COUNCIL  
AVRUPA  
OF EUROPE  
KONSEYİ  
AVRUPA KONSEYİ  
İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
ÜÇÜNCÜ DAİRE  
DURMAZ VE DİĞERLERİ /TÜRKİYE  
(Başvuru No: 46506/99, 46569/99, 46570/99 ve 46939/99)  
KARAR  
STRAZBURG  
14 Ekim 2004  
Kesinleşme  
14/01/2005  
Özet Tercüme  
__________________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2004. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Haklan Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme'yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın  
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri  
Bakanğı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı'na atıfta bulunmak suretiyle ticari  
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USULİ İŞLEMLER  
Dava, Kerem Durmaz, Ulaş Işık, Taci Sabri Unutmaz, ve Hasan Sezal ( “başvuranlar” ) isimli  
dört Türk vatandaşı tarafından AİHS’nin 34. maddesi uyarınca Avrupa İnsan Hakları  
Komisyonu’na (“Komisyon”), 8 Aralık 1998 tarihinde Türkiye aleyhine 46506/99, 46569/99,  
46570/99 ve 46939/99 no ile yapılan başvurulardan kaynaklanmaktadır.  
Mahkeme 4 Eylül 2001 tarihinde başvuruların birleştirilmesine, kısmi kabul edilebilir  
bulunduğunun ilan edilmesine ve başvuranların bağımsız ve tarafsız bir Mahkeme tarafından  
yargılanmadığı hakkındaki şikayetlerin Hükümet’e bildirilmesine karar vermiştir. Ayrıca 7  
Kasım 2002 tarihinde Sözleşmenin 29/3 maddesi uyarınca esasların kabuledilebilirlikle  
birlikte incelenmesine karar vermiştir.  
OLAYLAR  
İlk başvuran 1980, ikinci başvuran 1977, üçüncü başvuran 1979 ve dördüncü başvuran da  
1979 doğumludur. Başvuranlar 27 ve 28 Nisan 1998 tarihlerinde Ankara Emniyet Müdürlüğü  
Terörle Mücadele Şubesi tarafından gözaltına alınmışlardır.  
Başvuranlar, 7 Mayıs 1996 tarihinde Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi savcısı ve sonra da  
sorgu hakimi huzuruna çıkarılmışlardır. Sorgu hakimi başvuranların tutuklu yargılanmalarına  
karar vermiştir.  
Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı 23 Mayıs 1996 tarihli iddianamesi gereğince  
başvuranlar aleyhinde işlemleri başlatmış ve yasadışı örgüt TIKP’ye üye olmakla suçlamıştır.  
(Türkiye İhtilalci Komünist Partisi). Başvuranlar, 1 Mayıs ve 8 Mart Kadınlar gününe  
katılarak slogan atmak ve TIKP adına broşür dağıtmak gibi eylemlerde bulunmakla  
suçlanşlardır. Savcı, başvuranların Ceza Kanununun 168/2 maddesi uyarınca  
yargılanmalarını istemiştir.  
İki sivil ve bir askeri hakimden oluşan Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi, 9 Ekim 1996  
tarihinde başvuranların TIKP üyesi olduğuna karar vermek için kanıtların yeterli olmadığına  
karar vermiş, ancak Ceza Kanunu’nun 169. maddesi uyarınca yasadışı örgüte yardım ve  
yataklık etmekten suçlu bulmuştur. İlk, ikinci ve üçüncü başvuranlar iki yıl altı ay hapse,  
dördüncü başvuran da üç yıl dokuz ay hapse mahkum etmiştir.  
Başvuranlar temyiz için başvurmuşlardır. Yargıtay Başsavcısı 24 Aralık 1997 tarihinde  
başvurunun esasları hakkındaki görüşlerini sunmuştur. Bu görüş başvuranlara bildirilmemiş  
ancak, 18 Mart 1998 tarihli duruşmada okunmuştur.  
Yargıtay, 20 Mayıs 1998 tarihinde, başvuranların dilekçesini reddederek, Ankara Devlet  
Güvenlik Mahkemesi’nin kararını onamıştır. Karar, 10 Haziran 1998 tarihinde ilan edilmiştir.  
Başvuranların karar düzeltme talebi 30 Haziran 1998 tarihinde reddedilmiştir.  
II. İLGİLİ İÇ HUKUK  
İç hukuk ile ilgili detaylar Özel/Türkiye davasında ( 42739/98) bulunabilir.  
HUKUK  
2
SÖZLEŞMENİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI  
Başvuranlar, öncelikle Ankara DGM’de askeri bir hakimin bulunması sebebiyle bağımsız ve  
tarafsız olmayan bir mahkemece yargılandıklarından şikayetçi olmuşlardır. Başvuranlar,  
itiraz aşamasında savcının görüşlerinin kendilerine bildirilmediğini ileri sürerek silahların  
eşitliği ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir. Bu bağlamda 6. maddenin ihlal edildiğini  
ileri sürmüşlerdir.  
A. Kabul Edilebilirlik  
Hükümet, Sözleşmenin 35. maddesi bağlamında altı ay kuralına uymadığı için başvuranların  
Ankara DGM’nin bağımsız ve tarafsızlığı ile ilgili şikayetlerinin reddedilmesi gerektiğini  
şünmektedir. Bu hususta başvuranlar, Ankara DGM’nin karar verdiği 9 Ekim 1996  
tarihinden itibaren altı ay içinde Mahkeme’ye başvurmalıydı.  
