Hükümet, AİHM’yi, AİHS’nin 35. maddesine uygun olarak altı ay kuralına
uyulmadığından DGM’nin oluşumuna ilişkin başvuruyu reddetmesini talep etmiştir.
Hükümet, DGM’nin tarafsız ve bağımsızlıktan yoksun olmasına ilişkin şikayet hakkında
verilen iç nihai kararın aynı mahkeme tarafından verilen karar olduğunu ileri sürmüştür. Bu
bağlamda, Hükümet ne DGM’nin ne de Yargıtay’ın, olayların meydana geldiği dönemde
DGM’lerin yapısı ile ilgili iç mevzuata dayalı olarak bu hususta bir karara varmaya yetkili
olduklarını savunmaktadır. Sonuç olarak, başvuranların DGM’nin karar tarihi olan 3 Kasım
1998 tarihinden itibaren altı ay içinde başvurularını yapmaları gerekmektedir. Oysa
başvurular 13 Temmuz 1999 tarihinde yapılmıştır. Hükümet, kanıt olarak AİHM’nin içtihat
kararlarına atıfta bulunmuştur ( Bayram ve Yıldırım-Türkiye (karar), no:38587/97, 29 Ocak
2002).
AİHM, Özdemir-Türkiye davasında benzer bir itirazı reddettiğini hatırlatmıştır (no:
59659/00, § 26, 6 Şubat 2003). Daha önce aldığı bu karara karşı bir karar almak için hiçbir
gerekçe görmemiş ve Hükümetin itirazını reddetmiştir.
AİHM, Hükümetin itirazlarını reddetmiştir. AİHM, içtihat kararlarından çıkan kriterler
ışığında (Bkz. Çıraklar-Türkiye, 28 Ekim 1998 tarihli karar, 1998-VII) ve elinde bulunan
unsurların tümü göz önünde bulundurulduğunda, başvuruların esasının da incelenmesi
gerektiği kanaatine varmıştır. Ayrıca başvuruların kabuledilemez bulunması için hiçbir
gerekçe bulunmadığını eklemiştir.
B. Esasa ilişkin
AİHM, geçmişte de birçok defa benzer olayların meydana geldiği sözü edilen
durumlarla ilgili sorunlara benzer sorunları ortaya çıkaran sonuçlarını birçok kez incelemiş ve
AİHS’nin 6§1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir (Bkz. sözü edilen Özel kararı, §§33-
34 ve Özdemir kararı, §§35-36).
AİHM mevcut davayı incelemiş ve Hükümetin, söz konusu durumu farklı bir sonuca
ulaştırabilecek ne bir olay ne de bir delil sunduğuna itibar etmektedir. TCK’nun öngördüğü ve
cezalandırdığı suçlar hakkında DGM’ye çıkarılan başvuranlar, aralarında askeri hakimin de
bulunduğu mahkeme heyeti önüne çıkmaktan çekindiklerinin anlayışla karşılanacağını
belirtmektedir. Bu nedenden dolayı, başvuranlar, DGM’nin bu türden davalara ters düşen
değerlendirmelerle haksız yere yönlendirilmelerine izin vermesinden haklı olarak
çekinmektedirler. Böylece, bu mahkemenin tarafsızlığı ve bağımsızlığı hakkında başvuranlar
tarafından duyulan şüpheler objektif olarak kanıtlanmaktadır. (Incal-Türkiye, 9 Haziran 1998
tarihli karar, 1998- IV, S.1573, §72 in fine).
Sonuç olarak AİHM, Malatya DGM’nin başvuranları yargıladığı ve cezalandırdığı
sırada AİHS’nin 6§1 maddesi uyarınca tarafsız ve bağımsız bir mahkeme olmadığı kanaatine
varmaktadır.
II. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
Sözleşmenin 41. maddesi gereğince,
A. Maddi ve Manevi Tazminat
Başvuranlar sırasıyla maddi ve manevi tazminat adı altında 10 000 euros (EUR) talep
etmişlerdir.
Hükümet görüş bildirmemiştir.
3