COUNCIL  
AVRUPA  
OF EUROPE  
KONSEYİ  
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
İKİNCİ DAİRE  
DEMİRHAN, GÖRSAV VE ÇELİK – TÜRKİYE  
(Başvuru no. 28152/02, 28155/02 ve 28156/02)  
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ  
STRAZBURG  
5 Haziran 2007  
İşbu karar AİHS’nin 44 § 2. Maddesi’nde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup,  
şekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.  
__________________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Haklan Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme'yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın  
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri  
Bakanğı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı'na atıfta bulunmak suretiyle ticari  
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Davanın nedeni, Nezir Demirhan, Mehdi Görsav ve Fırat Çelik adındaki üç Türk  
vatandaşının (“başvuranlar”), İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin  
Sözleşme’nin (“AİHS”) 34. Maddesi uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, Avrupa İnsan  
Hakları Mahkemesi’ne (“AİHM”) 18.06.2002 tarihinde yapmış oldukları 28152/02, 28155/02  
ve 28156/02 no’lu başvurulardır.  
Başvuranlar Diyarbakır Barosuna bağlı avukat Sedat Çınar tarafından temsil edilmişlerdir.  
Başvuranlar, lehlerinde verilen mahkeme kararlarının uygulanmamasının, AİHS’nin 6.  
Maddesi ile AİHS’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. Maddesi’nin ihlaline neden olduğundan  
şikayetçi olmuşlardır.  
AİHM, 12.09.2006 tarihinde başvuruyu Hükümet’e bildirmeye ve AİHS’nin 29 § 3.  
Maddesi’ni uygulayarak, başvuruların esası ile kabuledilebilirliğini beraber incelemeye karar  
vermiştir.  
OLAYLAR  
DAVANIN AYRINTILARI  
Hepsi Türk vatandaşı olan başvuranlar Diyarbakır’da ikamet etmektedirler.  
Başvuranlar, 04.05.1999 tarihine dek, Diyarbakır Sur Belediyesi’nde (“Belediye”) işçi  
olarak çalışmaktaydılar. Bu tarihte, Belediye, başvuranlar da dahil 153 işçiyi, ulusal iş  
kanununa göre hak kazandıkları maaşlarını, işten çıkarma tazminatlarını veya diğer maddi  
haklarını ödemeden işten çıkarmıştır.  
Başvuranlar, 02.06.1999 tarihinde, Belediye hakkında Diyarbakır İş Mahkemesi’nde ayrı  
tazminat davaları açmışlardır.  
11.11.1999 tarihinde mahkeme başvuranların lehinde karar vermiş, Belediye’yi,  
02.06.1999 tarihinden itibaren işlemeye başlayan yasal faizleriyle beraber, Nezir Demirhan’a  
743.859.795 Türk Lirası1 (TL), Mehdi Görsav’a 1.000.000.000 TL2, Fırat Çelik’e ise  
774.821.795 TL3 ödemeye mahkum etmiştir. Ayrıca yargılama giderlerini de Belediye’nin  
ödemesine karar vermiştir.  
Karara itiraz edilmemiş, 11.11.1999 tarihinde kesinleşmiştir.  
Başvuranlar, belirlenemeyen bir tarihte, Belediye hakkında icra takibatı başlatmış ancak  
Belediye karara uymamış ve çabalar sonuçsuz kalmıştır.  
Başvuranların avukatı, 15.02.2001 ve 21.03.2001 tarihlerinde, Diyarbakır Valiliği ve  
İçişleri Bakanlığı’ndan, mahkeme kararlarının uygulanması için kendilerine yardımcı  
olmalarını ve duruma müdahale etmelerini talep etmiştir.  
Diyarbakır Valiliği, 09.05.2001 tarihinde, başvuranların avukatına, Belediye’ye yazı  
yazarak, başvuranların şikayetlerini gidermelerini rica ettiklerini bildirmiştir. Ancak belediye  
yeterli ödenek bulunmadığı için ödeme yapmamıştır.  
