AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
ERGİN - TÜRKİYE DA VASİ (NO:5)  
(Başvuru no:63925/00)  
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ  
S T R A Z B U R G  
16 HAZ İRAN 2005  
İşbu karar AİHS’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde  
kesinleşecektir. Şekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.  
___________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayriresmi çeviri, Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları  
Genel Müdür Yardımcılığı (AKGY) tarafından yapılmış olup, Mahkeme‟yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı, AKGYna atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
İŞLEMLER  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 63925/00 başvuru no'lu davanın nedeni, Türk  
vatandaşı Ahmet Ergin'in (Başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) 25 Ağustos 1999  
tarihinde, Avrupa İnsan Haklan ve Temel Özgürlükleri Sözleşmesi'nin (AİHS) 34. maddesi uyarınca  
yapmış olduğu başvurudur. Başvuran, İstanbul Barosu avukatlarından K.T. Sürek tarafından temsil  
edilmektedir.  
OLAYLAR  
DAVA KOŞULLARI  
1973 doğumlu başvuran, İstanbul'da ikamet etmektedir. Başvuran, olayların geçtiği dönemde,  
Günlük Emek gazetesinin Yazı İşleri Müdürü ve Editörü idi.  
Başvuran, 26 Mart 1998 tarihinde, bu gazetenin 503. sayısında "Babasının yolunda bir halk  
düşmanı" başlıklı bir makale yayınlamıştır. Hasan Kızıltaş imzalı makalede, ünlü bir milliyetçinin oğlu  
olan yazar Yağmur Atsız, yazdığı bir makaleden dolayı eleştirilmektedir. Eleştiri, Atsız'ın, kürtlerin  
"Nevruz" kutlamaları sırasında gelişen olaylara ve bu bayramın tarihsel ve politik anlamına ilişkin  
yaptığı yorum üzerinedir.  
İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Başsavcısı, 30 Mart 1998 tarihli  
iddianameyle, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 312§2 maddesi gereğince, bahsigeçen makaleyi  
yayınladığından dolayı, başvuranı halkı ırk ve bölge ayrımcılığına dayanan kin ve nefrete teşvik etmekle  
suçlamıştır.  
Başvuran, DGM önünde, yapılan suçlamaları reddederek, AİHS'nin 6 ve 10. maddelerini ileri  
sürmüştür.  
DGM, 14 Ekim 1998 tarihli kararla başvuranı, bir altı ay hapis ve 150.144.768 TL para cezasına  
çarptırmıştır. DGM, başvuran aidiyet belgesini sunduğundan dolayı, hapis cezasını para cezasına  
çevirmiştir. Sonuçta başvuran, 151.244.768 TL para cezasına çarptırılmıştır. DGM ayrıca, yedi gün  
gazetenin çıkarılmasının durdurulması emri vermiştir.  
Başvuran, verilen bu kararın temyizine gitmiştir. Temyiz gerekçelerinde, başvuran yeniden  
AİHS'nin 6 ve 10. maddelerini ileri sürmüştür.  
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın tebliğnamesi başvurana tebliğ edilmemiştir.  
Yargıtay, 11 Şubat 1999 tarihli kararla ilk derece mahkemesinde verilen kararı onamış ve ödeme  
emri başvurana 13 Nisan 1999 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvuran para cezasını ödemiştir.  
DGM, 13 Kasım 2003 tarihli ek kararla, yayın yoluyla işlenen suçlara yönelik kararların ve  
cezaların infazının ertelenmesine ilişkin 6 Mart 2003 tarihli ve 4454 sayılı Kanun gereğince, 14 Ekim  
1998 tarihinde verilen kararı bütün sonuçları ile beraber hükümsüz olduğunu bildirmiştir.  
HUKUK AÇISINDAN  
I. AİHS'NİN 10. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI  
Başvuran, hakkında verilen cezai mahkumiyet kararının, AİHS'nin 10. maddesinde öngörüldüğü  
gibi ifade özgürlüğünü ihlal etmesinden şikayet etmektedir.  
A. Kabul edilebilirlik hakkında  
AİHM, şikayetin AİHS'nin 35§3 maddesi bakımından açıkça dayanaktan yoksun olmadığını  
saptamakta ve ayrıca, hiçbir kabuledilemezlik gerekçesiyle ters düşmediğini ortaya koymaktadır.  
Dolayısıyla şikayeti kabuledilebilir ilan etmek uygun olacaktır.  
