COUNCIL  
AVRUPA  
OF EUROPE  
KONSEYİ  
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
İKİNCİ DAİRE  
AYGÜN VE DİĞERLERİ/TÜRKİYE  
(Başvuru no. 5325/02, 5353/02 ve 27608/02)  
KARAR  
STRAZBURG  
20 Kasım 2007  
İşbu karar AİHS’nin 44/2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
__________________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Haklan Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme'yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın  
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri  
Bakanğı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı'na atıfta bulunmak suretiyle ticari  
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
İsimleri mevcut karar ekinde bulunan başvuranların, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine  
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM), Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS)  
insan hakları ve temel özgürlükleri güvence altına alan 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu  
(5325/02, 5353/02 ve 27608/02) numaralı üç başvuru sonucu bu dava görülmektedir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOŞULLARI  
1999 senesi Mayıs ayında başvuranlar, çalıştırıldıkları Diyarbakır Sur Belediyesi  
tarafından işten çıkarılmıştır.  
Başvuranların her biri ödenmemiş maaşı, işten çıkarma ve kıdem tazminatı ve diğer  
maddi hakları talep ederek Diyarbakır İş Mahkemesi’nde dava açmıştır.  
1999 senesi Kasım ayında mahkeme, belediyenin 1999 senesi Haziran ayından  
itibaren işlemeye başlayan faiz ile birlikte masrafları da kapsayacak şekilde başvuranlara Türk  
Lirası olarak belirli meblağları ödemesine karar vermiştir.  
İtiraz edilmemesi nedeniyle kararlar, 19 Kasım 1999’da kesinleşmiştir.  
İlerleyen aylarda başvuranlar, gerekli meblağları almak için icra takibi başlatmışlardır.  
Çabalarının sonuçsuz kalması üzerine Diyarbakır Valiliği’nden mahkeme kararlarının icrasını  
kolaylaştırmak için müdahale etmesini istemişlerdir. Valilik, başvuranlara belediyeden  
başvuranların zararlarını tazmin etmesini talep ettiğini bildirmiştir. Ancak, fon yetersizliği  
nedeniyle belediye, hiçbir ödeme yapmamıştır.  
Belirsiz bir günde Hatip Bozyıl, 724 Yeni Türk Lirası almış ve belirtilen tarihlerde  
aşağıda kaydedilen başvuranlar ve belediye arasında dostane çözüm anlaşmaları yapılmıştır:  
– 6 Şubat 2002’de Ramazan Fidancan;  
– 11 Nisan 2002’de Muhyettin Babayiğit;  
– 27 Ekim 2004’te Ali Rıza Babayiğit;  
– 21 Mayıs 2002’de Talat Tunç;  
– 30 Aralık 2003’te Hüseyin ve Mehmet Şirin Kamik; ve  
– 13 Mayıs 2005’te Fahri Açan.  
Diğer başvuranlara ilişkin bir anlaşma yapılmamıştır. Ancak belediye, yerel icra  
bürosundaki ilgili hesaba belirli kısmi meblağları yatırmıştır. Bu meblağlar başvuranlara daha  
sonra ödenmiştir.  
HUKUK  
Olaylara ve hukuka ilişkin olarak benzerlikleri gözönüne alındığında AİHM,  
başvuruları birleştirmeyi uygun görmektedir.  
I. BAŞVURANLARIN MAĞDUR STATÜSÜ  
Hükümet, başvuruların yapılmasını ardından belediyenin, başvuranları kendilerine  
ödenmemiş olan meblağları almak üzere davet etmiştir. Sonuç olarak, başvuranlardan altısı  
belediye ile dostane çözüm anlaşmaları yapmıştır. Başvuranların kalan kısmı teklifi reddettiği  
halde, icra bürosu hesabında adlarına para yatırılmıştır. Bu nedenle Hükümet, AİHM’den  
başvuruların kayıttan düşürülmesini istemiştir.  
Başvuranlar, mali zayıflıkları nedeni ile belirli anlaşmaların yapılması gerektiğini ve  
ödenen meblağların yalnızca kısmi ödemeleri teşkil ettiğini ileri sürmüştür.  
AİHM mevcut başvuruyu Çiçek ve Öztemel ve Diğerleri kararında ortaya konan  
ilkeler ışığında inceleyecektir.  
AİHM, belediyenin Ramazan Fidancan, Muhyettin Babayiğit, Ali Rıza Babayiğit,  
Talat Tunç, Hüseyin Kamik, Mehmet Şirin Kamik ve Fahri Açan ile ödeme protokolleri  
imzalağını gözlemlemektedir.  
