ÜÇÜNCÜ DAĐRE  
RIZA DĐNÇ V. TÜRKĐYE DAVASI  
(B a vuru No. 42437/98)  
KARAR  
STRAZBURG  
28 Ekim 2004  
KESĐN  
02/02/2005  
Bu karar Sözlemenin 44. maddesi 2. fıkrasında belirtilen koullarda  
kesinleecektir. Ancak ekli düzeltmelere tabi olabilir.  
1
____________________________________________________________________________________________________  
© T.C. Adalet Bakanlığı, 2013. Bu gayriresmî çeviri, Adalet Bakanlığı, Uluslararası Hukuk ve Dıꢀ Đlikiler Genel  
Müdürğü, Đnsan Hakları Daire Bakanlığı tarafından yapılmıolup, Mahkeme açısından bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Bu  
çeviri, davanın adının tam olarak belirtilmiolması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koulu ile Adalet  
Bakanğı, Uluslararası Hukuk ve Dıꢀ Đlikiler Genel Müdürlüğü, Đnsan Hakları Daire Bakanlığına atıfta bulunmak suretiyle  
ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
RIZA DĐNÇ v. TÜRKĐYE - KARAR  
Rıza Dinç v. Türkiye davasında,  
Bakan,  
G. RESS  
Yargıçlar,  
I. CABRAL BARRETO,  
R. TÜRMEN,  
J. HEDIGAN,  
M. TSATSA-NIKOLOVSKA,  
H.S. GREVE,  
K. TRAJA,  
ve  
Daire Yazı Đꢀleri Müdürü  
V. BERGER’in  
Katılımıyla toplanan Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (Đkinci Daire)  
(“Mahkeme”) 13 Mart 2003 ve 7 Ekim 2004, tarihlerinde kapalı oturumda  
gerçekletirdiği müzakereler sonucunda 7 Ekim 2004 tarihinde aağıdaki  
kararı vermitir:  
USUL  
1. Davanın temelinde, bir Türk vatandaı olan bavuran Rıza DĐNÇ’in  
(“bavuran”) Türkiye Cumhuriyeti Devletine karı, 15 Haziran 1998  
tarihinde, Avrupa Đnsan Hakları Komisyonu’na (“Komisyon”) bavurmak  
suretiyle Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına Đlikin  
Sözleme’nin (“Sözleme”) eski 25. maddesine göre yönelttiği bir bavuru  
bulunmaktadır (No. 42437/98).  
1
RIZA DĐNÇ v. TÜRKĐYE - KARAR  
2. Bavuran Đstanbul Barosuna bağlı Avukat F. Karakatarafından  
temsil edilmitir. Türk hükümeti (“Hükümet”) Mahkeme önünde sürdürülen  
yargılamada temsilci atamamıtır.  
3. Bavuru 11. Protokolün yürürlüğe girdiği tarih olan 1 Kasım 1998  
tarihinde Mahkemeye tevdi edilmitir (11 No.lu Protokolün 5. maddesinin  
2. fıkrası).  
4. Bavuru Mahkemenin üçüncü dairesine tevzi edilmitir (Đçtüzüğün  
52. maddesinin 1. fıkrası). Bu daire bünyesinde davayı incelemekle görevli  
heyet (Sözlemenin 27. maddesinin 1. fıkrası) Đçtüzüğün 26. maddesinin 1.  
fıkrasına göre oluturulmutur.  
5. Mahkeme  
1
Kasım 2001 tarihinde dairelerin oluumunu  
değitirmitir (Đçtüzüğün 25. maddesinin 1. fıkrası). Đꢀbu bavuru oluumu  
bu ekilde değitirilen üçüncü daireye tevzi edilmitir (52. maddenin 1.  
fıkrası).  
6. Daire 13 Mart 2003 tarihli kararıyla bavurunun kabul edilmesine  
karar vermitir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KENDĐNE HAS KOULLARI  
7. Bavuran 1963 doğumlu olup, Đstanbul’da ikamet etmektedir.  
8. PRK/Rızgari (Kürdistan KurtuluPartisi / Kurtulu) adlı yasadıı bir  
örgüte karı 1 Ekim 1994 tarihinde yapılan bir operasyon sırasında bavuran  
ve S.Y adlı bir kii Mersin Emniyet Müdürlüğü, Terörle Mücadele ubesi  
tarafından gözaltına alınmıtır.  
