CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYĠ  
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
ERGİN - TÜRKİYE DAVASI (NO:1)  
(Başvuru no:48944/99)  
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ  
STRAZBURG  
16 HAZĠRAN 2005  
İşbu karar Sözleşme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde  
kesinleşecek olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.  
____________________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayriresmi çeviri, Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları  
Genel Müdür Yardımcılığı (AKGY) tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın  
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri  
Bakanlığı, AKGYna atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
1
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 48944/99 başvuru no’lu davanın nedeni,  
Türk vatandaşı Ahmet Ergin’in (Başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) 26  
Mayıs 1999 tarihinde, Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Sözleşmesi’nin (AİHS)  
34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuran, İstanbul Barosu avukatlarından  
K.T. Sürek tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
1973 doğumlu başvuran, İstanbul’da ikamet etmektedir. Başvuran, olayların geçtiği  
dönemde, Günlük Emek gazetesinin Yazı İşleri Müdürü ve Editörü idi.  
Başvuran, 15 Ocak 1998 tarihinde, bu gazetenin 433. sayısında “Askerler yine köy  
yaktı” başlıklı bir makale yayınlamıştır.  
İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Başsavcısı, 16 Şubat 1998  
tarihli iddianameyle, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 312§2 maddesi gereğince, bahsekonu  
makaleyi yayınladığından dolayı, başvuranı halkı ırk ve bölge ayrımcılığına dayanan kin ve  
nefrete teşvik etmekle suçlamıştır.  
Başvuran, DGM önünde, yapılan suçlamaları reddetmiştir. Başvuran, özellikle bir  
haberin sözkonusu olduğunu ve hiçbir suç amacının kendisine isnat edilemeyeceğini  
vurgulamıştır. Başvuran AİHS’nin 10. maddesini ileri sürmüştür. Başvuran ayrıca  
Mahkeme’ye “aidiyet belgesini sunmuştur.  
DGM, 8 Eylül 1998 tarihli kararla başvuranı 5.558.333 TL para cezasına çarptırmıştır.  
DGM ayrıca, Günlük Emek gazetesinin altı ay çıkarılmamasına karar vermiştir. DGM  
gerekçelerinde, iddianamede yer aldığı şekliyle ihtilaflı makaleye atıfta bulunmuş ve  
makalenin haber veya eleştiri sınırlarını aştığına kanaat getirmiştir.  
Başvuran, verilen bu kararı temyiz etmiştir. Temyiz gerekçelerinde, başvuran  
AİHS’nin 6 ve 10. maddelerini ileri sürmüştür. Ayrıca başvuran, sözkonusu haberlerin  
doğruluğunun araştırılmamasına itiraz etmiştir.  
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın tebliğnamesi başvurana tebliğ edilmemiştir.  
Yargıtay, 10 Aralık 1998 tarihli kararla, başvuranın talebini reddetmiş ve ilk derece  
mahkemesinde verilen kararı onamıştır.  
HUKUK AÇISINDAN  
I. AĠHS’NĠN 10. MADDESĠNĠN ĠHLAL EDĠLDĠĞĠ ĠDDĠASI  
Başvuran, hakkında verilen cezai mahkumiyet kararının, AİHS’nin 10. maddesinde  
öngörüldüğü gibi ifade özgürlüğünü ihlal etmesinden şikayet etmektedir.  
A. Kabul edilebilirlik hakkında  
2
AİHM, şikayetin AİHS’nin 35§3 maddesi bakımından açıkça dayanaktan yoksun  
olmadığını saptamakta ve ayrıca, hiçbir kabul edilemezlik gerekçesiyle ters düşmediğini  
ortaya koymaktadır. Dolayısıyla şikayeti kabul edilebilir ilan etmek uygun olacaktır.  
