Hükümet, AİHM’nin konuya ilişkin içtihadına atıfta bulunarak, PKK Başkanlık
Konseyi üyesi Murat Karayılan’ın açıklamalarındaki ve gazetenin 270. sayısında
yayınlanan “İmralı’ya ulaşamayan mektuplar”, “Amed’deki seslenişinizi bekliyoruz”
başlıklı makaledeki bazı sözlerin terör örgütünün, bu durumda Avrupa Birliği’nin Terör
Örgütleri listesinde bulunan PKK’nın propagandası olarak analiz edilebileceğini
hatırlatmaktadır.
Hükümet’e göre müdahale, AİHS’nin yer verdiği ilkelere aykırı olan tehlikeli
kavramların promosyonunu kararlı bir şekilde ortadan kaldırma amacını gütmektedir. İfade
edilen sözlerin, hassas ve tehlikeli hatta patlama noktasındaki sosyal bir durumda, PKK’nın
propagandasını yapma amacı vardı. Metnin bütünü gözönüne alınırsa, yapılan
propagandada, şiddetin, terörün, savaşın ve kanın yayılmasına yönelik ifadeler yer
almaktadır. Hükümet, Zana-Türkiye ( 25 Kasım 1997 tarihli karar) kararındaki içtihadına
atıfta bulunarak, aynı yaklaşımın bu davada da uygulanması gerektiğini belirtmektedir.
Hükümet, başvurana verilen cezaların güdülen amaç için uygun ve orantılı olduğunu
savunmaktadır.
AİHM, başvuranın cezaya mahkum edilmesinin AİHS’nin 10§1 maddesinin
koruduğu ifade özgürlüğü hakkına müdahale oluşturduğuna tarafların itiraz etmediğini not
etmektedir. Ayrıca müdahalenin, kanun -3713 sayılı Kanun’un 6§2 ve 8§1 ve 2 ve 5680
sayılı Kanuna ek 2§1 maddeleri- tarafından öngörüldüğüne ve 10§2 maddesi uyarınca
ulusal güvenliğin sağlanması ve toprak bütünlüğünün korunmasının yanısıra, düzenin
korunması ve suçun önlenmesi gibi birçok amaçlar güttüğüne de itiraz edilmemektedir
(Bkz. Baran-Türkiye, no: 48988/99). AİHM, bu değerlendirmeyi benimsemiştir. Buna
karşın taraflar arasındaki uyuşmazlık müdahalenin “demokratik toplumda gerekli olup
olmadığı” hususuna dayanmaktadır.
AİHM, daha önce buna benzer sorunların ortaya çıktığı davaları incelemiş ve
AİHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir (Bkz. özellikle Ceylan-Türkiye,
no: 23556/94, Öztürk-Türkiye, no: 22479/93, İbrahim Aksoy, Karkın-Türkiye, no: 43928/98
ve Kızılyaprak-Türkiye, no: 27528/95).
AİHM, işbu davayı içtihadı ışığında incelemiş ve Hükümet’in bu durumda farklı bir
sonuca ulaşılmasını sağlayacak ne bir olay ne de argüman sunduğuna kanaat getirmektedir.
Bu davada AİHM, makalelerde kullanılan terimlere ve yayınlandıkları bağlama önem
vermiştir. Bu bağlamda, göreceği davanın bulunduğu koşulları ve özellikle terörle
mücadeleye bağlı zorlukları gözönünde bulundurmaktadır (Bkz. İbrahim Aksoy ve 9
Haziran 1998 tarihli Incal-Türkiye kararı ).
Başvuranın Özgür Bakış gazetesinin Yazı İşleri Müdürü ve sahibi olarak mahkum
edildiği ihtilaflı makaleler, cezaevine konulan PKK lideri Abdullah Öcalan, onun
yargılandığı davanın gidişatı, PKK’nın silahlı mücadelesi ve Türkiye’deki demokratikleşme
süreci hakkında ifadeler içermektedir. Sözkonusu ifadeleri kullananlardan biri de, sözü
edilen örgütün şeflerinden biri olan Murat Karayılan’dır.
AİHM, DGM’nin, dava konusu makalelerin ayrımcı propaganda ifadelerini ve
silahlı örgüt propagandası içerdiğine kanaat getirdiğini belirtmektedir. Ancak, ulusal
mahkeme kararlarında yer alan gerekçelerin, başvuranın ifade özgürlüğü hakkına müdahale
edilmesini haklı göstermek için yeterli olduğu düşünülemez (Bkz. mutatis mutandis, Sürek-
6