AVRUPA ĠNSAN HAKLARI MAHKEMESĠ  
ĠKĠNCĠ BÖLÜM  
SAYGILI ve BİLGİÇ /TÜRKİYE DAVASI  
(Başvuru no. 33667/05)  
KARAR  
STRAZBURG  
20 Mayıs 2010  
NİHAİ  
20/08/2010  
İşbu karar nihaidir. Bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.  
__________________________________________________________________________________________  
© T.C. Adalet Bakanlığı, 2013. Bu gayriresmi çeviri, Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve DıĢ ĠliĢkiler Genel Müdürlüğü  
Ġnsan Hakları Daire BaĢkanlığı tarafından yapılmıĢ olup, Mahkeme‟yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak  
belirtilmiĢ olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koĢulu ile Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve DıĢ  
ĠliĢkiler Genel Müdürlüğü Ġnsan Hakları Daire BaĢkanlığına atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
SAYGILI ve BĠLGĠÇ/TÜRKĠYE KARARI  
1
Saygılı ve Bilgiç/Türkiye davasında,  
Başkan,  
Françoise Tulkens,  
Yargıçlar,  
Ireneu Cabral Barreto,  
Danutė Jočienė,  
András Sajó,  
Nona Tsotsoria,  
IĢıl KarakaĢ,  
Kristina Pardalos,  
ve Bölüm Yazı İşleri Müdürü Sally Dollé‟nin katılımıyla Daire halinde  
toplanan Avrupa Ġnsan Hakları Mahkemesi (Ġkinci Bölüm), 29 Nisan 2010  
tarihinde yapılan kapalı müzakereler sonrasında, aynı tarihte aĢağıdaki  
kararı vermiĢtir:  
USUL  
1. Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (33667/05 no‟lu)  
davanın temelinde, iki Türk vatandaĢı Fevzi SAYGILI ve Nizamettin  
Taylan BĠLGĠÇ‟in (“baĢvuranlar”) Avrupa Ġnsan Hakları Mahkemesi‟ne  
(“AĠHM” veya “Mahkeme”) 3 Nisan 2002 tarihinde, Ġnsan Hakları ve  
Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliĢkin SözleĢme‟nin (“SözleĢme”) 34.  
maddesi uyarınca yapmıĢ oldukları baĢvuru bulunmaktadır.  
2. BaĢvuranlar Mahkeme önünde, Ġstanbul‟da görev yapan avukat Kamil  
Tekin Sürek tarafından temsil edilmiĢlerdir. Türk Hükümeti ise  
(“Hükümet”) kendi görevlisi tarafından temsil edilmiĢtir.  
3. BaĢvuranlar bilhassa, gazetelerine 30 gün boyunca el konulmasının  
SözleĢme‟nin 10. maddesine aykırı olduğunu iddia etmiĢlerdir.  
4. Ġkinci Bölüm BaĢkanı, 22 Kasım 2005 tarihinde, baĢvurunun  
Hükümet‟e bildirilmesi gerektiğine karar vermiĢtir. Ayrıca, baĢvurunun  
2
SAYGILI ve BĠLGĠÇ/TÜRKĠYE KARARI  
kabul edilebilirliği ve esası hakkında aynı anda karar verilmesine karar  
verilmiĢtir (29. maddenin 3. fıkrası).  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOġULLARI  
5. BaĢvuranlar sırasıyla 1966 ve 1972 doğumlu olup, Ġstanbul‟da ikamet  
etmektedirler. Saygılı (“birinci baĢvuran”) günlük gazete Günlük  
Evrensel‟in sahibi olup, Bilgiç (“ikinci baĢvuran”) ise bu gazetenin yazı  
iĢleri müdürüdür. Birinci baĢvuran 22 Temmuz 2001 tarihine kadar Yeni  
Evrensel adında baĢka bir gazetenin sahibiydi.  
6. Ġstanbul 1 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi 23 Kasım 2000  
tarihinde Yeni Evrensel’in yazı iĢleri müdürü Bülent Falakaoğlu‟nu, söz  
konusu gazetede yayımlanan belirli makalelerden dolayı Türk Ceza  
Kanunu‟nun 312. maddesinin 2. fıkrasında tanımlanan suçtan mahkûm  
etmiĢtir. Mahkûmiyet, Yeni Evrensel aleyhine belirli tedbirlerin alınmasını  
gerektirmiĢtir. Mahkeme, söz konusu tarihte yürürlükte olan Basın  
Kanunu‟nun 2. ek maddesinin 1. fıkrası uyarınca (5680 sayılı kanun),  
gazetenin yayımlanmasının bir aylığına durdurulmasına karar vermiĢtir.  
