COUNCIL  
AVRUPA  
OF EUROPE  
KONSEYİ  
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
DÖRDÜNCÜ DAİRE  
DAĞ - TÜRKİYE  
(Başvuru no. 74939/01)  
KARAR  
STRAZBURG  
8 Ağustos 2006  
Bu karar AİHS’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen şartlarda kesinlik kazanacaktır. Ancak,  
üzerinde şekle ilişkin değişiklik yapılabilir.  
__________________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Haklan Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme'yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın  
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri  
Bakanğı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı'na atıfta bulunmak suretiyle ticari  
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
1
Dava, İsmet Dağ (“başvuran”) isimli Türk vatandaşının, 13 Mart 2001 tarihinde, İnsan  
Hakları ve Temel Hürriyetlerin Korunması Sözleşmesi’nin (“Sözleşme”) 34. maddesine  
dayanarak Türkiye Cumhuriyeti aleyhine AİHM’ye yaptığı başvurudan (no. 74939/01)  
kaynaklanmaktadır.  
OLAYLAR  
Başvuran, 1965 doğumludur ve Türkiye’de ikamet etmektedir. 23 Eylül 1994  
tarihinde, başvuran, PKK’ya yönelik bir polis operasyonunda gözaltına alınmıştır. 29 Eylül  
1994 tarihinde, İzmir’de bulunan Cumhuriyet Savcısı, başvuran ve diğer sanıkları, Türk Ceza  
Kanunu’nun 350. ve 351. maddeleri kapsamında sahte kimlik düzenlemek ve kullanmakla  
suçlayan iddianameyi İzmir Asliye Ceza Mahkemesi’ne sunmuştur. 26 Aralık 1994 tarihinde,  
başvuran, mahkeme huzuruna çıkmıştır. 7 Kasım 1995 ve 23 Aralık 1998 tarihleri arasında,  
İzmir Asliye Ceza Mahkemesi, başvuranla birlikte suçlanan ve ifadesinin alınması gerekli  
olan Ş.Z. isimli sanığın bulunmamasından dolayı duruşmaları ertelemiştir. Başvuranın  
temsilcisi, yalnızca 26 Ocak 1996 tarihinde mahkeme huzuruna çıkmıştır. 23 Aralık 1998  
tarihinde, İzmir Cumhuriyet Savcısı’nın talebi üzerine, İzmir Asliye Ceza Mahkemesi,  
başvuran ve diğer sanıkların eylemlerinin, resmi evrakta sahteciliği yasaklayan Türk Ceza  
Kanunu’nun 342. maddesinde ifade bulan suçu kapsadığına hükmederek yetkisizlik kararı  
vermiştir. Dava dosyası, İzmir Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmiştir. 22 Mart 1999  
tarihinde, birinci derece mahkemesi, başvuranı mahkemeye çağırmıştır. Bir sonraki  
duruşmada, 9 Haziran 1999 tarihinde, başvuran mahkemeye gelmiş ve ifade vermiştir. 22  
Matr 1999 ve 23 Şubat 2000 tarihleri arasında, İzmir Ağır Ceza Mahkemesi, başvuranla  
birlikte suçlanan ve ifadesinin alınması gerekli olan Ş.Z. ve M.A.Z. isimli sanıkların  
bulunmamasından dolayı duruşmaları ertelemiştir. 28 Aralık 1999 tarihinde, M.A.Z.’nin  
ifadesi Çankırı Ağır Ceza Mahkemesi tarafından alınmış ve birinci derece mahkemesine  
gönderilmiştir. 23 Şubat 2000 tarihinde, M.A.Z.’nin ifadesinin 28 Aralık 1999 tarihinde  
ulaşmasından sonra, İzmir Ağır Ceza Mahkemesi, Ş.Z.’nin adresi bulunamadığından dolayı  
duruşmayı bir kez daha ertelemiştir. 2 Ekim 2000 tarihinde, mahkeme Ş.Z. hakkında  
gıyabında tutuklama kararı çıkarmıştır. 26 Şubat 2003 tarihinde kadar, birinci derece  
mahkemesi, Ş.Z. bulunamadığından dolayı duruşmaları ertelemiştir. 26 Şubat 2003 tarihinde,  
İzmir Ağır Ceza Mahkemesi, soruşturma zaman aşımına uğradığından, başvuran ve diğer  
sanıklara yönelik cezai işlemlere devam edilmemesine karar vermiştir.  
HUKUK  
I.AİHS’NİN 6 § 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI  
Başvuran, işlemlerin uzunluğunun, AİHS’nin 6 § 1.maddesindeki “makul süre” şartı  
ile uyumlu olmadığını öne sürerek şikayetçi olmuştur. Sözkonusu maddeye göre:  
“Herkes, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, … konusunda karar verecek  
olan, … bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, … görülmesini istemek  
hakkına sahiptir.”  
