COUNCIL  
AVRUPA  
OF EUROPE  
KONSEYİ  
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
DÖRDÜNCÜ DAİRE  
BUDAK VE DİĞERLERİ – TÜRKİYE  
(Başvuru no. 57345/00)  
KARAR  
STRAZBURG  
10 Ocak 2006  
Bu karar AİHS’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen şartlarda kesinlik kazanacaktır. Ancak, şekle  
ilişkin değişiklik yapılabilir.  
__________________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Haklan Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme'yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın  
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri  
Bakanğı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı'na atıfta bulunmak suretiyle ticari  
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Budak ve Diğerleri – Türkiye davasında,  
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (Dördüncü Daire),  
Başkan Sir Nicolas BRATZA,  
Yargıçlar J. CASADEVALL,  
G. BONELLO,  
R. TÜRMEN,  
R. MARUSTE,  
S. PAVLOVSCHI,  
J. BORREGO BORREGO ve  
Bölüm Sekreteri M. O’BOYLE’un katılımı ile kapalı oturumda 8 Aralık 2005 tarihinde  
toplanş ve anılan tarihte izleyen kararı vermiştir:  
USUL  
1. Dava, İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleşmesi’nin (“Sözleşme”) 34.  
maddesi uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, Vahdettin Budak, Mehmet Emin Yalçın,  
Songül Karatağna ve Tayyip Ölmez (“başvuranlar”) isimli dört Türk vatandaşı tarafından, 21  
Nisan 2000 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yapılan başvurudan (no. 57345/00)  
kaynaklanmaktadır.  
2. Başvuranlar, İzmir Barosu’na bağlı avukat T. Aslan tarafından temsil edilmiştir.  
Türk Hükümeti (“Hükümet”) AİHM huzurundaki işlemler için bir Ajan tayin etmemiştir.  
3. 7 Eylül 2004 tarihinde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, başvurunun kısmen  
kabuledilmez olduğuna karar vermiş ve başvuranların bağımsız ve tarafsız bir mahkeme  
tarafından adil yargılanma haklarına ilişkin şikayeti Hükümet’e bildirmeye karar vermiştir.  
AİHS’nin 29 § 3. maddesinin hükümleri uyarınca, AİHM, başvurunun esaslarını  
kabuledilebilirliği ile birlikte incelemeye karar vermiştir.  
4. 1 Kasım 2004 tarihinde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Daire’lerinin yapısını  
değiştirmiştir ( İç Tüzük 25 § 1. madde). Bu dava, yeni oluşturulmuş Dördüncü Daire’ye  
verilmiştir.  
5. Başvuran ve Hükümet esaslara ilişkin görüş bildirmişlerdir (İç Tüzük 59 § 1.  
madde).  
OLAYLAR  
I. DAVA OLAYLARI  
6. Başvuranlar sırasıyla 1977, 1976, 1974 ve 1968 doğumludurlar ve AİHM’ye  
başvuruları sırasında Nazilli’de hapis cezalarını çekmekteydiler.  
1
7. Antalya Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi polis memurları, sırasıyla 22  
Şubat, 13 Mart, 12 Nisan ve 24 Nisan 1998 tarihlerinde, Tayyip Ölmez, Vahdettin Budak,  
Songül Karatağna ve Mehmet Emin Yalçın’ı yakalamış ve onları gözaltına almışlardır.  
8. Antalya Sulh Hukuk Mahkemesi, sırasıyla 27 Şubat, 22 Mart, 21 Nisan ve 29 Nisan  
1998 tarihlerinde, Tayyip Ölmez, Vahdettin Budak, Songül Karatağna ve Mehmet Emin  
Yalçın’ın tutuklu yargılanmalarını emretmiştir.  
9. 24 Mart, 8 Mayıs, 17 Mayıs ve 22 Mayıs 1998 tarihli iddianameler ile İzmir Devlet  
Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı, Vahdettin Budak, Songül Karatağna ve Mehmet  
Emin Yalçın’ı yasadışı bir örgüte üyelikle ve Tayyip Ölmez’i yasadışı bir örgüte yardım ve  
yataklık yapmakla suçlamıştır. Vahdettin Budak’ın Ceza Kanunu’nun 125. maddesi uyarınca  
mahkum edilmesini ve cezalandırılmasını talep etmiştir. Songül Karatağna ve Mehmet Emin  
Yalçın’a ilişkin olarak, Cumhuriyet Savcısı, Ceza Kanunu’nun 168 § 2. maddesi ve 3713  
Sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca mahkum edilmelerini ve cezalandırılmalarını talep  
etmiştir. Tayyip Ölmez hakkında ise, Cumhuriyet Savcısı, Ceza Kanunu’nun 169. maddesi ve  
3713 Sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca mahkum edilmesini ve cezalandırılmasını talep  
etmiştir.  
