AİHM, 2 Aralık 2003 tarihli kabuledilebilirlik kararında, sözkonusu itirazın
başvuranların şikayetlerinde ortaya konulan sorunlara yakından bağlı sorunları ortaya
çıkardığını belirttiğini hatırlatmaktadır. Sonuç olarak bu itirazı esasla birleştirmeye karar
vermiştir.
AİHM, AİHS’nin 35§1 maddesinin, iddialar Sözleşme organlarına sunulmadan evvel,
Sözleşmeci Devletlere aleyhlerinde iddia edilen ihlallerin telafi edilmesi olanağını sunduğunu
hatırlatmaktadır (Bkz. örneğin, Hentrich-Fransa, 22 Eylül 1994 tarihli karar ve Remi-Fransa,
23 Nisan 1996 tarihli karar). Böylece AİHM önüne getirilecek olan şikayet, en azından özü
bakımından, öncelikle ilgili ulusal mahkemeler önünde ulusal hukukun şart koştuğu süre
zarfında ve şekillerde ortaya konulmalıdır (Cardot-Fransa, 19 Mart 1991 tarihli karar).
AİHM’ye göre, AİHS’nin 3. maddesi hükümlerine ilişkin şikayet konusunda, bir
kimse bu madde hükümlerinin ihlaline dair savunulabilir bir iddiayı dile getirdiğinde, etkili
başvuru kavramı, Devlet tarafından sorumluların kimliklerinin tespit edilmesi ve
cezalandırılmasına yönelik etkili ve derinlemesine araştırmaların yapılmasını gerektirmektedir
(Assenov ve diğerleri-Bulgaristan, 28 Ekim 1998 tarihli karar ve Selmouni-Fransa, no:
25803/94). Yoğun bakımda bulundukları halde hastanedeki yatağa zincirlenmeleri
gerçeğinden yola çıkılarak başvuranların savunulabilir niteliği bulunan iddialarının, bu tarz bir
soruşturma yürütülmesi için hem ileri sürülen olaylar hem de dava edilen kişilerin niteliği
bakımından yeterince ciddi olduğuna kanaat getirmektedir.
AİHM, başvuranların hastanede kaldıkları sırada görevli olan jandarmalar aleyhindeki
iddianamenin İzmir Cumhuriyet Savcılığı tarafından 17 Haziran 2003 tarihinde, yani olaydan
iki yıl sonra verildiğini gözlemlemektedir. Ancak bu yargılamanın sonucu ile ilgili hiçbir bilgi
AİHM’ye tebliğ edilmemiştir.
Sonuç itibariyle AİHM, Hükümet tarafından öne sürülen iç hukuk yollarının
tüketilmediğine yönelik itirazın kabuledilemez olduğuna karar vermiştir.
II. AİHS’NİN 3. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuranlar, açlık grevi yapmalarına ve bilinçlerinin yerinde olmamasına rağmen,
kendilerinin hastane yatağına zincirle bağlanmalarının AİHS’nin 3. maddesine aykırı bir
muamele teşkil ettiğini iddia etmektedirler.
Hükümet, AİHS’nin 3. maddesinin bu davaya uygulanmasına itiraz etmekte ve dava
konusu fiillerin gerekli asgari ciddiyet seviyesini geçmediğine dikkati çekmektedir. Hükümet,
kelepçe takılması ve 3. maddenin ihlalinin bulunmadığı konularında AİHM’nin içtihadına
göndermede bulunmaktadır (Herczegfalvy-Avusturya, 24 Eylül 1992 tarihli karar ve Raninen-
Finlandiya, 16 Aralık 1997 tarihli karar). Ne olursa olsun, Hükümet JT-I Jandarma
Yönetmeliği’nin 51. maddesi hükümlerinin öngördüğü kelepçe takılması olayı, bu davada,
terör faaliyetleri nedeniyle mahkum edilen başvuranların tehlikeli olması durumu ile haklı
gösterilebilir.
Hükümet, başvuranların hastanede bulundukları koşullar konusunda, tutuklulara
ayrılan hastanedeki ilgili bölümlerin güvenli olduğunu, demir parmaklıklarla kaplı kapı ve
pencerelerinin bulunduğunu ve tutukluların bu alanın içinde serbestçe dolaşabildiklerini
belirtmektedir. Hükümet, bu tutukluların sözkonusu alanın dışında, uygun tedavilerin
4