COUNCIL  
AVRUPA  
OF EUROPE  
KONSEYİ  
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
İKİNCİ DAİRE  
AÇIK VE DİĞERLERİ/TÜRKİYE  
(Başvuru no. 31451/03)  
KARAR  
STRAZBURG  
13 Ocak 2009  
Sözkonusu karar AİHS’nin 44/2 maddesi uyarınca kesinlik kazanacaktır. Ancak, şekle ilişkin  
değişiklik yapılabilir.  
__________________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Haklan Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme'yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın  
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri  
Bakanğı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı'na atıfta bulunmak suretiyle ticari  
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USULİ İŞLEMLER  
Davanın nedeni, Türk vatandaşları İnci Açık, Rüya Kurtuluş, Serpil Ocak, Erdinç Gök,  
Ayfer Çiçek, Nuri Günay, Haşim Özgür Ersoy ve Murat Kaya’nın (“başvuranlar”), 11  
Temmuz 2003 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Korumaya Dair Sözleşme’nin  
(“AİHS”) 34. maddesi uyarınca, Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne  
yaptığı 31451/03 numaralı başvurudur.  
Başvuranlar, İstanbul Barosu avukatlarından A.T. Ocak tarafından temsil edilmiştir.  
OLAYLAR  
I. DAVA OLAYLARI  
Başvuranlar, sırasıyla 1980, 1980, 1981, 1983, 1980, 1983, 1978 ve 1983 doğumludur  
ve İstanbul’da yaşamaktadır. Olayların gerçekleştiği tarihte, İstanbul Üniversitesi’nin çeşitli  
fakültelerinde öğrenciydiler. Ayrıca, İstanbul Üniversite Öğrencileri Koordinasyonu  
üyesiydiler.  
A. Başvuranların yakalanması ve polis tarafından gözaltına alınması  
İstanbul Üniversitesi’nin 2002-2003 akademik yılı açılış törenini 3 Ekim 2002’de  
gerçekleşmiştir. Politikacılar, iş adamları ve basın mensuplarının katıldığı tören sırasında  
başvuranlar sivil polis tarafından güç kullanılarak konferans salonundan çıkarılmış ve  
üniversiteden yaklaşık 500-600 metre uzaklıkta bulunan Beyazıt polis karakoluna  
götürülmüştür.1  
Polis memurları tarafından öğlen 12.15’te hazırlanan olay raporuna göre, öğleden önce  
11.20 sularında Rektör Alemdaroğlu konuşma yaparken, bazı öğrenciler salonun balkonundan  
“Üniversiteye özgürlük, soruşturmalara son” ve “Baskı bizi korkutmayacak, buyruk devletin,  
üniversite bizimdir” şeklinde bağırmaya başlamış ve benzer mesajlar taşıyan afişler ve  
pankartlar açmışlardır. Ayrıca, başvuranlardan Haşim Özgür Ersoy’un da aralarında  
bulunduğu çeşitli öğrencilere verilen disiplin cezalarının büyütülmüş nüshalarını  
sergilemişlerdir. Rektörün güvenlik danışmanının talebi üzerine, polis öğrencileri,  
gösterilerinin kanuna aykırı olması, eğitim ve öğretim özgürlüğüne müdahale ederek kamu  
düzenini ihlal etmeleri ve töreni aksatmaları nedeniyle uyarmıştır. Öğrencilerin protestolarına  
devam etmeleri ve “baskı bizi korkutmayacak” şeklinde bağırmaları üzerine polis,  
üniversitenin özel güvenlik görevlileri ile birlikte olaya müdahale etmiş ve güç kullanarak,  
başvuranların da aralarında bulunduğu on dokuz öğrenciyi yakalamıştır. Başvuranlar, Beyazıt  
Polis Karakolu’na götürülmüştür.  
Öğlen 12.15’te yakalama tutanakları hazırlanmış ancak başvuranlar, imzalamayı  
reddetmiştir.  
1 Başvuranlar, olaya ilişkin resimler içeren gazete kupürleri sunmuştur.  
14.00’da başvuranlar, Haseki Hastanesi doktoru tarafından muayene edilmiştir.  