7. BaĢvuranlar, kapatma kararı henüz uygulanmamıĢken, 18 Haziran  
2001 tarihinde Ġstanbul Valiliğine Günlük Evrensel adında bir gazete  
çıkarmayı planladıklarını bildirmiĢlerdir.  
8. Saygılı, 22 Temmuz 2001 tarihinde, Yeni Evrensel‟in yayımlanmasını  
durdurmuĢtur. Saygılı, ertesi gün yeni yazı iĢleri müdürü Bilgiç ve yeni köĢe  
yazarları ekibiyle birlikte Günlük Evrensel‟i kurmuĢtur.  
9. Polis memurları kapatma emrini yerine getirmek üzere 8 Eylül 2001  
tarihinde baĢvuranların basımevine gitmiĢtir. Memurlar, baĢvuranların Yeni  
Evrensel‟i çıkarmayı durdurduğunu ve Günlük Evrensel‟i çıkarmaya  
baĢladıklarını tespit etmiĢlerdir.  
Memurlar, Zeytinburnu Cumhuriyet  
savcısını haberdar etmiĢ ve bunun üzerine savcı Günlük Evrensel„in Yeni  
Evrensel‟in devamı olduğu kararına varmıĢtır.  
SAYGILI ve BĠLGĠÇ/TÜRKĠYE KARARI  
3
10. Cumhuriyet savcısı 13 Eylül 2001 tarihinde el koyma kararı verilmesi  
istemiyle Zeytinburnu Sulh Ceza Mahkemesi‟ne baĢvurmuĢtur. Mahkeme  
Günlük Evrensel‟in son iki baskısına iliĢkin el koyma kararı vermiĢtir.  
11. BaĢvuranlar aynı gün, Günlük Evrensel‟in Yeni Evrensel‟in devamı  
olmadığını ileri sürerek, üst derece mahkemesi olan Zeytinburnu Asliye  
Ceza Mahkemesi‟ne itirazda bulunmuĢtur. Mahkeme, baĢvuranların  
iddialarından ikna olmadığından dolayı, “Günlük Evrensel‟in Yeni  
Evrensel‟in devamı olduğunun tespit edildiği” doğrultusundaki beyanın  
dıĢında herhangi bir gerekçe ileri sürmeksizin baĢvuruyu reddetmiĢtir.  
12. Takip eden 20 gün boyunca aynı olaylar silsilesi meydana gelmiĢtir;  
savcı en son baskı için el koyma kararı verilmesini talep etmiĢ, Sulh Ceza  
Mahkemesi kararı vermiĢ ve baĢvuranlar söz konusu kararlara, verdiği  
kararlarının her birinde yukarıda belirtilen sonucu yineleyen Zeytinburnu  
Mahkemesi önünde birçok kez itiraz etmiĢtir. BaĢvuranlar itirazlarında  
Zeytinburnu Mahkemesi‟nin, Günlük Evrensel‟in ilk kez 23 Temmuz 2001  
tarihinde yayımlandığı, Yeni Evrensel‟in resmi olarak 8 Eylül 2001 tarihine  
kadar kapatılmadığı ve Yeni Evrensel‟in devamı olmasının mümkün  
olmadığı yönünde dikkatini çekmiĢtir. Ayrıca, Günlük Evrensel‟in Yeni  
Evrensel‟inkinden farklı bir yazı iĢleri ekibi bulunmaktaydı. BaĢvuranlar  
ayrıca, diğerlerinin yanı sıra, el koyma kararlarının yeterli gerekçelere  
dayandırılmadığını ileri sürerek Günlük Evrensel‟e el konulması  
kararlarının SözleĢme‟nin 6 ve 10. maddelerine aykırı olduğunu iddia  
etmiĢlerdir.  
13. BaĢvuranlar 25 Eylül 2001 tarihinde Adalet Bakanlığı‟na yazı  
yazarak, el koyma kararlarına karĢı yazılı bir emrin düzenlenmesini talep  
etmiĢlerdir. BaĢvuranlar SözleĢme‟nin 6 ve 10. maddeleri kapsamındaki  
iddialarını yinelemiĢlerdir.  
