C:\Users\ab127026\Desktop\Internal_CS6_ECHR_Logo_Standard_Size.png 

 

 

 

 

 

 

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ

 

 

 

Kamil Tekin SÜREK-TÜRKİYE DAVASI (No:5)

 

(Başvuru no:26976/95, 28305/95 ve 28307/95)

 

DOSTANE ÇÖZÜM KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ

 

 

 

 

Davanın nedeni, Türk vatandaşı olan Kamil Tekin Sürek’in, "başvuran", 25 Mart 1995  tarihinde, İnsan Haklarını ve Temel Hakları Korumaya Dair Sözleşmenin "Sözleşme" eski 25. maddesi uyarınca, Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları Komisyonu’na "Komisyon", Sözleşme’nin 10 maddesinin ihlal edildiği iddiasıyla yaptığı başvurudur (Başvuru no: 26976/95, 28305/95 ve 28307/95). Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde “AİHM”, başvuran, İstanbul Barosu avukatlarından S. Mutlu tarafından temsil edilmektedir.

 

 

OLAYLAR

 

1957 doğumlu olan başvuran, İstanbul’da ikamet edip kendisi avukattır. 17 Temmuz 1993 tarihinde, “Haberde Yorumda Gerçek” isimli haftalık bir derginin başlıca hisse sahiplerinden biri olan başvuran, adı geçen derginin 16. sayısında “Temmuz sıcağı ve Sivas” adli bir makale yayınlamıştır.

 

Mezkur makalede, başvuran, Türk yetkililerin Kürt sorununa ilişkin nasıl bir politika izlediklerine dair bir eleştirisini yapmış ve Sivas olaylarına atıfta bulunmuştur.

 

18 Temmuz 1993 tarihinde, İstanbul Cumhuriyet Savcısının talebi üzerine İstanbul DGM adı geçen dergiyi toplatmıştır. 19 Temmuz 1994 tarihinde, başvuran, ayrımcılık propagandası yaptığı gerekçesiyle TMK’nın 8§§ 1 ve 2 fıkrarlarınca suçlu bulunarak yüz milyon TL para cezasına çarptırılmıştır.

 

16 Ocak 1995 tarihinde, Yargıtay birinci dereceli mahkemenin kararını onamıştır.

 

12 Haziran 1993 tarihinde, aynı derginin 12 sayısında, PKK’nın genel sekreteri ile sözcülerden birisiyle yapılan röportajlarda yer alan “Yalancı bahar bitti” ve “Bingöl olayları talihsizlik olmuştur” başlıklı makaleler yayınlanmıştır.

 

12 Haziran 1993 tarihinde, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, iddia edildiği üzere bölücü propaganda yaptığı gerekçesi ile derginin 12. sayısının tüm baskılarının toplatılmasına karar vermiştir.

 

5 Temmuz 1994 tarihinde, başvuran, TMK’nın 6§§ 2 ve 4 fıkrarlarınca suçlu bulunarak İstanbul DGM tarafından elli milyon TL para cezasına çarptırılmıştır.

 

21 Temmuz 1994 tarihinde, başvuran mezkur karara itirazda bulunmuştur. 30 Ocak 1995 tarihli karar ile Yargıtay birinci dereceli mahkemenin kararını onamıştır.

 

Aynı derginin 27. sayısında, TKP/ML’nin basın açıklaması olan “Genç Komünistler Hareketinin I. Kongresi yapıldı” ve “Diplomatik ve siyasal entrikalarla kukla Kürdistan devleti” başlıklı makaleler yayınlanmıştır.

 

27 Eylül 1992 tarihinde, İstanbul Cumhuriyet Savcısının talebi üzerine İstanbul DGM adı geçen dergiyi toplamıştır. 2 Eylül 1993 tarihinde, başvuran, ayrımcılık propagandası yaptığı gerekçesiyle TMK’nın 6§§ 2 ve 4 fıkrarlarınca suçlu bulunarak 249,999,999 TL para cezasına çarptırılmıştır.

 

11 Şubat 1994 tarihli karar ile suça göre para cezasını fazla bulan Yargıtay birinci dereceli mahkemesinin kararını bozmuştur.

14 Temmuz 1994 tarihinde, DGM, Yargıtay kararına uygun olarak başvuranın para cezasını 124,999,999 olarak tespit etmiştir.

 

13 Eylül 1994 tarihinde, başvuran tekrar temyize gitmiş ancak 25 Ocak 1995 tarihinde Yargıtay mezkur kararı onamıştır.

 

 

 

HUKUKA DAİR

 

 

11Şubat 2002 tarihinde, AİHM, Hükümet’ten aşağıdaki bildirimi almıştır:

 

“Türk Hükümeti’nin, 26976/95, 28305/95 ve 28307/95 no.’lu başvuruların dostane çözüme kavuşturulmak üzere Kamil Tekin Sürek’e ex gratia olarak 18,700 Euro tutarında ödeme yapmayı teklif ettiğini bildiririm. Her türlü maddi ve manevi zarar ile masrafı kapsayan bu miktar yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf olup başvuranın veya yetkili temsilcisinin adına açılacak banka hesabına Euro cinsinden yatırılacaktır.  Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 39.maddesi uyarınca kararın verildiği tarihten itibaren üç ay içerisinde ödenecektir. Bu ödeme davanın nihai kararını oluşturacaktır.

 

Hükümet, davanın Sözleşmenin 43.maddesi uyarınca Büyük Daireye götürülmesini talep etmeyeceğini de taahhüt eder.”

 

AİHM, 22 Nisan 2002 tarihinde de, başvuranların temsilcisinden Hükümet’in dostane çözüme ilişkin önerisini kabul ettiğine ve davayı Büyük Daire’ye götürmeyeceklerini taahhüt ettiklerine ilişkin bildirimini almıştır.

 

AİHM, tarafların üzerinde uzlaştıkları anlaşmayı dikkate almakta (Sözleşmenin 39. Maddesi) ve bu anlaşmanın, Sözleşme ve eki Protokollerde tanımlanan insan haklarına saygı ilkesine uygun olduğuna kanaat getirmektedir (Sözleşmenin 37§1 ve İçtüzüğün 62§3 Maddeleri).

 

 Dolayısıyla dava zabıtlardan düşürülmelidir.

 

 

BU SEBEPLERDEN DOLAYI AİHM, OYBİRLİĞİYLE

 

 

1.      Davanın, zabıtlardan düşürülmesine karar vermiş;

 

2.      ve tarafların davanın Büyük Daire’de tekrar görüşülmesini talep etmeyeceklerine ilişkin taahhütlerini dikkate almıştır.

 

İşbu karar, 16 Temmuz 2002 tarihinde, İçtüzüğün 77. maddesinin 2. ve 3. fıkralarına uygun bir biçimde Fransızca verilmiş ve yazılı olarak tebliğ edilmiştir.