AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
ÜÇÜNCÜ DAİRE  
SEKĠN ve DĠĞERLERĠ v. TÜRKĠYE  
(Başvuru no. 26518/95)  
KARAR  
STRAZBURG  
22 Ocak 2004  
Kararın KesinleĢtiği Tarih  
22 Mart 2004  
İşbu karar AİHS'nin 44 § 2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşmiştir. Şekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
Adalet Bakanlığı, 2014. Bu gayriresmi çeviri, Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel  
Müdürlüğü İnsan Hakları Daire Başkanlığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme açısından bağlayıcılığı  
bulunmamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı  
bilgisiyle beraber olması koşulu ile Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü  
İnsan Hakları Daire Başkanlığına atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Sekin ve Diğerleri v. Türkiye davasında,  
Başkan  
G.RESS,  
Yargıçlar  
I.CABRAL BARRETO,  
L.CAFLISCH,  
P.KURIS,  
R.TURMEN,  
B.ZUPANCIC,  
M.TSATSA - NIKOLOVSKA,  
ve İkinci Daire Yazı İşleri Müdürü V.Berger‟ in katımıyla oluşturulan Avrupa İnsan  
Hakları Mahkemesi (Üçüncü Bölüm), Daire olarak, 16 Aralık 2003 tarihinde yapılan  
müzakereler sonrasında aşağıdaki kararı vermiştir:  
USUL  
1.  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (26518/95 no‟lu) dava, yedi Türk vatandaşı,  
Mahmut Sekin, Yakup Sekin, Hasan Sekin, Ömer Sekin, Ayşe Sekin ve Zeynep Sekin‟in  
(„başvuranlar) 16 Aralık 1994 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması‟na  
ilişkin Sözleşme‟nin („Sözleşme‟) 25. maddesi uyarınca İnsan Hakları Komisyonu‟na  
(„Komisyon‟) yapmış oldukları başvurudan ibarettir.  
2.  
(„Hükümet‟) kendi görevlisi Tugay Uluçevik tarafından temsil edilmektedir.  
3. Başvuranlar, Sözleşme‟nin 6.maddesinin 1.paragrafında yer alan makul sürede  
yargılanma ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedirler.  
4. Başvuru, Sözleşme‟de 11 nolu Protokol‟ün yürürlüğe girdiği tarih olan 1 Kasım 1998  
tarihinde Mahkeme‟ye iletilmiştir.  
Başvuranlar, Ankara Barosu avukatı Z. Aşçıoğlu tarafından, Türk Hükümeti ise  
5.  
Mahkeme (Birinci Bölüm) 15 Mayıs 2001 tarihinde aldığı kararla başvurunun kabul  
edilebilir olduğunu açıklamıştır.  
6.  
Mahkeme 1 Kasım 2001 tarihinde Daire‟lerinin oluşumunu değiştirmiştir (İç  
Tüzüğün 25. maddesinin 1. paragrafı). Bu kapsamda söz konusu başvuru da yeni oluşturulan  
Üçüncü Daire‟ye verilmiştir. (52.maddenin 1.paragrafı). Bu Daire‟de, davayı takip edecek  
ilgili birim İç Tüzüğün 26. maddesinin 1. paragrafına uygun olarak oluşturulmuştur  
(Sözleşme‟nin 27. maddesinin 1. paragrafı).  
7.  
Başvuranlar gibi Hükümet de davanın esası hakkında yazılı görüşlerini bildirmiştir  
(İç Tüzüğün 59. maddesinin 1. paragrafı).  
OLAY ve OLGULAR  
8.  
9.  
Başvuranlar Türk vatandaşıdırlar ve Adana‟da ikamet etmektedirler.  
Başvuranların yakınları A.S. ve F.S., bir tren yolu geçidinde, bir aracın trenle  
çarpışması sonucunda 10 Ocak 1988 tarihinde vefat etmişlerdir.  
10. Başvuranlar, Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi („Mahkeme‟) nezdinde Devlet Demir  
Yolları Yönetimi‟ne (Devlet Demiryolları, bundan sonra „DDY‟ şeklinde geçecektir.) karşı  
maddi ve manevi zararın karşılanması için 13 Haziran 1988 tarihinde dava açmışlardır.  
11. Mahkeme, 30 Ocak 1989 tarihinde, tarafların isteği üzerine, kazaya uğrayan  
tarafların kusur oranlarının tespiti için bilirkişi raporu hazırlanmasına karar vermiştir.  