9. Gözaltı sırasında bavuran avukat yardımından yararlanmamıtır.  
10. Bavuran 12 Ekim 1994 tarihinde polis tarafından sorgulanmıtır.  
Bavuran ifadesinde avukat olduğunu ve baka birçok kii ile birlikte Komal  
2
RIZA DĐNÇ v. TÜRKĐYE - KARAR  
Yayınevi (Komal Yayın dağıtım limited irketi) adlı bir yayıncılık ve dağıtım  
irketi kurduğunu söylemitir. Bavuran Sterka Rızgari adlı derginin ilk üç  
sayısının yayınlanmasından sonra, tutuklu olan ortaklarından birisi R.M adlı  
kiinin tavsiyesi üzerine S.Y adlı kiiyi dergiye muhabir olarak ie almak  
üzere Mersin’e geldiğini ifade etmitir.  
11. Aynı gün düzenlenen S.Y. ile yüzletirme tutanağında bavuran  
PRK/Rızgari üyesi olmadığını, avukatlık yaptığını, Komal Yayınevi’nin  
ortağı olduğunu ve Sterka Rızgari adlı dergiyi yayınladığını beyan etmitir.  
Bavuran masum olduğunu ve S.Y. ile yayınladığı dergi için kendisine  
muhabirlik teklif etmek üzere bulumak için Mersin’e geldiğini söylemitir.  
S.Y. ise bu beyanları reddetmi, R.M. adlı kimseyi tanımadığını ve muhabir  
olmak üzere hiçbir teklif almadığını beyan etmitir. S.Y. ivereni F.A. adlı  
kiinin isteği üzerine kendisine telefonla ulaacak olan bir kiiye, yani  
bavurana, içinde ne olduğunu bilmediği bir çantayı teslim etmek üzere  
Mersine geldiğini ifade etmitir. S.Y. aynı zamanda M..K. adlı kiinin  
evinde bulunan bir bilgisayarı iverenine götüreceğini ve bavuran ile F.A.  
arasındaki ilikinin mahiyetini bilmediğini ifade etmitir.  
12. Mersin Emniyet Müdürlüğü 13 Ekim 1994 tarihli fezleke ile  
Cumhuriyet Savcılığından bavurana ve diğer kiilere karı yasa dıı örgüte  
üye olmaktan kamu davası açılmasını talep etmitir.  
13. Cumhuriyet Savcısı tarafından 14 Ekim 1994 tarihinde bavuranın  
ifadesi alınmıtır. Bavuran gözaltında verdiği ifadesini ve 12 Ekim 1994  
tarihli yüzletirme tutanağındaki beyanlarını tekrar etmitir. Öte yandan  
bavuran S.Y. ile örgüt adına bulumak için gelmediğini, gözaltına  
alındığından itibaren kötü muameleye maruz kaldığını ve S.Y. ile yapılan  
yüzletirme ile ilgili tutanağın zorla kendisine imzalattırıldığını beyan  
etmitir. Bavuran aynı zamanda ifadesinin altına yazılan “hiçbir manevi  
baskı veya zorlama olmaksızın serbest irade ile alınan beyanların  
doğruluğu” eklindeki ibareyi kabul etmediğini belirtmitir.  
3
RIZA DĐNÇ v. TÜRKĐYE - KARAR  
14. Aynı gün bavuran hakim tarafından sorgulanmı, masum olduğunu  
ifade etmi, daha önceki beyanlarını tekrar etmive gözaltında iken  
ifadesinin zorla alındığını beyan etmitir. Hakim bavuranın tutuklanmasına  
karar vermitir.  
15. Bavuranın gözaltına alınması ile ilgili belirsiz bir tarihte sorumlu  
polislerin istinabe yoluyla ifadelerine bavurulmutur.  
16. 24 Kasım 1994 tarihinde Savcılık tarafından F.A.’nın ifadesi  
alınmıtır. [F.A.] polis tarafından gözaltına alınan Đ.A.’nın kardei  
olduğunu, kendisini yaklaık iki ay önce Ankara’da gördüğünü ve ondan iki  
koli ve bir çantayı Mersine getirmesini istediğini beyan etmitir. Bu malları  
akrabası olan M..K.’ya teslim ettiğini, daha sonra kardeinin kendisinden  
habersiz PRK/Rızgari üyesi olduğunu öğrendiğini ve içinde bilgisayarların  
da bulunduğu söz konusu malların bu yasadıı örgüt için getirildiğini  
öğrendiğini ifade etmitir.  