10. 11 Kasım 1998 tarihinde, İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi, başvuranları iddia  
makamının talebine uygun biçimde mahkum etmiş ve Vahdettin Budak’ı ömür boyu, Songül  
Karatağna ve Mehmet Emin Yalçın’ı on iki yıl ve altı ay ve Tayyip Ölmez’i beş yıl hapis  
cezasına çarptırmıştır.  
11. 11 Ekim 1999 tarihinde, Yargıtay, İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin kararını  
onamıştır. 2 Kasım 1999 tarihinde, Yargıtay’ın kararı İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi  
kayıtlarına gönderilmiştir.  
12. 29 Mart 2005 tarihinde, başvuranların temsilcisi AİHM’ye, Vahdettin Budak  
şında bütün başvuranların serbest bırakıldıklarını bildirmiştir.  
II. İLGİLİ İÇ HUKUK  
13. Sözkonusu zamanda yürürlükte bulunan ilgili iç hukuk ve uygulama şu kararlarda  
ortaya konmuştur: Özel – Türkiye (no. 42739/98, §§ 20-21, 7 Kasım 2002) ve Gençel –  
Türkiye (no. 53431/99, §§ 11-12, 23 Ekim 2003).  
14. 30 Haziran 2004 tarihinde resmi gazetede yayınlanan, 16 Haziran 2004 tarihli  
5190 sayılı Kanun ile Devlet Güvenlik Mahkemeleri kaldırılmıştır.  
HUKUK  
I. AİHS’NİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI  
15. Başvuranlar, kendilerini yargılayan ve mahkum eden İzmir Devlet Güvenlik  
Mahkemesi heyetinde askeri hakim bulunması nedeniyle bağımsız ve tarafsız bir mahkeme  
tarafından adil bir yargılama sağlanmadığından şikayetçi olmuşlardır. Ayrıca, baskı altında  
2
alınan polis nezaretindeki ifadelerine dayanarak mahkum edildiklerini ve mahkemenin ek  
soruşturma taleplerini reddettiğini ileri sürmüşlerdir. Cezai işlemlerin başlangıç aşamalarında  
avukat yardımından mahrum bırakıldıklarını ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın yazılı  
görüşünün kendilerine hiçbir zaman bildirilmediğini dolayısıyla karşı iddialarını ortaya  
koyma imkanından yoksun kaldıklarını iddia etmişlerdir.  
16. AİHS’nin 6. maddesine istinat etmişlerdir. Bu maddenin ilgili kısımları şöyledir:  
“1. Herkes, … cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan,  
yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının … hakkaniyete uygun ve  
açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir.  
3. Her sanık en azından aşağıdaki haklara sahiptir:  
b) Savunmasını hazırlamak için gerekli zamana ve kolaylıklara sahip olmak;  
c) Kendi kendini savunmak veya kendi seçeceği bir savunmacının yardımından yararlanmak ve  
eğer savunmacı tutmak için mali olanaklardan yoksun bulunuyor ve adaletin selameti  
gerektiriyorsa, mahkemece görevlendirilecek bir avukatın para ödemeksizin yardımından  
yararlanabilmek;”  
A. Kabuledilebilirlik  
17. Hükümet, AİHS’nin 35. maddesi uyarınca, başvuranların İzmir Devlet Güvenlik  
Mahkemesi’nin bağımsızlık ve tarafsızlığına ilişkin şikayetlerinin iç hukuk yollarının  
tüketilmemesi ve altı ay kuralına uyulmaması gerekçesiyle reddedilmesi gerektiğini ileri  
sürmüştür. Bu hususta, başvuranların, yerel mahkemelere bu şikayetle başvurmadıklarını ileri  
sürmüştür. Ayrıca, başvuranların, Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin hüküm verdiği tarihten  
itibaren altı ay içinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurularını yapmış olmaları  
gerektiğini ileri sürmüştür.  
18. AİHM, Hükümet’in benzer ön itirazlarını geçmişte incelemiş olduğunu ve bunları  
reddettiğini yineler ( bkz. Vural – Türkiye, no. 56007/00, § 22, 21 Aralık 2004, Çolak –  
Türkiye (no.1), no. 52898/99, §§ 24-27, 15 Temmuz 2004 ve Özdemir – Türkiye, no.  