Mehdi Görsav 20.06.2002 tarihinde Belediye ile anlaşştır. Yapılan anlaşma  
tutanağında, başvuran, İş Mahkemesi’nin belirlediği ana tazminat miktarı ile faizler ve  
masraflar da eklendiğinde 1.025.815.000 TL’ye ulaşan meblağ da dahil olmak üzere tüm  
taleplerinden vazgeçtiğini belirtmiştir. Tutanakta ayrıca, başvuranın kendisine ödenecek  
1 O zamanın kuruna göre yaklaşık 1.450 Euro karşılığı.  
2 O zamanın kuruna göre yaklaşık 1.950 Euro karşılığı.  
3 O zamanın kuruna göre yaklaşık 1.500 Euro karşılığı.  
1
meblağı beş taksitte alacağı ifade edilmiştir. Bu meblağ başvurana 27.06.2002 ile 21.11.2002  
tarihleri arasında ödenmiştir.  
Bu arada, Fırat Çelik, tazminatını alabilmek için icra takibatı başlatmıştır. Ancak icra  
memurluğu, 19.12.2002 tarihinde, başvuranın başvurusunu takip etmemesi üzerine dosyayı  
kapatştır.  
Belediye 06.01.2005 tarihli yazısıyla, Fırat Çelik ve Nezir Demirhan’ı yedi gün içinde İş  
Mahkemesi’nin ödenmesine karar verdiği ana tazminatı almaya davet etmiştir. Ancak  
başvuranlar, teklif edilen meblağın İş Mahkemesi’nin ödenmesine karar verdiği faiz ve  
yargılama giderlerini kapsamadığı için bu daveti reddetmişlerdir.  
HUKUKA İLİŞKİN  
Hukuki ve maddi olgular bakımından başvuruların benzerliği göz önünde  
bulundurulduğunda, AİHM, başvuruları birleştirmenin yerinde olduğu kanısındadır.  
I. BAŞVURANLARIN MAĞDUR DURUMLARI  
Hükümet, başvuruların yapılmasının ardından, Belediye’nin, başvuranları, ödenmemiş  
meblağları gelip almaları için davet ettiğini belirtmiştir. Sonuç olarak, Mehdi Görsav,  
Belediye’yle bir anlaşma yapmıştır. Diğer iki başvuranın Belediye’nin teklifini  
reddetmelerine rağmen, yerel icra memurluğunun hesabından kendilerine ödenek ayrılmıştır.  
Bu nedenle Hükümet, başvuruların kayıttan düşürülmelerini istemiştir.  
Başvuranlar, tartışmalı tutanağın, Mehdi Görsav’ın çektiği maddi güçlük nedeniyle  
tutulduğunu, Nezir Demirhan ve Fırat Çelik’e ödenen meblağların ise yalnız kısmi olduğunu  
iddia etmişlerdir.  
AİHM, Belediye’nin Mehdi Görsav ile anlaşma tutanağı imzaladığını kaydeder.  
Tutanakta, başvuranın, belirli bir götürü meblağın ödenmesi karşılığında, her türlü ödenmemiş  
tazminat, hak ve yargılama giderleriyle avukat masraflarını da kapsayan diğer alacak  
taleplerinden vazgeçtiği şartı koşulmuştur.  
AİHM, taraflar arasında varılan anlaşmanın, incelenen başvuru üzerinde ciddi bir etki  
taşıdığı kanısındadır. Benzer davalarda, daha önce, şikayetlerini ödeme yapılmaması sorununa  
dayandıran ve böyle anlaşmalar imzalayıp, ilgili meblağları alan başvuranlar için sorunun  
çözülğünü tespit etmiştir (Yıldırım ve Durman – Türkiye, 49507/99; Bilgin – Türkiye,  
69821/01; Şahin – Türkiye, 33902/02). Mehdi Görsav ile ilgili olarak, AİHM, yerleşik  
içtihadından sapmasını gerektirecek bir neden olmadığı kanısındadır. AİHM’ye göre, tutanak  
imzalayıp belirli bir meblağ alan Mehdi Görsav, artık AİHS’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1.  