B. Esas hakkında  
AİHM, dava konusu mahkumiyet kararının, 10§1 maddesinin güvence altına aldığı  
başvuranın ifade özgürlüğü hakkına müdahale oluşturmasının taraflar arasında ihtilaf konusu  
olmadığını kaydetmiştir. Üstelik müdahalenin kanun tarafından öngörüldüğüne ve 10§2  
maddesi bakımından toprak bütünlüğünün korunması gibi yasal amaç güttüğüne itiraz  
edilmemektedir (Bkz. 4 Haziran 2002 tarihli Yağmurdereli-Türkiye kararı, no: 29590/96,  
§40). AİHM, bu değerlendirmeyi benimsemiştir. Buna karşın uyuşmazlık, bu müdahalenin  
“demokratik bir toplumda gerekli” olup olmadığı sorusuna dayanmaktadır.  
Hükümet, haber halkı şiddete teşvik eden ve özellikle ülkenin güneydoğusundaki  
güvenliğe bağlı koşullarda, Türk toplumunda farklı gruplar arasında kin uyandıran, bölücü  
propaganda sözkonusu olduğundan dolayı, başvuran hakkında verilen mahkumiyet kararının  
demokratik toplumda gerekli olduğunda ısrar etmektedir.  
AİHM, geçmişte mevcut davada olduğu gibi bir çok davada ortaya çıkan benzer  
sorunları irdelemiş ve AİHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiği kanaatine varmıştır (Bkz.  
Özellikle Ceylan-Türkiye, no: 23556/94, §38, 1999-IV, Öztürk-Türkiye, no: 22479/93, §74,  
1999-VI, sözüedilen İbrahim Aksoy, § 80, Karkın-Türkiye, no: 43928/98, §39, 23 Eylül 2003  
ve Kızılyaprak-Türkiye, no: 27528/95, §43, 2 Ekim 2003).  
AİHM, içtihat kararları ışığında mevcut davayı incelemiştir ve Hükümet’in, sözkonusu  
durumu farklı bir sonuca ulaştırabilecek ne bir olay ne de bir delil sunduğuna kanaat  
getirmektedir. AİHM, haberde kullanılan ifadelere ve haberlerin yayımlandığı duruma önem  
vermiştir. Bu bağlamda, göreceği davanın bulunduğu koşulları ve özellikle terörle  
mücadeleye bağlı zorlukları gözönünde bulundurmuştur (Bkz. sözüedilen İbrahim Aksoy, §60  
ve 9 Haziran 1998 tarihli Incal-Türkiye kararı, 1998-IV, s.1568, §58).  
Dava konusu haber, güvenlik güçleriyle ilgili ciddi iddialar içermektedir. Ancak ne  
ulusal hukuk mahkemelerinin verdiği kararlar ne Hükümet görüşü yanlış bir haber olduğunu  
belirtmiş ve haberin içeriğini olay olarak değil değer yargısı olarak değerlendirmişlerdir.  
AİHM, DGM’nin dava konusu haberin halkı kin ve düşmanlığa teşvik edici ifadeler  
içerdiğine kanaat getirdiğini belirtmektedir.  
AİHM, yerel mahkemelerin aldığı kararlarda bulunan ve başvuranın ifade özgürlüğüne  
yapılan müdahaleyi haklı göstermek için yeterli olmayan gerekçeleri incelemiştir. (Bkz.  
Mutatis mutandis, Sürek-Türkiye (no:4), no: 24762/94, §58, 1999-IV). AİHM, haberde yer  
alan iddiaların ciddi olduğunu ancak, ne şiddet kullanmaya, ne silahlı mücadeleye, ne de  
ayaklanmaya teşvik eden nitelikte olmadığını ve AİHM’nin gözünde, dikkate alınması  
gereken başlıca unsur olan konuşmanın kin güden bir konuşma olmadığını gözlemlemiştir  
(Bkz. a contrario, Sürek-Türkiye (no:1), no: 26682/95, §62, 1999-IV ve Gerger-Türkiye,  
no:24919/94, §50, 8 Temmuz 1999).  
