CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYİ  
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
ÇAPAN- TÜRKİYE DAVASI (No:2)  
(Başvuru no:29849/02)  
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ  
STRAZBURG  
26 Nisan 2007  
İşbu karar AİHS’nin 44§2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli  
bazı düzeltmelere tabi olabilir.  
__________________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Haklan Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme'yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın  
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri  
Bakanğı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı'na atıfta bulunmak suretiyle ticari  
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (29849/02) başvuru no’lu davanın nedeni, bu  
ülke vatandaşı Cihan Çapan’ın (başvuran) 18 Mayıs 2001 tarihinde Avrupa İnsan Hakları  
Sözleşmesi’nin (AİHS) 34. maddesi uyarınca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM)  
yapmış olduğu başvurudur.  
Başvuran AİHM önünde İstanbul Barosu avukatlarından Ö.Kılıç tarafından temsil  
edilmektedir.  
OLAYLAR  
Başvuran 1977 doğumlu olup Altdorf’ta (İsviçre) ikamet etmektedir. Başvuran, 1999  
yılının Temmuz ayından 2000 yılının Nisan ayına kadar Özgür Baş isimli günlük gazetenin  
sorumlu yazı işleri müdürlüğünü yapmıştır.  
DAVA KOŞULLARI  
29 Şubat 2000 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Savcısı’nın isteği üzerine ve 3713 sayılı  
Terörle Mücadele Kanunu’nun 6. ve 8. maddeleri ve 5680 sayılı Basın Yasası’nın Ek 2 § 1.  
maddesi gereğince İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, 29 Şubat 2000 tarihinde yayınlanan  
Özgür Bakış isimli gazetenin 318. sayısının toplatılmasına karar vermiştir. Bu kararın alınma  
sebebi, sözkonusu gazetenin 7. sayfasında yayınlanan ve “Bastırma Çözümsüzlüktür” isimli  
bir makalenin yayınlanmasıdır.  
İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM), 3 Mart 2000 tarihinde sunulan  
iddianameyle, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. ve 6 §§ 2. ve 4. maddeleri ile  
Türk Ceza Yasası’nın 169. maddesi ve ayrıca Basın Yasası’nın Ek 2 § 1. maddesi uyarınca  
sözkonusu gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü sıfatıyla başvuranı 867.960.000 Türk Lirası  
[karar tarihinde yaklaşık 1.486 Euro] tutarında ağır para cezasına mahkum etmiştir. 5680  
sayılı Basın Yasası’nın Ek 2 § 1. maddesi uyarınca sözkonusu gazete hakkında üç gün  
kapatma cezası vermiştir. İstanbul DGM’si başvuranın Türk Ceza Kanunu’nun 169. maddesi  
uyarınca beraat etmesine karar vermiştir.  
26 Şubat 2001 tarihli bir kararla Yargıtay temyiz edilen kararı onamıştır.  
Başvuranın İsviçre’de bulunması sebebiyle para cezası ödenmemiştir.  
HUKUK AÇISINDAN  
HUKUK AÇISINDAN  
A. AİHS’nin 6 § 1. maddelerine (bağımsızlık ve tarafsızlık), 7, 9, 13, 17, 18 ve 14.  
maddelerine (9 ve 10. maddelerle birlikte ya da ayrı olarak) ilişkin olarak yapılan  
şikayetler  
Başvuran öncelikli olarak kendisini yargılayan ve mahkum eden Devlet Güvenlik  
Mahkemesi’nin tarafsız ve bağımsız olmadığından dolayı şikayetçi olmaktadır. Başvuran,  
5680 sayılı Basın Yasası kapsamına giren suçlara bakma yetkisinin yalnızca Asliye Ceza  
2
Mahkemesi’nde ya da Ağır Ceza Mahkemesi’nde olduğunu belirtmektedir. Başvuran aynı  
zamanda sahibi olmadığı bir makale yüzünden mahkum edildiğini ileri sürmekte ve  
mahkumiyet kararlarına itiraz edebileceği iç hukuk yollarının bulunmadığını ileri sürmektedir.  
Bununla ilgili olarak başvuran, AİHS’nin 6 § 1, 7, 9, 13, 18 ve 14 maddelerine (9. ve 10.  
maddelerle birlikte ya da ayrı olarak) atıfta bulunmaktadır.  
Başvuran mahkum eden mahkemenin tarafsız ve bağımsız olmadığı yönünde dile  
getirilen şikayetle ilgili olarak AİHM, bir yandan bu mahkemenin üç sivil hakimden  
oluştuğunu diğer bir taraftan ise başvuranın bununla ilgili olarak herhangi bir açıklamada  
bulunmadığını not etmektedir. Diğer şikayetlerle ilgili olarak bunlar da aynı şekilde  
dayanaktan yoksundur.  