Maddesi’nin mağduru olarak değerlendirilemez.  
Ancak, bu gerekçe, AİHM’nin başvuruyu kayıttan düşürmesini gerektirmemektedir.  
AİHM, yukarıda bahsedilen içtihadın, yalnız Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. Maddesi  
kapsamındaki şikayetleri ele aldığını kaydeder. Dolayısıyla, anlaşma tutanağıyla çözülen  
“sorun” “mülkten yoksun kalma” şikayetlerine ilişkin idi. Esasında, ödenmemiş meblağların  
ödenmesi mülke ilişkin sorunları çözmede yeterli olsa da, diğer şikayetler, ayrı olarak  
sunulmuşlarsa ve Devlet bunları çözmek için fazladan çaba harcamıyorsa, çözülmemiş olarak  
kalırlar.  
Bu bağlamda, AİHM, Mehdi Görsav’ın ayrıca AİHS’nin 6 § 1. Maddesi uyarınca da,  
yetkili makamların iş mahkemesinin kararını uzun süre uygulamamaları nedeniyle şikayetçi  
olduğunu kaydeder. Ayrıca, dava dosyasının, Hükümet’in bu mağduriyeti ayrı ayrı  
giderdiğine ilişkin bir emare içermediğini kaydetmektedir. Hal böyleyken, AİHM, Mehdi  
Görsav’ın mağdur durumunun yalnız AİHS’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. Maddesi  
kapsamında giderildiği kanısındadır. Ancak 6. Madde kapsamındaki şikayetleri, esasa ilişkin  
2
ayrı bir inceleme gerektirmektedir (bkz. gerekli değişiklikler yapıldıktan sonra, Guerrera ve  
Fusco – İtalya, 40601/98).  
Son olarak, AİHM, Nezir Demirhan ve Fırat Çelik için yerel icra memurluğunun hesabına  
yatırılan meblağların, İş Mahkemesi’nin kararlarına tamamen uygun olmadığını gözlemler.  
Bu meblağlar mahkemenin ödenmesine karar verdiği faizler ve yargılama giderleri  
olmaksızın, asıl borcu teşkil etmektedir. Aslında, bu meblağlar, iş tazminatlarının geç  
ödenmesini düzenleyen ulusal mevzuat uyarınca, başvuranlara ödenecek gerçek meblağın  
altında kalmıştır. Dolayısıyla, AİHM, Nezir Demirhan ve Fırat Çelik’in hem AİHS’nin 6.  
Maddesi’nin hem de AİHS’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. Maddesi’nin ihlalinin mağdurları  
olduklarını halen öne sürebilecekleri sonucuna varmıştır.  
II. AİHS’YE EK 1 NO’LU PROTOKOL’ÜN 1. MADDESİ  
Başvuranlar Nezir Demirhan ve Fırat Çelik, yetkili makamların mahkemece tanınan borcu  
ödememelerinin, mülkiyetin çekişmesiz kullanımı haklarını ihlal ettiğinden şikayetçi  
olmuşlardır. AİHS’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. Maddesi’ne dayanmışlardır. Bu Madde’nin  
ilgili kısmına göre:  
“Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır.  
Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun  
genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.”  
A. Kabuledilebilirliğine ilişkin  
Hükümet, başvuranların mağdur olarak değerlendirilemeyecekleri yönündeki görüşlerine  
ek olarak, kabuledilebilirliğe ilişkin izleyen itirazlarda bulunmuştur.  
Öncelikle, AİHM’nin konu bakımından yargı yetkisinin bulunmadığını belirtmiştir.  
Hükümet’e göre, AİHS ve Protokolleri ekonomik ve sosyal hakları korumamaktadır. AİHS’ye  
Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. Maddesi, kıdem tazminatı veya işten çıkarma tazminatı gibi hakları  
kapsamamaktadır.  
İkinci olarak, Hükümet, başvuranların tüm iç hukuk yollarını tüketmediğini savunmuştur.  
