13
8 TEMMUZ 1999 TARİHLİ (3. NOLU) SÜREK KARARI
Bunu yaparken de Mahkeme, ulusal otoritelerin 10. Madde kapsamında bulunan
ilkelere uygun standartları uyguladığı ve ilgili bulguların kabul edilebilir bir
değerlendirmesine dayalı oldukları konusunda olumlu kanaata varmalıdır.
37. Mahkeme Sözleşmenin 10. Maddesinin 2. fıkrasında kamu çıkarlarına
ilişkin siyasi konuşmalar veya sorunlara ilişkin tartışmaların sınırlanmasına dair
çok dar bir kapsam olduğuna işaret etmektedir (bkz. 25 Kasım 1996 tarihli
Wingrove – Birleşik Kraliyet davası, 1996 Raporları-V, s. 1957, 58. Madde).
Ayrıca, izin verilebilir eleştirilerin sınırları, hükümet ile ilgili hususlarda, özel
vatandaşlar veya siyasetçiler açısından daha geniştir. Demokratik bir sistemdeki
hareketler veya hükümetin ihmalleri sadece yasama ve adli otoritelerin değil, aynı
zamanda kamuoyunun da yakın takibinde olmalıdır. Ayrıca, Hükümetin sahip
olduğu egemen konum, özellikle haksız saldırılar ve düşmanlarının eleştirilerine
cevap verilmesine ilişkin başka araçların bulunduğu durumlarda, cezai işlemlere
başvurulması konusunda bir sınırlamanın uygulanmasını zorunlu kılmaktadır.
Bununla birlikte, kamu düzeninin garantörleri sıfatıyla hareketle, ceza kanunu
niteliğinde olanlar da dahil olmak üzere, doğru tepkiyi verecek ve anılan ifadeler
aşılmadan önlemlerin benimsenmesi Devlet otoritelerinin yetkisine açıktır (bkz. 9
Haziran 1998 tarihli İncal – Türkiye kararı, 1998-IV Raporları, s. 1567, 54.
Madde). Son olarak, anılan sözler bir birey veya bir kamu görevlisi veya bir
nüfusun bir kesimine karşı bir şiddeti teşvik ettiği durumlarda Devlet otoriteleri,
ifade özgürlüğüne ilişkin müdahale gereğinin incelenmesinde daha geniş bir marja
sahiptir.
38. Başvuranın, sahibi olduğu dergi vasıtasıyla bölücü propaganda yapmak
suçundan mahkum edilmiş olması nedeniyle, söz konusu müdahale ayrıca basının,
bir siyasi demokrasinin düzgün şekilde işlemesinin sağlanmasına ilişkin temel
görevi bağlamında da dikkate alınmalıdır (birçok diğer otoritenin yanı sıra bkz., 8
Temmuz 1986 tarihli Lingens - Avusturya kararı, A Serisi, No. 103. s. 26, Madde
41; ve yukarıda anılan Fressoz ve Roire kararı, s. …, Madde 45). Basının şiddet
tehdidi karşısında milli güvenlik veya ülke bütünlüğünün korunması veya
asayişsizlik veya suçun engellenmesi için konmuş olan sınırlamaları aşmaması
gerekmesine rağmen, bölücü olanlar da dahil olmak üzere, bilgi sağlaması ve
siyasi hususlarda bilgi vermesi bir zorunluluktur. Basının, anılan bilgileri ve
fikirleri bildirme zorunluluğunun yanı sıra, halkın da bunları almaya hakkı vardır.
Basın özgürlüğü, kamuoyuna siyasi liderlerin fikir ve tutumlarının keşfedilmesi ve
bunlara ilişkin bir kanaat oluşturulması için en iyi araçlardan birini sağlamaktadır
(bkz. yukarıda anılan Lingens kararı, s. 26, Madde 41-42).
39. Mahkeme, makalelerde kullanılan kelimeler ve bu kelimelerin
yayınlanmış olduğu bağlam üzerinde özellikle duracaktır. Bağlam açısından,
kendisine sunulan davaların tarihçelerine, özellikle terörizmin engellenmesine
ilişkin sorunları dikkate alacaktır. (bkz. yukarıda belirtilen İncal – Türkiye kararı,
s. 1568, 58. Madde).
40. Söz konusu makalede Türk topraklarının bir bölümüne “Kürdistan”
olarak hitap edilmiş ve bir ulusal bağımsızlık mücadelesinin varlığı belirtilmiştir.
Mahkeme, bunların ilgili hususlar olduğu şüphesiz olmasına rağmen, bunların tek
başına 10. Maddenin 2. fıkrası anlamında müdahalenin zaruri olarak kabul
edilmesi için yeterli olmadığını görüşündedir.