12. Mahkeme, başvuranların talebi doğrultusunda, 27 Nisan 1989 tarihinde, maddi  
zararın tespiti için başka bir bilirkişi görevlendirmiştir.  
13. Başvuranların talebi üzerine, müteveffaların kardeşleri tarafından açılan manevi  
tazminat davası, derdest olan bu dava ile birleştirilmiştir.  
14. Mahkemenin atadığı bilirkişiler, 13 Mart 1989 tarihinde raporlarını mahkemeye  
sunmuşlardır. Başvuranların vekili 21 Mart 1989 tarihli bir dilekçe ile bu rapora itiraz etmiştir.  
15. Maddi zararın miktarını içeren bilirkişi raporu 27 Nisan 1989 tarihinde sunulmuştur.  
Başvuranların vekili ve DDY, 29 Eylül ve 9 Ekim 1989 tarihli dilekçeleri ile bu rapora itiraz  
etmişlerdir ve yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasını istemlerdir. Mahkeme bu talebe  
istinaden yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasına karar vermiştir. Bilirkişi, raporunu 10  
Kasım 1989 tarihinde mahkemeye sunmuştur.  
16. Taraflar, 27 Aralık 1989 tarihli duruşmada, raporda somut hata olduğu gerekçesiyle  
mahkemeden yeni bilirkişi atamasını istemişlerdir. (Sunulan rapor, İzmir‟de gerçekleşen  
başka bir kazayla ilgilidir).  
17. Bilirkişiler, 6 Aralık 1990 tarihli raporlarında, araç şoförü A.S.‟nin kazada kusurlu  
taraf olduğunu tespit etmişlerdir.  
18. Başvuranların vekili, 6 Aralık 1990 tarihli duruşmada, mahkemeden tazminat  
miktarının belirlenmesi için bilirkişi tayin etmesini istemiştir. Mahkeme talebi uygun bulmuş  
ve bilirkişi inceleme kararı vermiştir. Bilirkişi, raporunu 18 Ocak 1991 tarihinde Mahkeme‟ye  
sunmuştur. Taraflar, 19 Mart 1991 tarihli duruşmada rapora itiraz etmişlerdir. Bu talebe  
istinaden, Mahkeme yeni bir bilirkişi atamıştır.  
19. Ek rapor, taraflara 13 Mayıs 1991 tarihli duruşmada tebliğ edilmiştir. Taraflar,  
davanın esası hakkında bilirkişi incelemesi yapılmasını mahkemeden talep etmişlerdir.  
20. Mahkeme Farklı bir hâkimin başkanlığını yaptığı sırada, 29 Aralık 1992 tarihinde  
başka bir muhasebe raporunun oluşturulmasını istemiştir. Bilirkişi, raporunu 22 Şubat 1993  
tarihinde Mahkeme‟ye sunmuştur.  
21. Taraflar, 6 Mayıs 1993 tarihli duruşmada, mahkemeden davanın esasının  
incelenmesini talep etmişlerdir.  
22. Mahkeme, 21 Haziran 1993 tarihli duruşmada, kazada taraflara atfedilebilir kusur  
oranlarının belirlenmesi için başka bir bilirkişi incelemesi yapılmasına karar vermiştir.  
Bilirkişiler, raporlarını 11 Ekim 1993 tarihinde sunmuşlardır. Raporda, DDY‟yi % 20 ve araç  
şoförünü % 80 oranda kusurlu bulmuşlardır.  
23. Mahkeme, raporu taraflara 15 Kasım 1993 tarihinde tebliğ etmiştir.  
24. Mahkeme, 4 Ekim 1994 tarihli duruşmada, 11 Ekim 1993 tarihli rapora dayanarak  
tazminatın miktarını belirlemek için tekrar bilirkişi atamıştır. Bilirkişi, raporunu 14 Kasım  
1994 tarihinde Mahkeme‟ye sunmuştur.  
25. Davalı vekili, 29 Aralık 1993 tarihli duruşmada, mahkemenin tekrar bilirkişi  
incelemesi yapılması için karar almasını talep etmiştir.  
26. Mahkeme, iki başvuranın (Murat Sekin ve Ayşe Sekin) reşit yaşa gelmelerini dikkate  
alarak, bu iki kişinin itilaf konusu hakkında bilgilendirilmelerine ve 8 Mart 1994 tarihli  
duruşmaya katılmalarına karar vermiştir.  