Başvuranların ilamlı borcu almamalarının ardından, Türk yasaları uyarınca başvurabilecekleri  
pek çok yol olduğunu belirtmiştir. Belediye yetkilileri hakkında mahkeme kararlarına  
uymadıkları için dava açabilirler; yürütmeyi durdurma veya gelecekte istedikleri zaman icra  
takibi başlatmalarına olanak tanıyabilecek aciz vesikasına başvurma gibi geçici çözümler  
aramak için yeni davalar açabilirlerdi. Ayrıca, Fırat Çelik icra memurluğundaki davasını takip  
etmemiş, Nezih Demirhan ise icra takibini hiç başlatmaştır.  
Üçüncü olarak, iş mahkemesinin kararları Belediye’nin borcu ödeyememesine rağmen  
geçerli kaldığından, Hükümet, AİHS’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. Maddesi uyarınca yapılan  
şikayetlerin açıkça dayanaktan yoksun olduğunu savunmuştur. Buna göre, başvuranlar hiçbir  
haktan yoksun kalmış olarak değerlendirilemezler.  
Hükümet’in yargı yetkisine olan itirazına ilişkin olarak, AİHM, mevcut başvuruların,  
AİHS uyarınca başvuranların belirli ekonomik ve sosyal hakları bulunup bulunmadığı sorusu  
ile ilgisi bulunmadığını hatırlatır. Diyarbakır İş Mahkemesi bu meseleyi zaten ulusal iş  
hukuku konusu olarak değerlendirmiş ve başvuranlar lehinde karar vermiştir. AİHM önündeki  
tek konu, iş mahkemesi kararlarının uygulanmamasının AİHS ve Protokolleri çerçevesinde  
sorun teşkil edip etmediğidir.  
Bu bağlamda, AİHM, yerleşik yargı içtihadına göre, hem AİHS’ye Ek 1 No’lu  
Protokol’ün 1. Maddesi’nin hem de 6. Madde’nin mahkeme kararına bağlanmış borcun  
3
ödenmemesine uygulanabileceğini hatırlatır. Buna göre, AİHM, yetkisine yapılan itirazı  
reddeder.  
Hükümet’in “hukuk yollarını tüketmeme” itirazına ilişkin olarak, AİHM, başarılı bir dava  
takibi sonucunda Devlet hakkında icra kararı verdirten bir kimseden, kararın uygulanması için  
icra takibi gibi ek muamelelere başvurmasının talep edilemeyeceğini hatırlatır (bkz. Metaxas  
– Yunanistan, 8415/02). Aynı doğrultuda, başvuranlardan geçici bir çareye veya aciz  
vesikasına başvurmaları ya da AİHS’nin 35. Maddesi’nde belirtilen amaçlar doğrultusunda  
cezai yargılama başlatmaları istenmemiştir. Her durumda da, Hükümet’in belirttiği başvuru  
yollarından hiçbiri başvuranlara, ulusal makamları ödemeleri gereken meblağları ödenmeye  
zorlayacak başarılı bir sonuç ihtimali sunamamıştır.  
Sonuç olarak AİHM, iç hukuk yollarının tüketilmesine ilişkin ön itirazı reddeder.  
Üçüncü ön itiraza ilişkin olarak, AİHM, İş Mahkemesi’nin kararlarının geçerli kalmasının,  
kendisine sunulan şikayetlerle ilgisinin bulunmadığını gözlemler. Şikayetler, kararların  
geçersiz hale gelmesi sorunuyla değil, yetkili makamların bağlayıcı kararları uygulamamaları  
ile ilgilidir. Buna göre, AİHM, başvuranların haklarından mahrum edilmediği argümanını da  
reddeder.  
Yukarıda belirtilenler ışığında, AİHM, Belediye ile anlaşamayan Nezir Demirhan ve Fırat  
Çelik’in sunduğu başvuruların, esaslara ilişkin incelenmesi gerektiği ve bu başvuruların başka  
bir gerekçe altında kabuledilmez olarak ilan edilemeyecekleri sonucuna varır.  
