79. Yukarıdaki unsurları göz önüne alan Komisyon, baĢvuranın, [kuzey] Kıbrıs‟ta, CMUK‟un 155 § 14 (1)
maddesi uyarınca görev yapan polisler tarafından gözaltına alınmasının, SözleĢmenin 5 § 1 maddesinin
gerektirdiği „yasayla öngörülme‟ kuralına uygun olduğuna karar vermiĢtir.
9. Yargıç Baka‟nın Loizidou – Türkiye kararına (18 Aralık 1996 tarihli dava esasları
üzerindeki karar) iliĢkin muhalefet Ģerhinde belirttiği gibi:
“...Diğer taraftan, sadece Kuzey Kıbrıs'taki oluĢumun uluslararası olarak tanınmamasına dayanarak "KKTC"
Anayasası'nın 159. Maddesi ve diğer yasal hükümler tüm etkilerden mahrum bırakılarak bir tarafa atılamaz.”
Ayrıca Mahkemenin kendisi, Loizidou kararının 45. paragrafında Ģöyle demektedir:
“Ancak, Mahkeme, “etkilerinin göz ardı edilmesinin sadece bölge sakinlerinin zararına olacağı” örneğin doğum, ölüm
ve evlilik iĢlemlerinin kaydedilmesi gibi belli yasal düzenlemeler ve iĢlemlerin meĢruluğunun uluslararası hukuk
tarafından kabul edildiğini dikkate almaktadır. (bu bağlamda, bkz. Namibya‟da (Güney Batı Afrika) Devam Eden
Güney Afrika Varlığının Devletler Açısında Doğurduğu Yasal Sonuçlar Üzerine Tavsiye Kararı, 276 sayılı Güvenlik
Konseyi Kararı (1970), (1971) 16 sayılı Uluslararası Adalet Mahkemesi raporları, s.56, fıkra 125)”
SözleĢme amaçlarına uygun Ģekilde Türk hükümeti açısından dayanak teĢkil eden temel kanunun
159. maddesi gibi hükümlere yasal geçerlilik atfedilmemesi (bkz. yukarıda bahsedilen Loizidou
kararının 44. paragrafı), Mahkemenin, aynı kararın 45. paragrafında dediği gibi, “etkilerinin göz
ardı edilmesinin sadece bölge sakinlerinin zararına olmaz mı? Özellikle, Viyana anlaĢmalarından
sonra, on binlerce Kıbrıs Türkünün güneyden kuzeye göç ettirildiği hatırlanacak olursa?
10. Bu yüzden Mahkeme, kararın bu davanın özel Ģartları ile sınırlı olduğunu ve bu kararın
“KKTC‟ deki iç hukuk yollarının yetersiz olduğu Ģeklinde genel bir yargı olarak veya
baĢvuranların SözleĢmenin 35 § 1 maddesine uygun olarak, mevcut iĢleyen iç hukuk yollarına
baĢvurmaktan alıkonulduğu Ģeklinde algılanmaması gerektiğini vurgulamıĢtır (bkz. bu
davanın 37. paragrafı).
Bu davada, hükümetin iç hukuk yollarının tüketilmediğine iliĢkin ön itirazı çoğunluk
tarafından reddedilmiĢtir, çünkü hükümet, bu davaya benzer davalar olduğunu Mahkemeye
ispat edememiĢtir. Davalı hükümet, baĢvuran dava açmadan önce, SözleĢme kapsamında
olduğu iddia edilen bir hakkı sağlamak yönünde adım atılmadığı için sorumlu tutulabilir mi?
12. Bir kere daha vurgulamak isterim ki kuzey Kıbrıs bir boĢluk değildir. Uluslararası
durumuna karĢın, ada sakinlerinin tüm ihtiyaçlarını karĢılamaktadır. Özellikle yargı
makamları, aynen diğer devletlerde olduğu gibi görevlerini ifa etmektedir. Mahkemeler
kendilerine gelen davalara bakmaktadır. VatandaĢların yanı sıra yabancılar da, özellikle
Ġngiliz Ģirketleri, dava açabilmektedir.
13. Ġkinci tespitime gelince, bence bu dava iç hukuk yolları tüketilmediği için kabul edilemez
bulunmalıydı. Böyle olunca 13. madde kapsamındaki Ģikayet de düĢüyor.
14. Son olarak, bu dava ifade özgürlüğü veya toplantı özgürlüğüyle ilgili değildir. BaĢvuran,
fikirlerini yazılarında, yayımlarında ve Komisyona baĢvurusuyla ifade etmiĢtir. Ġstemesi
halinde yeĢil hattı geçmeden de güney Kıbrıs‟a ulaĢabilir. BaĢvuranın yeĢil hattı ve tampon
bölgeyi geçmesine sadece davalı hükümet engel olmamıĢ, aynı zamanda uluslararası
anlaĢmalar gereğince öncelikle BM güçlerince ve kuzeyde Kıbrıs Türk kuvvetleri, güneyde
ise Kıbrıs Rum kuvvetleri engel olmuĢlardır.
15. Gerçekte, bu dava sadece ve sadece seyahat özgürlüğüyle ilgilidir. Ama bu özgürlük
mutlak değildir. Uluslararası hukuka göre, bir devletin sınırları, Ģu veya bu mülke eriĢmek