27. Mahkeme, 11 Ekim 1993 tarihli rapora dayanarak, 4 Ekim 1994 tarihli duruşmada,  
tazminat miktarını belirlemek için tekrar bilirkişi atamıştır. Bilirkişi, raporunu 14 Kasım 1994  
tarihinde Mahkeme‟ye sunmuştur.  
28. Mahkeme, 19 Aralık 1994 tarihli kararıyla başvuranları kısmen haklı bulmuştur ve  
DDY‟yi, başvuranların maddi ve manevi zararlarını karşılaması için belirli bir miktar para  
cezasına mahkûm etmiştir.  
29. DDY, temyiz yoluna giderek karara itiraz etmiştir. Yargıtay, 19 Aralık 1995 tarihli  
kararıyla Mahkeme‟nin kararını bozmuştur. Yargıtay, 10 Ekim 1990 ve 11 Ekim 1993 tarihli  
bilirkişi raporlarının uyuşmazlıklarına rağmen Mahkeme‟nin yeniden bilirkişi incelemesi  
yaptırmadığını düşünmüştür.  
30. Mahkeme, Yargıtay kararına uygun olarak İstanbul Teknik Üniversitesinde görevli  
uzmanlardan bilirkişi atamıştır. 17 Eylül 1996 tarihli bilirkişi raporu, DDY‟ye herhangi bir  
kusur atfedilemeyeceğini belirtmiştir. Mahkeme, raporu dikkate alarak, 10 Ekim 1996 tarihli  
kararıyla başvuranların talebini reddetmiştir.  
31. Başvuranlar, 19 Mart 1997 tarihinde temyiz yoluna giderek 10 Aralık 1996 tarihli  
karara itiraz etmişlerdir.  
32. Yargıtay, yerel mahkeme kararını 30 Haziran 1997 tarihinde onamıştır. Başvuranlar,  
Yargıtay‟a yeniden başvuru yaparak, 19 Aralık 1997 tarihli kararla reddedilen düzeltme  
başvurusunu yinelemiştir..  
HUKUKÎ DEĞERLENDĠRME  
I. SÖZLEġME’NĠN 6. MADDESĠNĠN 1. PARAGRAFININ ĠHLAL EDĠLDĠĞĠ  
ĠDDĠASI HAKKINDA  
33. Başvuranlar, yargılanma süresinin makul süre ilkesine uygun olmadığından  
şikâyetçilerdir. Sözleşme‟nin 6.maddesinin 1.paragrafının ihlal edildiğini iddia etmektedirler,  
söz konusu maddenin ilgili bölümleri şöyledir:  
" Herkes cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların haklılığı konusunda (…) karar verecek olan  
bağımsız ve tarafsız (…) bir mahkeme tarafından davasının hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini  
(…) isteme hakkına sahiptir (…) "  
34. Mahkeme, davanın yargılama sürecinin 13 Haziran 1988 tarihinde başladığını ve 19  
Aralık 1997 tarihinde Yargıtay kararıyla sonlandığını belirterek başvurunun kabul edilebilir  
olduğuna karar vermiştir. Dava, yerel yargı organlarında 9 yıl, 6 ay sürmüştür.  
35. Mahkeme, davada makul sürede yargılanma ilkesinin aşılıp aşılmadığını araştırmak  
için, başvuruyu, özellikle davanın karmaşıklığına, Mahkeme içtihatlarına sadık ölçütlere,  
davanın koşullarına, başvuranın ve yetkili makamların tutumuna göre değerlendirmektedir.  
(diğer birçoğu yanı sıra, bkz, Di Pede v. İtalya, 26 Eylül 1996 tarihli karar, Hüküm ve  
Kararların Derlemesi 1996-IV, 27.madde)  
36. Hükümet, davanın uzun sürede yargılanmasında yetkili makamların sorumlu olduğunu  
tamamıyla reddetmektedir. Hükümete göre bu dava, bilirkişilerin müdahalesini gerektiren  
teknik bir davadır ve Asliye Hukuk Mahkemesi, yargılamanın adil ve uygun bir şekilde  
yürütülmesi için, tarafların bilirkişi raporlarının sonuçlarıyla bağdaşmayan talebini kabul  
etmiştir.  
37. Ayrıca Hükümet, başvuranların yargılama süresine katkıda bulunduğunu ileri  
sürmüştür ve bu yüzden, ertelemelerin çoğunun başvuranlara atfedilebilir olduğunu göstermek  
amacıyla detaylı ve kronolojik bir analiz gerçekleştirilmiştir. Başvuranların vekili olmaması  
yüzünden yaşanan gecikme bir yıldan fazla sürmüştür.  
