CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYİ  
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
Doğan ve Keser - TÜRKİYE DAVASI  
(Başvuru no:50193/99 ve 50197/99)  
NİHAİ KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ  
__________________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2011. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Haklan Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme'yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın  
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri  
Bakanğı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı'na atıfta bulunmak suretiyle ticari  
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
1
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (no:50193/99 ve 50197/99) başvuru no’lu  
davanın nedeni Türkiye Cumhuriyeti uyruklu Sinan Doğan ve Aydın Keser (“Başvuranlar”),  
13 Temmuz 1999 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Sözleşmesinin ”AİHS”  
(“Sözleşme”) 34. maddesi gereğince Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne “AİHM” yaptığı  
başvurudur.  
Başvuranlar Malatya’da avukat olan Sn. Y.I. Koluaçık tarafından temsil edilmişlerdir.  
OLAYLAR  
I. DAVA KOŞULLARI  
Sırasıyla 1976 ve 1973 doğumlu başvuranlar Sinan Doğan ve Aydın Keser başvurunun  
yapıldığı sırada Elbistan cezaevinde tutukluydular.  
Başvuranlar 3 Nisan 1998 tarihinde Tunceli Emniyet Müdürlüğü terörle mücadele  
şubesi tarafından yasadışı örgüt olan TDKP’ne (Türkiye Devrimci Komünist Partisi) mensup  
olduklarından şüphe edildiğinden tutuklanarak göz altına alınmıştır.  
Başvuranlar 13 Nisan 1998 tarihinde Tunceli Cumhuriyet Savcısı tarafından dinlenmiş  
daha sonra hakkında tutuklama kararı alan Tunceli sulh hakimi önüne çıkarılmışlardır.  
Malatya Devlet Güvenlik Mahkemesi “DGM” Cumhuriyet Başsavcısı 22 Nisan 1998  
tarihli iddianamesiyle başvuranları silahlı çeteye yardım yapmakla suçlayarak Türk Ceza  
Kanunun “TCK” 169. maddesi ve 3713 sayılı terörle mücadele kanunun 5. maddesi uyarınca  
haklarında mahkumiyet kararının alınmasını talep etmiştir.  
Başvuranlar biri askeri hakim olmak üzere üç hakimden oluşan DGM önüne ilk olarak  
çıkarıldıklarında sadece TDKP adına propaganda faaliyetlerinde bulunduklarını kabul  
etmişlerdir.  
DGM 3 Kasım 1998 tarihli kararla başvuranları kendilerine yöneltilen olaylardan  
suçlu bulmuş ve yasa dışı örgüte mensup olmaktan on iki yıl altı ay hapis cezasına  
çarptırmıştır. DGM, kararında, soruşturma esnasında başvuranların itham edildikleri suçları  
işlediklerini kabul ettiklerini belirtmiştir. DGM ayrıca, dosyada bulunan kanıtlara göre  
başvuranların yasadışı örgüte malzeme sağladıkları ve örgüt adına propaganda faaliyetlerinde  
bulundukları ortaya çıkmaktadır.  
Başvuranlar 23 Kasım 1998 tarihinde 3 Kasım 1998 tarihli kararın temyizine  
gitmişlerdir. Başvuranlar savunmalarında 168. maddede ifade edildiği gibi itham edildikleri  
suçları oluşturan unsurların bu durumda oluşmadığını öne sürmüş ve ilk derece mahkemesinin  
eylemlerinin hukuki nitelendirmesine itiraz etmişlerdir.  
Yargıtay 21 Nisan 1999 tarihinde temyize gidilen kararı onamıştır.  
HUKUK AÇISINDAN  
I. AİHS’NİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI  
Başvuranlar, kendilerini yargılayan ve mahkum eden DGM’nin, bünyesinde bir askeri  
hakim bulundurması nedeniyle, kendisine hakkaniyete uygun yargılamayı garanti eden  
“tarafsız ve bağımsız bir mahkeme” olamayacağını öne sürerek AİHS’nin 6§1 maddesinin  
ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.  
A. Kabuledilebilirlik hakkında  
2
Hükümet, AİHM’yi, AİHS’nin 35. maddesine uygun olarak altı ay kuralına  
uyulmağından DGM’nin oluşumuna ilişkin başvuruyu reddetmesini talep etmiştir.  
Hükümet, DGM’nin tarafsız ve bağımsızlıktan yoksun olmasına ilişkin şikayet hakkında  
verilen iç nihai kararın aynı mahkeme tarafından verilen karar olduğunu ileri sürmüştür. Bu  
bağlamda, Hükümet ne DGM’nin ne de Yargıtay’ın, olayların meydana geldiği dönemde  
DGM’lerin yapısı ile ilgili iç mevzuata dayalı olarak bu hususta bir karara varmaya yetkili  
olduklarını savunmaktadır. Sonuç olarak, başvuranların DGM’nin karar tarihi olan 3 Kasım  
1998 tarihinden itibaren altı ay içinde başvurularını yapmaları gerekmektedir. Oysa  
başvurular 13 Temmuz 1999 tarihinde yapılmıştır. Hükümet, kanıt olarak AİHM’nin içtihat  
kararlarına atıfta bulunmuştur ( Bayram ve Yıldırım-Türkiye (karar), no:38587/97, 29 Ocak  
2002).  
AİHM, Özdemir-Türkiye davasında benzer bir itirazı reddettiğini hatırlatmıştır (no:  
59659/00, § 26, 6 Şubat 2003). Daha önce aldığı bu karara karşı bir karar almak için hiçbir  
gerekçe görmemiş ve Hükümetin itirazını reddetmiştir.  