B. Esaslar  
AİHM, “tazminat talebinin”, icraya verilebilir olduğu yeterince kabul edilmişse, AİHS’ye  
Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. Maddesi çerçevesinde “malik olma”yı teşkil edebileceğini yineler  
(bkz. Stran Greek Refineries and Stratis Andreadis - Yunanistan).  
Diyarbakır İş Mahkemesi’nin Kasım 1999 tarihli kararı, başvuranlara, yalnız Devlet’ten  
yardım almak gibi genel bir hak değil, icraya verilebilir tazminat talebinde bulunmalarını  
sağlamıştır. Kararlar, itirazda bulunulmadığı için kesinleşmiş, icra takibi başlatılmıştır.  
Belediye ile anlaşmaya varamamış başvuranlar için kararların lehlerine uygulanmasının  
olanaksızğının, AİHS’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. Maddesi’nin ilk paragrafının ilk  
cümlesinde belirtildiği üzere, mülkiyetin çekişmesiz kullanımı haklarına müdahale teşkil  
ettiği anlatılmıştır.  
Ulusal makamlar, İş Mahkemesi’nin kararına uymayarak, başvuranların hakları olan  
parayı almalarını engellemişlerdir. Hükümet, bu müdahale için hiçbir gerekçe göstermemiştir.  
AİHM, ödenek olmamasının böyle bir ihmali haklı çıkaramayacağı kanısındadır (bkz. gerekli  
değişiklikler yapıldıktan sonra, Ambruosi – İtalya, 312227/96).  
Nezir Demirhan ve Fırat Çelik’e ilişkin olarak AİHS’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1.  
Maddesi’nin ihlal edildiği anlaşılmaktadır.  
III. AİHS’NİN 6 § 1. MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI  
Başvuranlar, yetkili makamların iş mahkemesinin kararlarını uzun süre uygulamamasının,  
AİHS’nin 6 § 1. Maddesi çerçevesinde korunan haklarını ihlal ettiğinden şikayetçi  
olmuşlardır. Bu Maddeye göre:  
“Herkes, … medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar ... konusunda karar verecek olan … bir  
mahkeme tarafından davasının … hakkaniyete uygun … olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir…”  
A. Kabuledilebilirliğine ilişkin  
4
AİHM, şikayetin, AİHS’nin 35 § 3. Maddesi çerçevesinde açıkça dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeder. Ayrıca başvurunun başka bir gerekçe altında da kabuledilmez olarak  
değerlendirilemeyeceğine işaret eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir olarak ilan edilmek  
durumundadır.  
B. Esaslar  
AİHM, AİHS’nin 6 § 1. Maddesi’nin, herkese, mahkemeye taşınmış medeni hak ve  
yükümlülüklere ilişkin sorunlarla ilgili olarak her türlü tazminat hakkı verdiğini yineler.  
Böylelikle, bir yönünün, erişim hakkını, başka bir deyişle hukuki sorunlarla ilgili mahkemede  
dava açma hakkını, teşkil ettiği “davanın mahkeme tarafından görülme hakkı” da kapsanmış  
olur. Öte yandan, Sözleşmeye Taraf Devlet’in ulusal hukuk sistemi, kesin, bağlayıcı bir  
kararın taraflardan birinin zararının karşılanmasında etkisiz kalmasına izin veriyorsa, bu hak  
göz boyayıcı niteliktedir. 6§ 1. Madde’nin, davacı tarafa verilen usule ilişkin teminatları –  
adil, açık ve süratli yargılama- hakim kararlarının uygulanmasını korumadan ayrıntılı olarak  
tanımlaması düşünülemezdir; 6. Madde’nin mahkemeye erişim ile ilişkilendirilerek  
yorumlanması ve davanın görülmesi, Sözleşmeye Taraf Devletler’in AİHS’yi kabul  
ettiklerinde riayet etmeyi üstlendikleri hukukun üstünlüğü ilkesiyle uyuşmayan sonuçlara yol  
açardı. Bu nedenle herhangi bir mahkemenin verdiği kararın uygulanması, 6. Madde’de  
belirtilen  
amaçlar  
doğrultusunda  
“yargılamanın”  
bütünleyici  
parçası  
olarak  
değerlendirilmelidir (bkz. Hornsby - Yunanistan).  
