ve de baĢvuranın suçluluğu hakkında görüĢ bildirmek AĠHM'in görevi değildir. Davanın ve kanıt
belgelerinin elde ediliĢ Ģeklinin, bütün olarak adil olup olmadığını incelemek gerekir. Bu da
sözkonusu "yasa diĢiliğin" incelenmesini ve AĠHS tarafından korunan baĢka bir hakkın ihlal
edilmesinin sözkonusu olduğu durumlarda bu ihlalin niteliğinin incelenmesini içermektedir
(Khan-Ġngiltere, 35394/97 no Tu karar). Bir sanık aleyhindeki tek kanıt, ilgilinin bağımsız bir
hukuki görüĢten yararlanamadığı koĢullarda elde edildiği zaman ve sanık daha soma bu kanıtın
değerini inkâr ettiği zaman, ÂĠHS'nin 6 § 1 maddesinde bulunan davanın hakkaniyeti garantisi,
kanıtın geçerli olup olmadığının ve davada bu kanıtın dikkate alınıp alınmayacağının
incelenmesine olanak tanıyacak bir davanın gerçekleĢtirilmesini Ģart koĢmaktadır (G.-Ġngiltere,
9370/81 no'lu, Komisyonun 13 Ekim 1983 tarihli kararı).
Davada, AĠHM, kendi içtihadının klasik manası uyarınca, adı geçen Schenk davasındaki
sonuçtan çıkarıldığı Ģekliyle "yasadıĢı" yoldan toplanmıĢ bir kamt olmadığını tespit etmektedir.
Zaten AĠHM, Hükümetin bu yöndeki iddialarını paylaĢmamaktadır. Aslında, mevcut davada,
yukarıda tespit edildiği gibi bir kısmı ÂĠHS'nin 3. maddesine zıt koĢullarda elde edilmiĢ aleyhte
kanıtlar sözkonusüdur. AĠHS'in sisteminde, AĠHS'in 3, maddesinde ifade edilen iĢkenceye veya
insanlık dıĢı veya alçaltıcı muamele ve cezalara maruz bırakılmama hakkının demokratik
toplumların temeĠ değerlerinden birini oluĢturduğu uzun zamandan beri kabul edilmektedir. Bu,
hiçbir durumda kaldırılamayacak mutlak bir haktır (bkz Al-Adsani-Ġngiltere, 35763/97 no Tu
karar). Yine, AĠHS'in 3. maddesinin ihlal edildiğine iliĢkin elde edilen hef ifadeye, bu Ģekil bir
kanıtın varlığını ispat etmek veya ortaya koymak için sözkonusu maddeyi ihlal edecek Ģekilde
muamelede bulunmakla suçlanan kiĢiye karĢı değilse, baĢvurana karĢı bir kanıt belgesi olarak
atıfta bulunulmaması gerekir. AĠHS'in 3. maddesi göz ardı edilerek yapılan bir beyan özünde
güvenirlikten yoksundur. Üstelik AĠHS'nin 3.maddesinin ihlal edildiğine iliĢkin bir kanıtın
kullanılması çoğunlukla kötü muamelelerin ilk baĢta kullanılmalarının nedenini teĢkil etmektedir.
Bir kiĢinin suçluluğunun tespit edilmesi için bu Ģekil bir kanıtın dikkate alınması AĠHS'in 6.
maddesinde öngördüğü garantilerle uyuĢmamaktadır (bkz, aynı paralelde, Jalloh-Almanya,
54810/00 no'lu, 11 Temmuz 2006 tarihli karar).
Bu bağlamda, AĠHM, baĢvuranın gözaltı süresince içinde bulunduğu koĢulların AĠHS'nin
3. maddesini ihlal ettiği sonucuna vardığını hatırlatmaktadır. AĠHM'in Jalloh-Almanya kararında
belirttiği gibi "bir ceza davası kapsamında AĠHS'nin 3. maddesi göz ardı edilerek toplanan
kanıtların toplanması bu davanın hakkaniyetine iliĢkin ciddi sorular ortaya çıkarmaktadır". Bu
bağlamda, Türk Hukuku'nun soruĢturmalarda elde edilen ama hakim önünde inkar edilen