A. Kabuledilebilirlik hakkında
Hükümet iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazında bulunmaktadır. Hükümet, başvuranın
davaya bakan hakim nezdinde CMUK’un 128 § 4. maddesinde öngörülen başvuru yolunu
kullanarak gözaltı süresinin yasallığını denetleyebileceğini savunmaktadır.
Başvuran bu sava karşı çıkmaktadır.
AİHM, AİHS’nin 35 § 1. maddesinde öngörülen iç hukuk yollarının tüketilmesi kuralının, bir
başvuranın öne sürdüğü ihlallerin giderilmesine yönelik olarak iç hukuki düzende bulunan
olağan başvuru yollarını kullanması zorunluluğunu getirdiğini hatırlatmaktadır. Bununla
birlikte, bu başvurular etkili, kabul edilebilir ve teoride olduğu kadar pratikte de yeterli
derecede bir kesinliğe sahip bulunmalıdır. AİHS’nin 35 § 1. maddesi, ilgili iç organ önünde
de en azından özü itibariyle ve iç hukukta belirtilen şekilde AİHM önünde belirtilen
şikayetlerin dile getirilmesini fakat etkili ve yerinde olmayan başvuru yollarına
gidilmemesini öngörmektedir (Bkz. Aksoy-Türkiye kararı 18 Aralık 1996, 1996-VI, s. 2275-
2276, §§ 51-52 ve Akdivar ve diğerleri-Türkiye kararı, 16 Eylül 1996, 1996-IV, s. 1210, §§
65-67).
AİHM, Hükümetin savını destekleyecek nitelikte iç hukuk kararları sunmadığı tespitinde
bulunmaktadır. Bununla birlikte, bu nokta AİHS’nin 5 § 4. maddesine yapılan şikayetin özüne
sıkı sıkıya bağlıdır; AİHM bu incelemeyi şikayetin esası ile ilgili incelemeyle birleştirmeye
karar vermiştir.
AİHM, 5. madde uyarınca yapılan şikayetlerin 35 § 3. maddesi uyarınca dayanaktan yoksun
bulunmadığı tespitinde bulunmaktadır. Şikayetlerin kabuledilemezliğine dair hiçbir gerekçe
bulunmamaktadır.
B. Esas hakkında
1. 5 § 3. maddeye yönelik şikayet
Başvuran gözaltı süresinin uzunluğundan şikayetçi olmaktadır.
Hükümet gözaltı süresinin, olayların meydana geldiği dönemde yürürlükte bulunan yasalara
uygun olduğunu savunmaktadır.
AİHM, sözkonusu gözaltı süresinin başvuranın yakalandığı 23 Kasım 1997 tarihinde
başlayarak tutulu bulundurulduğu 29 Kasım 1997 tarihinde sona erdiğini ve bu sürenin altı
gün olduğunu not etmektedir.
AİHM, Brogan ve diğerleri kararında ilgilinin, yetkili bir hakim karşısına çıkarılmaksızın
gözaltında bulundurulduğu dört gün altı saatlık sürenin, toplu halde işlenen terör suçlarının
önlenmesi amaçlansa dahi 5 § 3. maddede öngörülen sınırların ötesinde olduğuna
hükmetmiştir (Bkz. sözü edilen Brogan ve diğerleri kararı, s. 33, § 62).
AİHM, başvuranın yetkili bir «hakim önüne» çıkarılmaksızın altı gün süreyle tutulu
bulundurulmasının gerekli olduğu hususunu kabul edememektedir.
3