CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYĠ  
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
ERGİN - TÜRKİYE DAVASI (NO:4)  
(Başvuru no:63733/00)  
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ  
STRAZBURG  
16 HAZĠRAN 2005  
____________________________________________________________________________________________  
© T.C. DıĢiĢleri Bakanlığı, 2000. Bu gayriresmi çeviri, Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları  
Genel Müdür Yardımcılığı (AKGY) tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın  
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri  
Bakanlığı, AKGYna atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
1
ĠġLEMLER  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 63733/00 başvuru no’lu davanın nedeni,  
Türk vatandaşı Ahmet Ergin’in (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM), 25  
Mart 1999 tarihinde, Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Sözleşmesi’nin (AİHS) 34.  
maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuran, İstanbul Barosu avukatlarından K.T.  
Sürek tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
DAVA KOġULLARI  
1973 doğumlu başvuran, İstanbul’da ikamet etmektedir. Başvuran, olayların geçtiği  
dönemde, Günlük Emek gazetesinin Yazı İşleri Müdürü ve Editörü idi.  
Başvuran, 2 Eylül 1997 tarihinde bu gazetenin 298. sayısında, hapishanede tutulu  
bulunan gazeteci yazar Can Yücel ile yaptığı “Barış...” röportajını yayınlamıştır.  
İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) hakimi, 2 Eylül 1997 tarihinde, Günlük  
Emek gazetesinin 298. sayısının toplatılması emri vermiştir.  
İstanbul DGM Cumhuriyet Başsavcısı, 10 Eylül 1997 tarihli iddianameyle, Türk Ceza  
Kanunu’nun (TCK) 312§2 maddesi gereğince, hiçbir alıntı yapmadan bahsigeçen röportajı  
yayınladığından dolayı, başvuranı halkı ırk ve bölge ayrımcılığına dayanan kin ve nefrete  
teşvik etmekle suçlamıştır.  
Başvuran, DGM önünde, yapılan suçlamaları reddederek, AİHS’nin 6 ve 10.  
maddelerini ileri sürmüştür.  
DGM, 14 Nisan 1998 tarihli kararla başvuranı, bir yıl sekiz ay hapis ve 1.433.333 TL  
para cezasına çarptırmıştır. DGM, başvuran dava konusu makalenin kim tarafından  
yazıldığını açıkladığından dolayı, hapis cezasını para cezasına çevirmiştir. Sonuçta başvuran,  
4.458.333 TL (yaklaşık 50 Euro) para cezasına çarptırılmıştır. DGM ayrıca, bir ay boyunca  
gazetenin çıkarılmasının durdurulması emri vermiştir.  
Başvuran, verilen bu kararın temyizine gitmiştir. Temyiz gerekçelerinde, başvuran  
yeniden AİHS’nin 6 ve 10. maddelerini ileri sürmüştür.  
Yargıtay Savcı görüşü başvurana tebliğ edilmemiştir.  
Yargıtay, 7 Ekim 1998 tarihli kararla ilk derece mahkemesinde verilen kararı  
onamıştır.  
HUKUK AÇISINDAN  
I. AĠHS’NĠN 10. MADDESĠNĠN ĠHLAL EDĠLDĠĞĠ ĠDDĠASI  
Başvuran, hakkında verilen cezai mahkumiyet kararının, AİHS’nin 10. maddesinde  
öngörüldüğü gibi ifade özgürlüğünü ihlal etmesinden şikayet etmektedir.  
A. Kabul edilebilirlik hakkında  
AİHM, şikayetin AİHS’nin 35§3 maddesi bakımından açıkça dayanaktan yoksun  
olmadığını saptamakta ve ayrıca, hiçbir kabul edilemezlik gerekçesiyle ters düşmediğini  
ortaya koymaktadır. Dolayısıyla şikayeti kabul edilebilir ilan etmek uygun olacaktır.  