Devlet makamları, ödenek yokluğunu, mahkeme ilamına bağlanmış borcu ödememek için  
mazeret olarak gösteremezler. Kararın uygulanmasında yaşanan bir gecikme özel durumlarda  
mazur görülebilirken, bu durum 6 § 1. Madde çerçevesinde korunan hakkın özünü zedelediği  
takdirde, durum kabul edilemezdir (bkz. Immobiliare Saffi – İtalya [BD], 22774/93). Bu  
davada, başvuranların, Diyarbakır Sur Belediyesi’nin sahip olduğu iddia edilen mali güçlükler  
nedeniyle yargılamanın lehlerinde sonuçlanmasından yararlanmaları engellenmemeliydi.  
AİHM, Diyarbakır İş Mahkemesi’nin Kasım 1999 tarihli kararının, en azından Mehdi  
Görsav ile anlaşma tutanağı imzalanana kadar tamamen ya da kısmen uygulanmadığını ve  
Nezir Demirhan ve Fırat Çelik için halen uygulanmadığını kaydeder.  
Yukarıda belirtilenler ışığında, AİHM, bu davada nihai mahkeme kararını uygulamak için  
gerekli tedbirleri yıllar boyu almayarak, yetkili makamların, 6. Madde’nin hükümlerini tüm  
faydalı etkilerinden yoksun bıraktıkları kanısındadır.  
Dolayısıyla tüm başvuranlarla ilgili olarak AİHS’nin 6 § 1. Maddesi ihlal edilmiştir.  
IV. AİHS’NİN 41. MADDESİ’NİN UYGULANMASI  
AİHS’nin 41. Maddesi’ne göre:  
“Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci  
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete  
uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
Başvuranlar, aşağıda belirtildiği gibi maddi tazminat talebinde bulunmuşlardır:  
-
-
-
Nezir Demirhan, 9.600 Euro (EUR);  
Mehdi Görsav, 12.337 Euro;  
Fırat Çelik, 11.618 Euro.  
5
Başvuranlara göre, bu meblağlar, hemen ödenmiş ve bir tasarruf hesabında  
değerlendirilmiş olsalar idi, mahkeme ilamına bağlanmış borcun erişeceği rakama eşdeğerdir.  
Ayrıca, başvuranların her biri manevi tazminat olarak 3.000 Euro talep etmişlerdir.  
Hükümet hayali rakamlara dayandığını öne sürerek bu meblağlara itiraz etmiştir. Ayrıca  
AİHM’nin bu davada ihlal tespit etmesi durumunda, bunun, başvuranların maruz kaldıklarını  
iddia ettikleri manevi zarar için yeterli tazminat teşkil edeceğini belirtmiştir.  
AİHM, AİHS’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. Maddesi’nin ihlal edildiğinin tespit etmesiyle  
uyumlu olarak, Nezir Demirhan ve Fırat Çelik’e maddi tazminat ödenmesi gerektiği sonucuna  
varmıştır. Başvuranların şikayetlerinin mahkeme ilamına bağlanmış borcun ödenmemesine  
ilişkin olduğunu göz önünde bulundurarak, AİHM, Hükümet’in, ödenmemiş bu meblağları,  
geç ödeme iddiaları için uygulanabilecek ulusal hukuk çerçevesinde meydana gelen her türlü  
faizle beraber ödemesinin, başvuranların maddi tazminat taleplerini yerine getireceği  
kanısındadır.  
Mehdi Görsav’ın mağdur durumu ile ilgili AİHS’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. Maddesi  
kapsamında yaptığı şikayet hakkında vardığı sonuç ışığında, AİHM, maddi tazminat talebini  
reddeder.  
