8 TEMMUZ 1999 TARĠHLĠ GERGER MAHKEME KARARI
21
47. Mahkeme Sn. Gerger’in 23 Mayıs 1993 tarihindeki törene katılanlara
hitap eden mesajının 1960’ların sonunda aĢırı sol kanat hareketi oluĢturan ve
anayasal düzeni bozma amacına yönelik olarak Ģiddet kullanmaktan idam
cezasına çarptırılıp Mayıs 1972’de idam edilen Deniz GezmiĢ, Yusuf Aslan
ve Hüseyin Ġnan’ın eylemlerini haklı çıkarmayı amaçladığını belirtmiĢtir.
Marksist çıkıĢlar içeren kelimeler kullanarak baĢvuran özellikle Türkiye
Cumhuriyeti’nin “iĢçi ve Kürtlerin haklarının inkarına dayalı” olduğunu ve
yöneticilerin vasatlıklarının, geri kalmıĢlıklarının ve her zaman daha fazla
paraya duydukları açlıklarının ürünü olan zalim bir militarizm ile kendilerini
karakterize ettiklerini” ileri sürmüĢtür. BaĢvuran, ”Dinamik sosyal
tabakaların ülkenin siyasi hayatından muaf tutulduğu” 1960’ların
ayaklanması ile 1970’lerin baĢındaki “devrimci demokratik direniĢ
hareketin” “ulusun tarihinin değiĢtirilmesine” yardım ettiğini ve topluma
“direniĢ ve isyan ruhu” aĢıladığını eklemiĢtir. Sosyalizmin kapitalizmin
yerine geçebilecek tek sistem olduğunu belirtmiĢ ve “ o günlerde ekilen
Kürt halkının özgürlük tohumlarından Kürdistan dağlarındaki gerillaların
doğduğunu” ileri sürmüĢtür. (bkz. Yukarıdaki paragraf 10).
Hükümet bu tür yorumların baĢvuranın Kürt bağımsızlık mücadelesinin
meĢruluğunu kabul ettiği anlamına geldiği yönünde görüĢ bildirmiĢtir.
Mahkeme bu görüĢe katılmamaktadır: Mahkeme baĢvuranın yorumlarının
“isyan” ve “baskı” gibi kelimelerin kullanılmasının belirli bir sert duygular
eklediği Türk Otoritelerine yönelik eleĢtrileri teĢkil ettiği görüĢündedir.
48. Mahkeme
SözleĢmenin 10. Maddesinin 2. Fıkrasında kamu
çıkarlarına iliĢkin siyasi konuĢmalar veya sorunlara iliĢkin tartıĢmaların
sınırlanmasına dair çok dar bir kapsam olduğuna iĢaret etmektedir (bakınız
25 Kasım 1996 tarihli Wingrove - BirleĢik Kraliyet davası, 1996 Raporları-
V, s. 1957, 58. Madde). Ayrıca, izin verilebilir eleĢtirilerin sınırları hükümet
ile ilgili hususlarda, özel vatandaĢlar veya siyasetçiler açısından daha
geniĢtir. Demokratik bir sistemdeki hareketler veya hükümetin ihmalleri
sadece yasama ve adli otoritelerin değil aynı zamanda kamuoyunun da yakın
takibinde olmalıdır. Ayrıca, Hükümetin sahip olduğu egemen konum,
özellikle haksız saldırılar ve düĢmanlarının eleĢtirilerine cevap verilmesine
iliĢkin baĢka araçların bulunduğu durumlarda, cezai iĢlemlere baĢvurulması
konusunda bir sınırlamanın uygulanmasını zorunlu kılmaktadır. Bununla
birlikte, kamu düzeninin garantörleri sıfatıyla hareketle, ceza kanunu
niteliğinde olanlar da dahil olmak üzere, doğru tepkiyi verecek ve anılan
ifadeler aĢılmadan önlemlerin benimsenmesi Devlet otoritelerinin yetkisine
açıktır (bakınız 9 Haziran 1998 tarihli Incal - Türkiye kararı, 1998-IV
Raporları, s. 1567, 54. Madde). Son olarak, anılan sözler bir birey veya bir
kamu görevlisi veya bir nüfusun bir kesimine karĢı bir Ģiddeti teĢvik ettiği
durumlarda Devlet otoriteleri, ifade özgürlüğüne iliĢkin müdahale gereğinin
incelenmesinde daha geniĢ bir marja sahiptir.