14. Bu arada Zeytinburnu Cumhuriyet Savcısı, baĢvuranların devam  
niteliğinde bir gazete çıkarmak suretiyle kapatma kararını ihlal ettikleri  
gerekçesiyle baĢvuranlar hakkında yasal iĢlem baĢlatmıĢtır. Suçlamalar  
Zeytinburnu Asliye Ceza Mahkemesi tarafından birleĢtirilmiĢ ve  
incelenmiĢtir. Mahkeme, söz konusu iki gazetenin bağlantılı olmadığını  
saptayarak, 26 Aralık 2001 tarihinde baĢvuranların beraatine karar vermiĢtir.  
4
SAYGILI ve BĠLGĠÇ/TÜRKĠYE KARARI  
Mahkeme ayrıca, söz konusu tarihte zaten uygulanmıĢ olan el koyma  
kararlarını iptal etmiĢtir.  
II. ĠLGĠLĠ ĠÇ HUKUK  
15. Basın Kanunu‟nun 2. Ek maddesi:  
“Basın yolu ile iĢlenen [Türk Ceza Kanunu‟nun 312. maddesinin 2. fıkrasında yazılı]  
suçlarla milli güvenliğe ve genel ahlâka aykırı davranıĢlardan mahkûmiyet hallerinde, suç  
teĢkil eden yazının yayınlandığı mevkutenin üç günden bir aya kadar kapatılmasına da  
mahkemece karar verilebilir.  
.
Kapatılan mevkutenin açıkça devamı niteliğini taĢıyan her türlü yayın yasaktır. Bunlar sulh  
ceza hâkiminin kararıyla toplatılır.”  
HUKUKĠ DEĞERLENDĠRME  
I. SÖZLEġME‟NĠN 10. MADDESĠNĠN ĠHLAL EDĠLDĠĞĠ ĠDDĠASI  
HAKKINDA  
16. BaĢvuranlar otuz günlük bir süre boyunca Günlük Evrensel‟e el  
konulması suretiyle, SözleĢme‟nin 10. maddesi ile korunan ifade özgürlüğü  
haklarının ihlal edildiğinden Ģikâyetçi olmuĢlardır. 10. maddenin ilgili  
kısımları aĢağıdaki gibidir:  
“1. Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının  
müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber  
ve görüĢ alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar…  
2. Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu özgürlüklerin kullanılması, yasayla  
öngörülen ve demokratik bir toplumda … kamu düzeninin sağlanması ve suç  
iĢlenmesinin önlenmesi için gerekli olan bazı formaliteler, koĢullar, sınırlamalar veya  
yaptırımlara tabi tutulabilir….”  
17. Hükümet bu iddiaya itiraz etmiĢtir.  
SAYGILI ve BĠLGĠÇ/TÜRKĠYE KARARI  
5
A. Kabul Edilebilirlik Hakkında  
18. Hükümet, baĢvuranların iç hukuk yollarını tüketmemelerinden  
dolayı Ģikâyetin kabul edilemez olduğunu iddia etmiĢtir. Hükümet,  
baĢvuranların yerel yargılamalar boyunca ifade özgürlüğü haklarına  
dayanmadıkları veya bu hakka iliĢkin herhangi bir iddiada bulunmadıkları  
görüĢüne varmıĢtır. Ayrıca baĢvuranlar, el koyma kararlarına karĢı sadece  
bir kez itirazda bulunmuĢ ve bu itiraz 19 Eylül 2001 tarihinde sunulmuĢtur.  
Son olarak, baĢvuranlar gazetelerine el konulmasından kaynaklanan zarara  
karĢılık tazminat talep etmek üzere ilgili idareye dava açmamıĢlardır.  
19. BaĢvuranlar, verilen yargı kararlarının idari eylemler olmadığını ve  
yargı kararına karĢı Ġdare Mahkemeleri önünde dava açma imkanı  
bulunmadığını ileri sürmüĢlerdir.  