Mahkeme kararının uygulanmaması sırasında geçen uzun zaman nedeniyle AİHS’nin 6 §  
1. Maddesi’nin ihlal edildiğinin tespit edildiği göz önünde bulundurulduğunda, AİHM,  
başvuranların uğradıkları zararın yalnızca ihlalin tespit edilmesiyle yeterince telafi  
edilemeyeceği kanısındadır. Davanın ayrıntılarını dikkate aldığında ve içtihadını göz önünde  
tutarak, AİHM, tarafsızlık esasıyla, manevi tazminat olarak, Nezir Demirhan ve Fırat Çelik’e  
4.000’er Euro, Mehdi Görsav’a ise 1.500 Euro ödenmesine karar vermiştir.  
B. Yargılama Giderleri  
Başvuranlar, ulusal makamlar ve AİHM’de meydana gelen yargılama giderleri için  
1.101’er Euro talep etmişlerdir.  
Hükümet başvuranların taleplerinin hiçbirinin belgelenmediğini öne sürmüştür.  
AİHM’nin içtihadına göre, yargılama giderleri, ancak gerçekliği ve gerekliliği kanıtlandığı  
ve makul bir meblağ olduğu takdirde başvurana geri ödenir. Bu davada, AİHM, sahip olduğu  
bilgiler ve yukarıda belirtilen ölçütler ışığında, AİHM, başvuranların her birine ait yargılama  
giderleri için 500 Euro tazminat ödenmesinin makul olduğu sonucuna varmıştır.  
C. Gecikme Faizi  
AİHM, gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı  
marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar  
vermiştir.  
BU NEDENLERLE AİHM OYBİRLİĞİYLE,  
1. Başvuruları birleştirmeye;  
2. AİHS’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. Maddesi kapsamında yapılan şikayetlerin Nezir  
Demirhan ve Fırat Çelik ile ilgili kısmının kabuledilebilir, Mehdi Görsav ile ilgili kısmının ise  
kabuledilmez olduğuna;  
3. AİHS’nin 6 § 1. Maddesi kapsamında yapılan şikayetlerin kabuledilebilir olduğuna;  
6
4. Nezir Demirhan ve Fırat Çelik ile ilgili olarak AİHS’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1.  
Maddesi’nin ihlal edildiğine;  
5. Tüm başvuranlar ile ilgili olarak AİHS’nin 6 § 1. Maddesi’nin ihlal edildiğine;  
6. (a) Sorumlu Devlet’in, mahkeme ilamına bağlanmış ve halen ödenmemiş olan borç  
tutarındaki meblağları, nihai kararın verildiği tarihten itibaren üç ay içinde, ulusal hukuk  
çerçevesinde uygulanabilecek yasal faizle beraber Nezir Demirhan ve Fırat Çelik’e  
ödemesine;  
(b) Sorumlu Devlet’in ayrıca, başvuranların herbirine, aşağıdaki meblağları, ödeme  
tarihinde geçerli olan kur üzerinden Yeni Türk Lirası’na çevirerek ödemesine:  
(i)  
Nezir Demirhan ve Fırat Çelik’e 4.000’er Euro (dört biner euro), Mehdi  
Görsav’a ise 1.500 Euro (bin beş yüz euro) manevi tazminat;  
yargılama giderleri için 500 Euro (beş yüz euro);  
(ii)  
(iii) yukarıdaki meblağlara uygulanabilecek tüm vergiler;  
(c) yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona ermesinden, ödeme gününe kadar geçen süre  
için, yukarıdaki miktarlara Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli faizinin üç  
puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına karar vermiştir.  
7. Başvuranların adil tazmin taleplerinin geri kalanını reddetmiştir.  
İşbu karar, İngilizce olarak hazırlanmış ve Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77. Maddesi’nin 2. ve  
3. fıkraları uyarınca 05.06.2007 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.  
S. DOLLÉ  
F. TULKENS  
Zabıt Katibi  
Başkan  
7