17. Ceza Kanununun 168. maddesi ile 3713 sayılı Terörle Mücadele  
Kanununun 5. maddesine dayanarak, Konya Devlet Güvenlik Mahkemesi  
(“Devlet Güvenlik Mahkemesi”) savcısı bavuran aleyhine 30 Aralık 1994  
tarihli iddianame ile PRK/Rızgari üyesi olduğu ve özellikle Komal yayınevi  
gibi paravan irketler kurduğu ve örgütün propagandasını yapmak ve örgüte  
maddi destek sağlamak amacıyla yayıncılık ve dağıtımcılık yaptığı ve  
nihayet Sterka Rızgari dergisindeki faaliyetleri suçlamasıyla ceza davası  
açmıtır.  
18. Bavuran 11 Nisan 1995 tarihinde serbest bırakılmıtır.  
19. Bavuran 19 Aralık 1995 tarihinde Devlet Güvenlik Mahkemesi  
önünde savunma yapmıtır. Bavuran Sterka Rızgari dergisinin örgütün  
yayın organı olmadığını; F.A.’yı avukatlığını yaptığı için tanıdığını;  
hakkında açılan davanın siyasi amacı olan bir dava olduğunu beyan etmitir.  
Bavuran gözaltında alınan ifadesinin doğru olduğunu kısmen kabul etmiꢀ  
ve polisin özellikle S.Y. ile yüzletirme ve çantaların taınması ile ilgili  
yanlıbeyanları tutanağa geçirdiğini belirtmitir. Bavuran savcılıkta ve  
4
RIZA DĐNÇ v. TÜRKĐYE - KARAR  
hakim huzurunda verdiği beyanlarını ise kabul etmi, dergisinin amacının  
Güneydoğu Anadolu ile ilgili resmi ideolojiyi eletirmek ve Kürt sorununa  
değinmek olduğunu ifade etmitir.  
20. Devlet Güvenlik Mahkemesi bavuranı Ceza Kanununun 168.  
maddesinin 2. fıkrasına ve 3713 sayılı Kanunun 5. maddesine dayanarak ve  
hafifletici sebepleri de dikkate alarak, PRK/Rizgari üyesi olmaktan on iki  
yıl altı ay ağır hapis cezasına mahkûm etmitir. Devlet Güvenlik  
Mahkemesi gerekçesinde bavuranın PRK üyesi olmadığı; diğer sanık S.Y.  
ile bulumasının örgüt ile ilgisi olmadığı; kendisi ile ortağı R.M.’nin isteği  
üzerine ve Sterka Rızgari dergisinde çalımak üzere iteklifi yapmak  
amacıyla bulutuğu yönündeki savunmasının içeriğine atıf yapmıtır. Devlet  
Güvenlik Mahkemesi, S.Y.’nin savcılıkta ve hâkim önündeki F.A.’nın talebi  
üzerine bavuran ile kendisine müsadere edilen malları teslim etmek üzere  
bulutuğunu beyan ettiğini vurgulamıtır. Ardından Devlet Güvenlik  
Mahkemesi gerekçesinde [u ekilde karar vermitir], her ne kadar sanık  
S.Y. daha sonradan önceki ifadelerinden vazgeçerek bavuranla Sterka  
Rızgari dergisinde muhabir olarak çalımak üzere bulutuğunu beyan  
etmise de, S.Y.’nin ifadelerini bu ekliyle dikkate almayacağını, zira bu  
ifadelerin bavuranın yasa dıı örgüt ile olan bağlantısını inkar amacıyla  
yapılan beyanlar olduğu ifade edilmitir. Đstinabe yoluyla alınan R.M.’nin  
ifadeleri için de Devlet Güvenlik Mahkemesi bunların da bavuranın yasa  
ı örgüt ile bağlantısını inkar etmek için kullanılan ifadeler oluğuna ve  
dolayısıyla R.M.’nin bu ifadelerinin de dikkate alınmayacağına karar  
vermitir. Öte yandan Devlet Güvenlik Mahkemesi, devletin üniter yapısını  
bozmak amacında olan PRK/Rızgari örgütünün ideolojisini ve bakıaçısını  
benimseyen bavuranın Sterka Rızgari dergisi ve Komal yayınevi sahibi  
sıfatıyla bu yayınların söz konusu yasa dıı silahlı örgütün resmi yayın  
organı olduğunu gösterdiğini ifade etmitir. Devlet Güvenlik Mahkemesi  
daha sonra örgütün kurucusu olan R.M.’nin ifadesinde bavuranın örgüt ile  
olan ilikilerinin bir yayınevi kurmak eklinde olduğunu ve bavuranın  
5
RIZA DĐNÇ v. TÜRKĐYE - KARAR  
Sterka Rızgari dergisi ve Komal yayınevinde yaptığı yasal faaliyetlerin bu  
çerçevede faaliyetler olduğunu beyan ettiğini kaydetmitir.  