AİHM, müdahalenin oranını belirlemek sözkonusu olduğunda, verilen cezaların  
niteliği ve ağırlığının da gözönünde bulundurulması gereken unsurlar olduğunu  
3
belirtmektedir. AİHM, bu bakımdan, başvuranın 5.558.333 TL para cezasına çarptırıldığını  
not etmektedir. Bun ek olarak, Günlük Emek gazetesinin bir ay boyunca yayınlanması  
yasaklanmıştır. Bu davada verilen cezaların niteliği ve ağırlığı ne olursa olsun –ceza çekilmiş  
olsa da olmasa da-, TCK’nın 312. maddesi alanında mahkumiyetten ipso jure doğan sonuçları  
daha çok gözönünde bulundurmak gerekir. Oysa bu davada, başvuran para cezasını ödemekle  
kalmayıp, mahkumiyet kararından doğan kısıtlamalara maruz kalmıştır. AİHM, bu koşullarda,  
başvuran hakkında verilen ilk mahkumiyet kararının, demokratik toplumda gereklilik  
prensibiyle bağdaşmadığına kanaat getirmektedir. Dolayısıyla AİHS’nin 10. maddesi ihlal  
edilmiştir.  
II. AĠHS’NĠN 6. MADDESĠNĠN ĠHLAL EDĠLDĠĞĠ ĠDDĠASI  
Başvuran, kendisini mahkum eden DGM’nin, bünyesinde bir askeri hakim  
bulundurması nedeniyle, kendisine hakkaniyete uygun yargılamayı garanti eden “tarafsız ve  
bağımsız bir mahkeme” olamayacağını iddia etmektedir. Ayrıca başvuran, Yargıtay  
Cumhuriyet Başsavcısı’nın tebliğnamesinin kendisine tebliğ edilmemesinden şikayetçi olarak,  
AİHS’nin 6§1 ve 3-b maddesinin ihlal edildiğini öne sürmektedir.  
A. Kabul edilebilirlik hakkında  
AİHM, şikayetlerin AİHS’nin 35§3 maddesi bakımından açıkça dayanaktan yoksun  
olmadıklarını saptamakta ve ayrıca, şikayetlerin hiçbirinin kabul edilemezlik gerekçesiyle ters  
düşmediğini ortaya koymaktadır. Dolayısıyla şikayetleri kabul edilebilir ilan etmek uygun  
olacaktır.  
B. Esas hakkında  
1. DGM’nin tarafsız ve bağımsız olması hakkında  
AİHM, geçmişte de birçok defa benzer olayların meydana geldiği sözüedilen  
durumlarla ilgili sorunlara benzer sorunları birçok kez incelemiş ve AİHS’nin 6§1 maddesinin  
ihlal edildiğini tespit etmiştir (Bkz. 7 Kasım 2002 tarihli Özel-Türkiye kararı, no: 42739/98,  
§§33-34 ve 10 Temmuz 2001 tarihli Özdemir-Türkiye kararı, no: 59659/00, §§35-36).  
AİHM, mevcut davayı incelemiştir ve Hükümet’in, sözkonusu durumu farklı bir  
sonuca ulaştırabilecek ne bir olay ne de bir delil sunduğuna kanaat getirmektedir. AİHM,  
TCK’nın öngördüğü ve cezalandırdığı suçlardan DGM önüne çıkarılan başvuranın, aralarında  
askeri hakimin de bulunduğu mahkeme heyeti önüne çıkmaktan çekinmesinin anlayışla  
karşılanacağını saptamaktadır. Bu nedenden dolayı, başvuran, DGM’nin bu türden davalara  
ters düşen değerlendirmelerle haksız yere yönlendirilmelerine izin vermesinden haklı olarak  
çekinmektedir. Böylece, bu mahkemenin tarafsızlığı ve bağımsızlığı hakkında başvuran  
tarafından duyulan şüphelerin objektif olarak kanıtlandığı düşünülebilir (sözüedilen Incal  
kararı, §72 in fine).  
AİHM, başvuranı yargılayıp mahkum ettiği sırada, DGM’nin, 6§1 maddesi uyarınca  
tarafsız ve bağımsız bir mahkeme olmadığı sonucuna varmaktadır.  
2. Savcı’nın tebliğnamesinin tebliğ edilmemesi hakkında  
4
AİHM, benzer davalarda, tarafsızlıktan ve bağımsızlıktan yoksun olduğu ortaya  
konulan bir mahkemenin, her olasılıkta, kendi yargısına tabi kişilere hakkaniyetli bir yargı  
sağlayamayacağı hükmüne varıldığını hatırlatmıştır.  
