CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYĠ  
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
ERDAL TAŞ - TÜRKİYE DAVASI  
(Başvuru no: 77650/01 )  
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ  
STRAZBURG  
19 Aralık 2006  
İşbu karar Sözleşme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek  
olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.  
____________________________________________________________________________________________  
© T.C. DıĢiĢleri Bakanlığı, 2006. Bu gayriresmi çeviri, Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları  
Genel Müdür Yardımcılığı (AKGY) tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın  
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri  
Bakanlığı, AKGYna atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
1
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (77650/01) başvuru no’lu davanın nedeni bu ülke  
vatandaşı Erdal Taş’ın (başvuran) 22 Ekim 2001 tarihinde Avrupa İnsan Hakları  
Mahkemesi’ne Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu  
başvurudur. Başvuran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde İstanbul Barosu  
avukatlarından Ö. Kılıç ve A. Üstün tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
1974 doğumlu başvuran Frauenfeld’de (İsviçre) ikamet etmektedir.  
İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) 31 Ağustos 2000 tarihinde «Kürtlerin Devrimi»  
başlıklı bir makale yayımlayan 2000’de Yeni Gündem adlı gazetesinin toplatılmasına karar  
vermiştir.  
İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısı 1 Eylül 2000 tarihinde 3713  
sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 8. ve 6. maddelerine dayalı olarak başvuranı sözkonusu  
gazetenin yazı işleri sorumlusu olarak terörist bir örgütün beyanını yayımlaması nedeniyle  
Devletin bölünmez bütünlüğüne kastetmek suçu ile itham etmiştir.  
DGM’deki yargı sürecinde başvuran basın özgürlüğünün korunmasını öne sürmüştür.  
Üç sivil hakimden oluşan DGM heyeti 10 Nisan 2001 tarihinde 2000’de Yeni Gündem adlı  
gazetesinin yazı işleri sorumlusu sıfatıyla başvuranı beş ay hapis cezasına ve 498.825.000 TL.  
[yaklaşık 435 Euro] ağır para cezasına mahkum etmiştir. Sözü edilen makalenin yazarı belli  
olduğundan başvuranın cezası 456.000.000 TL. [yaklaşık 400 Euro] ağır para cezasına  
çevrilmiş, DGM başvuranı tüm cezalarından 955.125.000 TL. [yaklaşık 835 Euro] para  
cezasına çarptırmıştır.  
DGM bu görüşlerin 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 8 § 2. maddesi uyarınca  
Devletin toprak bütünlüğüne ve ulusun bölünmez bütünlüğüne karşı bölücülük  
propagandasını oluşturduğuna itibar etmiştir.  
DGM, 5680 sayılı Basın Kanunu’nun 2 § 1. ek maddesinde yer alan hükümler uyarınca  
2000’de Yeni Gündem’in bir ay süreyle yayımının yasaklanmasına karar vermiştir.  
26 Haziran 2001’de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın görüşünün başvurana tebliğ  
edilmemesi ışığında, Yargıtay temyizine gidilen kararı onamıştır.  
Başvuran İsviçre’ye gittiğinden hükmedilen cezaların infazı gerçekleşmemiştir.  
HUKUK AÇISINDAN  
I. KABULEDĠLEBĠLĠRLĠK ÜZERĠNE  
Hükümet üç bakımdan kabuledilemezlik itirazda bulunmaktadır.  
1. Başvuranın mağdur sıfatının bulunmayışı  
2
Hükümet, başvuranın iç hukuka göre sözkonusu gazetenin yazı işleri sorumluluğunu  
üstlenecek nitelikleri haiz olmadığından AİHS ile güvence altına alınan hakların ihlaliyle  
mağdur olduğunu öne süremeyeceğini belirtmektedir.  
AİHM bu konudaki yerleşik içtihadını hatırlatarak AİHS’nin 34. maddesiyle «mağdurun»  
tazmin edilmese dahi AİHS gerekliliklerinden birinin yokluğu ile fiilden ya da sözü edilen  
ihmalden doğrudan etkilenen bir kimsenin olduğu tespitinde bulunmaktadır (Bkz.  
Brumarescu-Romanya kararı, no: 28342/95). AİHS’nin 34. maddesine göre bir başvuran  
sözkonusu fiile veya ihmale maruz kalıp bundan doğrudan etkilenmemiş ise «mağdur»  
olduğunu öne süremez (Bkz. Otto-Preminger-Institut-Avusturya kararı, 20 Eylül 1994).  
Bu başvuruda AİHM, Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin iç hukukta yer alan hükümlerine  
uygun olarak sözkonusu görevin gerektirdiği nitelikleri yerine getirip getirmediğini  
doğrulamaksızın başvuranı gazetenin yazı işleri sorumlusu sıfatıyla mahkum ettiği  
saptamasını yapmaktadır. Kaldı ki başvuranın bu mahkumiyet kararından doğrudan  
etkilendiğine itiraz edilmemektedir. Bu durumda Hükümetin bu yöndeki itirazının  
reddedilmesi gerekir.  
