32495/03, 22 Aralık 2005, Ahmet Arslan – Türkiye, no:5114/04, 1 Aralık 2005, Eroğlu –
Türkiye, 30472/04, 21 Kasım 2006, Özelmalı – Türkiye, no: 34408/04, 21 Kasım 2006, ve
Kocatürk ve diğerleri – Türkiye, no: 32579/04 ve bunlardan başka 20 başvuru, 4 Ocak 2007).
Kendisine sunulan tüm unsurları inceleyen AİHM, farklı bir sonuca varmasını sağlayacak bir
olgu ya da bir argümanın taraflarca kendisine sunulmadığını tespit etmektedir.
Hükümet’in bu alandaki uygulamaları konusunda verdiği teminatı ve ilk grup dava için ceza
infaz kurumlarını ziyaret eden AİHM Heyeti’nin tespitlerini hatırda tutarak konuyla ilgili
olayların genel bir değerlendirmesini yapan AİHM, öz itibariyle başvuranın tutukluluğunun
devamının ya da tutukluluk koşullarının AİHS’nin 3. maddesi anlamında insanlık dışı ya da
onur kırıcı bir muamele teşkil ettiği hususunda ciddi ve açık gerekçeler bulunmadığı
neticesine varmıştır (Balyemez, adıgeçen, § 96, ve Sinan Eren – Türkiye, no: 8062/04, § 50,
10 Kasım 2005).
Başvuran Adli Tıp Kurumu’nun çok uzun bir süre boyunca kendi durumuna ilişkin bir görüş
belirtmediğinden şikayetçi olmaya devam etmektedir.
Özellikle başvuranın tutuklu kaldığı süre boyunca yararlandığı tıbbi bakım göz önünde
bulundurulduğunda, her ne kadar eleştiriyi hak eder olursa olsun sözkonusu idari kusur
AİHS’nin 3. maddesi anlamında gerekli ciddiyet eşiğini aşmamıştır (bkz., diğerleri arasında,
Bayram Kama – Türkiye, no: 30936/04, 12 Aralık 2006 ; bkz., aynı şekilde Balyemez,
adıgeçen, §§ 83-96). Ayrıca ilgilinin salıverildiği tarihe kadar düzenlenen hiç bir raporda
cezaevinde tutulmaya devam etmesine mani bir durumdan söz edilmemiştir (Kemal Özelmalı,
adıgeçen).
III. AİHS’NİN 5 /3. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
AİHS’nin 5/3 maddesine atıfta bulunan başvuran uzun tutukluluk süresinden şikayetçi
olmaktadır. Başvuran tutukluluk süresini ‘yaklaşık on yıl’ olarak hesap etmektedir.
Hükümet, bilhassa atılı suçların niteliğini göz önünde bulunduran adli makamların başvuranın
tutukluluk süresini aşırı olarak mütalaa etmediklerini belirtmektedir.
AİHS’nin 5 /3 maddesinde şöyle denilmektedir :
« Bu maddenin 1 c) fıkrasında öngörülen koşullar uyarınca yakalanan veya tutulan herkes (...) kişinin
makul bir süre içerisinde yargılanmaya veya adli adli kovuşturma sırasında serbest bırakılmaya hakkı
vardır. Salıverilme, ilgilinin duruşmada hazır bulunmasını sağlayacak bir teminata bağlanabilir. »
AİHM, her iki tarafın da, dikkate alınması gereken sürenin başlangıcı ya da sonuna ilişkin bir
görüş belirtmediğini gözlemlemektedir.
AİHM, 12 Aralık 1995’in başvuranın gözaltına alındığı tarih (Remzi Aydın, adıgeçen, § 46), 5
Aralık 2005’in ise salıverildiği tarih olarak kabul edilmesinin yerinde olacağı kanaatindedir.
Dolayısıyla yaklaşık on yıllık bir dönemin dikkate alınması gerekmektedir.
AİHM’nin yerleşik içtihadı uyarınca, bir tutukluluk süresinin ‘makul’ nitelikte olup olmadığı
hususu her bir olayda davanın özelliklerine bakılarak değerlendirilir.
5