16.55’te İstanbul Adli Tıp Kurumu doktoru tarafından bir kez daha muayene edilmiştir.  
1. İnci Açık  
Haseki Hastanesi doktoru, başvuranın sol kolunun ortasında çürükler bulunduğunu  
kaydetmiştir.  
İstanbul Adli Tıp Kurumu doktoru, sol kolunun iç orta kısmında 2.5 cm’lik bir çürük  
ve sol kolunun alt kısmında 1 cm’lik bir çürük bulunduğunu kaydetmiştir.  
2. Rüya Kurtuluş  
Haseki Hastanesi doktoru, başvuranın sırtının alt kısmında sıyrık ve kızarıklık tespit  
etmiştir.  
İstanbul Adli Tıp Kurumu doktoru, yukarıda kaydedilene ek olarak, boynunun sağ  
kısmında 1 cm’lik bir sıyrık kaydetmiştir. Başvuranın, bu yaraların üniversite merdivenlerinde  
yaşanan kargaşada olduğunu belirttiği kaydedilmiştir.  
3. Erdinç Gök  
Haseki Hastanesi doktoru, başvuranın alnında ve burnunda çürükler ve şişlikler ve sağ  
kulağının arkasında bir sıyrık tespit etmiştir. Yapılan diğer muayenelerde, burun kısmında  
kanama ya da başka bir sorun tespit edilmemiştir.  
İstanbul Adli Tıp Kurumu doktoru, başvuranda aynı yaraları tespit etmiştir. Ayrıca,  
başvuranın alnındaki yaraya ilişkin yüzünden yumruklandığını belirttiğini kaydetmiştir.  
Başvuran, karmaşa sırasında diğer yaraların nasıl oluştuğunu hatırlayamamaktadır.  
4. Haşim Özgür Ersoy  
Haseki Hastanesi doktoru, başvuranın sol kolunda çürükler ve boynunun sağ kısmında  
2x1 cm’lik dört ila beş adet kızarıklık gözlemlemiştir.  
İstanbul Adli Tıp Kurumu doktoru, sağ omzunda ve sol kolunun ortasında 2.5 cm’lik  
çürük tespit etmiştir. Ayrıca, boynunun ön kısmının ortasında 0.5 cm’lik bir sıyrık, boynunun  
sağ kısmının üst ve alt kısımlarında 1 cm’lik bir sıyrık kaydetmiştir.  
5. Serpil Ocak, Nuri Günay, Murat Kaya ve Ayfer Çiçek  
Başvuranları muayene eden doktorlar, vücutlarında kötü muamele izi tespit  
etmemiştir. İstanbul Adli Tıp Kurumu doktoru tarafından hazırlanan raporda, Ayfer Çiçek’in  
yara almadığını belirterek muayene edilmek üzere kıyafetlerini çıkarmayı reddettiği  
kaydedilmiştir.  
Aynı gün başvuranlar, İstanbul Cumhuriyet Savcılığı önüne çıkarılmış ve müteakiben  
serbest bırakılmıştır. Başvuranlar, on bir buçuk saat polis tarafından gözaltında tutulduklarını  
iddia etmiştir.  
B. Başvuranların şikayetlerine ilişkin cezai takibat  
9 Ekim 2002’de başvuranlar, üniversite güvenlik görevlileri ve sözkonusu tarihte  
konferans salonunda görevli olan polis memurları aleyhinde İstanbul Cumhuriyet Savcısı’na  
şikayette bulunmuşlardır. Tamamıyla aynı olan şikayetlerinde, rektörün konuşması sırasında,  
öğrenci arkadaşlarının birinin konuşmak için ayağa kalktığını ve bir sivil polis memuru  
tarafından engellendiğini ileri sürmüşlerdir. Daha sonra başvuranlar da ayağa kalkmış ve polis  
tarafından dövülerek yakalanmışlardır. Öğrenciler, amaçlarının çarpıtıldığından ve özellikle  
başlarından darbe alarak dayak yediklerinden şikayetçi olmuşlardır. Dayağın, konferans  
salonunun dışında da devam ettiğini ileri sürmüşlerdir. Şikayetlerinde ayrıca güvenlik  
güçlerinin müdahalesinin, ifade özgürlüklerine müdahale teşkil ettiğini, demokratik olmayan  
mevcut tedbirleri protesto etme ve açılış töreninde demokratik bir üniversite istediklerini ifade  
etme haklarının bulunduğunu belirtmişlerdir. Yakalanmaları ve gözaltına alınmalarının,  
kanuna aykırı olduğunu ve kendilerine karşı orantısız güç kullanılmasının, insanlık dışı ve  
alçaltıcı muamele teşkil ettiğini belirtmişlerdir.  
