AHMADPOUR / TÜRKİYE  
(Başvuru No: 12717/08)  
KARAR ÇEVİRİSİ  
STRAZBURG  
15 Haziran 2010  
(KESİNLEŞME 22/11/2010)  
Bu yayın Avrupa Birliğinin maddi desteği ile hazırlanmıştır. İçerik tamamıyla Mültecilerle  
Dayanışma Derneği sorumluluğu altındadır ve Avrupa Birliğinin görüşlerini yansıtmak  
zorunda değildir.  
Mültecilerle Dayanışma Derneği için Av. Serkan Cengiz tarafından çevrilmiştir. Kararın  
İngilizce orijinaline buradan ulaşabilirsiniz.  
İKİNCİ BÖLÜM  
AHMADPOUR / TÜRKİYE KARARI  
(Başvuru No: 12717/08)  
KARAR  
STRAZBURG  
15 Haziran 2010  
KESİNLEŞME  
22/11/2010  
İşbu karar Sözleşme m.44/2 uyarınca kesinleşmiştir. Karar editöryel  
düzeltiye tabi tutulabilir. .  
AHMADPOUR v. TURKEY JUDGMENT  
1
Ahmadpour / Türkiye davasında  
Daire oturumu olarak görev yapan  
Françoise Tulkens, Başkan,  
Ireneu Cabral Barreto,  
Dragoljub Popović,  
Nona Tsotsoria,  
Işıl Karakaş,  
Kristina Pardalos,  
Guido Raimondi, Hakimler,  
ve Françoise Elens-Passos’dan, Yazıişleri Müdür Yardımcısı,  
müteşekkil Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 25 Mayıs 2010 tarihli  
kamuoyuna kapalı değerlendirmesi sonrasında aynı gün kabul edilen işbu  
karara varmıştır:  
USUL  
1. Dava, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin  
Sözleşme’nin (‘‘Sözleşme’’) m.34 hükmü uyarınca, İran vatandaşı Bayan  
Latife Ahmadpour (Derya Neverdi) (‘‘başvurucu’’) tarafından Türkiye  
Cumhuriyeti aleyhine 14 Mart 2008 tarihinde Mahkeme’ye sunulan  
başvurudan (B.No: 12717/08) kaynaklanmaktadır.  
2. Başvurucu İstanbul’da avukatlık yapan Bay A. Baba tarafından temsil  
edilmiştir. Türk Hükümeti ise kendi ajanları tarafından temsil edilmiştir.  
3. Davanın havale edildiği Daire’nin Başkanı, tarafların menfaatleri ve  
Mahkeme önündeki yargılamanın uygun şekilde yürütülmesi amacıyla  
Mahkeme İçtüzüğü m.39 uyarınca, Mahkeme başvurusu hakkında bir karara  
varıncaya kadar başvurucunun İran’a sınır dışı edilmemesine karar  
vermiştir.  
4. İkinci Bölüm Başkanı, 18 Nisan 2008 tarihinde başvurunun  
Hükümete bildirilmesine karar vermiştir. Bölüm Başkanı ayrıca başvurunun  
kabuledilebilirliği ile esasının birlikte incelenmesine (m.29/3) ve davaya  
öncelik verilmesine (İçtüzük m.41) karar vermiştir.  
5. Başvurucu ve Hükümet, başvurunun kabuledilebilirliği ve esasına  
ilişkin yazılı görüşlerini sunmuşlardır.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOŞULLARI  
6. Başvurucu, 1974 doğumlu olup Kırklareli’nde yaşamaktadır.  
2
AHMADPOUR v. TURKEY JUDGMENT  
A. Başvurucunun Türkiye’ye Gelmesi ve Sınır Dışı Edilme  
Yargılaması  
7. Belirtilmeyen bir tarihte başvurucu İran’da eşinden boşanmıştır.  
Başvurucunun eski eşi, çiftin çocuklarının vasisi olarak tayin edilmiştir.  
