HUKUK
AİHS’nin 6/3 c) maddesine atıfta bulunarak, başvuranlar, gözaltı sırasında avukat
yardımından yararlanamamaktan ve diğerleri arasından gözaltı sırasında verilen ifadeleri
temelinde mahkum edilmekten şikayetçilerdir.
I. KABULEDİLEBİLİRLİĞE İLİŞKİN
Hükümet, altı ay kuralına riayet edilmediğini savunmaktadır: Hükümet başvuranların,
başvurularını, ya nöbetçi hakim karşısına çıkarıldıkları tarih olan 17 Temmuz 1999 ya da
Yargıtay kararının açıklandığı açık duruşma tarihi olan 19 Kasım 2003 tarihinden itibaren altı
aylık süre içerisinde sunmuş olmaları gerektiği kanaatindedir.
AİHM, yargılamanın hakkaniyetinin incelenmesinin, yargılamanın tamamı ışığında yapılması
gerektiğine ilişkin yerleşik içtihadını hatırlatmaktadır (John Murray-Birleşik Krallık, 8 Şubat
1996). Sözkonusu koşullarda, AİHS’nin 35. maddesinin 1. paragrafı uyarınca işbu davada,
nihai iç hukuk kararı, 18 Kasım 2003 tarihli Yargıtay kararıdır (bkz, aynı anlamda, Ditaban-
Türkiye, başvuru no: 69006/01, 14 Nisan 2009
Yargıtay kararının tebliğ edilmediği durumlarda, altı ay süresinin hangi tarihten itibaren
işlemeye başlayacağı hususunda AİHM, Türk hukukunda olduğu gibi, iç hukukta tebliğ
öngörülmediğinde, tarafların muhtevasından gerçek anlamda haberdar olabildikleri kararın
kullanıma açıldığı tarihin dikkate alınması gerektiği kanaatindedir (Seher Karataş-Türkiye,
başvuru no: 33179/96, 9 Temmuz 2002). Ayrıca, Yargıtay karar metni, AİHM önünde
iddialarını geliştirmeleri için başvuranda veya avukatında bulunmalıdır (Bilgin ve Bulga-
Türkiye, başvuru no: 43422/02, 16 Haziran 2009).
Mevcut davada, AİHM, dosyadan, ertesi gününde kamuya açık bir duruşmada tefhim edilen
18 Kasım 2003 tarihli Yargıtay kararının, Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin kaleminde
tarafların kullanımına 23 Ocak 2004 tarihinde sunulduğu sonucuna ulaşıldığını
gözlemlemektedir.
Hiçbir unsur, başvuranların veya avukatlarının, katılma zorunluluğu bulunmadığı bir açık
duruşmada tefhim edilen karar metninden haberdar olabileceklerini düşünme imkanı
sağlamamaktadır (Okul-Türkiye, başvuru no: 45358/99, 4 Eylül 2003). Dolayısıyla, altı ay
süresi, 23 Ocak 2004 tarihinde işlemeye başlamıştır ve başvuranlar, bu hususta, AİHS’nin 35.
maddesinin 1. paragrafının gerektirdiklerine uygun hareket etmişlerdir.
Hükümet’in başvurunun gecikmeli olarak yapıldığı hususundaki itirazının reddedilmesi
gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
AİHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca, başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
3