4 Kasım 2002’de İstanbul Cumhuriyet Savcısı, polis memurları ve üniversite güvenlik  
görevlileri aleyhinde takibat başlatmama kararı almıştır. Bu kararda, Cumhuriyet Savcısı  
başvuranların, sloganlar atıp afişler açtıklarında, eğitim özgürlüğünü engelleyip töreni  
aksatarak kamu düzenini ihlal ettiklerini kaydetmiştir. Polis karakoluna gelmeleri ve yasadışı  
gösterilerine son vermeleri istendiği halde, devam etmişlerdir. Sonuç olarak, 19 öğrenci  
yakalanmış ve güç kullanılarak polis tarafından gözaltına alınmıştır. Davacılardan bazılarının  
küçük yaralar aldıkları ancak diğerlerinin hiç yaralanmadıkları ve polisin, yakalanmaya  
direndikleri için güç kullanmak durumunda kaldığı kaydedilmiştir.  
22 Kasım 2002’de başvuranlar, Cumhuriyet Savcısı’nın kararına itiraz etmişlerdir.  
Savcının, yalnızca polis kayıtlarına dayandığını ve kendileri de dahil olmak üzere kimsenin  
ifadesini almadığını belirtmişlerdir. Ayrıca, yakalanmaya direndiklerine ilişkin resmi kayda  
itiraz etmiş ve önceden uyarılmadıklarını belirtmişlerdir.  
26 Aralık 2002’de Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesi, başvuranların itirazını  
reddetmiştir. Karar, 18 Ocak 2003’te kendilerine tebliğ edilmiştir.  
Hükümet, AİHM’ye yukarıda kaydedilen olay hususunda başvuranlar aleyhinde cezai  
takibat başlatılmağını bildirmiştir.  
HUKUK  
I. AİHS’NİN 3. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI  
Başvuranlar, 3 Ekim 2002’de yakalanma şekillerinin, AİHS’nin 3. maddesini ihlal  
edecek şekilde insanlık dışı ve alçaltıcı muamele teşkil ettiğinden şikayetçi olmuştur.  
A. Kabuledilebilirlik  
1. Başvuranlar Serpil Ocak, Nuri Günay, Murat Kaya ve Ayfer Çiçek hususunda  
AİHM, dava dosyasında sözkonusu başvuranların 3. maddeyi ihlal edecek kadar şiddet  
içeren bir muameleye maruz kaldığına dair bir gösterge tespit etmemiştir (bkz. Balçık ve  
Diğerleri/Türkiye, no. 25/02, paragraflar 24-26, 29 Kasım 2007). AİHM, bu nedenlerden  
ötürü, AİHS’nin 3. maddesi bağlamında yapılan şikayetin, AİHS’nin 35/3 maddesi  
çerçevesinde dayanaktan yoksun olmasından dolayı kabuledilemez olduğu sonucuna  
varmıştır.  
2. Başvuranlar Rüya Kurtuluş, Erdinç Gök, Haşim Özgür Ersoy ve İnci Açık hususunda  
AİHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvuranların şikayetlerinin  
dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da  
kabuledilemezlik unsuru taşımadığını tespit eder. Bu nedenle şikayetleri, kabuledilebilir  
niteliktedir.  
B. Esas  
1. Tarafların görüşleri  
Hükümet, başvuranların kötü muamele iddialarını reddetmiş ve mevcut dava koşulları  
altında güç kullanımının, izlenen amaçla orantılı olduğunu ileri sürmüştür.  
Başvuranlar, üniversitedeki konferanstan çıkarılma şekillerinin, insanlık dışı ve  
alçaltıcı muamele teşkil ettiğini yinelemiştir. Bu bağlamda, güvenlik güçlerinin kollarını  
arkalarında bağladıklarını, kendilerini dövdüklerini ve polis karakoluna kadar yolda  
sürüklediklerini ileri sürmüşlerdir. Başvuranlar ayrıca sloganlar attıklarını ve pankartlar  
taşıdıklarını reddetmiştir. Kartlara yazılar yazdıklarını ancak Haşim Özgür Ersoy, konuşmak  
isteyip reddedilince salondan çıkarıldıkları için bunları sergileme fırsatı bulamadıklarını  
belirtmişlerdir.  
2. AİHM’nin değerlendirmesi  
AİHM 3. maddenin, yakalamayı gerçekleştirmek gibi belirli, iyi tanımlanmış koşullar  
altında güç kullanmayı yasaklamadığını kaydeder. Ancak, bu tür bir güç ancak kaçınılmaz  
olduğu takdirde kullanılabilir ve aşırı olmamalıdır (bkz., Kurnaz ve Diğerleri/Türkiye, no.  
36672/97, 52. paragraf, 24 Temmuz 2007).  
AİHM, başvuranların aldıkları yaralara güvenlik güçlerinin, görevlerini yerine  
getirirken güç kullanmasının neden olduğunun, taraflar arasında ihtilaflı olmadığını kaydeder.  
Bu nedenle AİHM, ikna edici iddialarla kullanılan gücün kaçınılmaz olduğunu ve aşırı  
olmadığını gösterme yükümlülüğünün Hükümet’e ait olduğu kanısındadır (bkz. Balçık ve  
Diğerleri, 31. paragraf).  
Gazete haberleri gibi yazılı deliller hususunda AİHM, başvuranların afişler açarak ve  
sloganlar atarak demokratik olmadığını düşündükleri tedbirleri protesto etmek üzere rektörün  
konuşması sırasında İstanbul Üniversitesi’ndeki akademik yıl açılış töreninin aksamasına  
neden olan bir öğrenci grubundan olduklarını gözlemler. AİHM, başvuranların yakalanmaları  
sırasında çeşitli ağırlıkta yaralar aldıklarını kaydeder. AİHM, başvuranlara protestolarına son  
vermeleri için uyarıda bulunulduğunu inandırıcı bulsa dahi yazılı deliller, uyarının yapılış  
şekline ışık tutmamaktadır. Yetkili makamların, başvuranları konferans salonundan çıkarmak  
için süratle ve güç kullanarak müdahale ettikleri anlaşılmaktadır. AİHM, bu bağlamda,  
öğrencilerin kamu düzenine ciddi bir tehdit teşkil ettiğine ilişkin delil bulunmadığını  
kaydeder. Aleyhlerinde cezai takibat başlatılmaması da bunu doğrulamaktadır. Ayrıca dava  
dosyasında, konferans salonundan çıkarılırken öğrencilerin güvenlik güçlerine şiddetle  
direndiklerini gösteren bilgiler mevcut değildir. AİHM bu bağlamda Hükümet’ten, polis  
memurlarının olaylar sırasında yaralandıklarını gösteren bir bilgi gelmediğini kaydeder.  
Üniversitenin açılış töreni sırasında gerçekleşen olay göz önüne alındığında,  
başvuranların güvenlik güçlerinin ön hazırlık yapmaksızın çağrıldıkları ve beklenmedik  
gelişmelere yol açabilecek ani bir operasyon sırasında yaralandıkları söylenemez (bkz.,  
mutatis mutandis, Rehbock/Slovenya, no. 29462/95, 72. paragraf, AİHM 2000-XII). Ancak,  
Hükümet güvenlik güçlerinin müdahalesinin gereğince düzenlendiğini ve öğrencilere  
gelebilecek fiziksel bir zararı en aza indirgemek üzere organize edildiğini gösteren herhangi  
bir bilgi sunmamıştır.  