20. Hükümet‟in baĢvuranların otuz günlük el koyma kararlarına karĢı  
sadece bir kez itirazda bulunduklarına ve iç hukuk düzeyinde SözleĢme  
haklarına dayanmadıklarına iliĢkin iddialarına gelince Mahkeme,  
baĢvuranlar tarafından kendisine sunulan belgelere göre ki bu belgelerin  
nüshaları Hükümet‟e baĢvurunun tebliğ edildiği esnada iletilmiĢtir,  
baĢvuranların el koyma kararlarına karĢı en az 16 kez itirazda  
bulunduklarını ve SözleĢme‟nin 6 ve 10. maddelerine dayandıklarını  
gözlemlemektedir. Bunun yanı sıra, baĢvuranlar ayrıca Adalet  
Bakanlığı‟ndan el koyma kararlarının iptal edilmesi için bir yazılı emir  
düzenlemelerini talep etmiĢ ve bir kez daha SözleĢme haklarına atıfta  
bulunmuĢlardır.  
21. Hükümet‟in baĢvuranların idare mahkemeleri önünde dava  
açmadıklarına yaptığı atıfa iliĢkin olarak, baĢvurunun tebliğ edildiği tarihte  
Hükümet‟ten el koyma kararlarının verilmesinde yapılan adli hatanın  
sebebiyet verdiği zarar için baĢvuranların tazminat talep etmelerine imkân  
veren etkili bir hukuk yolunun bulunup bulunmadığını açıklığa  
kavuĢturmasının talep edildiği dikkate alınmalıdır. Hükümet cevaben,  
baĢvuranların idare mahkemelerine baĢvurarak tazminat talep  
edebileceklerini belirtmiĢtir.  
6
SAYGILI ve BĠLGĠÇ/TÜRKĠYE KARARI  
22. Mahkeme ilk olarak, Hükümet‟in atıfta bulunduğu hukuk yolunun,  
idari makamların eylemlerinin veya ihmallerinin sebebiyet verdiği zarara  
iliĢkin olduğunu gözlemlemektedir. Hükümet gerçekten de, idari usulün  
genel yöntemlerine atıfta bulunmanın ötesinde, benzer durumlarda ceza  
mahkemeleri tarafından yapılan hataların sonucunda kiĢilerin uğradığı  
zarara karĢılık tazminata hükmedildiği herhangi bir yerel mahkeme kararını  
Mahkeme‟ye sunmamıĢtır.  
23. Mahkeme yukarıdaki hususlar ıĢığında, Hükümet‟in Ģikâyetin kabul  
edilebilirliğine iliĢkin itirazlarını reddeder. Mahkeme bu Ģikâyetin  
SözleĢme‟nin 35. maddesinin 3. fıkrasının anlamı dâhilinde açıkça  
dayanaktan yoksun olmadığını kaydetmektedir. Mahkeme ayrıca Ģikâyetin  
baĢka  
herhangi  
bir  
gerekçeyle  
kabul  
edilemez  
olarak  
nitelendirilemeyeceğini belirtmektedir. Dolayısıyla Ģikâyetin kabul edilebilir  
olduğu beyan edilmelidir.  
B. Esas Hakkında  
24. BaĢvuranlar, gazetelerine 30 günlüğüne el konulması nedeniyle ifade  
özgürlüğü haklarının ihlal edildiğinden Ģikâyet etmiĢlerdir. BaĢvuranlar, el  
koyma kararlarına itirazlarının yeterince incelenmediğini ve itirazlarının  
reddedilmesine iliĢkin kararların yeterli gerekçelere dayandırılmadığını ileri  
sürmüĢlerdir.  
25. Hükümet, el koyma kararlarının SözleĢme‟nin 10. maddesi uyarınca  
baĢvuranların haklarına bir müdahale teĢkil ettiğinin değerlendirilemeyeceği  
kanaatine varmıĢtır. Her halükarda, bu tür bir müdahalenin gerçekleĢtiği  
varsayılsa dahi, söz konusu müdahale yasayla öngörülmüĢ olup,  
SözleĢme‟nin 10. maddesinin 2. fıkrası çerçevesinde haklı olmuĢtur.  