2. İç hukuk yollarının tüketilmesi ve altı ay kuralı  
Hükümet başvuranın iç hukuk yollarını tüketmediği ve iç hukuktaki nihai kararın ardından altı  
ay içinde başvuruda bulunmadığı itirazında bulunmaktadır.  
AİHM, başvuranın 22 Ekim 2001 tarihinde yani Yargıtay’ın iç hukukta nihai hale gelen 26  
Haziran 2001 tarihli kararının ardından başvuruda bulunduğunu not etmektedir. O halde  
Hükümetin kalan itirazı reddedilmektedir.  
AİHM, başvurunun bu bölümünün AİHS’nin 35 § 3. maddesi uyarınca dayanaktan yoksun  
olmadığı tespitini yapmaktadır. Başvurunun kabuledilemezliği hakkında hiçbir gerekçe yer  
almamaktadır. Bu durumda başvuru kabuledilmelidir.  
II. AĠHS’NĠN 10. MADDESĠ’NĠN ĠHLAL EDĠLDĠĞĠ ĠDDĠASI HAKKINDA  
Başvuran hakkında verilen mahkumiyet kararının AİHS’nin 10. maddesi gereğince ifade  
özgürlüğüne yönelik bir ihlali oluşturduğunu ileri sürmektedir.  
Başvuran gazetenin yazı işleri sorumlusu olarak suç unsurunu oluşturan makaleyi güncel  
olaylar hakkında kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla yayımladığını, halkın yalnızca Devletin  
resmi yetkililerinin onayıyla aktarılan bilgilerle ve/veya Devletin kamuoyu için uygun ve  
yeterli addettiği haberlerle sınırlı kalmaması gerektiğini öne sürmektedir. Burada demokratik  
bir toplumun temel ilkesi sözkonusudur. Yasal olarak yayımlanan bir gazetenin yazı işleri  
sorumlusu bu makaleden sorumlu tutulmamalıdır.  
Hükümet ulusal mahkemelerin başvuranı bölücülük yanlısı olması nedeniyle mahkum ettiğini  
ifade etmektedir. Bu mahkumiyet AİHS’nin 10. maddesinin ikinci paragrafında yer alan ve  
ulusal güvenliğin ve kamu emniyetinin sağlanması, toprak bütünlüğünün korunması gibi  
tedbirlere uygundur.  
3
Hükümet AİHM’nin bu yöndeki yerleşik içtihadına göndermede bulunarak sözü edilen  
yazının bazı bölümlerinin bölgenin en olumsuz yönlerini ortaya koyduğunu ve provokasyona  
çağrıda bulunduğunu hatırlatmaktadır. Hükümet açısından müdahalenin amacı AİHS ile  
güvence altına alınan ilkelere karşı sergilenen tehlikeli yaklaşımın önünü kesmektir.  
Başvurana öngörülen ceza ile ilgili olarak Hükümet bunların gerekli ve izlenen amaç ile  
orantılı olduğunu savunmaktadır.  
AİHM, sözkonusu mahkumiyet kararının AİHS’nin 10 § 1. maddesi ile güvence altına alınan  
başvuranın ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahaleyi oluşturduğu hususunda taraflar arasında  
bir ihtilaf bulunmadığını not etmektedir. Yapılan müdahalenin AİHS’nin 10 § 2. maddesi  
uyarınca toprak bütünlüğünün korunması gibi meşru bir amacı izlediğine itiraz  
edilmemektedir. AİHM bu hususu dikkate almaktadır. Bununla birlikte müdahalenin  
«demokratik bir toplum için zorunluluk» oluşturup oluşturmadığının incelenmesi  
gerekmektedir (Bkz. Yağmurdereli-Türkiye kararı, no: 29590/96, 4 Haziran 2002).  
AİHM, daha önce de bu başvurudaki sorunları ele alan kararların incelendiğini ve bunların  
AİHS’nin 10. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını hatırlatmaktadır (Bkz. özellikle Ceylan-  
Türkiye kararı, no: 23556/94, § 38, AİHM 1999-IV, Öztürk-Türkiye kararı, no: 22479/93, §  
74, AİHM 1999-VI, İbrahim Aksoy kararı § 80, Karkın-Türkiye kararı, no: 43928/98, § 39,  
23 Eylül 2003 ve Kızılyaprak-Türkiye kararı, no: 27528/95, § 43, 2 Ekim 2003).  
AİHM, mevcut başvuruyu mahkemenin yerleşik içtihadı ışığında incelemiş ve Hükümetin  
davanın farklı sonuçlandırılmasına neden olacak hiçbir tespiti ve delili sunmadığına itibar  
etmiştir. AİHM, makalede yer alan ifadelere ve konuşmanın yapıldığı ortama özellikle dikkat  
etmiş, bu doğrultuda terörle mücadeleye bağlı özel zorlukları dikkate almıştır. (Bkz. özellikle  
sözü edilen İbrahim Aksoy kararı, § 60 ve Incal-Türkiye kararı, 9 Haziran 1998, 1998-IV, s.  
1568, § 58).  
