AİHM, bir başvuranın etkili ve yeterli olan iç hukuk yollarını uygun bir şekilde kullanması
gerektiğini hatırlatmaktadır. Bir başvuru yolu kullanıldığında uygulamada sonucu aynı olacak
başka bir başvuru yolunun kullanılması gerekli olmamaktadır (Real Alves-Portekiz, başvuru
no: 19485/02, 9 Kasım 2004). Mevcut davada AİHM, başvuranın yeniden yargılanma
talebinde bulunduğunu fakat bu talebin Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından reddedildiğini
gözlemlemektedir. Ayrıca AİHM, Hükümet’in aksine, başvuranın AİHM’ye sunduğu
şikayetleri en azından esas bakımından yerel mahkemeler önünde de ifade ettiği
kanaatindedir.
Yukarıda söylenenler ışığında, AİHM, Hükümet’in iç hukuk yollarının tüketilmediğine ilişkin
itirazını reddetmektedir.
AİHM, Türkiye’nin AİHS’nin 4 No’lu Ek Protokol’ünü onaylamadığını belirtmektedir. Bu
durumda, AİHS’nin 35. maddesinin 1. ve 4. paragrafları uyarınca sözkonusu şikayetin ratione
personae bakımından yetkisiz olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
AİHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca, başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
III. AĠHS’NĠN 10. MADDESĠNĠN ĠHLAL EDĠLDĠĞĠ ĠDDĠASINA ĠLĠġKĠN
Başvuran, mahkumiyetinin kendisinin ifade özgürlüğü hakkına yönelik bir ihlal
oluşturmasından şikayetçi olmakta ve mahkumiyeti nedeniyle İnsan Hakları Derneği’ndeki
görevinden alındığını iddia etmektedir.
Başvuranın görevinden alınması mahkumiyetinin bir sonucu olduğundan AİHM, ilk olarak
sözkonusu şikayetin incelenmesine kanaat getirmektedir.
AİHM, sözkonusu mahkumiyet kararının AİHS’nin 10/1. maddesi ile güvence altına alınan
başvuranın ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahaleyi oluşturduğu hususunda taraflar arasında
bir ihtilaf bulunmadığını not etmektedir.
AİHM, yapılan müdahalenin yasa ile öngörülmüş ve AİHS’nin 10/2. maddesi uyarınca ulusal
güvenliğin, kamu düzenin korunması gibi meşru bir amaç izlemiş olması gerektiğini
düşünmektedir. Bu durumda yapılan müdahalenin “demokratik bir toplumda gerekli” olup
olmadığının incelenmesi gerekmektedir.
Mevcut davadakine benzer sorunları ortaya koyan diğer davalarda AİHM, AİHS’nin 10.
maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaşmıştır (Bkz. özellikle, Ceylan-Türkiye, başvuru no:
23556/94, Öztürk-Türkiye, başvuru no: 22479/93, İbrahim Aksoy-Türkiye, başvuru no:
28635/95, 30171/96 ve 34535/97, 10 Ekim 2000 ve Kızılyaprak-Türkiye, başvuru
no:27528/95, 2 Ekim 2003).
Mevcut davayı içtihadı ışığında inceleyen AİHM, Hükümet’in davanın farklı sonuca
ulaşmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığı kanaatindedir. AİHM,
konuşmada yer alan ifadelere ve konuşmanın yapıldığı bağlama özellikle dikkat etmektedir.
Bu bağlamda AİHM, incelemekte olduğu davayı çevreleyen koşulları, özellikle terörle
mücadeleye bağlı zorlukları göz önüne almıştır (İbrahim Aksoy ve Incal).
4