B. Esas hakkında  
AİHM, dava konusu mahkumiyet kararının, 10§ 1 maddesinin güvence altına aldığı başvuranın  
ifade özgürlüğü hakkına müdahale oluşturmasının taraflar arasında ihtilaf konusu olmadığını  
kaydetmiştir. Üstelik müdahalenin kanun tarafından öngörüldüğüne ve 10§2 maddesi bakımından toprak  
bütünlüğünün korunması gibi yasal amaç güttüğüne itiraz edilmemektedir (Bkz. 4 Haziran 2002 tarihli  
Yağmurdereli-Türkiye karan, no: 29590/96, §40). AİHM, bu değerlendirmeyi benimsemiştir. Buna  
karşın uyuşmazlık, bu müdahalenin "demokratik bir toplumda gerekli" olup olmadığı sorusuna  
dayanmaktadır.  
Hükümet, makale, PKK faaliyetlerini ulusal kurtuluş faaliyetleri olarak tanımladığı sürece ve  
Türk toplumunda farklı gruplar arasında şiddet ve kine kaçınılmaz olarak teşvik eden bölücü propaganda  
sözkonusu olduğundan dolayı, başvuran hakkında verilen mahkumiyet kararının demokratik toplumda  
gerekli olduğunda ısrar etmektedir.  
AİHM, geçmişte mevcut davada olduğu gibi bir çok davada ortaya çıkan buna benzer sorunları  
irdelemiş ve AİHS'nin 10. maddesinin ihlal edildiği kanaatine varmıştır (Bkz. Özellikle Ceylan-Türkiye,  
no: 23556/94, §38, 1999-IV, Öztürk-Türkiye, no: 22479/93, §74, 1999-VI, İbrahim Aksoy, §§80, Kavkın,  
§39, 23 Eylül 2003 ve Kızılyaprak-Türkiye, no: 27528/95, §43, 2 Ekim 2003).  
AİHM, içtihat kararları ışığında mevcut davayı incelemiş ve Hükümet'in, sözkonusu durumu  
farklı bir sonuca ulaştırabilecek ne bir olay ne de bir delil sunduğuna kanaat getirmiştir. AİHM, suç  
unsuru makalelerde kullanılan ifadelere ve makalelerin yayımlandığı duruma önem vermiştir. Bu  
bağlamda, göreceği davanın bulunduğu koşullan ve özellikle terörle mücadeleye bağlı zorlukları  
gözönünde bulundurmuştur (Bkz. İbrahim Aksoy, §60 ve 9 Haziran 1998 tarihli Incal-Türkiye kararı,  
1998-IV, s. 1568, §58).  
Dava konusu makale, kürt bayramının kökeni ve bazı Türk aydınlarının bunu kendilerine mal  
etmesi konusunda yapılan tartışma etrafında, basında çıkan diğer bir makalenin ve yazarın kişiliğinin  
eleştirisini yapmaktadır.  
AİHM, DGM'nin dava konusu makalenin halkı kin ve düşmanlığa teşvik edici ifadeler içerdiğine  
kanaat getirdiğini belirtmektedir.  
AİHM, başvuranın ifade özgürlüğüne yapılan müdahaleyi haklı gösterecek kendi içinde yeterli  
olmayan yerel mahkemelerin aldığı kararlarda bulunan gerekçeleri incelemiştir. (Bkz. Mutatis mutandis,  
Sürek-Türkiye (no:4), no: 24762/94, §58, 1999-IV). AİHM, dava konusu makalede bazı ifadelerin Türk  
Devleti hakkında negatif bir tablo çizerek, metne düşmanlık uyandıran bir anlam yüklese de, ne şiddet  
kullanmaya, ne silahlı mücadeleye, ne de ayaklanmaya teşvik etmiş ve AİHM'nin gözünde, gözönünde  
bulundurulması gereken başlıca unsur olan konuşmanın kin güden bir konuşma olmadığını  
gözlemlemiştir (Bkz. a contrario, Sürek-Türkiye (no:l), no: 26682/95, §62, 1999-IV ve Gerger-Türkiye,  
no:24919/94, §50, 8 Temmuz 1999).  