8. Başvurucu 2 Ekim 2005 tarihinde eşinin onayı olmaksızın  
çocuklarıyla birlikte Türkiye’ye gelmiştir. Beyanlarına göre başvurucu,  
eşinin uyguladığı şiddet nedeniyle kaçmıştır. Başvurucu Türkiye’ye  
gelmesinden hemen sonra ulusal resmi makamlara ve Birleşmiş Milletler  
Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne (‘‘BMMYK’’) başvurarak geçici veya  
daimi sığınma talebinde bulunmuştur.  
9. 28 Eylül 2006 tarihinde başvurucu, Hristiyanlık dinini sonradan kabul  
eden bir İran vatandaşı ile evlenmiştir. Ekim 2006 tarihinde başvurucu da  
Hristiyanlık dinini kabul etmiştir.  
10. Belirli olmayan bir tarihte BMMYK başvurucunun sığınma  
başvurusunu reddetmiştir.  
11. 22 Aralık 2006 tarihinde başvurucu ve eşi, sığınma başvurularını  
reddeden İçişleri Bakanlığı kararlarını tebellüğ etmişlerdir. İçişleri  
Bakanlığı, başvurucu ve eşinin mali durumlarını iyileştirmek amacıyla bir  
Avrupa ülkesine gitmek için Türkiye’deki geçici sığınma sistemini  
kullanma arzusunda oldukları kanaatindedir. Başvurucular ayrıca konuyla  
ilgili kararlara itiraz etme hakları olduğu hususunda bilgilendirilmişlerdir.  
12. 7 Kasım 2007 tarihinde başvurucu, sınır dışı edileceği hususunda  
bilgilendirilmiştir. Aynı gün Türkiye’den ayrılmasını kolaylaştırmak  
amacıyla 15 gün süreli oturma izni verilmiştir.  
13. 15 Kasım 2007 tarihinde başvurucu, Ankara İdare Mahkemesi’ne  
başvurmuş ve Mahkeme’den hakkında verilen sınır dışı edilme kararının  
iptali ile söz konusu sınır dışı edilme kararının yürütmesinin davanın sonuna  
kadar durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.  
14. 30 Kasım 2007 tarihinde ihtiyaç içerisinde bulunmadığı gerekçesi ile  
başvurucunun adli yardım talebi reddedilmiştir.  
15. 2 Ocak 2008 tarihinde Ankara 16. İdare Mahkemesi tarafından  
verilen karar uyarınca başvurucunun 30 gün içerisinde mahkemeye başvuru  
harçlarını ödemesine karar verilmiştir.  
16. Başvurucu, 18 Şubat 2008 tarihinde İstanbul İl Emniyet  
Müdürlüğü’ne bağlı olan Kumkapı Yabancılar Kabul ve Barınma  
Merkezi’ne yerleştirilmiştir.  
17. 2 Ocak 2008 tarihli karar, başvurucunun ikamet adresinde sakin  
olmaması nedeniyle kendisine tebliğ edilememiştir. İdare Mahkemesi, 29  
Şubat 2008 tarihinde başvurucu tarafından yeni adresi hususunda  
mahkemeye bilgi verilinceye kadar davanın durmasına karar vermiştir.  
18. 13 Mart 2008 tarihinde BMMYK, başvurucunun dosyasının yeniden  
açılmasına karar vermiştir.  
AHMADPOUR v. TURKEY JUDGMENT  
3
19. Kendisiyle görüşme yapıldıktan sonra, 10 Nisan 2008 tarihinde  
başvurucu BMMYK’nin yetkisi kapsamında mülteci olarak kabul edilmiştir.  
BMMYK, çocuklarının babaları tarafından cinsel ve fiziksel olarak taciz  
edildiği, kendisinin zorla cinsel ilişkiye zorlandığı, çocukları ve kendisini  
korumak amacıyla İran’dan kaçtığı hususundaki iddialarını inandırıcı  
bulmuştur. BMMYK raporunda ayrıca başvurucunun eyleminin İran hukuk  
mevzuatı uyarınca cezalandırılabilir bir eylem olduğunu belirtmiştir.  
