46. Divanın çoğu kez dikkati çektiği gibi, Madde 10 ile garanti altına alınan ifade
özgürlüğü demokratik bir toplumun en önemli özelliklerinden birini oluĢturur. Toplumun
geliĢmesi ve her bireyin kendini ifade ederek tatmin olması için gerekli temel Ģartlardan
biridir.Ġkinci paragrafla bağlantılı olarak, sadece
zararsız ve ehemmiyetsiz bir mesele
olarak nitelendirilen veya edinilen bilgi ya da fikirlere değil aynı zamanda demokratik bir
toplumun vazgeçilmez unsurları olan çoğulculuk, hoĢgörü ve geniĢ fikirliliğin gereği olarak
zararlı, rahatsız edici durumlara da uygulanır.(23 Nisan 1992 tarihli Castells Ġspanya'ya KarĢı
Kararı Seri A no236 , S.22, paragraf 42 ve 26 Eylül 1995 tarihli Vogt Almanya'ya KarĢı
Kararı , Seri A no 323, S. 25, Paragraf 52)
Ġfade özgürlüğü herkes için önemlidir fakat politik partiler ve aktif üyeleri için daha büyük
bir önem taĢımaktadır.(bkz. Türkiye BirleĢik Komünist Partisi ve Diğerleri Türkiye'ye KarĢı
Davasının 30 Ocak 1998 tarihli kararında olduğu gibi, 1998 Kararlar Bülteni ..., s... ,
paragraf 46) Bu partiler seçim bölgelerini temsil ederler, bu bölgelerin problemlerine
dikkatleri çeker ve çıkarlarını savunurlar. Buna binaen, baĢvuranın durumunda olduğu gibi,
muhalefet partisinin bir üyesi olan politikacının ifade özgürlüğüne yapılan müdahale Divanın
detaylı bir inceleme yapmasını gerektirmektedir. (Bkz yukarıdaki Castells kararı)
47. ĠĢbu davada Ġzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi, Sn. Incal'ın hazırladığı bildiri
nedeniyle verilen mahkumiyet kararını Ceza Kanununun 312. maddesinde belirtilen halkı
açıkça suç iĢlemeye tahrik etmeye dayandırmıĢtır.( bkz. yukarıdaki 21 inci paragraf)
48. Yukarıdaki bilgilerin ıĢığı altında Divan, bildirinin içeriğinin Sn. Incal'ın mahkumiyet
cezasını haklı gösterip göstermediği konusunda karar vermelidir.
Bu bağlamda Divan, kontrol yetkisini eline almaktaki amacının iç hukuktaki yetkili
mahkemenin yerini almak değil, takdir gücü ile alınan kararları, 10. maddeye göre gözden
geçirmek olduğunu tekrarlamıĢtır. Böyle davranarak, devlet otoritelerinin, kararlarını ilgili
gerçeklerin kabuledilebilir bir değerlendirmeye dayandırdırmaları ile yetinmelidirler. (Bkz.,
yukarıda değinilen Vogt Kararı'nda olduğu gibi , s.26, paragraf 52)
49.Devlet Güvenlik Mahkemesi , bildirinin Devleti terörist olarak nitelendirmesi, hepsinin
de Türk vatandaĢı olmalarına rağmen fark gözetmesi, ve alınan önlemler özel savaĢ
operasyonları olarak göstermesi ile bildiri yazarlarının halkı düĢmanlığa ve kine tahrik ettiğine
ve son olarak da halkı yasal olmayan faaliyetlere ittiğine karar vermiĢtir.
50.Divan, bildirideki ilgili bölümlerin, otoriteler tarafından özellikle iĢportacılara karĢı
alınan idari ve belediye önlemlerinin eleĢtirildiğine dikkati çekmiĢtir.Böylece Ġzmir halkı için
önemli olan olaylar rapor edilmiĢtir.
Bildiri Ġzmirdeki Kürt kökenli halka karĢı yaratılan düĢmanlık dolu atmosfer ilgili
Ģikayetlerle baĢlamıĢ ve ilgili önlemlerin metropolleri Kürtlerden arındırmak amacıyla
alındığını iddia etmiĢtir.Metin, Türk Hükümeti'nin politikası hakkında tehlikeli ifadeler
içermekte
ciddi
suçlamalarda bulunmakta ve bu durumdan Türk Hükümeti'ni sorumlu
tutmaktadır.
Bütün Demokratik Kamuoyuna seslenerek otoritelerin davranıĢını, terör ve kırsal bölgede Kürt
halka karĢı yürütülen özel savaĢın bir bölümü olarak nitelendirmiĢtir. VatandaĢları, özellikle
"mahalle komiteleri" kurarak "karĢı koymaya" çağırmaktadır. (bkz. yukarıdaki 10. paragraf)
Divan, bildirinin diğer istekleri arasında Kürt kökenli nüfusu birleĢmeye çağırdığının tabi
ki farkındadır. "Mahalle Komitelerine " yapılan ithaf net olmamakla birlikte içeriğe dikkat
edildiğinde bu isteklerin Ģiddete düĢmanlığa ve nefrete tahrik etmediği görülür.
51. Divan tarafından daha önce de kabul edilmiĢ olduğu gibi (bkz. Türkiye BirleĢik Komünist
20