21. Belirsiz bir tarihte bavuran söz konusu kararı temyiz etmitir.  
Bavuran 3 Kasım 1997 tarihli Yargıtay’a sunduğu savunma amaçlı ek  
temyiz dilekçesinde ise baka bazı talepler ile birlikte duruma yapılmasını  
da talep etmitir.  
22. Yargıtay 2 Aralık 1997 tarihli ve 17 Aralık 1997 tarihinde açıklanan  
kararı ile ilk derece mahkemesinin kararını onamıtır.  
II. ĐLGĐLĐ ĐÇ HUKUK KURALLARI VE UYGULAMASI  
23. 1. Bavuru ile ilgili iç hukuk kuralları ve uygulaması Mahkemenin  
Özel v. Türkiye (No. 42739/98, §§ 20-21, 7 Kasım 2002) ve Gençel  
v. Türkiye (No. 53431/99, §§ 11-12, 23 Ekim 2003) kararlarında  
açıklanmıtır.  
HUKUKĐ DEĞERLENDĐRME  
I. SÖZLEMENĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
HAKKINDA  
24. Bavuran, kendisini yargılayan ve mahkum eden Devlet Güvenlik  
Mahkemesi heyetinde bir askeri hakim bulunması dolayısıyla bu  
mahkemenin “bağımsız ve tarafsız” bir mahkeme olarak kabul  
edilemeyeceğini ileri sürmektedir.  
Bavuran aynı zamanda Devlet Güvenlik Mahkemesinde ve Yargıtay’da  
yapılan yargılamanın adil olmadığını iddia etmektedir. Bu bağlamda  
gözaltında avukat yardımından yararlanmaksızın alınan ifadelerine  
dayanılarak ve ifadesini alan polisleri sorgulama imkanı elde edemeden  
mahkum edildiğinden, Yargıtay Cumhuriyet Basavcısının görüünün  
6
RIZA DĐNÇ v. TÜRKĐYE - KARAR  
kendisine tebliğ edilmediğinden ve Yargıtay tarafından verilen kararın  
gerekçeli olmadığından ikayet etmektedir.  
Bavuran bu ikâyetleri bağlamında aağıda ilgili bölümleri yer alan  
Sözlemenin 6. maddesinin 1. fıkrası ile 3. fıkrasının b), c) ve d) bentlerinin  
ihlal edildiğini ileri sürmektedir.  
“1. Herkes davasının, (...) cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların  
esası konusunda karar verecek olan, (...) bağımsız ve tarafsız bir mahkeme  
tarafından, kamuya açık olarak (...) görülmesini isteme hakkına sahiptir.  
(...)  
3. Bir suç ile itham edilen herkes aağıdaki asgari haklara sahiptir:  
(...)  
b) Savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olmak;  
c) Kendisini bizzat savunmak veya seçeceği bir müdafinin yardımından  
yararlanmak; eğer avukat tutmak için gerekli maddî olanaklardan yoksun ise  
ve adaletin yerine gelmesi için gerekli görüldüğünde, resen atanacak bir  
avukatın yardımından ücretsiz olarak yararlanabilmek;  
d) Đddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek, savunma tanıklarının da  
iddia tanıklarıyla aynı koullar altında davet edilmelerinin ve dinlenmelerinin  
sağlanmasını istemek;  
(…).”  