26. Hükümet‟in herhangi bir müdahalenin varlığına iliĢkin iddialarına  
gelince Mahkeme, önceki davalarda Hükümet‟in benzer iddialarını  
halihazırda incelediğini ve reddettiğini belirtmektedir (Bk. en son, Ürper ve  
Diğerleri/Türkiye, no. 14526/07, 14747/07, 15022/07, 15737/07, 36137/07,  
47245/07, 50371/07, 50372/07 ve 54637/07, § 18, 20 Ekim 2009 ve bu  
kararda anılan davalar). Mahkeme, somut davada içtihadından sapmasını  
gerektirecek herhangi bir özel koĢul görmemektedir. Mahkeme,  
SAYGILI ve BĠLGĠÇ/TÜRKĠYE KARARI  
7
baĢvuranların Günlük Evrensel‟in yazı iĢleri müdürü ve sahibi olduğunu  
gözlemlemekte ve el koyma kararlarının baĢvuranların fikir yayma  
özgürlüğü haklarından yararlanmalarını doğrudan etkilediği hususunda  
hiçbir Ģüphe olmadığını değerlendirmektedir.  
27. Mahkeme, Basın Kanunu‟nun (Bk. yukarıda “Ġç Hukuk”) 2. Ek  
maddesi uyarınca söz konusu müdahalenin yasayla öngörüldüğü ve meĢru  
bir amacı, yani SözleĢme‟nin 10. maddesinin 2. fıkrasının amaçları  
doğrultusunda suçun önlenmesini gözettiği hususunda ihtilaf bulunmadığını  
kaydetmektedir. Mevcut davada asıl mesele, müdahalenin “demokratik bir  
toplumda gerekli” olup olmadığıdır.  
28. Mahkeme, SözleĢme‟nin 10. maddesine iliĢkin kararlarında ortaya  
konulan temel ilkeleri vurgulamaktadır (Bilhassa bk. Şener/Türkiye,  
no. 26680/95, §§ 39-43, 18 Temmuz 2000; Fressoz ve Roire/Fransa [BD],  
no. 29183/95, § 45, AĠHM 1999-I; Lingens/Avusturya, 8 Temmuz 1986, §§  
41-42, A Serisi no. 103; ve Erdoğdu/Türkiye, no. 25723/94, §§ 51-53,  
AĠHM 2000-VI). Mahkeme mevcut davayı söz konusu ilkelerin ıĢığında  
inceleyecektir.  
29. Mahkeme ilk olarak, baĢvuranların SözleĢme'nin 10. maddesi  
kapsamındaki haklarına yapılan müdahalenin baĢka bir gazete, yani Yeni  
Evrensel hakkındaki kapatma kararından kaynaklanması bakımından,  
mevcut davanın olağandıĢı olduğunu vurgulamaktadır (Bk. yukarıda 6.  
paragraf). Söz konusu kapatma kararı ve Yeni Evrensel'in yazı iĢleri  
müdürünün mahkûmiyeti Mahkeme tarafından hâlihazırda incelenmiĢ ve  
baĢvuranın mahkûmiyetinin SözleĢme'nin 10. maddesine aykırı olduğuna  
karar verilmiĢtir (Bk. Falakaoğlu/Türkiye, no. 77365/01, §§30-37, 26 Nisan  
2005). Bu nedenle Yeni Evrensel'de yayımlanan ihtilaf konusu makalelerin  
Mahkeme tarafından incelenmesine gerek yoktur. Mevcut davada  
Mahkeme'nin saptaması gereken, somut davada Günlük Evrensel'e el koyma  
kararlarını gerekçelendirmek üzere ulusal makamlar tarafından ileri sürülen  
nedenlerin "ilgili ve yeterli" olup olmadığı (Bk. yukarıda anılan Erdoğdu, §  
60) ve müdahaleye duyulan "ihtiyacın" ikna edici bir Ģekilde ispatlanıp  
ispatlanmadığıdır (aynı karar, § 53).  
8
SAYGILI ve BĠLGĠÇ/TÜRKĠYE KARARI  
30. Günlük Evrensel, Yeni Evrensel'in devamı olduğu gerekçesiyle 30  
günlük bir süre boyunca kapatılmıĢtır. Yerel mahkemelerin Günlük  
Evrensel'in Yeni Evrensel'le bağlantılı olmadığını sonradan farketmeleri ve  
el koyma kararlarını iptal etmeleri, gazete 30 günlük bir süre boyunca  
dağıtılmadığından, geç atılmıĢ bir adım olmuĢtur.  
