CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYİ  
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
DEMOKRATİK KİTLE PARTİSİ VE ELÇİ - TÜRKİYE DAVASI  
(Başvuru no: 51290/99)  
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ  
STRAZBURG  
3 Mayıs 2007  
İşbu karar Sözleşme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek  
olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.  
__________________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Haklan Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme'yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın  
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri  
Bakanğı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı'na atıfta bulunmak suretiyle ticari  
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
1
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (51290/99) başvuru no’lu davanın nedeni  
siyasi bir parti olan Demokratik Kitle Partisi (DKP) ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı  
Şerafettin Elçi’nin (başvuranlar) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) 24 Ağustos  
1999 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) Temel İnsan Haklarını güvence  
altına alan 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuranlar Avrupa İnsan  
Hakları Mahkemesi önünde Ankara barosu avukatlarından Hacı Ali Özhan tarafından temsil  
edilmektedir.  
OLAYLAR  
İlk başvuran Demokratik Kitle Partisi (DKP) Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılan siyasi  
bir partidir. İkinci başvuran olayların meydana geldiği dönemde bu partinin başkanıydı.  
1. DKP’nin feshedilmesi istemi  
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı 18 Haziran 1997 tarihinde DKP’nin kapatılması için dava  
açmıştır. Başsavcı iddianamesinde partiyi Devletin bölünmez bütünlüğüne karşı tehdit  
oluşturmakla itham etmiş, parti başkanının basına yaptığı bazı açıklamaların ve parti  
tüzüğünün Anayasa’nın ve siyasi partileri düzenleyen Kanun’un ihlaline yol açtığını ifade  
etmiştir.  
Parti 11 Ağustos 1997 tarihinde yazılı ön görüşlerini iletmiştir.  
Cumhuriyet Başsavcısı 29 Eylül 1997 tarihinde davanın esası hakkındaki mütalaalarını  
sunmuştur.  
Parti başkanı 24 Mart 1998 tarihinde Anayasa Mahkemesi önünde görüşlerini sözlü olarak  
dile getirmiş ve özellikle AİHS’nin 11. maddesine atıfta bulunmuştur.  
2. DKP’nin feshedilmesi  
Anayasa Mahkemesi 26 Şubat 1999 tarihinde DKP’nin kapatılması kararını vermiştir.  
Anayasa Mahkemesi kararında önemli temel ilkeleri hatırlatarak Türk toprakları üzerinde  
yaşayan insanların etnik kökenleri ne olursa olsun ortak bir kültür çevresinde birleştiklerini ve  
bu topluluğun «Türk ulusunu» oluşturduğunu vurgulamıştır. Anayasa’nın 42. maddesinin son  
paragrafını hatırlatarak uluslararası sözleşmelerde yer alan sınırlamalar dışında eğitim  
kurumlarında Türk vatandaşlarının ana dil olarak Türkçe dışında hiçbir dili  
kullanamayacaklarını dile getirmiştir.  
Anayasa Mahkemesi DKP başkanının basın açıklamaları ile ilgili olarak, parti başkanının  
yerel yönetimlere sağlanacak yetkilerin bir an evvel, etkili bir biçimde verilmesi gerektiğini  
2
ifade ettiğini, beyanlarında şiddeti, siyasi partiler yönetmeliğini veya Anayasa’yı ihlal eden  
unsurların yer almadığını kaydetmiştir.  
Parti programına ilişkin Anayasa Mahkemesi, bunun Devletin toprak bütünlüğüne ve ulus  
birliğine kasteden kimi görüşleri içerdiğine itibar etmiş, özellikle Türkiye Cumhuriyeti  
toprakları üzerinde farklı dil ve etnik kökenlerden gelen, ulusal kültürü oluşturan azınlığın  
varlığı dikkate alındığında sözkonusu partinin feshedilmesinin haklı gerekçeleri bulunduğunu  
hatırlatştır. DKP Türk olmayan kültürlerin ve dilin yaygınlaşması, korunması adı altında  
Türkiye Cumhuriyeti topraklarında azınlıkların yaratılması görüşlerini savunarak ulusun  
bölünmez bütünlüğünü yıkmayı amaçlamaktadır.  