Elindeki mevcut unsurlar ve dile getirilen şikayetleri inceleme konusunda yetkili  
olması sebebiyle AİHM, bu şikayetlerle ilgili olarak herhangi bir ihlalin varlığını tespit  
etmemektedir. Bu nedenle başvurunun bu kısmının, AİHS’nin 35 §§ 3 ve 4. maddeleri  
uyarınca dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle kabuledilemez ilan edilmesi gerekmektedir.  
B. AİHS’nin 6 § 1 maddesine (Cumhuriyet Başsavcısı tebliğnamesinin tebliğ  
edilmemesi) ile 10. maddesine ve 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesine (AİHS’nin 14.  
maddesi ile birlikte) ilişkin olarak yapılan şikayetler  
AİHM, AİHS’nin 10 ve 6 § 1. maddelerine (Cumhuriyet Başsavcısı tebliğnamesinin  
tebliğ edilmemesi) ve 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesine (AİHS’nin 14. maddesi ile  
birlikte) ilişkin olarak dile getirilen şikayetlerin, AİHS’nin 35 § 3. maddesi uyarınca açıkça  
dayanaktan yoksun olmadığını ve başka hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi ile  
karşılaşılmadığını tespit etmektedir. Bu nedenle bu şikayetleri kabuledilebilir ilan etmek  
yerinde olacaktır.  
II. AİHS’NİN 6 § 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA  
Başvuran Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tebliğnamesinin kendisine tebliğ  
edilmediğinden dolayı şikayetçi olmaktadır. Başvuran AİHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal  
edildiğini iddia etmektedir.  
AİHM, başvuran tarafından ileri sürülen şikayete benzer bir şikayeti daha önce  
incelediğini ve Cumhuriyet Başsavcısı’nın tebliğnamesinin tebliğ edilmemesi sebebiyle,  
Cumhuriyet Başsavcısı’nın görüşlerini mahiyeti ve yargılanabilir bir kişi için bu görüşlere  
yazılı olarak cevap vermenin imkansız olması göz önüne alındığında AİHS’nin 6 § 1.  
maddesinin ihlal edildiği yönünde karar aldığını hatırlatmaktadır (Bkz. Göç, ve Abdullah  
Aydın-Türkiye (no:2), no: 63739/00, 10 Kasım 2005).  
AİHM, mevcut davayı incelemiş ve Hükümet’in davayı farklı şekilde sonuçlandıracak  
hiçbir olgu ve delil sunmadığı kanaatine varmıştır.  
Bu nedenle mevcut davada AİHS’nin 6 § 1. maddesi ihlal edilmiştir.  
III. AİHS’NİN 10. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA  
Başvuran verilen cezai mahkumiyet kararının AİHS’nin 10. maddesi tarafından  
öngörüldüğü şekliyle ifade özgürlüğü hakkını ihlal ettiğini iddia etmektedir.  
3
Başvuran, sözkonusu gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü sıfatıyla, dönemin mevcut  
olayları hakkında kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla dava konusu makaleyi yayınladığını  
belirtmektedir. Kamuoyu, yalnızca Devlet’in resmi makamlarının izni ile yayınlanan bilgilerle  
ya da Devlet tarafından kamuoyuna aktarılmak için uygun bulunan ya da onaylanan bilgilerle  
yetinmemelidir. Burada sözkonusu olan demokratik bir toplumun temel bir ilkesidir. Yasal  
olarak yayınlanan sözkonusu gazetenin sahibi olan başvuranın, gazetede yayınlanan  
yazılardan sorumlu tutulmaması gerekmektedir.  
Başvuran, olayların meydana geldiği dönemde ya da gazetenin yayınlanmasından  
sonra PKK ya da PKK yandaşları tarafından hiçbir şiddet eyleminin gerçekleştirilmediğini  
ifade etmektedir. Gazetenin yayınlanması hiçbir şekilde terörizme bir dayanak teşkil  
etmemiştir.  
Başvuran kendisine verilen para cezasının ve gazete yayınının üç gün süreyle  
durdurulmasının orantısız tedbirler olduğunu ileri sürmektedir.  
Hükümet, ulusal mahkemelerin basın yoluyla silahlı bir örgütün propagandasını  
yaptığı gerekçesiyle başvuranı mahkum ettiklerin tespit etmektedir. Bu mahkumiyet kararı  
AİHS’nin 10. maddesinin ikinci paragrafına uygun olarak verilmiştir. Bu madde, ulusal  
güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamu emniyetinin korunması sözkonusu olduğunda bir  
takım tedbirlerin alınmasını öngörmektedir.  
AİHM’nin bu konuyla ilgili içtihadına atıfta bulunan Hükümet, PKK gibi bir terör  
örgütünün liderlerinden birisinin beyanlarını yayınlaması sebebiyle başvuranın mahkum  
edilmiş olmasının, hiçbir şekilde AİHS’nin 10. maddesinin ihlali anlamına gelmediğini  
belirtmektedir.  