AİHM, müdahalenin oranını belirlemek sözkonusu olduğunda, verilen cezaların niteliği ve  
ağırlığının da gözönünde bulundurulması gereken unsurlar olduğunu belirtmektedir. AİHM, bu  
bakımdan, başvuranın 151.244.768 TL para cezasına çarptırıldığını not etmektedir. Bun ek olarak,  
Günlük Emek gazetesinin bir hafta boyunca yayınlanması yasaklanmıştır. İşbu başvurunun AİHM önüne  
getirildikten sonra verilen ek kararda, DGM, kararın hükümsüz olduğunu bildirmiş ve buna bağlı bütün  
sonuçları ortadan kaldırmıştır.  
AİHM, başvuran lehine verilen bir kararın, ulusal merciler AİHS'nin ihlalini açıkça veya özü itibariyle  
kabul ettiği ve de ihlali tazmin ettiği sürece başvuranın "mağdur" statüsünü ortadan kaldırmaya  
yeteceğini not etmektedir {Amour-Fransa, 25 Haziran 1996 tarihli karar, 1996-III, s. 846, §36). Oysa bu  
davada, başvuran para cezasını ödemekle kalmayıp yaklaşık beş yıl sonra ek kararın alınmasına kadar  
mahkumiyet kararından doğan kısıtlamalara maruz kalmıştır. AİHM, bu koşullarda, başvuran hakkında  
verilen ilk mahkumiyet kararı, demokratik toplumda gereklilik prensibiyle bağdaşmadığına kanaat  
getirmektedir. Dolayısıyla AİHS'nin 10. maddesi ihlal edilmiştir.  
II. AİHS'NİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI  
Başvuran, kendisini mahkum eden DGM'nin, bünyesinde bir askeri hakim bulundurması  
nedeniyle, kendisine hakkaniyete uygun yargılamayı garanti eden "tarafsız ve bağımsız bir mahkeme"  
olamayacağını iddia etmektedir. Ayrıca başvuran, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın tebliğnamesinin  
kendisine tebliğ edilmemesinden şikayetçi olarak, AİHS'nin 6§1 ve 3 b) maddesinin ihlal edildiğini öne  
sürmektedir.  
A. Kabul edilebilirlik hakkında  
AİHM, şikayetlerin AİHS'nin 35§3 maddesi bakımından açıkça dayanaktan yoksun  
olmadıklarını saptamakta ve ayrıca, şikayetlerin hiçbirinin kabul edilemezlik gerekçesiyle ters  
düşmediğini ortaya koymaktadır. Dolayısıyla şikayetleri kabul edilebilir ilan etmek uygun olacaktır.  
B. Esas hakkında  
1. DGM'nin tarafsız ve bağımsız olması hakkında  
AİHM, geçmişte de birçok defa benzer olayların meydana geldiği sözüedilen durumlarla ilgili  
sorunlara benzer sorunları birçok kez incelemiş ve AİHS'nin 6§1 maddesinin ihlal edildiğini tespit  
etmiştir (Bkz. 7 Kasım 2002 tarihli Özel-Türkiye kararı, no: 42739/98, §§33-34 ve 10 Temmuz 2001  
tarihli Özdemir-Türkiye kararı, no: 59659/00, §§35-36).  
AİHM, mevcut davayı incelemiş ve Hükümet'in, sözkonusu durumu farklı bir sonuca  
ulaştırabilecek ne bir olay ne de bir delil sunduğuna kanaat getirmektedir. AİHM, TCK'nın öngördüğü  
ve cezalandırdığı suçlardan DGM önüne çıkarılan başvuranın, aralarında askeri hakimin de bulunduğu  
mahkeme heyeti önüne çıkmaktan çekinmesinin anlayışla karşılanacağını saptamaktadır. Bu nedenden  
dolayı, başvuran, DGM'nin bu türden davalara ters düşen değerlendirmelerle haksız yere  
yönlendirilmelerine izin vermesinden haklı olarak çekinmektedir. Böylece, bu mahkemenin tarafsızlığı  
ve bağımsızlığı hakkında başvuran tarafından duyulan şüphelerin objektif olarak kanıtlandığı  
düşünülebilir (sözüedilen Incal kararı, §72 in fine).  
AİHM, başvuranı yargılayıp mahkum ettiği sırada, DGM'nin, 6§1 maddesi uyarınca tarafsız ve  
bağımsız bir mahkeme olmadığı sonucuna varmaktadır.  
2. Savcı görüşünün tebliğ edilmemesi hakkında  
AİHM, benzer davalarda, tarafsızlıktan ve bağımsızlıktan yoksun olduğu ortaya  
konulan bir mahkemenin, her olasılıkta, kendi yargısına tabi kişilere hakkaniyetli bir yargı  
sağlayamayacağı hükmüne vanidığmı hatırlatmıştır.  