BMMYK ayrıca başvurucunun sonradan Hristiyanlık dinini benimseyen bir  
kişi ile evlendiğini kendisinin de Hristiyanlık dinini kabul ettiğini, bir kız  
çocuğu doğurduğunu ve çocuğun vaftiz edilerek kendisine bir Hristiyan  
ismi verildiğini tespit etmiştir. Ayrıca başvurucu, Türkiye’de sığınma  
talebinde bulunan bir kişi olarak bilinmektedir. BMMYK, başvurucunun  
inancı, cinsiyeti ve siyasi düşüncesi dolayısıyla dayanağı olan bir zulme  
uğrama korkusu içerisinde olduğu sonucuna ulaşmış ve siyasi düşüncesi,  
belirli bir siyasal gruba mensubiyeti ve dini gerekçeleriyle başvurucuyu  
mülteci olarak tanımıştır.  
20. 23 Ocak 2009 tarihinde başvurucunun avukatı Ankara 16. İdare  
Mahkemesi’ne başvurarak yargılamanın görülmeye başlamasının sınır dışı  
edilme kararının yürütmesinin durdurulmasına karar verilmesi talebinde  
bulunmuştur.  
21. 12 Mart 2009 tarihinde ilk derece mahkemesi, AİHM’nin İçtüzük  
m.39 uyarınca verdiği geçici tedbir kararı ışığında başvurucunun kararın  
yürütmesinin durdurulması talebi hakkında bir karar verilmesinin gerekli  
olmadığına karar vermiştir.  
22. Dosyada bulunan bilgilere göre Ankara 16. İdare Mahkemesi  
önündeki yargılama halen derdesttir.  
B. Başvurucunun Kumkapı Yabancılar Kabul ve Barınma  
Merkezi’ne Yerleştirilmesi ve Konuyla ilgili Yargı Süreci  
23. Başvurucu, 18 Şubat 2008 tarihinde İstanbul’da bulunan Kumkapı  
Yabancılar Kabul ve Barınma Merkezi’ne yerleştirilmiştir.  
24. AİHM İçtüzük m.39 uyarınca ihtiyati tedbir kararını Hükümet’e  
bildirmesini müteakiben başvurucu, Kırklareli Yabancılar Kabul ve  
Barınma Merkezi’ne nakledilmiştir.  
25. 29 Ağustos 2008 tarihinde başvurucunun avukatı İçişleri  
Bakanlığı’na başvurarak müvekkili ve çocuklarının serbest bırakılmasını ve  
kendilerine oturma izni verilmesini talep etmiştir. Bu talebe ilişkin  
başvurucuya herhangi bir yanıt ulaşmamıştır.  
26. Belirli olmayan bir tarihte başvurucunun avukatı Ankara İdare  
Mahkemesi’nde bir dava açmıştır. Avukat, başvurucunun ve çocuklarının  
serbest bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Avukat ayrıca  
başvurucunun alıkonulmasına yönelik işlemin yürütmesinin durdurulmasına  
karar verilmesini talep etmiştir.  
4
AHMADPOUR v. TURKEY JUDGMENT  
27. Ankara 6. İdare Mahkemesi, 15 Nisan 2009 tarihli kararıyla  
başvurucu ve çocuklarının Kırklareli Yabancılar Kabul ve Barınma  
Merkezi’nde tutulması kararının yürütmesinin durdurulması istemini  
reddetmiştir.  
28. Ankara Bölge İdare Mahkemesi, başvurucunun 15 Nisan 2009 tarihli  
karara karşı yaptığı itirazı 17 Haziran 2009 tarihli kararı ile reddetmiştir.  
29. Dosyada bulunan bilgilere göre Ankara 6. İdare Mahkemesi  
önündeki yargılama hala derdesttir.  
30. İçişleri Bakanlığı, başvurucunun çocuklarının eğitimlerine devam  
edebilmelerine imkan tanımak amacıyla başvurucu ve çocuklarına 6 ay  
süreli bir oturma izni vermiştir. Sonrasında başvurucu ve çocukları serbest  
bırakılmışlardır. Oturma izinleri 7 Nisan 2010 tarihine kadar geçerlidir.  