59659/00, § 26, 6 Şubat 2003). AİHM, bu davada, yukarıda anılan davalarda verdiği  
hükümlerden farklı bir hüküm vermesini gerektirecek özel bir durum görmemektedir.  
Yukarıda belirtilenlerin karşısında, AİHM, Hükümet’in bu başlık altındaki ön itirazlarını  
reddeder.  
19. Yerleşik içtihadı (bkz., birçok içtihadın yanı sıra, Çıraklar – Türkiye, 28 Ekim  
1998 tarihli karar, Reports of Judgments and Decisions 1998-VII) ışığında ve kendisine  
sunulan belgeler karşısında, AİHM, başvuranların şikayetlerinin, belirlenmesi esaslarının  
incelenmesine bağlı olması gereken, AİHS bağlamında karmaşık hukuki ve olgusal konular  
ortaya koyduğu kanısındadır. Dolayısıyla, AİHM, başvurunun bu kısmının, AİHS’nin 35 § 3.  
maddesi anlamı dahilinde, temelsiz olmadığı kararına varmıştır. Kabuledilmez olduğuna karar  
vermek için başka bir sebep görülmemiştir.  
3
B. Esaslar  
1. Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlığı ve tarafsızlığı  
20. AİHM, bu davadaki konularla benzer konular ortaya koyan çok sayıda dava  
incelemiş ve AİHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlalini tespit etmiştir (bkz, yukarıda anılan, Özel,  
§§ 33-34 ve yukarıda anılan, Özdemir, §§ 35-36).  
21. Sözkonusu davaya ilişkin olarak, AİHM, Hükümet’in, farklı bir sonuca  
götürebilecek herhangi bir delil veya iddia sunmadığını değerlendirir. “Milli güvenlik” ile  
ilgili suçlar sebebiyle Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılanan başvuranların, bünyesinde  
askeri yargıç bulunduran bir heyet tarafından yargılanmaktan endişe duyması anlaşılabilir. O  
nedenle, Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin davanın niteliği ile ilgili olmayan etkenlerden  
gereksiz yere etkilenmesinde haklı bir endişe duyabilirdi. Dolayısıyla, başvuranların,  
sözkonusu mahkemenin bağımsızlığı ve tarafsızlığı hakkındaki şüphelerinin yerinde olduğu  
kabul edilebilir (bkz., Incal – Türkiye, 9 Haziran 1998 tarihli karar, Reports 1998-IV, s. 1568,  
§ 72, in fine).  
22. Sonuç olarak, AİHM, başvuranları yargılayan ve mahkum eden Devlet Güvenlik  
Mahkemesi’nin AİHS’nin 6 § 1. maddesi anlamı dahilinde bağımsız ve tarafsız bir mahkeme  
olmadığını değerlendirir. Dolayısıyla, bu hüküm ihlal edilmiştir.  
2. Yargılamanın adilliği  
23. Başvuranların bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından adil yargılanma  
hakkının ihlal edildiği tespitini göz önünde bulundurarak, AİHM, yerel mahkemelerdeki  
işlemlerin hakkaniyetine ilişkin AİHS’nin 6. maddesi uyarınca olan diğer şikayetleri  
incelemenin gereksiz olduğunu değerlendirir (bkz., diğer içtihatların yanı sıra, yukarıda  
anılan, Incal, § 74 ve Ükünç ve Güneş – Türkiye, no. 42775/98, § 26, 18 Aralık 2003).  
II. AİHS’NİN İHLAL EDİLDİĞİNE İLİŞKİN DİĞER İDDİALAR  
24. Başvuranlar, 29 Mart 2005 tarihli görüşlerinde, Yargıtay kararının gerekçeli  
olmadığından şikayetçi olmuşlardır. Ayrıca, İzmir’den üç yüz kilometre uzaklıkta tutuklu  
bulundurulmaları dolayısıyla savunmalarını hazırlamak amacıyla cezai yargılama süreci  
sırasında temsilcilerinin onları düzenli olarak ziyaret etme imkanı olmadığından şikayetçi  
olmuşlardır. AİHS’nin 6. maddesine istinat etmişlerdir.  
25. AİHM; sözkonusu davada, nihai yerel mahkeme kararın, Yargıtay’ın ilk derece  
mahkemesinin kararını onadığı tarih olan 11 Ekim 1999 tarihinde verildiğini gözlemler. Bu  
karar, 2 Kasım 1999 tarihinde Devlet Güvenlik Mahkemesi kayıtlarına gönderilmiş, ancak, bu  
şikayetler AİHM’ye 29 Mart 2005 tarihinde sunulmuştur.  