2
B. Esas hakkında  
AİHM, dava konusu mahkumiyet kararının, 10§1 maddesinin güvence altına aldığı  
başvuranın ifade özgürlüğü hakkına müdahale oluşturmasının taraflar arasında ihtilaf konusu  
olmadığını kaydetmiştir. Üstelik müdahalenin kanun tarafından öngörüldüğüne ve 10§2  
maddesi bakımından toprak bütünlüğünün korunması gibi yasal amaç güttüğüne itiraz  
edilmemektedir (Bkz. 4 Haziran 2002 tarihli Yağmurdereli-Türkiye kararı, no: 29590/96,  
§40). AİHM, bu değerlendirmeyi benimsemiştir. Buna karşın uyuşmazlık, bu müdahalenin  
“demokratik bir toplumda gerekli” olup olmadığı sorusuna dayanmaktadır.  
Hükümet, dava konusu röportaj Devlet’in hayati çıkarlarını tehlikeye soktuğu sürece,  
özellikle ülkenin güneydoğusundaki güvenliğe bağlı özel koşullarda, başvuran hakkında  
verilen mahkumiyet kararının demokratik toplumda gerekli olduğunda ısrar etmektedir.  
AİHM, geçmişte mevcut davada olduğu gibi bir çok davada ortaya çıkan buna benzer  
sorunları irdelemiş ve AİHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiği kanaatine varmıştır (Bkz.  
Özellikle Ceylan-Türkiye, no: 23556/94, §38, 1999-IV, Öztürk-Türkiye, no: 22479/93, §74,  
1999-VI, İbrahim Aksoy, §§80, Karkın, §39, 23 Eylül 2003 ve Kızılyaprak-Türkiye, no:  
27528/95, §43, 2 Ekim 2003).  
AİHM, içtihat kararları ışığında mevcut davayı incelemiş ve Hükümet’in, sözkonusu  
durumu farklı bir sonuca ulaştırabilecek ne bir olay ne de bir delil sunduğuna kanaat  
getirmiştir. AİHM, suç unsuru röportajda kullanılan ifadelere ve röportajın yayımlandığı  
duruma önem vermiştir. Bu bağlamda, göreceği davanın bulunduğu koşulları ve özellikle  
terörle mücadeleye bağlı zorlukları gözönünde bulundurmuştur (Bkz. İbrahim Aksoy, §60 ve 9  
Haziran 1998 tarihli Incal-Türkiye kararı, 1998-IV, s.1568, §58).  
Dava konusu röportaj, Türk Devleti’nin “kürt sorunu”’na ve ülkenin güneydoğusunda  
barışın getirilmesine yönelik yaklaşımı hakkında sert bir eleştiri içermektedir.  
AİHM, DGM’nin dava konusu röportajın halkı kin ve düşmanlığa teşvik edici ifadeler  
içerdiğine kanaat getirdiğini belirtmektedir.  
AİHM, başvuranın ifade özgürlüğüne yapılan müdahaleyi haklı gösterecek kendi  
içinde yeterli olmayan yerel mahkemelerin aldığı kararlarda bulunan gerekçeleri incelemiştir.  
(Bkz. Mutatis mutandis, Sürek-Türkiye (no:4), no: 24762/94, §58, 1999-IV). AİHM,  
röportajdaki bazı ifadelerin Türk Devleti hakkında negatif bir tablo çizerek metne düşmanlık  
uyandıran bir anlam yüklese de, ne şiddet kullanmaya, ne silahlı mücadeleye, ne de  
ayaklanmaya teşvik etmiş ve AİHM’nin gözünde, gözönünde bulundurulması gereken başlıca  
unsur olan konuşmanın kin güden bir konuşma olmadığını gözlemlemiştir (Bkz. a contrario,  
Sürek-Türkiye (no:1), no: 26682/95, §62, 1999-IV ve Gerger-Türkiye, no:24919/94, §50, 8  
Temmuz 1999).  