Protokoller, başvuranların toplam meblağın belirli kısmının ödenmesine karşı  
yargılama masrafları ve avukat ücretleri de dahil olmak üzere iç tazminat taleplerinden,  
haklarından ve diğer alacaklarından vazgeçtiklerini taahhüt etmektedir. Ayrıca Ali Rıza  
Babayiğit, AİHM önündeki başvurusu ile ilgili olarak olası hak ve taleplerinden vazgeçmiştir.  
Sonuç olarak, AİHM imzalamış olduğu tam ödeme sözleşmesi hükümleri gözönüne  
alındığında Ali Rıza Babayiğit’in bundan böyle AİHS ihlalinden mağdur olduğunun kabul  
edilemeyeceği sonucuna varmaktadır. 5353/02 nolu başvuru dayanaktan yoksundur ve Ali  
Rıza Babayiğit tarafından sunulduğu şekliyle AİHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları  
uyarınca reddedilmelidir.  
Fahri Açan, Mehmet Şirin Kamik, Hüseyin Kamik, Ramazan Fidancan, Talat Tunç ve  
Muhyettin Babayiğit’e ilişkin olarak AİHM, mağdur statülerinin, yaptıkları anlaşmalarca  
yalnızca kısmen ortadan kalktığı kanısındadır. Ödemeler, yalnızca 1 No.lu Protokol’ün 1.  
maddesi bağlamındaki taleplerini kapsamaktadır. Bu nedenle, AİHS’nin 6/1. maddesi  
bağlamındaki şikayetler halen esasa ilişkin ayrı bir inceleme yapılmasını gerektirmektedir.  
Son olarak başvuranların kalan kısmı için icra bürosu hesabına yatırılan meblağa  
ilişkin AİHM, sözkonusu meblağın iş mahkemesi kararlarınca ödenecek toplam tazminat  
miktarını karşılamağını gözlemlemektedir. Meblağ, başvuranlara faiz veya tazmin  
edilmesine karar verilen yargılama masrafları olmaksızın, sadece ödenmesi gereken orijinal  
borçları içermektedir. Bu nedenle, işçi alacaklarının geç ödemesini düzenleyen iç mevzuat  
uyarınca başvuranlara ödenecek gerçek miktar eksik kalmaktadır. Dolayısıyla AİHM, Hasan  
Aygün, Sabri Bahşi, Remzi Demirel, Hatip Bozyıl, Mehmet Ali Bölek, Hamit Girişen ve  
Şaban Gönder’in halen AİHS’nin 6/1. maddesinin ve 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesinin  
ihlalinden mağdur olduklarını ileri sürebilecekleri kanısındadır.  
II. 1 NOLU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI  
Başvuranlar yetkili makamların ilamlı borçları ödememesinin, mal ve mülk  
dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme haklarını ihlal ettiği hususunda şikayette  
bulunmaktadır. Şikayetlerini, 1 No.lu Protokol’ün ilgili kısmı aşağıda kaydedilen 1.  
maddesine dayandırmışlardır:  
“Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır.  
Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun  
genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.”  
Önceki paragraflarda açıklanan nedenlerden dolayı AİHM, yalnızca Hasan Aygün,  
Sabri Bahşi, Remzi Demirel, Hatip Bozyıl, Mehmet Ali Bölek, Hamit Girişen ve Şaban  
Gönder’in şikayetlerinin incelenmesine karar vermiştir.  
A. Kabuledilebilirlik  
Başvuranların bundan böyle mağdur olduklarının kabul edilemeyeceğine ilişkin  
görüşlerine ek olarak Hükümet, davaların kabuledilebilirliği hususunda aşağıda kaydedilen  
itirazlarda bulunmuştur.  
Öncelikle Hükümet, başvuranların iç hukuk yollarını tüketmemiş olduklarını ileri  
sürmüştür. İlamlı borçları ödenmeyen başvuranlar için Türk hukuku uyarınca mevcut bir dizi  
seçenek bulunduğunu belirtmiştir. Kararlara uymaması nedeniyle belediye aleyhinde cezai  
takibat başlatabilir, ihtiyati tedbir kararı gibi geçici hak arama yollarına başvurabilir veya  
gelecekte herhangi bir tarihte icra takibini devam ettirmelerini sağlayacak bir acizlik vesikası  
için başvuruda bulunabilirlerdi. Ayrıca Hükümet başvuranlardan bazılarının icra takibi  
başlatmaş olduklarını belirtmiştir.  