Başvurucunun 25 Mayıs 2010 tarihli beyanlarına göre başvurucu, resmi  
makamlara başvurarak kendisinin ve çocuklarının oturma izinlerinin  
yenilenmesi talebinde bulunmuştur. Başvurucunun ilgili talebine ilişkin  
inceleme devam etmektedir.  
II. KONUYLA İLGİLİ İÇ HUKUK VE UYGULAMA  
31. Konuyla ilgili ulusal mevzuat ve uygulama, Abdolkhani ve  
Karimnia/Türkiye (B.No:30471/08, para. 29-44, AİHM 2009-... (Alıntılar)  
kararında bulunabilir.  
HUKUK  
I. SÖZLEŞME M.2 VE 3’ÜN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI  
32. Başvurucu, İran’a sınır dışı edilmesinin onu Sözleşme m.2 ve 3  
altında gerçek bir ölüm veya kötü muamele riskiyle karşı karşıya bırakacağı  
yakınmasında bulunmaktadır.  
33. Mahkeme, başvurucunun yakınmasının yalnızca Sözleşme m.3  
bakımından incelenmesinin daha uygun olacağını tespit etmektedir (bkz.  
Yukarıda atıfta bulunulan Abdolkhani ve Karimnia, para.62; NA./Birleşik  
Krallık, B. No:25904/07, para. 95, 17 Temmuz 2008 ve Said/Hollanda,  
B.No:2345/02, para.37, AİHM, 2005-VI).  
A. Kabuledilebilirlik  
34. Mahkeme başvurunun bu kısmının Sözleşme m.35/3 hükmü  
çerçevesinde açıkça dayanaktan yoksun olmadığını tespit etmektedir.  
AHMADPOUR v. TURKEY JUDGMENT  
5
Mahkeme ayrıca başvurunun başka herhangi bir gerekçe nedeniyle de  
kabuledilemez olmadığını belirtmektedir. Bu nedenle başvurunun  
kabuledilebilir ilan etmesi gerekmektedir.  
B. Esas  
35. Hükümet başvurucunun geçici sığınma talebinin ulusal makamlar  
tarafından incelendiğini ve anılı talebin başvurucunun İran’da zulme maruz  
kalacağına dair iyi temellendirilmiş bir korkusunun bulunmadığının tespit  
edilmiş olması nedeniyle reddedildiğini ileri sürmüştür.  
36. Başvurucu İran’a geri gönderilmesi durumunda, sonradan  
Hristiyanlığı kabul eden bir kişi ile İran makamları tarafından tanınmayan  
ve dolayısıyla da zina mahiyetinde olan bir evlilik yapmış olması, İran  
hukukunda ceza hukuku yaptırımına tabi bir suç olan çocuklarını İran dışına  
çıkarmış olması, kendisinin de sonradan Hristiyanlığı kabul etmiş olması  
nedeniyle gerçek bir ölüm veya kötü muamele riskiyle karşı karşıya  
kalacağını iddia etmiştir. Başvurucu bununla bağlantılı olarak BMMYK  
tarafından mülteci olarak kabul edilmiş olduğuna vurgu yapmıştır.  