Başvurana verilen cezalarla ilgili olarak Hükümet, bu cezaların uygun ve hedeflenen  
meşru amaçla orantılı olduklarını belirtmektedir.  
AİHM, başvuranın mahkumiyetinin, yine başvuranın AİHS’nin 10 § 1. maddesi ile  
güvence altına alınan ifade özgürlüğüne yönelik bir ihlali oluşturduğu hususunda taraflar  
arasında bir ihtilafın bulunmadığını not etmektedir. Bununla birlikte müdahalenin AİHS’nin  
10 § 2. maddesi uyarınca 3713 sayılı kanun’un 6 § 2. maddesi ve 5680 sayılı Yasa’nın Ek 2 §  
1. maddesi ile öngörüldüğüne ve ulusal güvenliğin, toprak bütünlüğünün, kamu emniyetinin  
korunması ve suçun önlenmesi gibi meşru amaçlar taşıdığına itiraz edilmemektedir (Bkz.  
Baran-Türkiye, no: 48988/99, 10 Kasım 2004). AİHM bu değerlendirmeyi dikkate  
almaktadır. Bununla birlikte burada sözkonusu olan, yapılan müdahalenin “demokratik bir  
toplum için gerekli olup olmadığı” hususunun tespit edilmesi olacaktır.  
AİHM, daha önce de benzer sorunları gündeme getiren başka davalar incelediğini ve  
bunların AİHS’nin 10. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını hatırlatmaktadır (Bkz. özellikle,  
Ceylan-Türkiye, no: 23556/94, Öztürk-Türkiye, no: 22479/93, İbrahim Aksoy, Karkın-Türkiye,  
no: 43928/98, 23 Eylül 2003, Kızılyaprak-Türkiye, no: 27528/95, 2 Ekim 2003, ve özellikle  
de mevcut dava ile usul ve olaylar bakımından benzerlik taşıyan Halis Doğan-Türkiye (No:2),  
no: 71984/01, 25 Temmuz 2006).  
AİHM mevcut davayı içtihadı ışığında incelemiş ve Hükümet’in davayı farklı şekilde  
sonuçlandıracak hiçbir olgu ve delil sunmadığı kanaatine varmıştır. AİHM, dava konusu  
4
makalede kullanılan ifadelere ve yayınlandığı dönemdeki bağlama özel bir dikkat vermiştir.  
Bu itibarla takdirine sunulan olayı çevreleyen dava koşullarını ve özellikle de terörle  
mücadele alanında karşılaşılan zorlukları dikkate almıştır (Bkz. İbrahim Aksoy, ve İncal-  
Türkiye, 9 Haziran 1998, Derleme Kararlar ve Hükümler).  
Başvuranın, Özgür Bakış gazetesinin sorumlu yaşı işleri müdürü sıfatıyla mahkum  
edilmesine neden olan dava konusu makalede, hapiste bulunan PKK lideri Abdullah Öcalan  
ile ilgili konulara, davasının seyrine, PKK’nın silahlı mücadelesine ve Türkiye’deki  
demokratikleşme sürecine ilişkin olarak gerçekleştirilen söyleşilere yer verilmiştir. Bu  
söyleşilerden birisi sözkonusu örgütün liderlerinden biri olan Murat Karayılan ile yapılmıştır.  
AİHM, DGM’nin sözkonusu makalenin ayrılıkçı ifadeler içerdiğine ve silahlı bir  
örgütün propagandasını yaptığına kanaat getirdiğini tespit etmektedir. Bununla birlikte, ulusal  
mahkemelerin kararında yer alan gerekçeler, başvuranın ifade özgürlüğü hakkına bir  
müdahaleyi doğrulamak için başlı başına yeterli olmamaktadır (Bkz., mutatis mutandis,  
Sürek-Türkiye (No:4), No: 24762/94, 8 Temmuz 1999). AİHM sözkonusu makalenin bazı  
bölümleri Türk Devleti’nin olumsuz yönlerini dile getirse ve makaleye düşmanca bir anlam  
yüklese de bu ifadeler şiddete başvurulmasını, silahlı direnişi, isyanı teşvik etmemektedir ve  
burada kine teşvik eden bir makale sözkonusu değildir bu unsur da AİHM’nin gözünde  
değerlendirmeye alınacak temel unsurdur (Bkz., a contrario, Sürek-Türkiye (no:1), no:  
26682/95, ve Gerger-Türkiye, no: 24919/94, 8 Temmuz 1999).  
AİHM, bir müdahalenin meşru olup olmadığının tespit ederken verilen cezaların türü  
ve ağırlığının da dikkate alınması gereken unsurlar olduğunu ifade etmektedir. AİHM,  
DGM’nin başvuranı, 1.486 Euro tutarında ağır para cezasına mahkum ettiğini ve gazete  
yayının üç gün süreyle durdurulmasına karar verdiğini tespit etmektedir.  