AİHM, müdahalenin oranını belirlemek sözkonusu olduğunda, verilen cezaların  
niteliği ve ağırlığının da gözönünde bulundurulması gereken unsurlar olduğunu  
belirtmektedir. AİHM, bu bakımdan, başvuranın 4.458.333 TL para cezasına çarptırıldığını  
not etmektedir. Buna ek olarak, Günlük Emek gazetesinin 298. sayısının tümü toplatılmış ve  
bir ay boyunca yayınlanması yasaklanmıştır. Bu davada verilen cezaların niteliği ve ağırlığı  
ne olursa olsun –cezalar çekilse veya çekilmese de-, TCK’nın 312. maddesi alanında dava  
konusu mahkumiyet kararından tam hak olarak doğan kısıtlamaları da gözönünde  
bulundurmak gerekir. AİHM, başvuran hakkında verilen mahkumiyet kararının, sadece yan  
etkileriyle bile, demokratik toplumda gereklilik ilkesiyle bağdaşmadığına kanaat  
getirmektedir.  
3
II. AĠHS’NĠN 6. MADDESĠNĠN ĠHLAL EDĠLDĠĞĠ ĠDDĠASI  
Başvuran, kendisini mahkum eden DGM’nin, bünyesinde bir askeri hakim  
bulundurması nedeniyle, kendisine hakkaniyete uygun yargılamayı garanti eden “tarafsız ve  
bağımsız bir mahkeme” olamayacağını iddia etmektedir. Ayrıca başvuran, Yargıtay Savcı  
görüşünün kendisine tebliğ edilmemesinden şikayetçi olarak, AİHS’nin 6§1 ve 3 b)  
maddesinin ihlal edildiğini öne sürmektedir.  
A. Kabul edilebilirlik hakkında  
AİHM, şikayetlerin AİHS’nin 35§3 maddesi bakımından açıkça dayanaktan yoksun  
olmadıklarını saptamakta ve ayrıca, şikayetlerin hiçbirinin kabul edilemezlik gerekçesiyle ters  
düşmediğini ortaya koymaktadır. Dolayısıyla şikayetleri kabul edilebilir ilan etmek uygun  
olacaktır.  
B. Esas hakkında  
1. DGM’nin tarafsız ve bağımsız olması hakkında  
AİHM, geçmişte de birçok defa benzer olayların meydana geldiği sözüedilen  
durumlarla ilgili sorunlara benzer sorunları birçok kez incelemiş ve AİHS’nin 6§1 maddesinin  
ihlal edildiğini tespit etmiştir (Bkz. 7 Kasım 2002 tarihli Özel-Türkiye kararı, no: 42739/98,  
§§33-34 ve 10 Temmuz 2001 tarihli Özdemir-Türkiye kararı, no: 59659/00, §§35-36).  
AİHM, mevcut davayı incelemiş ve Hükümet’in, sözkonusu durumu farklı bir sonuca  
ulaştırabilecek ne bir olay ne de bir delil sunduğuna kanaat getirmektedir. AİHM, TCK’nın  
öngördüğü ve cezalandırdığı suçlardan DGM önüne çıkarılan başvuranın, aralarında askeri  
hakimin de bulunduğu mahkeme heyeti önüne çıkmaktan çekinmesinin anlayışla  
karşılanacağını saptamaktadır. Bu nedenden dolayı, başvuran, DGM’nin bu türden davalara  
ters düşen değerlendirmelerle haksız yere yönlendirilmelerine izin vermesinden haklı olarak  
çekinmektedir. Böylece, bu mahkemenin tarafsızlığı ve bağımsızlığı hakkında başvuran  
tarafından duyulan şüphelerin objektif olarak kanıtlandığı düşünülebilir (sözüedilen Incal  
kararı, §72 in fine).  
AİHM, başvuranı yargılayıp mahkum ettiği sırada, DGM’nin, 6§1 maddesi uyarınca  
tarafsız ve bağımsız bir mahkeme olmadığı sonucuna varmaktadır.  
2. Savcı görüşünün tebliğ edilmemesi hakkında  
HM, benzer davalarda, tarafsızlıktan ve bağımsızlıktan yoksun olduğu ortaya  
konulan bir mahkemenin, her olasılıkta, kendi yargısına tabi kişilere hakkaniyetli bir yargı  
sağlayamayacağı hükmüne varıldığını hatırlatmıştır.  
AİHM, başvuranın tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından dinlenme hakkının  
ihlal edilmesi sonucu gözönünde bulundurulursa, AİHS’nin 6. maddesine göre yapılan diğer  
şikayeti incelemeye gerek olmadığı kanaatine varmıştır (Bkz. diğerleri arasında, 28 Ekim  
1998 tarihli Çıraklar-Türkiye kararı, 1998-VII, §§ 44-45).  