37. Mahkeme, ilk olarak başvurucu ve çocuklarına, başvurucunun  
çocuklarının eğitimlerine devam etmelerine imkan tanımak ve resmi  
makamların onların oturma izinlerinin yenilenmesi talebini halihazırda  
incelenmesi amacıyla 7 Nisan 2010 tarihine kadar geçerli olacak şekilde  
oturma izni verilmiş olduğunu gözlemlemektedir. Mahkeme konuyla  
bağlantılı olarak sınır dışı ve iade bağlamlarında sığınma başvurusu veya  
derdest üçüncü bir ülkeye yerleştirilmelerinin söz konusu olduğu durumda  
ikamet izni verilen çok sayıda başvuru açısından kayıttan düşme kararı  
vermiş olduğunu yinelemektedir (bkz. Örneğin Carmen Emilia Rojas  
Arenas/Hollanda, kabul edilebilirlik hakkında karar, B.No: 1989/07, 6  
Eylül 2007 ve N.M./Türkiye (kabul edilebilirlik hakkında karar),  
B.No:42175/05, 17 Mart 2008). Başvurucu anılı başvurularda,  
başvurucuların sınır dışı edilme işlemine tabi tutulmamış olması nedeniyle  
konuyla ilgili zaman zarfında başvurucuların sınır dışı edilmeleri açısından  
pek yakın bir riskin veya iddia edilen Sözleşme m.3 riskinin somutlaşmamış  
olduğunu gözlemlemektedir. Hal böyle olmakla birlikte, görülmekte olan  
işbu davada oturma izinlerinin başvurucunun İran’da yüz yüze kalacağı  
iddia edilen risklere dair başvurucu iddialarının incelenmesini müteakiben  
veya incelenmesi sırasında verilmemiştir ve oturma izinleri kısa bir süre için  
geçerlidir. Bunun yanı sıra Hükümet bu oturma izinlerinin yenilenebilir  
olduğu hususunda herhangi bir açıklama sunmamıştır. Son olarak  
başvurucunun oturma izninin yenilenmesi talebi, resmi makamlarca  
incelenmektedir. Bu koşullar altında Mahkeme, her ne kadar başvurucu 7  
Nisan 2010 tarihine kadar Türkiye’de yasal olarak sakin olsa da,  
başvurucunun hala İran’a sınır dışı edilme riski altında olduğunu tespit  
6
AHMADPOUR v. TURKEY JUDGMENT  
etmektedir. Bu nedenle de Mahkeme şu anda başvurucunun menşei ülke  
olan İran’a sınır dışı edilecek olması durumunda Sözleşme m.3’e aykırı bir  
muamele riskine açık olup olmayacağını incelemek zorundadır.  
38. Mahkeme bununla bağlantılı olarak başvurucunun ilk geçici sığınma  
başvurusunun İçişleri Bakanlığı tarafından reddedildiğini gözlemlemektedir.  
Buna karşın dava dosyasında başvurucu ile gerçekte görüşme yapıldığını,  
ulusal makamların Sözleşme m.3’ü dikkate alarak başvurucunun talebini  
gerçekten de incelemiş olduğunu gösterir herhangi bir şey  
bulunmamaktadır. Başvurucunun ilk dilekçesine ilişkin ret kararının,  
BMMYK’nin sığınma başvurusuna ilişkin vermiş olduğu ret kararıyla  
uyumlu olduğu farz edilmiş olsa bile BMMYK, başvurucunun dosyasını  
yeniden açmış ve başvurucuyla sığınma başvurusunun arka planına dair bir  
görüşme gerçekleştirmişse de ulusal resmi makamlar, başvurucunun  
hakkında tesis edilmiş olan sınır dışı etme kararının iptali için açtığı  
davasının Ankara İdare Mahkemesi’nde derdest olduğu bir sırada  
başvurucunun İran’a sınır dışı edilmesini planlamışlardır. Mahkeme bu  
nedenle ulusal resmi makamların başvurucunun iddiasına ilişkin anlamlı bir  
inceleme yapmış olduğuna dair Hükümet savunması açısından ikna  
olmamıştır.  
39. BMMYK’nin başvurucu ile görüşme yaptığında başvurucunun  
korkularının inandırıcılığı ve ana vatanındaki koşullara ilişkin beyanının  
doğruluğunu sınama imkanına sahip olması nedeniyle Mahkeme, İran’a  
gönderilmesi durumunda karşı karşıya kalacağı riske dair başvurucunun  
iddiasına yönelik BMMYK’nin varmış olduğu sonuca gereken önemi  
vermek zorundadır (bkz. Jabari/Türkiye, B.No: 40035/98, para. 41, AİHM,  
2000-VIII; NA./Birleşik Krallık, yukarıda atıfta bulunulan, para.122 ve  
Abdolkhani ve Karimnia, yukarıda atıfta bulunulan, para. 82).  
