AİHM, daha önce de benzer bir şikayetin dile getirildiğini hatırlatmaktadır (Bkz. sözü edilen
Aka kararı, s. 2678-2679, §§ 34-37). Bu sonucu değiştirecek hiçbir gerekçe yer almamaktadır
ve Hükümetin itirazı reddedilmektedir.
AİHM, mahkemenin bu yöndeki yerleşik içtihatları (Bkz. özellikle Akkuş kararı) ve sunulan
unsurların bütünü ışığında, bu şikayetin esastan incelenmesi gerektiğine itibar etmektedir.
Şikayetin bu bölümünün kabuledilemez bulunması için hiçbir gerekçe tespit edilmemiştir.
B. Esas hakkında
AİHM, daha önceki kararlarda benzer şikayetlerin dile getirildiğini ve bunların Ek 1 no’lu
Protokol’ün 1. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını dile getirmektedir (Bkz. sözü edilen Akkuş
kararı, s. 1317, §§ 30-31, ve Aka kararı, s. 2682, §§ 50-51).
AİHM, mevcut davada Hükümetin davanın seyrini farklı şekilde sonuçlandıracak hiçbir
tespiti ve delili sunmadığını incelemektedir. Mahkeme, yerel merciler tarafından ek istimlak
bedelinin geç ödenmesi hususunun mülkiyet sahibinin gelir kaybına neden olan idareye
yükleneceği tespitini yapmaktadır. Bu gecikme sözkonusu sürecin etkinliğini daha da
artırmıştır ki bu durumda AİHM, kamu yararının zarureti ve mülkiyet haklarının korunması
arasındaki dengeyi bozacak şekilde başvuranların gereğinden fazla yük altında kaldığı
görüşündedir.
Sonuç olarak Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHS’NİN 41. MADDESİ’NİN UYGULANMASI
A. Maddi zarar ve masraf ve harcamalar
Başvuranlar 10 Nisan 2002 tarihli yazılı görüşlerinde 698.074 Amerikan Doları, yaklaşık
570.471 Euro’ya karşılık gelen maddi zarara uğradıklarını ileri sürmektedirler.
Buna karşın, rakam belirtmeksizin uğradıkları manevi zararın tazminini talep etmektedirler.
Hükümet bu miktarları ispat edilmemiş olarak değerlendirmekte ve tazminat miktarının
sebepsiz zenginleşme kaynağı olmaması gerektiğini savunmaktadır.
AİHM, Akkuş kararında (sözü edilen, s. 1311, §§ 35-36 ve 39) belirlenen ilgili ekonomik
hesaplama yöntemini dikkate alarak ve ilgili ekonomik veriler ışığında, başvuranlara maddi
tazminat olarak 127.342 Euro’nun ödenmesini kararlaştırmıştır.
Manevi zararla ilgili olarak AİHM, ihlal kararının tespitinin başlı başına bir adil tazmini
oluşturduğu kanısındadır.
Başvuranların yargı giderleri konusunda hiçbir rakam telaffuz etmemeleri doğrultusunda
AİHM, bu yönde bir ödeme yapılmasını gerekli görmemektedir.
3