Dolayısıyla, hâlihazırda “usuli kazanılmış hakları” teşkil eden 3, 8 ve 12 no’lu iddialara
ilişkin hükümleri yerine getirmek için idarenin, sözkonusu hükümlerin nihai hale gelmesini
beklemesine gerek olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır (mutatis mutandis, diğerleri arasından,
Amat-G Ltd ve Mebaghishvili ve Hornsby-Yunanistan, 19 Mart 1997).
Bu bağlamda AİHM’ye göre, idareyi cebri icraya karşı koruyan (Dimitros Georgiadis; Yunan
Rafineleri Stran ve Stratis Andreadis) veya Yargıtay tarafından onanmış yargı kararlarına
itiraz edecek istisnai koşullar öngören iç hukukun çeşitli veçheleri Devletin başvuran tarafa
yönelik yükümlülüklerini yerine getirmekte gösterdiği yavaşlığı mazur göstermeye yetmez.
Kaldı ki, devlet olmanın kendisine bahşettiği imtiyazlar dikkate alındığında, İdare yeniden
dava açmak için gerekli imkânlara sahipti. AİHM, ayrıca, konuya ilişkin Türk hukukunun,
Devletin “icralarını geciktirmeksizin” hukuki kararların gereğini yerine getirmesi ve “kamu
hukukunun hükümlerine” göre “kendi rızasıyla” borcunu ödemesi fikrine dayandığını
belirtmektedir (Kanioğlu ve diğerleri).
AİHM, nihai olarak yukarıda dile getirilen durumun yalnızca Hükümetin işine yaradığını
tespit etmektedir. AİHM’nin daha önce vurguladığı üzere, alacaklarla ilgili düzenlemenin
gecikmeli yapılması ödemenin uygun niteliğini hatırı sayılır ölçüde azaltmış ve öngörülen
ödeme şeklinin -paranın Türkiye’de değer kaybetmesi- gibi ekonomik unsurları göz ardı
etmesi başvuranı belirsizlikte bırakmış ve maddi kaybının artmasına neden olmuştur (Bkz.
mutatis mutandis, Zacharakis-Yunanistan no:17305/02, 44076/98, 22 Nisan 2004 ve sözü
edilen Akkuş kararı; Stran ve Stratis Andreadis Yunan rafinerileri).
AİHM bu bağlamda, bir tazminatın ödenmesinde değerini azaltabilecek unsurların dikkate
alınmaması durumunda tazminatın uygun niteliğinin zarar göreceğini daha önce açıkladığını
hatırlatır (Bkz. sözü edilen Eko-Elda AVEE’de yer alan referanslar). Elbette 1 no’lu Ek
Protokol’ün 1. maddesi Sözleşmeci Devletlere enflasyonun olumsuz etkilerini telafi edecek,
alacakların ve aktiflerin değerini koruyacak şekilde önlemler alma yükümlülüğünü
getirmemektedir. Ancak, bu başvuru özel bir dikkati hak etmektedir çünkü başvuran verilen
kararın nihai hükümlerinden verildikleri anda yararlanamadığı ve alacaklarını tahsil
edebilmek için ki ödeme anında olması gereken değerin %1’ine ancak ulaşıyordu, mazur
gösterilemeyecek beş ila yedi yıllık gecikmeye maruz kaldığı için söz konusu alacakların
19