7
RIZA DĐNÇ v. TÜRKĐYE - KARAR  
1. Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı hakkında  
25. Mahkeme birçok defa somut bavuru ile benzer sorunlara ilikin  
aynı nitelikteki davalara bakmıve Sözlemenin 6. maddesinin 1. fıkrasının  
ihlal edildiğine karar vermitir (bk. yukarıda anılan Özel kararı, §§ 33-34 ve  
Özdemir v. Türkiye, No. 59659/00, §§ 35-36, 6 ubat 2003).  
26. Somut bavuruyu incelediğinde Mahkeme, Hükümetin bu davada  
farklı bir sonuca varılmasını gerektirecek bir olgu veya gerekçe  
gösteremediğini değerlendirmektedir. Mahkeme, bavurana karı yöneltilen,  
Ceza Kanunu tarafından cezalandırılması öngörülen bir suçlama ile ilgili  
olarak, heyetinde askeri bir hâkim bulunan Devlet Güvenlik Mahkemesinde  
yargılanma konusunda bavuranın çekinceleri olmasının anlaılabilir bir  
durum olduğu kanaatindedir. Bu bağlamda bavuranın, Devlet Güvenlik  
Mahkemesinin, davasının niteliğine uygun olmayan bazı değerlendirmelerin  
haksız yönlendirmesine kendisini bırakabileceği konusunda meru bir  
çekincesi olabilecektir. Dolayısıyla bavuranın, söz konusu yargılama  
makamı ile ilgili duyduğu üphelerin objektif bakıldığında haklı olduğu  
değerlendirilmektedir (Incal v. Türkiye, 9 Haziran 1998 tarihli karar,  
Kararlar ve Hükümler derlemesi, 1998-IV, s. 1573, § 72 son).  
27. Mahkeme bavuranı yargılayan Devlet Güvenlik Mahkemesinin  
Sözlemenin 6. maddesinin 1. fıkrası anlamında bağımsız ve tarafsız bir  
mahkeme olmadığı sonucuna varmaktadır.  
2. Ceza davasının adil olup olmadığı hakkında  
28. Hükümet bir ihlal olduğu iddiasını kabul etmemektedir.  
29. Mahkeme, bağımsız ve tarafsız olmadığı sabit olan yargı  
makamlarının, yargılanmak üzere kendi önüne gelen kiiler hakkında her  
halükarda adil bir karar veremeyeceğine daha önce benzer davalarda  
hükmettiğini hatırlatmaktadır.  
30. Bavuranın bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından yargılanma  
hakkının ihlal edildiğine ilikin yukarıdaki tespit dikkate alındığında,  
8
RIZA DĐNÇ v. TÜRKĐYE - KARAR  
Mahkeme bu ikâyetin ayrıca incelenmesine yer olmadığını  
değerlendirmektedir (bk, baka kararlar arasında, Çıraklar v. Türkiye, 28  
Ekim 1998 tarihli karar, Derleme, 1998-VII, s. 3074, §§ 44-45).  
II. SÖZLEMENĐN 10. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
HAKKINDA  
31. Bavuran ceza davası sonucunda sahibi olduğu yayınevince çıkarılan  
yayınların; Kürt kökenli olması ve Kürt kimliğini ve Kürtlerin demokratik  
milli haklarını savunması nedeniyle mahkûm edildiğini iddia etmektedir.  
Dolayısıyla bavuran ceza davası sonunda mahkum olmasının düünce ve  
ifade özgürlüğünü ihlal ettiğinden ikayetçi olmakta ve bu bağlamda  
Sözlemenin 9., 10. ve 14. maddelerine dayanmaktadır. Mahkeme bu  
ikâyetin aağıda yer alan 10. madde bağlamında incelenmesi gerektiği  
kanaatindedir:  
“1. Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının  
müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü  
ve haber ve görüalma ve de verme özgürlüğünü de kapsar. (...)  
2. Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu özgürlüklerin kullanılması,  
yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda ulusal güvenliğin, toprak  
bütünğünün veya kamu güvenliğinin korunması, kamu düzeninin  
sağlanması ve suç ilenmesinin önlenmesi, (...) için gerekli olan bazı  
formaliteler, koullar, sınırlamalar veya yaptırımlara tabi tutulabilir.”  