Buna karşın, mevcut davada AİHM, başvuranın mahkumiyet kararının amaçlanan  
meşru hedefle orantısız olduğuna ve bu nedenle bu müdahalenin “demokratik bir toplum için  
gerekli olmadığına” karar vermiştir. Sonuç olarak AİHS’nin 10. maddesi ihlal edilmiştir.  
IV. 1 NO’LU EK PROTOKOL’ÜN 1. MADDESİNİN İHLAL EİDLDİĞİ  
İDDİASI HAKKINDA (AİHS’NİN 14. MADDESİ İLE BİRLİKTE)  
Başvuran Özgür Bakış gazetesinin toplatılması ve yasaklanması kararının, amacının  
ticari bir kazanç sağlamak olduğu gerekçesiyle kendisini maddi zarara uğrattığını ileri  
sürmektedir. Başvuran bununla ilgili olarak, AİHS’nin 14. maddesi ile birlikte (ayrımcılık  
yasağı) 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesine (mülkiyet hakkı) atıfta bulunmaktadır.  
AİHM, başvuranın şikayetçi olduğu el koyma ve yasaklama tedbirinin, mahkumiyet  
kararından sonra ikinci planda gelen unsurlar olduğunu tespit etmektedir. Sonuç olarak  
AİHM, bu şikayetin ayrıca incelenmesinin gerekli olmadığına kanaat getirmiştir (Bkz.  
Öztürk-Türkiye kararı).  
V. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA  
A. Tazminat  
Başvuran 3.000 Euro tutarında maddi zarara uğradığını iddia etmektedir. Başvurana  
göre hakkında verilen mahkumiyet kararı benzer olan diğer kararlar gibi, mali durumuna zarar  
5
vermiştir. Başvuran, para cezasını ödeyecek durumda olmadığından yapılan baskı nedeniyle  
yurt dışına gitmek zorunda kaldığını belirtmektedir. Başvuran ayrıca 3.000 Euro tutarında  
manevi tazminat talep etmektedir.  
Hükümet bu iddialara karşı çıkmaktadır.  
Maddi zarar iddiaları ile ilgili olarak AİHM, sunulan kanıtların AİHS’nin ihlal  
edilmesi nedeniyle ortaya çıkan zararın kesin bir şekilde belirlenmesine olanak sağlamadığı  
kanaatindedir (aynı bakımdan, Bkz. Karakoç ve diğerleri-Türkiye, no: 27692/95, 28138/95 ve  
28498/95, 15 Ekim 2002). Bu nedenle AİHM bu talebi reddetmektedir. Buna karşın manevi  
tazminat olarak başvurana 2.000 Euro ödenmesinin makul olacağı kanaatindedir.  
B. Masraf ve Harcamalar  
Başvuran AİHM ve ulusal mahkemeler önünde yaptığı masraf ve harcamalar için  
2.900 Euro talep etmektedir. Başvuran davasının hazırlanması için saati 62 Euro olmak üzere  
35 saatlik bir çalışma yapıldığını belirtmektedir. Başvuran ayrıca Türkiye Barolar Birliği’nin  
azami ücret tarifesi uyarınca avukatlık masrafı için 740 Euro talep etmektedir.  
Hükümet bu iddialara karşı çıkmaktadır.  
AİHM bu konudaki mevcut içtihadı uyarınca başvurana tüm masraf ve harcamalar için  
1.000 Euro ödenmesinin makul olacağı kanaatindedir.  
C. Gecikme Faizi  
AİHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz  
oranına 3 puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AİHM OYBİRLİĞİYLE,  
1. Başvuranın, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın tebliğnamesinin tebliğ edilmediği,  
mallarına saygı hakkı ile ifade özgürlüğü hakkının ihlal edildiği iddiaları ile ilgili olarak dile  
getirilen şikayetlerin kabuledilebilir olduğuna; geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;  
2. AİHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. AİHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;  
4. Diğer şikayetlerin ayrıca incelenmesinin gerekli olmadığına;  
5. a) AİHS’nin 44 § 2 maddesi uyarınca, kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay  
içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na çevrilmek üzere  
Savunmacı Hükümet tarafından başvurana;  
i. manevi tazminat olarak 2.000 Euro (iki bin) ödenmesine;  
ii.masraf ve harcamalar için 1.000 Euro (bin) ödenmesine;  
iii.yukarıdaki miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;  
6
b)Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar,  
Hükümet’in, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;  
6. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddedilmesine;  
Karar vermiştir.  
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM İçtüzüğü’nün 77 §§ 2 ve 3  
maddesine uygun olarak 26 Nisan 2007 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.  
7