31. Yukarıda izah edildiği üzere, baĢvuranlar pek çok kez yerel  
mahkemelerin dikkatini yapılan hataya çekmiĢ ve yerel mahkemelerin  
gazeteye el koyma kararlarının yeterli gerekçelere dayandırılmamasından  
ötürü gazeteye el konulmasına devam edilmesinin SözleĢme'nin,  
diğerlerinin yanı sıra, 10. maddesine aykırı olduğunu ileri sürmüĢlerdir (Bk.  
yukarıda 12. paragraf). BaĢvuranların itirazlarının reddine karar verirken  
yerel mahkemeler her seferinde "Günlük Evrensel'in Yeni Evrensel'in  
devamı olduğunun tespit edildiği" doğrultusundaki kalıplaĢmıĢ kararını  
yinelemiĢtir. Söz konusu mahkemelerin bir gazetenin resmi olarak  
kapatıldığı tarihte 48 gündür yayımlanmakta olan diğer bir gazeteyi tam  
olarak neden ve nasıl kapatılan gazetenin devamı olarak  
değerlendirdiklerine iliĢkin herhangi bir gerekçe ileri sürülmemiĢtir.  
32. Mahkeme bu bilgiler ıĢığında, yerel mahkemelerin ikna edici  
gerekçeleri bulunmamasından ötürü, baĢvuranların ifade özgürlüğü  
haklarına yapılan müdahalenin haklı olduğuna karar vermenin mümkün  
olmadığını değerlendirmektedir.  
33. Mahkeme yukarıdaki değerlendirmeleri dikkate alarak, gazeteye el  
konulmasının "demokratik bir toplumda gerekli" olmadığı kararına  
varmıĢtır.  
Dolayısıyla, SözleĢme'nin 10. maddesi ihlal edilmiĢtir.  
II. SÖZLEġME‟NĠN 6. MADDESĠNĠN ĠHLAL EDĠLDĠĞĠ ĠDDĠASI  
HAKKINDA  
34. BaĢvuranlar SözleĢme'nin 6. maddesi uyarınca, gazeteye el  
konulmasına iliĢkin adil bir yargılama yapılmadığından aĢağıdaki  
gerekçeleri ileri sürerek Ģikâyetçi olmuĢardır.  
(i) Sulh ceza mahkemeleri baĢvuranların savunma beyanlarına  
baĢvurmamıĢtır;  
SAYGILI ve BĠLGĠÇ/TÜRKĠYE KARARI  
9
(ii) Asliye Ceza Mahkemesi baĢvuranların itirazlarını gözardı etmiĢtir;  
(iii) Mahkemeler çeliĢkili kararlar vermiĢtir ve son olarak  
(iv) Adalet Bakanı'nın ve Bakan MüĢaviri'nin, yedi üyesinden ikisini  
oluĢturduğu Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu'nun denetimine tabi  
olmalarından dolayı Türk ceza mahkemeleri bağımsız ve tarafsız  
değildir.  
35. Hükümet bu Ģikâyetlere itiraz etmiĢtir.  
36. Mahkeme söz konusu Ģikâyetlerin kabul edilebilir olarak  
nitelendirilebileceğini değerlendirmektedir. Ancak Mahkeme, davanın  
koĢullarını ve yukarıda belirtilen SözleĢme‟nin 10. maddesi ihlali tespitini  
(Bk. 34. paragraf) dikkate alarak, somut baĢvuruda gündeme getirilen esas  
hukuki sorunun incelendiği kanaatindedir. Dolayısıyla Mahkeme, söz  
konusu Ģikâyetlere iliĢkin ayrı bir karar verilmesine gerek olmadığı  
sonucuna ulaĢmıĢtır (Bk. bu davaya uygulanabildiği ölçüde, Demirel ve  
Diğerleri/Türkiye, no. 75512/01, § 27, 24 Temmuz 2007 ve yukarıda anılan  
Ürper ve Diğerleri, § 49).  
III. SÖZLEġME‟NĠN 41. MADDESĠNĠN UYGULANMASI  
37. SözleĢme‟nin 41. maddesi Ģu Ģekildedir:  
“Eğer Mahkeme bu SözleĢme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve  
ilgili Yüksek SözleĢmeci Taraf‟ın iç hukuku bu ihlalin sonuçlarını ancak kısmen  
ortadan kaldırabiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören taraf lehine adil bir  
tazmin verilmesine hükmeder.”  