İkinci olarak Hükümet, belediyenin ödenmesine karar verilen tazminatları  
ödeyememesine rağmen iş mahkemesinin kararlarının geçerliliğini koruması nedeniyle 1  
No.lu Protokol’ün 1. maddesi bağlamındaki taleplerin dayanaktan yoksun olduğunu ileri  
sürmüştür. Dolayısıyla Hükümet, başvuranların herhangi bir haktan mahrum bırakıldıklarının  
kabul edilemeyeceğini iddia etmiştir.  
AİHM Çiçek ve Öztemel ve Diğerleri davasında benzeri ön itirazları reddetmiş  
olduğunu gözlemlemektedir. Mevcut başvurularda aksi bir tutum sergilemek için neden  
görmediği için Hükümet’in itirazlarını reddetmektedir.  
AİHM başvuranların, yukarıda kaydedilen 24. paragrafta belirtilen mülke ilişkin  
şikayetlerinin, esasa ilişkin incelenmesi gerektiği ve başka hiçbir açıdan da  
kabuledilmezliğine ilişkin bulgu olmadığı sonucuna varmaktadır.  
B. Esas  
AİHM, yeterli ölçüde dava edilebilir olduğunun tespit edilmesi halinde, bir  
“alacağın”, 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi uyarınca “mal ve mülk” addedilebileceğini  
hatırlatmaktadır . olduğunun  
Diyarbakır İş Mahkemesi’nin Kasım 1999 tarihli kararları yukarıda adıgeçen  
başvuranlara yalnızca Devlet’ten yardım alma hakkını sağlamaş, icra talebinde bulunma  
hakkı da tanımıştır. İtiraz edilmemesi nedeniyle kararlar kesinleşmiş ve icra takibi  
başlatılmıştır., Verilen kararların başvuranların lehlerinde yürürlüğe konmasının imkansız  
kılınması, 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesinin ilk paragrafının ilk cümlesinde belirtilen mal ve  
mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme haklarına müdahale teşkil etmiştir.  
İş mahkemesinin kararlarına uymayan yerel makamlar, başvuranların hakları olan  
parayı almalarını engellemişlerdir. Hükümet, sözkonusu müdahale için ikna edici bir  
açıklamada bulunmamıştır. AİHM, fon eksikliğinin bu tür bir ihmali haklı gösteremeyeceği  
kanısındadır. Hasan Aygün, Sabri Bahşi, Remzi Demirel, Hatip Bozyıl, Mehmet Ali Bölek,  
Hamit Girişen ve Şaban Gönder isimli başvuranlar hususunda 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi  
ihlal edilmiştir.  
III. AİHS’NİN 6/1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI  
Başvuranlar aynı zamanda yetkili makamların, uzunca bir süre iş mahkemesi  
kararlarına uymamasının, AİHS’nin ilgili kısmı aşağıda kaydedilen 6. maddesindeki “makul  
süre” gereğini ihlal ettiği hususunda şikayette bulunmuştur:  
“Herkes ... medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili ... karar verecek olan ... bir mahkeme tarafından  
davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına  
sahiptir.”  
A. Kabuledilebilirlik  
AİHM, AİHS’nin 35. maddesi çerçevesinde şikayetin açıkca dayanaktan yoksun  
olmadığını belirtmektedir. Ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilmezlik unsuru  
bulunmadığını kaydetmektedir. Bu nedenle, Ali Rıza Babayiğit hariç tüm başvuranlar  
hususunda kabuledilebilir olduğuna karar verilmelidir.  
B. Esas  
AİHM, 6/1. maddenin herkese bir mahkeme önünde medeni hak ve yükümlülüklerine  
ilişkin taleplerini sunma hakkını temin ettiğini hatırlatmaktadır. Bu şekilde mahkemeye erişim  
hakkı,bir başka ifadeyle medeni hukuk konularında mahkemeler önünde dava açma hakkın,  
erişim hakkının bir boyutunu oluşturmaktadır. Ancak, verilen nihai, bağlayıcı bir yargı  
kararının, taraflardan birinin zararına yol açacak şekilde geçersiz kalmasına Sözleşmeci  
Devlet’in yerel hukuk sisteminin izin vermesi durumunda sözkonusu hak gerçekçi  
olmayacaktır. 6/1. maddenin, , davacı taraflara sağlanan usuli teminatları –adil, açık ve hızlı  
işlemleri –detaylı bir şekilde tanımlaması gerektiği kabul edilemez,. 6. maddenin yargı  
kararlarının uygulanmasını koruma altına almaksızın , yalnızca mahkemeye erişim ve davanın  
adil şekilde görülmesi aşamalarında gözönünde alındığı şeklinde yorumlanması durumunda,  
Sözleşmeci Devletler’in AİHS’yi onayladıklarında riayet etmek yükümlülüğünü üstlendikleri  
hukukun üstünlüğü ilkesine uygun olmayan durumların ortaya çıkması muhtemeldir. Bu  
nedenle herhangi bir mahkeme tarafından verilen kararın uygulanması, 6. madde  
bağlamındaki “duruşmanın” tamamlayıcı kısmı olarak kabul edilmelidir.  
