C. «Demokratik bir toplum için gereklilik»
AİHM son olarak başvurana yönelik alınan önlemlerin «demokratik bir toplum için gerekli»
olup olmadığını incelemeyi kararlaştırmıştır.
Mahkeme bu anlamda temel prensiplerle ilgili içtihatları hatırlatmaktadır (Bkz. 23 Nisan 1992
tarihli Castells-İspanya kararları, seri:A no:236, § 46; sözü edilen Zana kararı,s.2547-2548, §
51; Fressoz ve Roire-Fransa kararı no:29183/95, § 45, AİHM 1999-I;Ceylan-Türkiye
no:23556/94, § 32, AİHM 1999-IV; Öztürk-Türkiye no:22479/93, § 64, AİHM 1999-VI; son
olarak, İbrahim Aksoy, §§ 51-53).
a) Tarafların görüşleri
AİHM’nin içtihatlarını referans gösteren Hükümet, toprak bütünlüğünü tehdit eden terörizmle
karşı karşıya kalan devletin, sözkonusu davadaki gibi yalnızca bireysel değil, geniş çapta
önlem alma zorunluluğu bulunduğunu ifade etmiş, PKK’nın terörizm geçmişini dikkate
alarak, Hükümet başvuranın 3713 sayılı yasanın 8. maddesi kapsamında mahkum edilmesinin
haklı olduğunu ve başvurana karşı alınan önlemlerin, bu alandaki otoritelerin inisiyatif
marjına girdiğini ifade etmiştir. Böylece, müdahalenin AİHM’nin 10§2 maddesi kapsamında
meşru kılındığını belirtmiştir.
Hükümete göre, İnsan Hakları Derneğinin İstanbul’da düzenlemiş olduğu miting sırasında
yapılan konuşma siyasi sorumluluktan uzaktır. Davaya neden olan başvuranın konuşmasının
içeriği yapıcı olmaktan uzak olup Türkiye’de meydana gelen olayları nitelerken kullanmış
olduğu «savaş» sözcüğü kine ve şiddete tahrik etmektedir. Diğer yandan mezkur konuşma ne
bir düşüncenin dile getirilişidir ne de edebi bir yön içerir, yalnızca sosyal sınıflar arasında
isteyerek şiddet unsuru yaratma amacını içerir. Bu durumda bu yaklaşım AİHM’nin dile
getirmiş olduğu demokratik değerler ve demokrasi ile bağdaşmamaktadır. Sonuç olarak
yapılan yasal müdahale bu bağlamda başvuran tarafından dile getirilen «zaruri sosyal bir
ihtiyaç» unsuruna yanıt vermekte ve meşru amaçları taşımaktadır.
Başvuran hükümetin savına karşı çıkmaktadır. Başvurana göre “Kürdistan” sözcüğü coğrafi
ve tarihi boyutuyla ele alınmıştır, konuşma metninde geçen «demokrasi ve özgürlük için
mücadele vermek» ve «dağlarda sayımız çok» sözleri bu bağlamda değerlendirilmelidir. Sol
içerikli yan anlamda kullanılan kelimler edebi ve bilimsel bir çizgide olup bir süre önce
yürürlüğe giren antiterör yasasını eleştirmeye yöneliktir.
b) AĠHM’nin değerlendirilmesi
AİHM, dava unsurları ışığında yetkililer tarafından yapılan «yasal müdahale»’nin kapsam
olarak «meşru amaca yönelik» ve «yerinde ve yeterli» olup olmadığının incelenmesi
gerektiğini belirtmektedir (Bkz. sözü edilen Fressoz ve Roire kararı). Bunun dışında davanın
türü ve verilen cezanın ağırlığı yapılan müdahalenin orantılılığı ölçmek açısından dikkate
alınması gereken unsurlardır.
AİHM, dava konusu olan konuşmanın içerik açısından olduğu kadar kullanılan kelimeler
açısından da siyasi bir konuşma niteliğinde olduğunu hatırlatmakta, başvuranın konuşmasını
3713 sayılı terörle mücadele kanununun yürürlüğe girdiği 1991 tarihinden yaklaşık beş ay
önce yaptığını belirtmektedir.
4