A. Tazminat  
38. BaĢvuranlar maddi tazminat olarak 30,000 avro (EUR) ve manevi  
tazminat olarak 3,000 avro (EUR) talep etmiĢlerdir.  
39. Hükümet, baĢvuranların taleplerini destekleyen herhangi bir belge  
ibraz etmediği gerekçesiyle Mahkeme‟yi maddi tazminata hükmetmemeye  
davet etmiĢtir. Hükümet ayrıca, manevi tazminat için talep edilen miktarın  
aĢırı olduğunu ve dolayısıyla kabul edilemez olduğunu değerlendirmiĢtir.  
10  
SAYGILI ve BĠLGĠÇ/TÜRKĠYE KARARI  
40. Mahkeme, baĢvuranların gazetelerine el konulmasından kaynaklanan  
zararın Mahkeme tarafından değerlendirilmesine ve hesaplanmasına imkan  
veren herhangi bir belge ibraz etmediklerini gözlemlemektedir; dolayısıyla  
Mahkeme bu talebi reddeder. Ancak Mahkeme hakkaniyet temelinde,  
baĢvuranlara müĢterek olarak 9,000 avro (EUR) tutarında manevi tazminat  
ödenmesine hükmeder.  
B. Masraflar ve Giderler  
41. BaĢvuranlar ayrıca masraflar, giderler ve avukatlık ücreti için 2,000  
avro (EUR) talep etmiĢtir.  
42. Hükümet, talebin yeterli delillerle ispatlanmadığını ileri sürerek  
talebe itiraz etmiĢtir.  
43. Mahkeme‟nin içtihadına göre, baĢvuranın masraf ve giderlerini geri  
alabilmesi için, söz konusu masraf ve harcamaların fiilen ve gerekli olduğu  
için yapılmıĢ olduğunun belgelenmesi ve makul miktarda olması  
gerekmektedir. Mevcut davada baĢvuranlar, geri ödenmesini talep ettikleri  
masrafların fiilen yapıldığını yeterli delillerle ispatlamamıĢlardır.  
BaĢvuranlar bilhassa fatura, makbuz, sözleĢme, ücret anlaĢması veya  
avukatlarının baĢvuranların davasına harcadığı saatlerin dökümü gibi  
delillere dayalı belgeler ibraz etmemiĢlerdir. Dolayısıyla Mahkeme, bu  
baĢlık altında herhangi bir tazminata hükmetmemiĢtir.  
C. Gecikme Faizi  
44. Mahkeme, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası'nın kısa  
vadeli kredilere uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle  
elde edilecek oranın uygun olduğunu değerlendirmektedir.  
BU GEREKÇELERLE MAHKEME, OYBĠRLĠĞĠYLE;  
1. BaĢvurunun kabul edilebilir olduğunu beyan etmiştir;  
2. SözleĢme‟nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;  
SAYGILI ve BĠLGĠÇ/TÜRKĠYE KARARI  
11  
3. ġikâyetleri SözleĢme‟nin 6. maddesi kapsamında incelemeye gerek  
olmadığına;  
4. (a) Manevi tazminata karĢılık davalı devlet tarafından baĢvuranlara  
müĢterek olarak, miktara yansıtılabilecek her tür vergiden muaf olmak  
üzere, SözleĢme‟nin 44. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, kararın  
kesinleĢtiği tarihten itibaren üç ay içerisinde, ödeme tarihindeki döviz  
kuru üzerinden davalı devletin ulusal para birimine çevrilmek üzere  
9,000 avro (EUR) (dokuz bin avro) ödenmesine;  
(b) Yukarıda bahsi geçen üç aylık sürenin bittiği tarihten itibaren,  
ödeme gününe kadar, Avrupa Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredilere  
uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek  
oranda, yukarıda bahsedilen meblağlara basit faiz uygulanmasına karar  
vemiştir.  
5. BaĢvuranların adli tazmin taleplerinin geri kalanını reddetmiştir.  
ĠĢbu karar Ġngilizce dilinde tanzim edilmiĢ ve Mahkeme Ġçtüzüğünün 77.  
maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca 20 Mayıs 2010 tarihinde yazılı olarak  
tebliğ edilmiĢtir.  
Sally Dollé  
Françoise Tulkens  
BaĢkan  
Bölüm Yazı ĠĢleri Müdürü