AİHM, başvuranın tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından dinlenme hakkının ihlal  
edilmesi sonucu gözönünde bulundurulursa, AİHS'nin 6. maddesine göre yapılan diğer şikayeti  
incelemeye gerek olmadığı kanaatine varmıştır (Bkz. diğerleri arasında, 28 Ekim 1998 tarihli  
Çıraklar-Türkiye kararı, 1998-VII, §§ 44-45).  
III. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA  
AİHS'nin 41. maddesi gereğince,  
A. Tazminat  
Başvuran, ödenen para cezası ve gazetenin yayımlanmasının ertelenmesinin sebep olduğu  
kazanç kaybı için maddi tazminat olarak 10.000 Euro istemektedir. Başvuran, uğradığı manevi zarar için  
10.000 Euro istemektedir.  
Hükümet bu iddialar konusunda görüş bildirmemektedir.  
AİHM, iddia edilen parasal kayıp konusunda, başvuranın 151.244.768 TL'lik borcunu ödediğini  
saptamaktadır. Derginin yayımlanmasının ertelenmesi iddiaları konusunda, başvuran AİHS'nin 10.  
maddesinin ihlal edilmesinden doğan zararın miktarının tespit edilmesini sağlayan hiçbir delil unsurunu  
sunmadığı sürece, AİHM bu talebi reddetmektedir. Manevi tazminat için AİHM, ilgilinin dava  
koşullarında bir takım sıkıntılar duyabileceğine kanaat getirmektedir. AİHM, başvurana uğranılan maddi  
ve manevi zararlar için 2.000 Euro verilmesinin uygun olacağı kanaatindedir.  
AİHM, başvuran hakkındaki mahkumiyet kararının, 6§1 maddesi bağlamında tarafsız ve  
bağımsız olmayan bir mahkeme tarafından verildiği sonucuna vardığında prensip olarak en uygun  
tazminin, başvuranı zamanında tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından yeniden yargılamak olacağı  
kanaatindedir (sözü edilen Gencel kararı, §27).  
B. Masraf vc Harcamalar  
Başvuran ayrıca, ulusal mahkemeler ve AİHM'de yapılan masraf ve harcamalar için 2.000 Euro  
talep etmektedir.  
Hükümet bu miktarı aşırı bulmaktadır.  
AİHM'nin içtihadına göre, başvuran, yaptığı masraf ve harcamaların gerçekliği, gerekliliği ve  
oranlarının makul olduğu ortaya konulduğu sürece geri ödemelerini elde edebilir. Davada, elinde  
bulunan unsurlar ve yukarıda belirtilen kriterleri gözönünde bulundurarak, AİHM, yapılan bütün  
masraflar için 1.500 Euro'nun makul olduğuna kanaat getirerek, bu miktarın başvurana ödenmesine  
hükmetmektedir.  
C. Temerrüt faizi  
AİHM, Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı basit faize dayalı  
olarak %3 'lük bir faiz oranı uygulanacağını belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,  
1. Başvurunun kabul edilebilir olduğuna;  
2. AİHS'nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. DGM'nin tarafsızlıktan ve bağımsızlıktan yoksun olması nedeniyle AİHS'nin 6§1 maddesinin ihlal  
edildiğine;  
4. AİHS'nin 6§3 b) maddesine göre yapılan diğer şikayetlerin incelenmesine gerek olmadığına;  
5.  
a) Bu kararın, AİHS'nin 44§2 maddesine göre kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL'ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet'in  
başvurana:  
i.  
maddi ve manevi tazminat için 2.000 Euro (iki bin euro)  
ii.  
iii.  
masraf ve harcamalar için 1.500 Euro (bin beş yüz euro)  
miktara yansıtılabilecek KDV ve pul, harç ve masraflarla birlikte ödemesine;  
b) Belirtilen süre bitiminden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süre için, yukarıda belirtilen tutara,  
Avrupa Merkez Bankası'nın kredi faiz oranına yüzde üç puan eklenmek suretiyle gecikme faizi uygulanmasına;  
6. Hakkaniyete uygun tazminata ilişkin diğer taleplerin reddine karar vermiştir.  
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve 16 Haziran 2005 tarihinde, İçtüzüğün 77. maddesinin 2 ve 3. fıkraları  
uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiştir.