yapma haklarını etkili şekilde kullanmalarını sağlamak amacıyla polisin, bu yönde bir talepte
bulunulması üzerine olaya müdahale ettiği kanısındadır.
Başvuranlar, üniversitede düzenlenen demokratik olmayan eylemleri protesto etme
amacıyla törene katıldıklarını ancak, üniversite sınırlarından zorla çıkarılarak, yakalanarak ve
gözaltına alınarak fikirlerini ifade etmekten alıkonduklarını ileri sürmüştür.
2. AİHM’nin değerlendirmesi
AİHM, daha önce protestocuların yakalanması ve gözaltına alınmasının, ifade
özgürlüğü hakkına müdahale teşkil edebileceği sonucuna vardığını yineler (bkz., örneğin,
Lucas/İngiltere (karar), no. 39013/02, 18 Mart 2003). Mevcut davada başvuranlar, üniversite
yönetiminin demokratik olmadığını düşündükleri çeşitli uygulamalarını protesto etme
amacıyla İstanbul Üniversitesi’nin akademik yıl açılış törenine katılmıştır. Ancak, sloganlar
atarak ve afişler açarak sürdürdükleri protestoları, konferans salonundan çıkarılmaları,
yakalanmaları ve gözaltına alınmaları ile zorla sona erdirilmiştir. AİHM, bu bilgiler ışığında,
başvuranların polis müdahalesinden olumsuz etkilendikleri ve başvuranlara karşı alınan
tedbirlerin, ifade özgürlüklerine müdahale teşkil ettiği kanaatindedir.
Bu müdahale, “kanunda öngörülmediği”, 10. maddenin 2. paragrafı kapsamından bir
ya da daha fazla meşru amaçı hedeflemediği ve bu amaçları gerçekleştirmek için “demokratik
bir toplumda gerekli olmadığı” takdirde AİHS’nin 10. maddesini ihlal edecektir.
Öncelikle, şikayet edilen eylemin “kanunda öngörülmüş” olup olmadığını incelemek
gerekmektedir. Bu bağlamda AİHM, Hükümet’in başvuranlar hususunda alınan tedbirlerin
yürürlükteki yönetmeliğe uygun olduğunu belirttiğini, ancak sözkonusu müdahalenin, meşru
ya da diğer kanuni kurallara dayandığını ya da uygun olduğunu ortaya koyan iddialarda
bulunmadığını gözlemler. Ancak başvuranlar da yakalanmaları ve gözaltına alınmalarının
kanuna uygun olmadığından genel olarak şikayetçi olmalarına rağmen şikayetlerini
gerekçelendirmemişlerdir. AİHM, bu koşullar altında, sözkonusu hususu karara bağlamayı
gerekli görmemektedir (bkz. Agga/Yunanistan (no. 2), no. 50776/99 ve 52912/99, 54.
paragraf, 17 Ekim 2002). AİHM, müdahalenin kamu düzenini ve diğerlerinin haklarını
korumak gibi meşru amaçlara hizmet ettiğini kabul eder. Mevcut davada, belirlenmesi
gereken müdahalenin, “demokratik bir toplumda gerekli” olup olmadığıdır.
“Demokratik bir toplumda gereklilik” testi, AİHM’nin şikayet edilen müdahalenin, “zorunlu
bir toplumsal ihtiyaçın” bulunup bulunmadığının tespit edilmesini gerektirir. Sözleşmeci
Devletler böyle bir ihtiyacın varlığını tespit ederken belli bir takdir hakları bulunmaktadır,
ancak bu hem kanunu hem kanunun uygulanmasına ilişkin karara, bu karar bağımsız bir
mahkeme kararı olsa da, yönelik çifte bir Avrupa kontrolüne tabidir. Dolayısıyla AİHM, bir
“kısıtlama”nın, AİHS’nin 10. maddesinin güvence altına aldığı ifade özgürlüğü ile bağdaşıp
bağdaşmadığı hususuna karar vermede yetki sahibi olan son mercidir. (bkz., diğer hususlar
meyanında, Vajnai/Macaristan, no. 33629/06, 43. paragraf, 8 Temmuz 2008).
Sözkonusu takdir payı, yetkili makamların kanuna uygun gösterilerin, olaysız şekilde
gerçekleştirilmesini sağlamak için başvurduğu makul ve uygun yolları da içine alır (bkz.
Chorherr/Avusturya, 25 Ağustos 1993, 31. paragraf, A Serisi no. 266-B).
AİHM mevcut davada başvuranların protestolarının, slogan atma ve afiş açma
şeklinde olduğunu ve bu nedenle, açılış töreninin normal akışını ve İstanbul Üniversitesi