Anayasa Mahkemesi tarafından DKP’nin feshedilmesi kararı Siyasi partilerin düzenlemesine  
dair 2820 sayılı Kanun’un 107 § 1. maddesine uygun ve ipso jure olarak partinin malvarlığına  
el konularak Hazine’ye devredilmesine yol açmıştır.  
Anayasa Mahkemesi’nin kararı 22 Kasım 2001 tarihinde resmi gazetede yayımlanmıştır.  
Karar ayrıca parti kurucu ve yöneticilerinin beş yıl süreyle benzer görevlerde yer almalarını  
yasaklamıştır.  
HUKUK AÇISINDAN  
I. AİHS’NİN 11. MADDESİ’YLE 14. MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI  
HAKKINDA  
Başvuranlar DKP’nin kapatılmasının AİHS’nin 9,10,11. maddeleriyle birlikte 14, 18, ve Ek 1  
no’lu Protokol’ün 3. maddeleri ile güvence altına alınan hakların ihlaline yol açtığını ileri  
sürmektedir.  
A. Kabuledilebilirlik hakkında  
AİHM bu şikayetin AİHS’nin 35 § 3. maddesi uyarınca dayanaktan yoksun olmadığı  
saptamasını yapmaktadır. O halde başvuru kabuledilmelidir.  
B. Esas hakkında  
AİHM yapılan müdahalenin yasayla öngörüldüğüne ve AİHS’nin 11 § 2. maddesi uyarınca  
toprak bütünlüğünün korunması gibi meşru bir amacı izlediğine itibar etmektedir (Bkz.  
Sosyalist Parti vd.-Türkiye kararı, 12 Kasım 2003). Bununla birlikte, müdahalenin  
«demokratik bir toplum için gereklilik» oluşturup oluşturmağının bilinmesi gerekmektedir.  
Hükümet terörün toprak bütünlüğünü tehdit ettiği, binlerce insan kaybına yol açtığı bir  
dönemde siyasi bir partinin yöneticilerinin terörü ve terörü destekleyen görüşleri beyanlarında  
kullanmaktan imtina etmeleri gerektiğini savunmaktadır. Anayasa Mahkemesi’nin DKP  
tüzüğünde vurguladığı ihtilaf konusu bölümlere atıfta bulunan Hükümet bu koşullar  
çerçevesinde bu siyasi partinin feshinin kamu düzeninin korunması bakımından «demokratik  
bir toplum için zaruret» oluşturduğuna ve sosyal bir ihtiyacı karşıladığına itibar etmektedir.  
3
AİHM, DKP’nin başkanının basına verdiği beyanlardan değil yalnızca parti programının  
içeriğine dayalı olarak kapatıldığını not etmektedir. Ulusal mahkemeler nezdinde AİHM, sözü  
edilen müdahalenin gerekli olup olmadığı hususunu değerlendirmek açısından DKP’nin parti  
programına değinecektir.  
Mevcut başvuruda uygulanacak içtihat Refah Partisi kararının 86-89 ve 96-100.  
paragraflarında yer almaktadır (Refah Partisi vd.-Türkiye kararı no: 41340/98, 41342/98,  
41343/98 ve 41344/98).  
Bu noktada AİHM, siyasi bir partinin bir yasada ya da Devletin yasal ve anayasal yapılarında  
değişiklik yapmayı iki koşulla önerebileceğini düşünmektedir: birincisi bu amaçla kullanılan  
araçlar yasal ve demokratik olmalıdır; ikincisi önerilen değişikliğin kendisi temel demokratik  
ilkelerle uyuşmalıdır. AİHM, liderleri şiddeti teşvik eden ya da demokrasiye saygı duymayan  
veya demokrasiyi ve bir demokraside tanınan hak ve özgürlükleri yok etmeyi amaçlayan bir  
siyasi partinin, bu gerekçelerle kendisine karşı uygulanan cezalara karşı Sözleşmenin  
korumasını ileri süremeyeceğini düşünmektedir (Yazar vd.-Türkiye kararı, no: 22723/93,  
22724/93 ve 22725/93 ve Refah Partisi-Türkiye kararı).  
