Özetle, AİHM, başvuranın tutuklu yargılanması emrini veren askeri hakimin
yürütmeden bağımsız olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle AİHS’nin 5 § 3. maddesinin
ihlal edildiği kararını vermiştir.
AİHS’nin 5 § 4. maddesi
Başvuran, ayrıca, tutuklama emrine ilişkin temyiz başvurusu hakkında karar veren
mahkemenin bağımsız ve tarafsız olmadığını ileri sürmüştür.
AİHM, bu aşamada, “mahkemeye başvurma” hakkını içeren AİHS’nin 5 § 4.
maddesinin mahkemenin bağımsızlığı ve tarafsızlığı şartını koşmadığını ve böylece, diğer
şeylerin yanı sıra, “bağımsız ve tarafsız bir mahkeme”ye atıfta bulunan 6 § 1. maddeden
farklılık gösterdiğini yinelemiştir. Ancak, AİHM, bazı kararlarında, yürütmenin
bağımsızlığının “mahkeme” kavramının en esas unsurlarından biri olduğu sonucuna varmıştır
(bkz. Neumeister – Avusturya, 27 Haziran 1968 tarihli karar; D.N. – İsviçre [BD], no.
27154/95). AİHM’nin görüşüne göre, diğer şeylerin yanı sıra bir kimsenin özgürlüğünden
yoksun kılınması gibi hassas bir konuya ilişkin olan AİHS’nin 5 § 4. maddesinin,
mahkemenin tarafsızlığını temel bir gereklilik olarak öngörmemesi düşünülemezdir.
Bu davada, başvuranın tutukluluk emrine ilişkin temyiz başvurusu, biri askeri hakim
olmak üzere üç üyeden oluşan Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından incelenmiş ve
reddedilmiştir. AİHM, geçmişte, devlet güvenlik mahkemelerinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı
hususunu AİHS’nin 6 § 1. maddesi açısından incelemiş olduğunu ve heyette askeri hakim
bulunmasının söz konusu hükmü ihlal ettiği kararını verdiğini anımsamıştır (bkz., yukarıda
anılan, Incal; Özel – Türkiye, no. 42739/98, 7 Kasım 2002). AİHM’nin askeri hakimin
konumu ile ilgili düşünceleri yukarıda özetlenmiştir. Bu davada ise AİHM’den, söz konusu
hususu 5 § 4. madde açısından incelemesi talep edilmiştir. Ancak, AİHM, askeri hakimlerin
konumu ile ilgili Incal kararında 6. madde bağlamında ifade edilen düşüncelerin 5 § 4. madde
bağlamında eşit derecede geçerli olduğu ve bu hükümde geçen “mahkeme (court)”
sözcüğünün 6. maddede geçen “mahkeme (tribunal)” sözcüğünün gerektirdiği gibi bağımsız
ve tarafsız bir kurum olarak yorumlanması gerektiği görüşündedir. AİHM, yasadışı bir örgüte
üyelikle suçlanan bu davadaki başvuranın, Incal davasındaki başvuran gibi, Ankara Devlet
Güvenlik Mahkemesi heyetinde askeri hakim bulunması nedeniyle mahkemenin, davanın
niteliği ile ilgili olmayan hususlardan etkilenebileceği konusunda haklı olarak endişe
duyabileceğini belirtmiştir. Sonuç olarak, başvuranın tutuklama emrine ilişkin temyiz
başvurusu hakkında karar veren Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi, AİHS’nin 5 § 4.
maddesi açısından bağımsız ve tarafsız bir mahkeme değildir.
Yukarıda belirtilenler ışığında, AİHM, AİHS’nin 5 § 4. maddesinin de ihlal edildiği
kararını vermiştir.
II. AİHS’NİN 5 § 2. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
Başvuran, AİHS’nin 5 § 2. maddesi uyarınca, kendisine yakalanma nedenlerinin
bildirilmediğini iddia etmiştir.
AİHM, başvuran tarafından imzalanan arama ve yakalama tutanağının, başvuranın, 18
Kasım 1998 tarihinde Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından verilen tutuklama
emrine dayanarak gözaltına alındığını açık bir şekilde belirttiğini gözlemlemiştir. AİHM, bu
4