2
Hükümet, bu argümana itiraz etmiştir. Sözkonusu gecikmelerin, yerel mahkeme için  
M.A.Z.’nin adresini belirlemek ciddi zaman aldığından ve Ş.Z.’nin ifadesi yargılama boyunca  
alınamadığından, yerel mahkemeye yüklenemeyeceğini ifade etmiştir. Hükümet, ayrıca yerel  
mahkemede sadece iki duruşmaya geldiğini ve temsilcisinin yalnızca iki duruşmaya  
katıldığını belirtmiştir.  
Ele alınacak olan süre, 23 Eylül 1994’te başlamış ve 26 Eylül 2003’te sona ermiştir.  
Dolayısıyla, bir yargı kademesinde sekiz yıl beş ay sürmüştür.  
A.Kabuledilebilirlik  
AİHM, başvurunun AİHS’nin 35 § 3. maddesi kapsamında temelsiz olmadığını not  
eder. Ayrıca, başka herhangi bir gerekçeden dolayı kabuledilmez olmadığını da not eder.  
Dolayısıyla kabuledilebilir ilan edilmesi gereklidir.  
B.Esaslar  
AİHM, yargılama süresinin makuliyetinin, davanın olayları ışığında ve şu ölçütlerin  
dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini tekrarlar: davanın karmaşıklığı ve başvuranın  
ile ilgili makamların tutumu (bkz diğerlerinin yanı sıra, Pélissier ve Sassi [BD], no. 25444/94,  
§ 67, AİHM 1999-II).  
AİHM, bu davadaki konulara benzer konular ortaya koyan davalarda 6 § 1. maddenin  
ihlal edildiğini sıklıkla tespit etmiştir (bkz. Pietilainen – Finlandiya, no. 35999/97, § 43, 5  
Kasım 2002 ve Dereci – Türkiye, no. 77845/01, § 44, 24 Mayıs 2005).  
AİHM, Hükümet’in, bu davada farklı bir sonuca varması için herhangi bir kanıt ya da  
argüman sunmadığı kanısındadır. Konuyla ilgili içtihadını dikkate alarak, AİHM, bu davada  
yargılamanın uzunluğunun haddinden fazla olduğu ve “makul süre” şartını karşılamağı  
kanısındadır.  
Dolayısıyla, 6 § 1. madde ihlal edilmiştir.  
II.AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI  
AİHS’nin 41. maddesi şöyledir:  
“Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili  
Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme,  
gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
A.Tazminat  
Başvuran, 10.000 Euro manevi tazminat talep etmiştir.  
Hükümet bu talepleri aşırı bularak itiraz etmiştir.  
AİHM, başvuranın manevi zarara maruz kalmış olması gerektiği kanısındadır. Eşitlik  
temelinde değerlendirme yaparak, AİHM, başvurana bu başlık altında 6.500 Euro ödenmesine  
karar vermiştir.  
3
B.Mahkeme masrafları  
Başvuran, yerel mahkemelerdeki masraflar için 4.000 Euro, AİHM’deki masraflar için  
ise 6.000 Euro talep etmiştir.  
Hükümet, bu taleplere itiraz etmiştir.  
AİHM’nin içtihadına göre, bir başvuran, ancak gerçekten ve gerektiği için yapıldığı ve  
miktar açısından makul olduğu sürece masraflarının kendisine ödenmesine hak kazanır. Bu  
davada, elindeki bilgi ve yukarıdaki ölçütleri dikkate alarak, AİHM, yerel yargılama  
masraflarının ödenmesine ilişkin talebi reddetmiş ve AİHM’de yapılan masraflar için toplam  
1.000 Euro ödenmesinin uygun olduğuna kanısına varmıştır.  
C.Gecikme faizi  
AİHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere  
uygulağı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar  
vermiştir.  
YUKARIDAKİ GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM OYBİRLİĞİYLE,  
1.Başvurunun kabulüne;  
2.AİHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
3.(a) Sorumlu Devlet’in, AİHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten  
itibaren üç ay içinde, başvurana, ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden Yeni Türk  
Lirası’na çevrilmek üzere  
(i)  
6.500 Euro (altı bin beş yüz Euro) manevi tazminat;  
(ii)  
mahkeme masrafları için 1.000 Euro (bin Euro) ve  
(iii) yukarıdaki meblağlara uygulanabilecek her türlü vergiyi ödemesine;  
(b) yukarıda anılan üç aylık sürenin aşılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için Avrupa  
Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle  
elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;  
4. Başvuranın adil tazmin talebinin kalan kısmının reddine  
KARAR VERMİŞTİR.  
İngilizce hazırlanmış, Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77 §§ 2. ve 3. maddeleri uyarınca 8  
Ağustos 2006 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.  
T.L. EARLY  
Nicolas BRATZA  
Yazı İşleri Müdürü  
Başkan  
4