi durumunda, sonradan
Hristiyanlığı kabul eden bir kişi ile İran makamları tarafından tanınmayan
ve dolayısıyla da zina mahiyetinde olan bir evlilik yapmış olması, İran
hukukunda ceza hukuku yaptırımına tabi bir suç olan çocuklarını İran dışına
çıkarmış olması, kendisinin de sonradan Hristiyanlığı kabul etmiş olması
nedeniyle gerçek bir ölüm veya kötü muamele riskiyle karşı karşıya
kalacağını iddia etmiştir. Başvurucu bununla bağlantılı olarak BMMYK
tarafından mülteci olarak kabul edilmiş olduğuna vurgu yapmıştır.
37. Mahkeme, ilk olarak başvurucu ve çocuklarına, başvurucunun
çocuklarının eğitimlerine devam etmelerine imkan tanımak ve resmi
makamların onların oturma izinlerinin yenilenmesi talebini halihazırda
incelenmesi amacıyla 7 Nisan 2010 tarihine kadar geçerli olacak şekilde
oturma izni verilmiş olduğunu gözlemlemektedir. Mahkeme konuyla
bağlantılı olarak sınır dışı ve iade bağlamlarında sığınma başvurusu veya
derdest üçüncü bir ülkeye yerleştirilmelerinin söz konusu olduğu durumda
ikamet izni verilen çok sayıda başvuru açısından kayıttan düşme kararı
vermiş olduğunu yinelemektedir (bkz. Örneğin Carmen Emilia Rojas
Arenas/Hollanda, kabul edilebilirlik hakkında karar, B.No: 1989/07, 6
Eylül 2007 ve N.M./Türkiye (kabul edilebilirlik hakkında karar),
B.No:42175/05, 17 Mart 2008). Başvurucu anılı başvurularda,
başvurucuların sınır dışı edilme işlemine tabi tutulmamış olması nedeniyle
konuyla ilgili zaman zarfında başvurucuların sınır dışı edilmeleri açısından
pek yakın bir riskin veya iddia edilen Sözleşme m.3 riskinin somutlaşmamış
olduğunu gözlemlemektedir. Hal böyle olmakla birlikte, görülmekte olan
işbu davada oturma izinlerinin başvurucunun İran’da yüz yüze kalacağı
iddia edilen risklere dair başvurucu iddialarının incelenmesini müteakiben
veya incelenmesi sırasında verilmemiştir ve oturma izinleri kısa bir süre için
geçerlidir. Bunun yanı sıra Hükümet bu oturma izinlerinin yenilenebilir
olduğu hususunda herhangi bir açıklama sunmamıştır. Son olarak
başvurucunun oturma izninin yenilenmesi talebi, resmi makamlarca
incelenmektedir. Bu koşullar altında Mahkeme, her ne kadar başvurucu 7
Nisan 2010 tarihine kadar Türkiye’de yasal olarak sakin olsa da,
başvurucunun hala İran’a sınır dışı edilme riski altında olduğunu tespit