AİHM, bu koşullar altında, Hükümet’in yaraları sağlık raporlarıyla doğrulanan  
başvuranlara karşı kullanılan gücün derecesini açıklayan ya da haklı çıkaran bir zemin  
hazırlayacak ikna edici ya da inandırıcı iddialarda bulunmadığı sonucuna varır. Sonuç olarak,  
Rüya Kurtuluş, Erdinç Gök, Haşim Özgür Ersoy ve İnci Açık’ın aldığı yaraların, sorumluluğu  
devlete ait olan alçaltıcı muamele sonucu oluştuğu kanısına varır.  
Dolayısıyla, AİHS’nin 3. maddesi ihlal edilmiştir.  
II. AİHS’NİN 5., 9., 10. ve 11. MADDELERİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI  
Başvuranlar, yakalanmaları ve gözaltına alınmalarının kanuna aykırı olduğundan,  
şünce, ifade ve toplantı yapma haklarını ihlal ettiğinden şikayetçi olmuştur. Şikayetlerini,  
AİHS’nin 5., 9., 10. ve 11. maddelerine dayandırmışlardır.  
AİHM, başvuranların şikayetlerinin 10. madde bağlamında incelenmesi gerektiği  
kanısındadır.  
A. Kabuledilebilirlik  
AİHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun bu kısmının  
dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da  
kabuledilemezlik unsuru taşımadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru, kabuledilebilir  
niteliktedir.  
B. Esas  
1. Tarafların görüşleri  
Hükümet, başvuranların protesto eylemlerinin barışçıl olmadığını ileri sürmüştür.  
Rektör, politikacılar ve iş adamlarının da dahil olduğu büyük bir dinleyici kitlesi önünde  
konuşma yaparken, başvuranların sloganlar atarak ve afişler açarak töreni aksattıklarını  
yinelemiştir. Yürürlükteki düzenlemeler gereği başvuranların, eylemlerine son vermeleri ve  
töreni terk etmeleri için uyarıldıklarını ancak bunu reddetmeleri nedeniyle güç kullanılarak  
şarı çıkarılmaları gerektiğini belirtmiştir. Töreni bir kez daha aksatmalarına engel olmak  
için polis karakoluna götürülmeleri gerekmiştir. Hükümet, töreni düzenleyenlerin toplantı  
yapma haklarını etkili şekilde kullanmalarını sağlamak amacıyla polisin, bu yönde bir talepte  
bulunulması üzerine olaya müdahale ettiği kanısındadır.  
Başvuranlar, üniversitede düzenlenen demokratik olmayan eylemleri protesto etme  
amacıyla törene katıldıklarını ancak, üniversite sınırlarından zorla çıkarılarak, yakalanarak ve  
gözaltına alınarak fikirlerini ifade etmekten alıkonduklarını ileri sürmüştür.  
2. AİHM’nin değerlendirmesi  
AİHM, daha önce protestocuların yakalanması ve gözaltına alınmasının, ifade  
özgürğü hakkına müdahale teşkil edebileceği sonucuna vardığını yineler (bkz., örneğin,  
Lucas/İngiltere (karar), no. 39013/02, 18 Mart 2003). Mevcut davada başvuranlar, üniversite  
yönetiminin demokratik olmadığını düşündükleri çeşitli uygulamalarını protesto etme  
amacıyla İstanbul Üniversitesi’nin akademik yıl açılış törenine katılmıştır. Ancak, sloganlar  
atarak ve afişler açarak sürdürdükleri protestoları, konferans salonundan çıkarılmaları,  
yakalanmaları ve gözaltına alınmaları ile zorla sona erdirilmiştir. AİHM, bu bilgiler ışığında,  
başvuranların polis müdahalesinden olumsuz etkilendikleri ve başvuranlara karşı alınan  
tedbirlerin, ifade özgürlüklerine müdahale teşkil ettiği kanaatindedir.  
Bu müdahale, “kanunda öngörülmediği”, 10. maddenin 2. paragrafı kapsamından bir  
ya da daha fazla meşru amaçı hedeflemediği ve bu amaçları gerçekleştirmek için “demokratik  
bir toplumda gerekli olmadığı” takdirde AİHS’nin 10. maddesini ihlal edecektir.  