Başvuranın 2000’de Yeni Gündem gazetesinin yazı işleri sorumlusu olarak mahkum  
edilmesine yol açan makale Kürt sorununun bir analizine dayanmaktadır.  
AİHM, Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin dile getirmiş olduğu hükümle sözkonusu makaleyi  
suç unsurunu oluşturan bölücülük yanlısı ifadeleri içerdiğine kanaat getirmekle yetindiğini  
hatırlatmaktadır. Bununla birlikte, AİHM iç hukuk mercilerinin vermiş oldukları kararlardaki  
gerekçelerin başvuranın ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahaleyi meşru kılmaya  
yetmediğine itibar etmiştir. (Bkz. mutatis mutandis, Sürek-Türkiye (no:4) kararı, no:  
24762/94, § 58, 8 Temmuz 1999). Kürt sorunu hakkında eleştiriler içeren makale ne şiddet  
kullanımını, silahlı direnişi, ne de ayaklanmayı ne de kin dolu bir söylemi teşvik etmektedir.  
AİHM nezdinde dikkate alınacak temel unsur budur (Bkz. a contrario, Sürek-Türkiye kararı  
(no:1), no: 26682/95, § 62, AİHM 1999-IV, ve Gerger-Türkiye kararı, no: 24919/94, § 50, 8  
Temmuz 1999).  
Yapılan müdahalenin orantılılığı bakımından verilen cezanın niteliğinin ve ağırlığının da  
dikkate alınması gerekmektedir. Bu doğrultuda AİHM, Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin  
başvuranı yaklaşık 835 Euro para cezasına çarptırdığını ve gazetenin yayımının bir ay süreyle  
durdurulmasına karar verdiğini vurgulamaktadır.  
Sonuç itibariyle, AİHM başvuranın mahkumiyetinin öngörülen amaçlarla orantısız olduğu ve  
«demokratik bir toplum için gereklilik» oluşturmadığı sonucuna varmaktadır. AİHS’nin 10.  
maddesi bu nedenle ihlal edilmiştir.  
4
III. AĠHS’NĠN 6 § 1. MADDESĠ’NĠN ĠHLAL EDĠLDĠĞĠ ĠDDĠASI HAKKINDA  
Başvuran Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın görüşünü elde edemediğinden şikayetçi  
olmakta, bu bağlamda AİHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmektedir.  
AİHM, başvuranınkine benzer bir şikayetin daha önce incelendiğini ve Yargıtay Cumhuriyet  
Başsavcısı’nın görüşünün tebliğ edilmemesi ve bunlara yazılı olarak yanıt verilmesinin  
olanaksız olmasını doğrular görüşlerin bulunmaması dikkate aldığında AİHS’nin 6 § 1.  
maddesinin ihlal edildiği sonucuna varıldığını kaydetmektedir (Bkz. Göç kararı, § 55, ve  
Abdullah Aydın-Türkiye kararı, (no2), no: 63739/00, § 30, 10 Kasım 2005).  
AİHM, mevcut başvuruyu incelemiş ve Hükümetin davanın seyrini farklı sonuçlandıracak  
hiçbir tespiti ve delili sunmadığına itibar etmiştir.  
Bu nedenle, AİHS’nin 6 § 1. maddesi bu açıdan ihlal edilmiştir.  
IV. AĠHS’NĠN 41. MADDESĠ’NĠN UYGULANMASI  
A. Tazminat  
Başvuran 2.000 Euro maddi, maruz kaldığı manevi zarar için 5.000 Euro tazminat talep  
etmektedir.  
Hükümet bu miktarlara karşı çıkmaktadır.  
Maddi tazminat ile ilgili olarak AİHM, mahkemeye sunulan delillerin AİHS’nin 10.  
maddesinin ihlali sonucunda bir zararın oluştuğunu kanıtlamaya yetmediğine itibar etmekte,  
bu nedenle bu talebi reddetmektedir. Buna karşın, AİHM başvurana 2.000 Euro manevi  
tazminat ödenmesine karar vermiştir.  
B. Masraf ve harcamalar  
Başvuran iç hukuktaki mahkemeler ve AİHM nezdinde yapmış olduğu yargı giderleri için  
2.160 Euro talep etmektedir.  
Hükümet bu miktara itirazda bulunmaktadır.  
Mahkemenin bu yöndeki yerleşik içtihadı göz önünde bulundurulduğunda AİHM başvurana  
yargı gideri için 1.000 Euro ödenmesini kararlaştırmıştır.  
C. Gecikme faizi  
Gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı  
faiz oranına 3 puanlık bir artış eklenecektir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĠHM, OYBĠRLĠĞĠYLE,  
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;  
5
2. AİHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. AİHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
4. a) AİHS’nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümetin  
başvurana:  
i.  
manevi zarar için 2.000 (iki bin) Euro ödemesine;  
ii.  
iii.  
yargı giderleri için 1.000 (bin) Euro ödemesine;  
belirtilen miktarların yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutulmasına;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;  
5. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;  
KARAR VERMĠġTĠR.  
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3. maddesine  
uygun olarak 19 Aralık 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.  
6