alınan polis nezaretindeki ifadelerine dayanarak mahkum edildiklerini ve mahkemenin ek
soruşturma taleplerini reddettiğini ileri sürmüşlerdir. Cezai işlemlerin başlangıç aşamalarında
avukat yardımından mahrum bırakıldıklarını ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın yazılı
görüşünün kendilerine hiçbir zaman bildirilmediğini dolayısıyla karşı iddialarını ortaya
koyma imkanından yoksun kaldıklarını iddia etmişlerdir.
16. AİHS’nin 6. maddesine istinat etmişlerdir. Bu maddenin ilgili kısımları şöyledir:
“1. Herkes, … cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan,
yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının … hakkaniyete uygun ve
açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir.
3. Her sanık en azından aşağıdaki haklara sahiptir:
b) Savunmasını hazırlamak için gerekli zamana ve kolaylıklara sahip olmak;
c) Kendi kendini savunmak veya kendi seçeceği bir savunmacının yardımından yararlanmak ve
eğer savunmacı tutmak için mali olanaklardan yoksun bulunuyor ve adaletin selameti
gerektiriyorsa, mahkemece görevlendirilecek bir avukatın para ödemeksizin yardımından
yararlanabilmek;”
A. Kabuledilebilirlik
17. Hükümet, AİHS’nin 35. maddesi uyarınca, başvuranların İzmir Devlet Güvenlik
Mahkemesi’nin bağımsızlık ve tarafsızlığına ilişkin şikayetlerinin iç hukuk yollarının
tüketilmemesi ve altı ay kuralına uyulmaması gerekçesiyle reddedilmesi gerektiğini ileri
sürmüştür. Bu hususta, başvuranların, yerel mahkemelere bu şikayetle başvurmadıklarını ileri
sürmüştür. Ayrıca, başvuranların, Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin hüküm verdiği tarihten
itibaren altı ay içinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurularını yapmış olmaları
gerektiğini ileri sürmüştür.
18. AİHM, Hükümet’in benzer ön itirazlarını geçmişte incelemiş olduğunu ve bunları
reddettiğini yineler ( bkz. Vural – Türkiye, no. 56007/00, § 22, 21 Aralık 2004, Çolak –
Türkiye (no.1), no. 52898/99, §§ 24-27, 15 Temmuz 2004 ve Özdemir – Türkiye, no.
59659/00, § 26, 6 Şubat 2003). AİHM, bu davada, yukarıda anılan davalarda verdiği
hükümlerden farklı bir hüküm vermesini gerektirecek özel bir durum görmemektedir.
Yukarıda belirtilenlerin karşısında, AİHM, Hükümet’in bu başlık altındaki ön itirazlarını
reddeder.
19. Yerleşik içtihadı (bkz., birçok içtihadın yanı sıra, Çıraklar – Türkiye, 28 Ekim
1998 tarihli karar, Reports of Judgments and Decisions 1998-VII) ışığında ve kendisine
sunulan belgeler karşısında, AİHM, başvuranların şikayetlerinin, belirlenmesi esaslarının
incelenmesine bağlı olması gereken, AİHS bağlamında karmaşık hukuki ve olgusal konular
ortaya koyduğu kanısındadır. Dolayısıyla, AİHM, başvurunun bu kısmının, AİHS’nin 35 § 3.
maddesi anlamı dahilinde, temelsiz olmadığı kararına varmıştır. Kabuledilmez olduğuna karar
vermek için başka bir sebep görülmemiştir.
3