32. Hükümet, bavuranın Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından  
yasaı silahlı örgüt PRK üyesi olması sebebiyle mahkûm edildiğini ileri  
sürmektedir. Hükümet ayrıca dava konusu olaylardan bavuranın söz  
konusu örgüte ait olan ve Đ.A. adlı kii tarafından Ankara’dan Mersin’e  
gönderilen bazı belgeleri ve bilgisayarı almak için Mersin’e gittiğinin  
anlaıldığını [ve] bu transferin Ankara’da PRK’ya karı yapılan bir  
operasyonda ortaya çıkarıldığını iddia etmektedir. Mahkemenin içtihadına  
9
RIZA DĐNÇ v. TÜRKĐYE - KARAR  
atıf yaparak Hükümet, bavurana yöneltilen suçlamaların doğrudan Sterka  
Rızgari  
dergisinden  
kaynaklanmadığını,  
dolayısıyla  
bavuranın  
Sözlemenin 10. maddesinin ihlal edildiğini iddia edemeyeceğini ileri  
sürmektedir. Hükümet, bavuranın mahkûmiyetine sebep olan olayların adil  
bir yargılama sonunda tespit edilmediği durumlarda 10. maddeye dayanan  
ikâyetlerin incelenmesine gerek olmadığını savunmaktadır.  
33. Mahkeme, Konya Cumhuriyet Savcılığı tarafından, Ceza Kanununun  
168. maddesine ve 3713 sayılı Kanunun 5. maddesine dayanılarak  
PRK/Rızgari adlı yasa dıı silahlı örgüt üyesi olmak suçlamasıyla bavuran  
hakkında ceza davası açıldığını gözlemlemektedir (bk. yukarıda 17.  
paragraf). Bavuran, 24 Ekim 1996 tarihinde Konya Devlet Güvenlik  
mahkemesince adı geçen kanun maddelerine dayanılarak söz konusu  
yasaı silahlı örgüt üyesi olduğu gerekçesiyle mahkûm edilmitir. [Devlet  
Güvenlik Mahkemesi] baka birçok gerekçe yanında, bavuranın söz  
konusu silahlı yasa dıı örgütün ideolojisini ve bakıaçısını benimsediğini  
ve Sterka Rızgari dergisi ve Komal yayınevi sahibi sıfatıyla bu yayınların  
söz konusu yasa dıı silahlı örgütün resmi yayın organı olduğunu gösterdiği  
gerekçesine dayanmıtır (bk. yukarıda 20. paragraf).  
34. Bu değerlendirmeler ıığında Mahkeme, bavuranın, ne ayrılıkçı  
propaganda yaptığı gerekçesiyle, ne de Sterka Rızgari dergisinde ve Komal  
yayınevinin yayınlarında dile getirdiği görüleri sebebiyle halkı kin ve  
manlığa tevik ettiği gerekçesiyle mahkûm olmadığını tespit etmektedir.  
Mahkeme, Konya Devlet Güvelik Mahkemesinin bavuranı, Ceza  
Kanununun 168. maddesine ve 3713 sayılı Kanunun 5. maddesine  
dayanarak, aralarında yasa dıı silahlı bir örgütün amaçlarına hizmet eden  
bir yayınevi ve bir derginin sahibi olması olgusunun da bulunduğu bir takım  
delil unsurlarını dikkate alarak mahkûm ettiğini gözlemlemektedir.  
Dolayısıyla Mahkeme, bavuranın mahkûmiyetinin Sözlemenin 10.  
maddesi ile koruma altına alınan ifade özgürlüğü hakkına bir müdahale  
10  
RIZA DĐNÇ v. TÜRKĐYE - KARAR  
olarak değerlendirilemeyeceği kanaatindedir (bk. Murat Kılıç v. Türkiye,  
(Kabul edilebilirlik kararı) No. 40498/98, 8 Temmuz 2003).  
35. Yukarıdaki değerlendirmelere dayanarak ve somut davanın artlarını  
da dikkate alarak Mahkeme Sözlemenin 10. maddesinin ihlal edilmediğine  
karar vermitir.  
III. SÖZLEMENĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
36. Sözlemenin 41. maddesine göre:  
“Eğer Mahkeme bu Sözleme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse  
ve ilgili Yüksek Sözlemeci Taraf’ın iç hukuku bu ihlalin sonuçlarını ancak  
kısmen ortadan kaldırabiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören  
taraf lehine adil bir tazmin verilmesine hükmeder”  
A. Maddi ve manevi zarar  
37. Bavuran sırasıyla 156.525 Avro ve 50.000 Avro tutarında olduğunu  
iddia ettiği maddi ve manevi zarara uğradığını iddia etmektedir.  