40. BMMYK’nin değerlendirmesi ışığında Mahkeme, başvurucunun  
İran’a sınır dışı edilmesi durumunda başvurucunun Sözleşme m.3 tarafından  
korunan hakkının ihlal edilmesi riskinin olduğunun kabulüne dair esaslı  
gerekçeler bulunduğunu tespit etmektedir.  
41. Netice olarak Mahkeme, başvurucunun İran’a sınır dışı edilmesi  
halinde Sözleşme m.3’ün ihlal edileceği sonucuna ulaşmaktadır.  
II. İDDİA EDİLEN SÖZLEŞME M.5/1 İHLALİ  
42. Başvurucu Sözleşme m.5 altında hukuka aykırı olarak  
özgürlüğünden yoksun bırakıldığı hususunda yakınmada bulunmuştur.  
43. Mahkeme bu yakınmanın Sözleşme m.5/1 bakımından incelenmesi  
gerektiği kanaatindedir.  
AHMADPOUR v. TURKEY JUDGMENT  
7
A. Kabuledilebilirlik  
44. Mahkeme Sözleşme m.35/3 bağlamında başvurucunun bu kısmının  
açıkça temelsiz olmadığını tespit etmektedir. Mahkeme ayrıca yakınmanın  
başka herhangi bir gerekçeyle de kabuledilmez olmadığını tespit etmektedir.  
B. Esas  
45. Hükümet, başvurucunun tutuklanmadığını ve fakat Kırklareli  
Yabancılar Kabul ve Barınma Merkezi’nde barındırıldığını iddia etmiştir.  
Gözaltı veya tutuklama olarak tanımlanmayan başvurucunun bu merkeze  
yerleştirilmesinin nedeni sınır dışı edilme işlemleri derdest olan yabancıların  
yetkili makamlarca takip edilmesi ihtiyacıdır. Hükümet bu uygulamanın  
5683 sayılı Kanunun 23.maddesine dayandığını iddia etmiştir.  
46. Başvurucu 18 Şubat 2008 ile 7 Ekim 2009 tarihleri arasında  
Kırklareli Yabancılar Kabul ve Barınma Merkezi’nde alıkonulmasının, söz  
konusu alıkonulma işleminin iç hukukta dayanağı bulunmaması nedeniyle  
hukuka aykırı olduğunu iddia etmiştir.  
47. Mahkeme öncelikle, başvurunun Hükümete bildirilmesi aşamasında  
Hükümet’in başvurucunun Sözleşme m.5/1 altında ileri sürdüğü  
yakınmasıyla bağlantılı özel bir soruya cevap vermeye davet edilmemiş  
olduğunu gözlemlemektedir. Hal böyle olmakla birlikte Mahkeme,  
Hükümet’in başvurucunun bu başlık altındaki yakınmasına da yanıt vermiş  
olması nedeniyle, Hükümet’in yanıtlarını hazırlanma kapasitesinin olumsuz  
olarak etkilendiği veya tarafların menfaatine aykırı olarak adaletin  
selametine  
ilişkin  
gerekliliklerin  
zarar  
gördüğü  
iddiasında  
bulunulamayacağı kanaatindedir (bkz.Müslim / Türkiye, B.No: 53566/99,  
para. 57, 26 Nisan 2005). Bu nedenle de Mahkeme, davayı başvurucunun ve  
Hükümet’in beyanları ışığında Sözleşme m.5 altında inceleme yetkisine  
sahiptir.  
48. Mahkeme aynı mağduriyetleri Abdolkhani ve Karimnia (yukarıda  
atıfta bulunulan, para. 125-135) davasında da incelemiştir. Mahkeme, anılı  
davada başvurucuların Kırklareli Kabul ve Barınma Merkezi’ne  
yerleştirilmesinin bir özgürlükten yoksun bırakma mahiyetinde olduğunu  
tespit etmiş ve sınır dışı etme işlemi gerçekleştirilmesi amacına yönelik  
alıkonulmaya ve böylesi bir işlemin devamına karar verilmesi usulü ile bu  
tür bir alıkoymaya dair süre sınırları açısından açık mevzuat hükümlerinin  
bulunmayışı nedeniyle başvurucunun maruz kaldığı özgürlükten yoksun  
bırakmanın Sözleşme m.5’in amaçları çerçevesinde “yasal” olmadığı  
sonucuna ulaşmıştır.  