DKP’nin demokratik ilkelere aykırı amaçları güdüp gütmediği hususunda Anayasa  
Mahkemesi DKP’yi ulusal ve toprak bütünlüğü yönünden Türk ulusunun bütünlüğünü  
Türkler ve Kürtler olarak ikiye bölmekle itham etmiştir.  
AİHM, DKP’nin programının sözkonusu taraflarının Türkiye’deki Kürt sorununun bir  
analizini yaparak Hükümetin bölücü faaliyetlere karşı sürdürdüğü mücadeleyi eleştirdikleri  
saptamasını yapmaktadır. AİHM, DKP tarafından savunulan ilkelerin demokrasinin temel  
ilkelerine aykırı olmadığını kabul etmektedir.  
Hükümetin DKP’nin amaçlarının PKK’nın eylemleri ile benzerlikler taşıdığı yönündeki  
savıyla ilgili olarak AİHM, sözü edilen prensiplerin savunmasının yalnızca siyasi açıdan,  
terörist eylemleri desteklemek olarak, ele alınıp buna değin sorunları siyasi bir tartışmaya  
indirgenirse bu ilkelerin savunmasını tekelinde bulunduran askeri hareketlere fırsat tanınmış  
olunacağını, bu durumun ise 11. maddenin ruhuyla ve dayandığı demokratik ilkelerle çelişki  
yaratacağını hatırlatmaktadır (Yazar vd. kararı).  
DKP’nin siyasi projesinin demokratik bir ülkedeki rejimi tehlikeye atacak denli olmayışı  
ve/veya siyasi amaçlarla şiddete başvurulmasına çağrıda ve teşvikte bulunmayışı hususu  
dikkate alındığında «sosyal bir ihtiyacı karşılama» ve «demokratik bir toplum için gereklilik»  
gibi gerekçelerle adı geçen partinin feshi haklı gösterilemez.  
Bu nedenle AİHS’nin 11. maddesi ihlal edilmiştir.  
AİHS’nin 11. maddesinin ihlalinin tespiti ışığında AİHM, AİHS’nin 9,10,14,18 ve Ek 1 no’lu  
Protokol’ün 1. ve 3. maddesinin ayrıca incelenmesine gerek olmadığına karar vermektedir.  
II. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI  
A. Tazminat  
Başvuranlar maruz kaldıkları maddi ve manevi zarar için 593.000 Amerikan Doları (USD)  
talep etmektedir.  
4
Hükümet bu miktarlara karşı çıkmıştır.  
AİHM hakkaniyete uygun olarak başvurana manevi ve maddi tazminat olarak 15.000 Euro  
ödenmesini kararlaştırmıştır.  
B. Masraf ve harcamalar  
Başvuranlar iç hukukta ve AİHM önünde yapmış oldukları harcamalar için 50.000 Euro talep  
etmektedir.  
Hükümet bu miktarlara karşı çıkmıştır.  
AİHM yargı gideri olarak başvuranlara 1.000 Euro ödenmesini uygun görmektedir.  
C. Gecikme faizi  
Gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı  
faiz oranına 3 puanlık bir artış eklenecektir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,  
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. AİHS’nin 11. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. AİHS’nin 9,10,14,18 ve Ek 1 no’lu Protokol’ün 1. ve 3. maddeleri hakkındaki şikayetlerin  
ayrıca incelenmesine gerek olmadığına;  
4. a) AİHS’nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek ve her türlü vergiden muaf  
tutulmak üzere Savunmacı Hükümetin başvuranlara birlikte maddi ve manevi tazminat olarak  
15.000 (on beş bin) Euro, masraf ve harcamalar için 1.000 (bin) Euro ödemesine;  
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez  
Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faizin  
uygulanmasına;  
5. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;  
KARAR VERMİŞTİR.  
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.  
maddelerine uygun olarak 3 Mayıs 2007 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.  
5