38. Hükümet bu iddialara karı çıkmaktadır.  
39. Đddia edilen maddi zarara ilikin olarak, eğer Sözlemeye bir  
aykırılık olmasaydı Devlet Güvenlik Mahkemesi önünde yapılan  
yargılamanın ne ekilde sonuçlanacağı hakkında Mahkeme bir tahminde  
bulunamayacaktır. Dolayısıyla bavurana talep ettiği maddi tazminatın  
verilmemesine karar vermitir (Findlay v. Birleik Krallık, 25 ubat 1997  
tarihli karar, Derleme 1997-I, s. 284, § 85).  
40. Manevi zarara ilikin olarak ise Mahkeme somut bavurunun  
koulları dikkate alarak salt ihlal bulunmasının tek baına yeterli bir adil  
tatmin sağladığı kanaatindedir (yukarıda anılan Çıraklar kararı, s. 3074, §  
49).  
41. Bir bavuran hakkındaki mahkûmiyet kararının sözlemenin 6.  
maddesinin 1. fıkrası anlamında bağımsız ve tarafsız olan bir mahkeme  
11  
RIZA DĐNÇ v. TÜRKĐYE - KARAR  
tarafından verilmediğine karar verilen durumlarda Mahkeme, en uygun  
giderimin kural olarak bavuranın bağımsız ve tarafsız bir mahkeme  
tarafından gerekli süre içinde yeniden yargılanması olduğu kanaatindedir  
(yukarıda anılan Gençel kararı, § 27).  
B. Yargılama giderleri ve masraflar  
42. Öte yandan bavuran yerel mahkemeler ve AĐHM önünde yaptığı  
masraflar için 8.207 Avro talep etmektedir.  
43. Hükümet bu iddialara karı çıkmaktadır.  
44. Elinde bulunan unsurları ve bu konudaki içtihadını dikkate alarak  
Mahkeme her türlü yargılama gideri ve masraf için 3.000 Avro tutarında bir  
meblağın makul olduğunu değerlendirmekte ve bu tutarın bavurana  
ödenmesine karar vermektedir.  
C. Gecikme faizi  
45. Mahkeme, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın  
marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puan eklenerek elde  
edilecek oranın uygun olduğu sonucuna varmaktadır.  
PAR BU GEREKÇELERLE VE OYBĐRLĐĞĐYLE MAHKEME,  
1. Konya Devlet güvenlik Mahkemesinin bağımsız ve tarafsız bir mahkeme  
olmaması dolayısıyla Sözlemenin 6. maddesinin 1. fıkrasının ihlal  
edildiğine;  
2. Sözlemenin 6. maddesine dayandırılan diğer ikâyetlerin incelenmesine  
yer olmadığına;  
3. Sözlemenin 10. maddesinin ihlal edilmediğine;  
12  
RIZA DĐNÇ v. TÜRKĐYE - KARAR  
4. Đꢀbu kararın tek baına manevi tazminat bakımında tek baına yeterli adil  
bir tatmin sağladığına;  
5. a) Sözleme’nin 44. maddesinin 2. paragrafı uyarınca davalı devletin  
bavurana, kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içerisinde, ödeme  
tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk lirasına çevrilmek  
suretiyle ve kendisi tarafından ödeme zamanında ödenmesi gerekli  
olabilecek katma değer vergisi veya kendisinden talep edilebilecek diğer  
her türlü vergilerin de eklenmesi suretiyle 3.000 Avro (üç bin Avro)  
tutarındaki yargılama gideri ve masrafı ödemekle yükümlü olduğuna;  
b) Söz konusu sürenin bittiği tarihten balayarak, yukarıda belirtilen  
miktarın ödemesinin yapıldığı tarihe kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın  
o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eit oranda  
basit faiz uygulanmasına;  
6. Adil tazmin talebinin geri kalan kısmının reddine;  
Karar vermitir.  
Đꢀbu karar Fransızca dilinde tanzim edilmiş olup, Sözleşme’nin 77.  
maddesinin 2. ve 3. fıkraları uyarınca 28 Ekim 2004 tarihinde yazılı olarak  
tebliğ edilmitir.  
Vincent BERGER  
Georg RESS  
Yazı Đꢀleri Müdürü  
Bakan  
13