Davanın nedeni, Türk vatandaşı olan Selim Sadak, Sedat Yurttaş, Mehmet Hatip
Dicle, Sırrı Sakık, Orhan Doğan, Leyla Zana, Ahmet Türk, Nizamettin Toğuç,
Naif Güneş, Mahmut Kılınç, Zübeyir Aydar, Ali Yiğit ve Remzi Kartal’ın,
(başvuranlar), 23 Ağustos ve 16 Aralık 1994 tarihlerinde, İnsan Haklarını ve
Temel Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin (Sözleşme) eski 25. maddesi
uyarınca, Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları Komisyonu'na (Komisyon),
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 5, 6, 7, 9, 10 ve 11. maddeleriyle
birlikte 1 Nolu Ek Protokolün 1. maddesinin ihlal edildiği iddiasıyla yaptıkları
başvurulardır (Başvuru no: 25144/94, 26149/95-26154/95, 27100/95 ve
27101/95).
Başvuranlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde, İstanbul
Barosundan Av. H. Kaplan, Ankara Barosundan Av. Y. Alataş ve Kürt İnsan
Hakları Projesi Avukatı Sn. Ph. Leach tarafından temsil edilmektedir.
OLAYLAR
Sırasıyla 1954, 1961, 1955, 1957, 1955, 1961, 1942, 1951, 1956, 1946, 1961,
1959 ve 1948 doğumlu olan başvuranlar Türk vatandaşıdır. Eski milletvekili
olan başvuranlar, 16 Haziran 1994 tarihinde Anayasa Mahkemesi tarafından
kapatılan Demokrasi Partisi'nin (DEP) üyesi idiler.
DEP 7 Mayıs 1993 tarihinde kurulmuş ve kuruluş mazbatası İçişleri
Bakanlığı’na verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, DEP’in Anayasayı ve Siyasi Partiler
Kanununu ihlal ettiği ve DEP üyeleri tarafından yapılan açıklamaların ülkenin
bölünmez bütünlüğünü bozmaya yönelik olduğu gerekçesiyle, sözkonusu
partinin kapatılması talebiyle 2 Kasım 1993 tarihinde Anayasa Mahkemesine
başvurmuştur.
Anayasa Mahkemesi bazı milletvekillerinin sözlü görüşlerine başvurmuştur. İlk
olarak, 22 Mart 1994 tarihinde, DEP’in başkan yardımcısı olan Kartal’ı ve
partinin avukatı Kaplan’ı dinlemiştir.
2 Mart 1994 tarihinde Ankara Cumhuriyet Savcısının talebi üzerine TBMM,
bazı DEP milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldırmıştır. Aynı tarihte,
başvuranlardan Dicle ve Doğan meclisten çıktıkları sırada yakalanarak gözaltına
alınmışlardır. 4 Mart 1994 tarihinde Sakık, Türk ve Zana da aynı akıbeti
yaşamışlardır. Yurttaş ve Sadak’ın binayı terk etmedikleri gerekçesiyle
tutuklanmaları, hâlâ milletvekili olmaları nedeniyle Meclis Başkanı tarafından
engellenmiştir.