26. Bu şikayetlerin geç yapıldığı ve AİHS’nin 35 §§ 1 ve 4. maddesine uygun olarak  
reddedilmesi gerektiği kararını verir.  
III. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI  
4
27. AİHS’nin 41. maddesi şöyledir:  
“ Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek  
Sözleşmeci Taraf’ın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,  
zarar gören tarafın hakkaniyete uygun bir surette tatminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
28. Başvuranlar, toplam olarak, 50.000 Euro manevi tazminat talep etmişlerdir.  
Başvuranlar, ayrıca, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından yeniden yargılanmayı ve  
4793 sayılı Kanun tarafından öngörülen değişikliklerin kaldırılmasını talep etmişlerdir.  
29. Hükümet, başvuranlar tarafından talep edilen miktarlara itiraz etmiştir.  
30. AİHM, bu bağlamda başvuranların uğradığı herhangi bir manevi zarara karşı, 6.  
maddenin ihlalinin tespitinin, başlı başına yeterli tazmin oluşturduğunu değerlendirir (bkz.,  
yukarıda anılan, Incal, s. 1575, § 82 ve yukarıda anılan, Çıraklar, § 45).  
31. AİHM, sözkonusu davada olduğu gibi, bireyin, AİHS’nin bağımsızlık ve  
tarafsızlık şartlarını karşılamayan bir mahkeme tarafından mahkum edildiği durumda,  
istendiği takdirde, yeniden yargılamanın veya davanın yeniden açılmasının prensip itibariyle  
ihlali telafi etmenin uygun bir yolunu temsil ettiğini değerlendirir (bkz. Öcalan – Türkiye  
[BD], no. 46221/99, § 210, in fine, AİHM 2005-…).  
B. Mahkeme masrafları  
32. Başvuranlar, ayrıca, yerel mahkemelerde ve AİHM’de yapılan mahkeme  
masraflarına karşılık 5.000 Euro talep etmiştir. Başvuranlar, taleplerini kanıtlayan herhangi  
bir makbuz veya belge sunmamışlardır.  
33. Hükümet başvuranlar tarafından talep edilen miktarlara itiraz etmiştir.  
34. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadına göre, başvuran, ancak mahkeme  
masraflarının zorunlu olarak ve gerçekten yapıldığı ve miktarının makul olduğu kanıtlandığı  
durumda mahkeme masraflarının ödenmesi hakkına sahiptir. Bu davada, sahip olduğu  
bilgileri ve yukarıdaki kriterleri gözönünde tutan AİHM, yerel işlemlerdeki mahkeme  
masrafları talebini reddeder ve AİHM’deki işlemler karşılığında 1.000 Euro tazminat  
ödenmesine karar vermeyi makul değerlendirir.  
C. Gecikme faizi  
35. AİHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere  
uygulağı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun  
olduğuna karar verir.  
5
BU SEBEPLERLE, AİHM OYBİRLİĞİ İLE  
1. İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsız ve tarafsız olmaması dolayısıyla adil  
yargılamanın reddedilmesi iddiasına, baskı altında alınan ifadelere dayandığı iddia edilen  
mahkumiyetlere, ek soruşturmanın reddedilmesine, avukata erişimin olmamasına ve Yargıtay  
Cumhuriyet Başsavcısı’nın yazılı görüşünün bildirilmemesine ilişkin şikayetlerin  
kabuledilebilir ve başvurunun geri kalanının kabuledilmez olduğuna;  
2. İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilişkin şikayet  
hususunda AİHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. Başvuranların AİHS’nin 6. maddesi uyarınca yapılan diğer şikayetlerini değerlendirmenin  
gereksiz olduğuna;  
4. Başvuranlar tarafından uğranan herhangi bir manevi zarara karşı ihlal tespitinin başlı başına  
yeterli adil tazmin oluşturduğuna;  
5. a) Sorumlu Devlet’in, AİHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten  
itibaren üç ay içinde, başvuranlara, mahkeme masraflarına ilişkin olarak 1.000 Euro’yu  
(bin Euro), tabi olabilecek her türlü vergi ve harçtan muaf olarak, ödeme günündeki kur  
üzerinden Yeni Türk Lirası’na dönüştürerek ödemesine;  
(b) Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin aşılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için  
yukarıdaki miktarlara Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli faizinin üç puan  
fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;  
6. Başvuranların adil tazmin talebinin kalanının reddine  
KARAR VERİR.  
İngilizce olarak hazırlanmış ve Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3. maddesi  
uyarınca 10 Ocak 2006 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.  
Michael O’BOYLE  
Sekreter  
Nicolas BRATZA  
Başkan  
6