Öncelikle, şikayet edilen eylemin “kanunda öngörülmüş” olup olmadığını incelemek  
gerekmektedir. Bu bağlamda AİHM, Hükümet’in başvuranlar hususunda alınan tedbirlerin  
yürürlükteki yönetmeliğe uygun olduğunu belirttiğini, ancak sözkonusu müdahalenin, meşru  
ya da diğer kanuni kurallara dayandığını ya da uygun olduğunu ortaya koyan iddialarda  
bulunmadığını gözlemler. Ancak başvuranlar da yakalanmaları ve gözaltına alınmalarının  
kanuna uygun olmadığından genel olarak şikayetçi olmalarına rağmen şikayetlerini  
gerekçelendirmemişlerdir. AİHM, bu koşullar altında, sözkonusu hususu karara bağlamayı  
gerekli görmemektedir (bkz. Agga/Yunanistan (no. 2), no. 50776/99 ve 52912/99, 54.  
paragraf, 17 Ekim 2002). AİHM, müdahalenin kamu düzenini ve diğerlerinin haklarını  
korumak gibi meşru amaçlara hizmet ettiğini kabul eder. Mevcut davada, belirlenmesi  
gereken müdahalenin, “demokratik bir toplumda gerekli” olup olmadığıdır.  
“Demokratik bir toplumda gereklilik” testi, AİHM’nin şikayet edilen müdahalenin, “zorunlu  
bir toplumsal ihtiyaçın” bulunup bulunmadığının tespit edilmesini gerektirir. Sözleşmeci  
Devletler böyle bir ihtiyacın varlığını tespit ederken belli bir takdir hakları bulunmaktadır,  
ancak bu hem kanunu hem kanunun uygulanmasına ilişkin karara, bu karar bağımsız bir  
mahkeme kararı olsa da, yönelik çifte bir Avrupa kontrolüne tabidir. Dolayısıyla AİHM, bir  
“kısıtlama”nın, AİHS’nin 10. maddesinin güvence altına aldığı ifade özgürlüğü ile bağdaşıp  
bağdaşmadığı hususuna karar vermede yetki sahibi olan son mercidir. (bkz., diğer hususlar  
meyanında, Vajnai/Macaristan, no. 33629/06, 43. paragraf, 8 Temmuz 2008).  
Sözkonusu takdir payı, yetkili makamların kanuna uygun gösterilerin, olaysız şekilde  
gerçekleştirilmesini sağlamak için başvurduğu makul ve uygun yolları da içine alır (bkz.  
Chorherr/Avusturya, 25 Ağustos 1993, 31. paragraf, A Serisi no. 266-B).  
AİHM mevcut davada başvuranların protestolarının, slogan atma ve afiş açma  
şeklinde olduğunu ve bu nedenle, açılış töreninin normal akışını ve İstanbul Üniversitesi  
Rektörü’nün konuşmasını aksattığını kaydeder. Eylemleri hiç şüphesiz rektörün ifade  
özgürğüne müdahale teşkil etmiş ve kendilerine sunulan bilgiyi almak hakları bulunan  
dinleyicilerde rahatsızlığa ve öfkeye yol açmıştır. AİHM, bu bilgiler ışığında, öğrencilerin  
konferans salonundan çıkarılmasının – ifade özgürlüklerine müdahale teşkil etse dahi –  
diğerlerinin haklarını koruma amacıyla orantılı olduğunun kabul edilebileceği kanısındadır.  
Ancak AİHM, başvuranların hakarete ya da şiddete başvurmadığını gözlemler. Ayrıca,  
kamu düzenini ciddi biçimde tehdit etmediklerini yineler. Bunu, aleyhlerinde cezai takibat  
başlatılmaş olması kanıtlamaktadır. AİHM, başvuranların protestolarının, yakalanmak ve  
gözaltına alınmak yerine birkaç saatliğine konferans salonunun dışına çıkarılmak gibi daha  
hafif tedbirlere maruz bırakılabileceği kanaatindedir. AİHM, bu koşullar altında, yetkili  
makamların uyguladığı yöntemin, kamu düzenini ya da diğerlerinin haklarını koruma  
amaçları ile orantılı olmadığı sonucuna varır. Bu nedenle, “demokratik bir toplumda gerekli”  
değildir.  