III. AĠHS’NĠN 41. MADDESĠNĠN UYGULANMASI HAKKINDA  
AİHS’nin 41. maddesi gereğince,  
4
A. Tazminat  
Başvuran, ödenen para cezası ile toplatılma ve gazetenin yayımlanmasının  
ertelenmesinin sebep olduğu kazanç kaybı için maddi tazminat olarak 31.000 Euro  
istemektedir. Başvuran, uğradığı manevi zarar için 5.000 Euro istemiştir.  
Hükümet bu iddialar konusunda görüş bildirmemektedir.  
AİHM, iddia edilen parasal kayıp konusunda, başvuranın 4.458.333 TL’lik borcunu  
ödediğini saptamaktadır. Derginin toplatılması ve yayımlanmasının ertelenmesi iddiaları  
konusunda, başvuran AİHS’nin 10. maddesinin ihlal edilmesinden doğan zararın miktarının  
tespit edilmesini sağlayan hiçbir delil unsurunu sunmadığı sürece, AİHM bu talebi  
reddetmektedir. Manevi tazminat için AİHM, ilgilinin dava koşullarında bir takım sıkıntılar  
duyabileceğine kanaat getirmektedir. AİHM, başvurana uğranılan maddi ve manevi zararlar  
için 2.000 Euro verilmesinin uygun olacağı kanaatindedir.  
AİHM, başvuran hakkındaki mahkumiyet kararının, 6§1 maddesi bağlamında tarafsız  
ve bağımsız olmayan bir mahkeme tarafından verildiği sonucuna vardığında prensip olarak en  
uygun tazminin, başvuranı zamanında tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından yeniden  
yargılamak olacağı kanaatindedir (sözüedilen Gençel kararı, §27).  
B. Masraf ve Harcamalar  
Başvuran ayrıca, ulusal mahkemeler ve AİHM’de yapılan masraf ve harcamalar için  
3.000 Euro talep etmiştir.  
Hükümet bu miktar konusunda görüş bildirmemektedir.  
AİHM’nin içtihadına göre, başvuran, yaptığı masraf ve harcamaların gerçekliği,  
gerekliliği ve oranlarının makul olduğu ortaya konulduğu sürece geri ödemelerini elde  
edebilir. Davada, elinde bulunan unsurlar ve yukarıda belirtilen kriterleri gözönünde  
bulundurarak, AİHM, yapılan bütün masraflar için 1.500 Euro’nun makul olduğuna kanaat  
getirerek, bu miktarın başvurana ödenmesine hükmetmektedir.  
C. Temerrüt faizi  
AİHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı basit  
faize dayalı olarak %3 'lük bir faiz oranı uygulanacağını belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK MAHKEME, OYBĠRLĠĞĠYLE,  
1. Başvurunun kabul edilebilir olduğuna;  
2. AİHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. DGM’nin tarafsızlıktan ve bağımsızlıktan yoksun olması nedeniyle AİHS’nin 6§1  
maddesinin ihlal edildiğine;  
4. AİHS’nin 6§3 b) maddesine göre yapılan diğer şikayetlerin incelenmesine gerek  
olmadığına;  
5. a) Bu kararın, AİHS’nin 44§2 maddesine göre kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet’in  
başvurana:  
i. maddi ve manevi tazminat için 2.000 Euro (iki bin euro)  
ii. masraf ve harcamalar için 1.500 Euro (bin beş yüz euro)  
iii. miktara yansıtılabilecek KDV ve pul, harç ve masraflarla birlikte ödemesine;  
5
b) Belirtilen süre bitiminden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süre için, yukarıda  
belirtilen tutara, Avrupa Merkez Bankası’nın kredi faiz oranına yüzde üç puan eklenmek  
suretiyle gecikme faizi uygulanmasına;  
6. Hakkaniyete uygun tazminata ilişkin diğer taleplerin reddine karar vermiştir.  
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve 16 Haziran 2005 tarihinde, İçtüzüğün 77.  
maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiştir.  
6