AİHM, Hükümetin itirazlarını reddetmiştir. AİHM, içtihat kararlarından çıkan kriterler  
ışığında (Bkz. Çıraklar-Türkiye, 28 Ekim 1998 tarihli karar, 1998-VII) ve elinde bulunan  
unsurların tümü göz önünde bulundurulduğunda, başvuruların esasının da incelenmesi  
gerektiği kanaatine varmıştır. Ayrıca başvuruların kabuledilemez bulunması için hiçbir  
gerekçe bulunmadığını eklemiştir.  
B. Esasa ilişkin  
AİHM, geçmişte de birçok defa benzer olayların meydana geldiği sözü edilen  
durumlarla ilgili sorunlara benzer sorunları ortaya çıkaran sonuçlarını birçok kez incelemiş ve  
AİHS’nin 6§1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir (Bkz. sözü edilen Özel kararı, §§33-  
34 ve Özdemir kararı, §§35-36).  
AİHM mevcut davayı incelemiş ve Hükümetin, söz konusu durumu farklı bir sonuca  
ulaştırabilecek ne bir olay ne de bir delil sunduğuna itibar etmektedir. TCK’nun öngördüğü ve  
cezalandırdığı suçlar hakkında DGM’ye çıkarılan başvuranlar, aralarında askeri hakimin de  
bulunduğu mahkeme heyeti önüne çıkmaktan çekindiklerinin anlayışla karşılanacağını  
belirtmektedir. Bu nedenden dolayı, başvuranlar, DGM’nin bu türden davalara ters düşen  
değerlendirmelerle haksız yere yönlendirilmelerine izin vermesinden haklı olarak  
çekinmektedirler. Böylece, bu mahkemenin tarafsızlığı ve bağımsızlığı hakkında başvuranlar  
tarafından duyulan şüpheler objektif olarak kanıtlanmaktadır. (Incal-Türkiye, 9 Haziran 1998  
tarihli karar, 1998- IV, S.1573, §72 in fine).  
Sonuç olarak AİHM, Malatya DGM’nin başvuranları yargıladığı ve cezalandırdığı  
sırada AİHS’nin 6§1 maddesi uyarınca tarafsız ve bağımsız bir mahkeme olmadığı kanaatine  
varmaktadır.  
II. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA  
Sözleşmenin 41. maddesi gereğince,  
A. Maddi ve Manevi Tazminat  
Başvuranlar sırasıyla maddi ve manevi tazminat adı altında 10 000 euros (EUR) talep  
etmişlerdir.  
Hükümet görüş bildirmemiştir.  
3
İddia edilen maddi zarara ilişkin olarak AİHM, AİHS’ye aykırılık mevcut  
olmadığında, DGM önünde sonuçlanan yargılama usulünün sonucu üzerinde değerlendirmeye  
gitmemiştir. Sonuç olarak başvuranlara bu bağlamda zararın tazminini kabul etmemiştir (Bkz.  
Findlay-İngiltere, 25 Şubat 1997 tarihli karar, 1997-I, s.284, § 85).  
İddia edilen manevi zarara gelince, AİHM, dava şartlarında, tespit edilen ihlalin  
hakkaniyetli bir tatmin oluşturduğuna dikkati çekmektedir (sözü edilen Çıraklar kararı, §49).  
AİHM, bir başvuran hakkında verilen mahkumiyetin, 6§1 maddesine göre tarafsız ve  
bağımsız olmayan bir mahkeme tarafından verildiği sonucuna vardığında, prensip olarak en  
uygun tazminin, zamanında, tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından başvuranı yeniden  
yargılamanın olacağı kanaatine varmıştır ( sözü edilen Gençel kararı, § 27).  
B. Masraf ve Harcamalar  
Başvuranlar hiçbir gerekçe göstermeksizin konuyu Mahkemenin yorumuna  
bırakştır.  
Hükümet görüş bildirmemiştir.  
AİHM, konu hakkında elinde bulunan unsurlar ve içtihatlar göz önünde bulundurarak,  
2 000 Euros (EUR) tutarının ortak olarak başvuranlara tahsis edilmesinin uygun olacağı  
kanaatine varmıştır.  
C. Temerrüt faizi  
AİHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı basit  
faize dayalı olarak %3 'lük bir faiz oranı uygulanacağını belirtmektedir.  
BU SEBEPLERDEN ÖTÜRÜ MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE  
Başvuruların kabuledilebilir olduğuna;  
Malatya DGM’nin tarafsızlıktan ve bağımsızlıktan yoksun olması nedeniyle  
Sözleşmenin 6§1 maddesinin ihlal edildiğine;  
Mevcut kararın tek başına manevi tazminat için yeterli olduğuna karar vermiştir.  
a) Bu kararın, AİHS’nin 44§2 maddesine göre kesinleştiği tarihten itibaren üç ay  
içinde, miktara yansıtılabilecek KDV ve pul, harç ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki  
döviz kuru üzerinden TL’sına çevrilmek üzere mahkeme masrafları için Savunmacı  
Hükümetin 2 000 EUR’nun ( iki bin euro) ortak olarak başvuranlara ödemesine;  
b) Belirtilen süre bitiminden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süre için, yukarıda  
belirtilen tutara, Avrupa Merkez Bankasının kredi faiz oranına yüzde üç puan eklenmek  
suretiyle gecikme faizi uygulanmasına;  
Hakkaniyete uygun tazminata ilişkin diğer taleplerin reddine oy birliğiyle karar  
vermiştir.  
İşbu karar Fransızca olarak verilmiş ve 24 Haziran 2004 tarihinde, İçtüzüğün  
77.maddesinin 2.ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiştir.  
4