Sonuç olarak, AİHS’nin 10. maddesi ihlal edilmiştir.  
IV. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI  
AİHS’nin 41. maddesine göre:  
“Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci  
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete  
uygun bir surette, zarar gören tarafın adil tazminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
Başvuranlar Rüya Kurtuluş, Erdinç Gök, Haşim Özgür Ersoy ve İnci Açık’ın her biri,  
maddi tazminat olarak 1,000 Euro talep etmiştir. Bu meblağa, sağlık harcamaları ve yerel  
davalar sırasında yaptıkları yasal masraflar da dahildir. Başvuranların her biri, manevi  
tazminat olarak 1,000 Euro talep etmiştir.  
Hükümet, bu meblağlara itiraz etmiştir.  
Görüşte başvuranların uğramış olduğu maddi zarar hususunda AİHM, iddialarını  
destekleyen makbuzlar ya da belgeler sunmadıklarını ve dolayısıyla taleplerinin reddedildiğini  
kaydeder.  
AİHM, manevi tazminata ilişkin olarak, başvuranların zararının AİHS’nin 10.  
maddesinin ihlal edildiği tespiti ile yeterince karşılandığı kanısındadır (bkz., mutatis  
mutandis, Balçık ve Diğerleri, 62. paragraf, ve Saya ve Diğerleri/Türkiye, no. 4327/02, 54.  
paragraf, 7 Ekim 20082). Ancak, başvuranlar Rüya Kurtuluş, Erdinç Gök, Haşim Özgür Ersoy  
ve İnci Açık hususunda 3. maddenin ihlal edildiği tespitine ilişkin AİHM, hakkaniyet  
temelinde, her birine sözkonusu başlık altında 1,000 Euro tazminat ödenmesine karar  
vermiştir.  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
2 Karar henüz kesinleşmemiştir.  
Başvuranlar ayrıca AİHM önünde yaptıkları masraf ve harcamalar için 5,843.26 Euro  
talep etmiştir. Bu meblağa avukatlık ücretleri, çeviri masrafları ve diğer harcamalar da  
dahildir. Başvuranlar, taleplerini desteklemek için İstanbul Barosu’nun ücret çizelgesini  
göstermiştir. Ancak, herhangi bir makbuz ya da belge sunmamışlardır.  
Hükümet, bu meblağlara itiraz etmiştir.  
AİHM, yargılama masraf ve giderleri hususunda AİHM İçtüzüğü’nün 60. maddesinin  
gerektirdiği gibi yazılı gerekçeler sunulmadığı için bu başlık altında tazminat ödenmemesine  
karar vermiştir.  
C. Gecikme Faizi  
AİHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz  
oranına üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM OYBİRLİĞİYLE  
1. Başvuranlar Serpil Ocak, Nuri Günay, Murat Kaya ve Ayfer Çiçek’in AİHS’nin 3. maddesi  
bağlamında yaptıkları şikayetin kabuledilemez olduğuna;  
2. Başvurunun kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;  
3. Başvuranlar Rüya Kurtuluş, Erdinç Gök, Haşim Özgür Ersoy ve İnci Açık açısından  
AİHS’nin 3. maddesinin ihlal edildiğine;  
4. AİHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;  
5. 10. madde ihlalinin tespitinin, başvuranların uğradığı manevi zarar için başlı başına yeterli  
adil tatmini teşkil ettiğine;  
6. (a) AİHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç  
ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden ulusal para birimine çevrilmek üzere  
Sorumlu Devlet tarafından başvuranlar Rüya Kurtuluş, Erdinç Gök, Haşim Özgür Ersoy ve  
İnci Açık’ın her birine 1,000 Euro (bin Euro) ve buna ek olarak ödeme gününde  
uygulanabilecek her tür verginin ödenmesine;  
(b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına  
kadar, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan marjinal kredi kolaylığı oranının  
üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;  
7. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddedilmesine;  
KARAR VERMİŞTİR.  
İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış ve AİHM İçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragrafları gereğince 13 Ocak 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.