38. Başvuranlara göre söz konusu süreç, açıkça gereğinden fazla uzundur.  
39. Mahkeme, öncelikle, davanın ayrıca bir karışıklığının olmadığını ortaya koymaktadır.  
40. Mahkeme, başvuranların tutumu hakkındaki iddia için, her defasında bilirkişiye sevk  
edilen dosyanın geri dönmesini beklerken başvuranların vekilinin mahkemeye mazeretler  
sunduğunu ve bundan dolayı başvuranların dava sürecine olumlu katkıda bulunmaktan uzak  
olduğunu göstermiştir.  
41. Mahkeme, dokuz yıldan uzun süren bir tazminat davasının ilkesel olarak Sözleşme‟nin  
6.maddesinin 1.paragrafınca sağlanan „makul sürede yargılanma ilkesi‟ gerekliliğine  
uymadığını düşünmektedir. Ayrıca, bu tazminat davası bir kişinin ölümü sebebiyle açılmıştır  
ve dava konusu, yerel yargı organlarının belirli bir hızla çalışmasını gerektirmektedir. Oysa  
mahkeme tarafından karar verilen ancak başvuranlar tarafından itiraz edilen bilirkişi  
incelemelerinin sıklığı önemli gecikmelere sebebiyet vermiştir. Bu yüzden, Mahkeme,  
6.maddenin 1.paragrafı gereği „makul sürede yargılanma ilkesinin‟ ihlal edildiğine karar  
vermiştir.  
II. SÖZLEġMENĠN 41. MADDESĠNĠN UYGULANMASI HAKKINDA  
42. Sözleşmenin 41. maddesi şu şekildedir;  
“Mahkeme iş bu Sözleşme veya Protokollerin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Akit Tarafın  
iç hukuku bu ihlali kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette  
zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
A. Manevi Zarar  
43. Başvuranlar, davanın uzun yargılama süresinden kaynaklanan manevi zararı  
karşılamak için 30.000 Amerikan Doları (USD) talep etmiştir.  
44. Hükümet manevi tazminat hakkında görüş bildirmemiştir.  
45. Mahkeme, başvuranların açıkça manevi bir zarara uğradığına karar vermiştir.  
Sözleşme‟nin 41.maddesinin öngördüğü şekilde davanın koşulları ve hakkaniyete uygun  
olarak müştereken 9.000 avro (EUR) ödenmesine karar vermiştir.  
B. Masraf ve Harcamalar  
46. Başvuranlar, Mahkeme önünde yaptıkları masraf ve harcamaların takdirini Mahkeme‟  
ye bırakmıştır.  
47. Mahkeme içtihadına göre, bir başvuran yargılama masraf ve giderlerinin geri  
ödemesini, gerçekliği, gerekliliği ve makul oranda oldukları ortaya konulduğu sürece elde  
edebilir. (bkz., yukarıda anılan Bottazi Kararı, 30.madde). Mahkeme elinde bulundurduğu  
unsurları ve yukarıda belirtilen ölçütleri dikkate alarak, başvuranların tümüne 3500 avro  
(EUR) ödenmesinin makul olduğuna ve bu miktarın ödenmesine karar vermiştir.  
C. Gecikme Faizi  
48. Mahkeme, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankası‟nın marjinal kredi faizlerine  
uyguladığı orana üç puanlık bir artış eklenerek belirlenmesine hükmetmektedir.  
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oybirliğiyle  
1. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi‟nin 6. maddesinin 1. paragrafının ihlal edildiğine;  
2. a) Mahkeme, Sözleşme‟nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereği, davalı devletin  
başvuranlara, kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içerisinde her türlü vergi  
masraflarıyla birlikte manevi tazminat için 9 000 avro (dokuz bin avro), masraf ve  
harcamalar için 3 500 avro (üç bin beş yüz avro) ödenmesine,  
b) Söz konusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar, Avrupa  
Merkez Bankası‟nın o dönem için geçerli faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit  
faiz uygulanmasına,  
3. Başvurunun geri kalan kısmına ilişkin adil tazmin taleplerinin reddedilmesine karar  
vermiştir.  
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve Mahkeme İçtüzüğü‟nün 77. maddesinin 2. ve  
3. paragrafları gereğince 22 Ocak 2004 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.  
Vincent BERGER  
Georg RESS  
Yazı İşleri Müdürü  
Başkan