Bir Devlet makamı, ilamlı borcun ödenmeme sebebi olarak fon eksikliğini  
gösteremez. Kararın uygulanmasındaki gecikme, belirli koşullar altında mazur görülebildiği  
halde, AİHS’nin 6/1. maddesince korunan bir hakkın esasının ihlal edilmesi mazur  
görülemez. Söz konusu davalarda başvuranların, Diyarbakır Sur Belediyesi’nin yaşadığı iddia  
edilen maddi zorluklar gerekçe gösterilerek davanın başarıyla sonuçlanmasından  
faydalanmaları engellenmemeliydi.  
AİHM, Diyarbakır İş Mahkemesi’nin 1999 senesi Kasım ayı tarihli kararlarının,  
tamamen ya da kısmen uygulanmadan kaldığını belirtmektedir (Ali Rıza Babayigit durumu  
hariç).  
Bu kanaatler ışığında AİHM, mevcut davalardaki nihai kararlara uyulması için gerekli  
tedbirleri uzun yıllar boyu almayan yetkili makamların, 6/1. madde hükümlerini yararlı  
etkilere sahip olmalarını engellediklerini tespit etmektedir.  
Dolayısıyla AİHS’nin 6/1. maddesi tüm başvuranlar hususunda ihlal edilmiştir, (Ali  
Rıza Babayigit durumu hariç).  
IV. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI  
Sözleşme’nin 41. maddesine göre:  
“Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollarının ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci  
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete  
uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
Başvuranlar uğradıkları maddi zarar için kendilerine vaktinde ödenmesi ve tasarruf  
hesaplarında birikmesi halinde ilamlı borçların ulaşacağı meblağa eşit olduğunu düşündükleri  
çeşitli miktarlar talep etmiştir. Uğradıkları manevi zarar için de her biri 3,000 Euro tazminat  
talep etmiştir.  
Hükümet hayali hesaplamalara dayandığını iddia ettiği taleplere itiraz etmiştir. Ayrıca  
Mahkeme mevcut davalarda ihlal tespitinde bulunsaydı, bunun başvuranların uğradıklarını  
iddia ettikleri manevi zarar için yeterli tazmini teşkil edeceğini belirtmiştir.  
AİHM 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği tespitine uygun olarak Hasan  
Aygün, Sabri Bahşi, Remzi Demirel, Hatip Bozyıl, Mehmet Ali Bölek, Hamit Girişen ve  
Şaban Gönder’in maddi tazminat almaya hakları bulunduğu sonucuna varmıştır.  
Başvuranların, Mahkeme kararlarında ödenmesine karar verilen tazminatların ödenmemesine  
ilişkin şikayetlerini gözönüne alan AİHM, Hükümet’in personel taleplerinin geç ödenmesi  
hususunda uygulanacak yerel hukuk uyarınca ortaya çıkan faizlerle birlikte ödenmemiş ilamlı  
borçları ödemesinin, başvuranların maddi tazminat taleplerini karşılayacağı kanısındadır.  
Söz konusu kararların icra edilmediği önemli süreç dolayısıyla AİHS’nin 6/1.  
maddesinin ihlal edildiği tespitini gözönüne alan AİHM başvuranın uğradığı zararın, yalnızca  
ihlal bulgusu ile yeterli derecede tazmin edilemeyeceği kanısındadır. Dava koşullarını ve  
içtihadını gözönüne alan AİHM, manevi zarar için başvuranlara (Ali Rıza Babayiğit hariç)  
aşağıda kaydedilen meblağların ödenmesine karar vermiştir:  
-
-
-
-
-
-
-
Ramazan Fidancan için 1320 Euro;  
Muhyettin Babayiğit için 1320 Euro;  
Talat Tunç için 1440 Euro;  
Hüseyin Kamik için 2400 Euro;  
Mehmet Şirin Kamik için 2400 Euro;  
Fahri Açan için 3000 Euro; ve  
Hasan Aygün, Sabri Bahşi, Remzi Demirel, Hatip Bozyıl, Mehmet Ali Bölek,  
Hamit Girişen ve Şaban Gönder isimli başvuranların herbiri için 3000 Euro.  