49. Mahkeme işbu davayı incelemiş ve yukarıda atıfta bulunulan  
Abdolkhani ve Karimnia davasındaki tespitlerinden ayrılmasını gerektirecek  
8
AHMADPOUR v. TURKEY JUDGMENT  
özel bir olgu tespit etmemiştir. Bu nedenlerle Sözleşme m.5/1 hükmü ihlal  
edilmiştir.  
III. SÖZLEŞME MADDE 41’İN UYGULANMASI  
50. Sözleşme m.41 hükmü şöyledir::  
“Eğer Mahkeme bu Sözleşme ve Protokoller n n  hlal ed ld ğ ne karar ver rse ve  
 lg l  Yüksek Sözleşmec  Taraf’ın  ç hukuku bu  hlal n sonuçlarını ancak kısmen  
ortadan kaldırabil yorsa, Mahkeme, gerekt ğ  takd rde, zarar gören taraf leh ne ad l b r  
tazm n ver lmes ne hükmeder.”  
51. Başvurucu İran’a sınır dışı edilmesinin engellenmesini, ayrıca  
Türkiye’deki geçici sığınma usulüne başvurmasının olanaklı hale  
getirilmesini, geçici sığınma talebinin incelenmesi süresi boyunca kendisine  
ikamet izni verilmesini, BMMYK’nin yeniden yerleştirme programı  
çerçevesinde Türkiye’den ayrılmasına izin verilmesi ile alıkonulması  
işlemine son verilmesi taleplerinde bulunmuştur.  
52. Hükümet Mahkeme’den başvurucunun tazminat talebinde  
bulunmamış olduğu gerekçesiyle bu başlık altında başvurucu lehine  
tazminata hükmedilmemesi talebinde bulunmuştur.  
53. Başvurucunun özgürlüğünden yoksun bırakma işlemine son  
verilmesi talebi açısından Mahkeme, başvurucunun halihazırda serbest  
bırakılmış olduğunu gözlemlemektedir. Mahkeme bu nedenle bu talep  
açısından herhangi bir hüküm tesis etmesinin gerekli olmadığı  
kanaatindedir. Başvurucunun Sözleşme m.41 altındaki diğer talepleri  
açısından Mahkeme, potansiyel bir Sözleşme m.3 ihlali tespit ettiğini  
belirtmektedir. Mahkeme, başvurucunun İran’a sınır dışı edilmesinin  
önlenmesinin işbu kararın doğal bir sonucu olacağı kanaatindedir. Bu  
nedenle de Mahkeme, bu talepler açısından herhangi bir hüküm tesis  
etmesinin gerekli olmadığı kanaatinde olup potansiyel bir Sözleşme m.3  
ihlali tespitinin yeterli adil karşılık oluşturduğu sonucuna ulaşmaktadır.  
BU NEDENLERLE MAHKEME OYBİRLİĞİ İLE  
1. Başvurunun kabuledilebilir olarak ilanına;  
2. Başvurucunun İran’a sınır dışı edilmesinin Sözleşme m.3’ü ihlal  
edeceğine;  
3. Sözleşme m.5/1’in ihlal edildiğine;  
4. Potansiyel bir Sözleşme m.3 ihlali tespitinin, başvurucu tarafından maruz  
kalınan manevi zarar açısından yeterli adil karşılık oluşturduğuna;  
AHMADPOUR v. TURKEY JUDGMENT  
9
İşbu karar İng l zce olarak yazılmış ve Mahkeme İçtüzüğü m.77/2 ve 3  
fıkraları uyarınca 15 Haziran 2010 tarihinde yazılı olarak tebl ğ ed lm şt r.  
Françoise Elens-Passos  
Yazıişleri Müdür Yardımcısı  
Françoise Tulkens  
Başkan