Temmuz 1999). Mahkeme özellikle söz konusu makalelerin bazı bölümlerinin, Türk Devleti
hakkında son derece olumsuz bir tablo çizerek anlatıma düşmanlığı çağrıştıran bir anlam
yüklemiş olsa da, yazının ne şiddet kullanmaya ne silahlı direnişe ne de başkaldırmaya teşvik
ettiğini tespit etmiş ve bunun kin yüklü bir söylem olmayışının, göz önünde bulundurulması
gereken esas unsur olduğu kanaatine varmıştır (Bkz. a contrario, Sürek-Türkiye (no:1), no:
26682/95, § 62, CEDH 1999-IV ve Gerger-Türkiye, no: 24919/94, § 50, 8 Temmuz 1999).
AİHM, müdahalenin orantılılığı sözkonusu olduğunda, verilen cezaların niteliği ile
ağırlığının da gözönünde bulundurulacak unsurlar olduğunu hatırlatır. Bu itibarla AİHM,
başvuranın 5.558.333 TL para cezasına mahkum edildiğini kaydeder. Ayrıca Günlük Emek
gazetesinin yayınlanması da bir ay boyunca yasaklanmıştır. AİHM’ye mevcut başvurunun
yapılmasından sonra İstanbul DGM tarafından verilen ek kararda, mahkumiyet kararı hiç
verilmemiş gibi kabul edilmiş ve bundan doğan tüm sonuçlar silinmiştir. Bununla birlikte
AİHM başvuran lehine verilen bir kararın, ulusal makamlar tarafından açıkça ya da öz olarak
kabul edilmiş fakat daha sonra AİHS’nin ihlalinden ötürü düzeltilmiş olsa da, sözkonusu
kişinin “mağdur” sıfatını ortadan kaldırmadığını kaydeder (Amuur-Fransa, 25 Haziran 1996
tarihli karar, Derleme 1996-III, s. 846, § 36). Oysa mevcut davada başvuran verilen para
cezasını ödemekle kalmamış, yaklaşık dört yıl sonra çıkan ek karara kadar, mahkum
edilmesinden kaynaklanan kısıtlamalara maruz kalmıştır. Bu koşullarda AİHM, başvuranın
başlangıçta mahkum edilmesinin, demokratik bir toplumda gereklilik ilkesi içinde yer
alamayacağı kanaatine varmıştır. Dolayısıyla AİHS’nin 10. maddesi ihlal edilmiştir.
II. AĠHS’NĠN 6 § 1 MADDESĠNĠN ĠHLAL EDĠLDĠĞĠ ĠDDĠASI HAKKINDA
Başvuran kendisini yargılayan ve mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin,
bünyesinde bir askeri hakim bulunmasından dolayı, adil bir yargılama sağlayabilecek
“bağımsız ve tarafsız bir mahkeme” olmadığı iddiasında bulunmaktadır. Başvuran ayrıca
Yargıtay Cumhuriyet Savcısı’nın tebliğnamesinin kendisine tebliğ edilmediğinden şikayetçi
olmaktadır. Başvuran AİHS’nin 6 §§ 1 ve 3 b) maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmektedir.
A. Kabuledilebilirlik hakkında
AİHM şikayetlerin, AİHS’nin 35 § 3 maddesi uyarınca açıkça dayanaktan yoksun
olarak ilan edilemeyeceğini ve başka hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi bulunmadığını tespit
etmiştir. Dolayısıyla şikayetler kabuledilebilir bulunmuştur.
B. Esas Hakkında
1. Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin Bağımsızlığı ve Tarafsızlığı Hakkında
AİHM daha önce buna benzer şikayetlerin dile getirildiği birçok dava incelediğini ve
bunların AİHS’nin 6 § 1 maddesinin ihlali yönünde sonuçlandığını ortaya koymaktadır (Bkz.
adıgeçen Özel, § § 33-34, ve Özdemir-Türkiye no:59659,§§ 35-36, 6 Şubat 2003).
AİHM mevcut davayı incelemiş ve Hükümet’in davayı farklı şekilde sonuçlandıracak
hiçbir tespit ve delil sunmadığı kanaatine varmıştır. AİHM, Ceza Kanunu’nda öngörülen
suçlardan ötürü Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılanan başvuranın, aralarında asker
kökenli bir hakimin yer aldığı mahkeme önüne çıkma konusunda endişe duymasının
anlaşılabilir olduğu kanısındadır. Dolayısıyla başvuran, Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin
davanın gerekçesine yabancı mülahazalar ışığında sebepsiz bir yargı kararı almasından haklı
4