,
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Başvuranların herbiri, yerel makamlar ve AİHM önünde görülen davalar sırasında  
yaptıkları masraf ve giderler için 1.101 Euro talep etmiştir.  
Hükümet, başvuranların taleplerinin bütünüyle dayanaktan yoksun olduğunu ileri  
sürmüştür.  
AİHM’nin yerleşik içtihadına göre gerçekten ancak gerekli oldukları için  
yapıldıklarının ve miktarının makul olduğunu tespit edilmesi halinde, 41. madde uyarınca  
yargılama masraf ve giderlerinin tazmin edilmesine karar verilmektedir. AİHM başvuranların  
bu başlık altında iddialarını destekleyecek yazılı bir delil sunmadıklarını gözlemlemektedir.  
Bu nedenle sözkonusu talebi reddetmektedir.  
C. Gecikme Faizi  
Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine uyguladığı orana  
yüzde üç puanlık bir artış eklenerek belirlenecektir.  
BU GEREKÇELERE DAYANARAK, AİHM OYBİRLİĞİ İLE  
1. Başvuruları birleştirmeye;  
2. Ali Rıza Babayiğit’e ilişkin kısmıyla 5353/02 nolu başvurunun kısmen kabuledilmez  
olduğuna;  
3. AİHS’nin 6/1. maddesi uyarınca diğer başvuranlar tarafından şikayetin kabuledilebilir  
olduğuna;  
4. Hasan Aygün, Sabri Bahşi, Remzi Demirel, Hatip Bozyıl, Mehmet Ali Bölek, Hamit  
Girişen ve Şaban Gönder tarafından 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi uyarınca sunulan  
şikayetin kabuledilebilir ve sözkonusu şikayetin, diğer başvuranlara ilişkin kısmının  
kabuledilmez olduğuna;  
5. Başvuranlar Hasan Aygün, Sabri Bahşi, Remzi Demirel, Hatip Bozyıl, Mehmet Ali Bölek,  
Hamit Girişen ve Şaban Gönder’e ilişkin olarak 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal  
edildiğine;  
6. Ali Rıza Babayiğit hariç tüm başvuranlar hususunda AİHS’nin 6/1. maddesinin ihlal  
edildiğine;  
7. (a) AİHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç  
ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na çevrilmek üzere  
Savunmacı Devlet tarafından Hasan Aygün, Sabri Bahşi, Remzi Demirel, Hatip Bozyıl,  
Mehmet Ali Bölek, Hamit Girişen ve Şaban Gönder’e halen kendilerine ödenmemiş olan  
ilamlı borçlara ilişkin meblağın ve iç hukuk uyarınca uygulanacak yasal faizin ödenmesi  
gerektiğine;  
(b) Sorumlu Hükümet’in, aşağıda kaydedilen başvuranlara ödeme gününde uygulanacak faiz  
oranı üzerinden yeni Türk Lirası’na çevrilmek üzere belirtilen meblağları ödemesi  
gerektiğine:  
(i) Ramazan Fidancan için 1,320 Euro (bin üç yüz yirmi Euro);  
Muhyettin Babayiğit için1,320 Euro (bin üç yüz yirmi Euro);  
Talat Tunç için 1,440 Euro (bin dört yüz kırk Euro);  
Hüseyin Kamik için 2,400 Euro (iki bin dört yüz Euro);  
Şirin Kamik için 2,400 Euro (iki bin dört yüz Euro);  
Fahri Açan için 3,000 Euro (üç bin Euro); ve  
Hasan Aygün, Sabri Bahşi, Remzi Demirel, Hatip Bozyıl, Mehmet Ali Bölek, Hamit  
Girişen ve Şaban Gönder isimli başvuranların herbiri için 3,000 Euro (üç bin Euro);  
(ii) Yukarıda kaydedilen meblağlara uygulanabilecek her tür vergi;  
(c) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez  
Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda faiz  
uygulanmasına,  
8. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddedilmesine karar vermiştir.  
İşbu karar, İngilizce olarak hazırlanmış ve Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve  
3. paragrafları gereğince 20 Kasım 2007 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.  
F. ELENS-PASSOS  
Katip Yardımcısı  
F. TULKENS  
Başkan