AİHM, başvuranın tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından dinlenme hakkının  
ihlal edilmesi sonucu gözönünde bulundurulursa, AİHS’nin 6. maddesine göre yapılan diğer  
şikayeti incelemeye gerek olmadığı kanaatine varmıştır (Bkz. diğerleri arasında, 28 Ekim  
1998 tarihli Çıraklar-Türkiye kararı, 1998-VII, §§ 44-45).  
III. AĠHS’NĠN 41. MADDESĠNĠN UYGULANMASI HAKKINDA  
A. Tazminat  
Başvuran, maddi tazminat olarak 1.000 Euro istemektedir. Başvuran, uğradığı manevi  
zarar için 5.000 Euro istemektedir.  
Hükümet bu iddialar konusunda görüş bildirmemektedir.  
AİHM, iddia edilen parasal kayıp konusunda, başvuranın 5.558.333 TL’lik borcunu  
ödediğini saptamaktadır. Geri kalan iddialar konusunda başvuran AİHS’nin 10. maddesinin  
ihlal edilmesinden doğan zararın miktarının tespit edilmesini sağlayan hiçbir delil unsurunu  
sunmadığı sürece, AİHM bu talebi reddetmektedir. Manevi tazminat için AİHM, ilgilinin  
dava koşullarında bir takım sıkıntılar duyabileceğine kanaat getirmektedir. AİHM, başvurana  
uğranılan maddi ve manevi zararlar için 2.000 Euro verilmesinin uygun olacağı kanaatindedir.  
AİHM, başvuran hakkındaki mahkumiyet kararının, 6§1 maddesi bağlamında tarafsız  
ve bağımsız olmayan bir mahkeme tarafından verildiği sonucuna vardığında prensip olarak en  
uygun tazminin, başvuranı zamanında tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından yeniden  
yargılamak olacağı kanaatindedir (Bkz. yukarıda sözüedilen Gençel kararı, §27).  
B. Masraf ve Harcamalar  
Başvuran ayrıca, ulusal mahkemeler ve AİHM’de yapılan masraf ve harcamalar için  
3.000 Euro talep etmektedir.  
Hükümet bu miktar konusunda görüş bildirmemektedir.  
AİHM’nin içtihadına göre, başvuran, yaptığı masraf ve harcamaların gerçekliği,  
gerekliliği ve oranlarının makul olduğu ortaya konulduğu sürece geri ödemelerini elde  
edebilir. Davada, elinde bulunan unsurlar ve yukarıda belirtilen kriterleri gözönünde  
bulundurarak, AİHM, yapılan bütün masraflar için 1.500 Euro’nun makul olduğuna kanaat  
getirerek, bu miktarın başvurana ödenmesine hükmetmektedir.  
C. Gecikme faizi  
AİHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz  
oranına 3 puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK MAHKEME, OYBĠRLĠĞĠYLE,  
5
1. Başvurunun kabul edilebilir olduğuna;  
2. AİHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. DGM’nin tarafsızlıktan ve bağımsızlıktan yoksun olması nedeniyle AİHS’nin 6§1  
maddesinin ihlal edildiğine;  
4. AİHS’nin 6§3 b) maddesine göre yapılan diğer şikayetlerin incelenmesine gerek  
olmadığına;  
5. a) Bu kararın, AİHS’nin 44§2 maddesine göre kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet’in  
başvurana:  
i. maddi ve manevi tazminat için 2.000 Euro (iki bin Euro)  
ii. masraf ve harcamalar için 1.500 Euro (bin beş yüz Euro)  
iii. miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak ödemesine;  
b) Belirtilen süre bitiminden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süre için, yukarıda  
belirtilen tutara, Avrupa Merkez Bankası’nın kredi faiz oranına yüzde üç puan eklenmek  
suretiyle gecikme faizi uygulanmasına;  
6. Hakkaniyete uygun tazminata ilişkin diğer taleplerin reddine karar vermiştir.  
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve 16 Haziran 2005 tarihinde, İçtüzüğün 77.  
maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiştir.  
6