Mahkeme, Hükümet’in benzer şekildeki ilk itirazlarını daha önce de incelediğini ve  
reddettiğini tekrarlayarak, bu dava hakkında farklı bir sonuca varmasını gerektirecek durumlar  
olmadığını tespit etmiştir.  
Bu nedenle Mahkeme Hükümet’in ilk itirazlarını reddetmiştir.  
Mahkeme, içtihatlarının ve kendisine sunulan belgelerin ışığında davanın ancak esasların  
incelenmesiyle çözülebilecek olaylarla ve hukukla ilgili karmaşık konuları gündeme  
getirdiğini belirtmiştir. Mahkeme bu nedenle başvurunun Sözleşmenin 35/3 maddesinin  
anlamı dahilinde temelden yoksun olmadığı sonucuna varmıştır. Kabul edilemez bulunması  
için hiçbir sebep tespit edilmemiştir.  
B. Esaslar  
1. Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin Bağımsızlığı ve Tarafsızlığı  
Hükümet, DGM’lerin devletin bütünlüğüne ve güvenliğine yöneltilen tehditlerle ilgilenmek  
üzere kanunla kurulduğunu savunmuştur. Hükümet’e göre başvuranların Ankara DGM’nin  
bağımsızlığından ve tarafsızlığından endişe etmesi yersizdir. Hükümet, bunun yanısıra askeri  
savcıların DGM’lerdeki görevlerini sona erdiren 1999 yılında yapılan anayasal değişikliğe  
değinmiştir.  
Mahkeme daha önce benzer davaları incelediğini ve Sözleşmenin 6/1 maddesinin ihlali  
yönünde karar verdiğini belirtmiştir. Mahkeme bu davada farklı bir karara varmak için sebep  
görmemektedir. Yasadışı bir örgüte üye olmak ve yardım ve yataklık etmek suçlarından askeri  
bir hakimin görev aldığı DGM’lerde yargılanan başvuranların endişe duymaları anlaşılabilir  
bir durumdur. Bu hususta Ankara DGM’nin dava ile ilgilisi olmayan konulardan  
etkilenmesinden korkmakta haklıdırlar.  
Mahkeme yukarıda anlatılanların ışığında Sözleşmenin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine karar  
vermiştir.  
Sözleşmenin 6. maddesi bağlamında sunulan diğer şikayetler  
3
Başvuranların adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin kararına bağlı olarak  
Mahkeme, Sözleşmenin 6/3 maddesi bağlamındaki diğer şikayetleri incelemeye gerek  
görmemiştir.  
II. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI  
A. Tazminat  
Başvuranlar, maddi zararla ilgili olarak her biri için, 5,000 Euro, manevi zararla ilgili olarak  
ise 100,000 Euro ödenmesini talep etmişlerdir.  
Hükümet başvuranların taleplerinin reddini istemiş ve talep edilen meblağların fahiş ve haksız  
olduğunu savunmuştur.  
Mahkeme, manevi zararla ilgili olarak 6. madde hakkındaki ihlal kararının yeterli bir tazmin  
oluşturduğunu düşünmektedir.  
Başvuranın Sözleşmenin 6/1 maddesinin anlamı dahilinde bağımsız ve tarafsız bir  
mahkemece yargılanmadığına karar verildiği durumlarda Mahkeme, uygulanabilecek en iyi  
çözümün başvuranların bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından yeniden yargılanması  
olduğunu belirtmiştir. (Gençel/Türkiye, no. 53431/99, prg. 27, 23 Ekim 2003).  
B. Mahkeme Masrafları  
Başvuranlar mahkeme masrafları için miktar belirlememiş Mahkeme huzurunda yapılan  
işlemler için yapılan harcamaların ödenmesini talep etmişlerdir.  
Hükümet, mahkeme masraflarının belgelendirilmediğini belirtmiştir.  
Mahkeme makul talepler ve gerekli olduğu için yapılan harcamalar için ödeme yapılmasına  
karar verecektir.  
Yukarıda sunulan bilgiler ve Mahkeme içtihatları ışığında Mahkeme, 3,000 Euro ödenmesine  
karar vermiştir.  
C. Gecikme Faizi  
Mahkeme Avrupa Merkez Bankası’nın uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde  
edilecek oranın gecikme faiz oranı olarak benimsenmesine karar vermiştir.  
BU NEDENLERDEN DOLAYI MAHKEME OYBİRLİĞİYLE  
1. Başvurunun kabul edilebilir olduğuna;  
2. Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlığına ve tarafsızlığına ilişkin  
şikayetle ilgili olarak Sözleşmenin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;  
3. Sözleşmenin 6/3 maddesi bağlamında sunulan diğer şikayetlerin incelenmesine gerek  
olmadığına;  
4. Manevi tazminat ile ilgili olarak ihlal bulgusunun tek başına tazmin için yeterli  
olduğuna;  
4
5. a) Sorumlu Devletin mahkeme masrafları ile ilgili olarak Sözleşmenin 44/2 maddesi  
uyarınca başvuranlara kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde 3,000  
Euro’nun ödeme günündeki kur üzerinden Türk Lirasına çevrilerek ve  
uygulanabilecek her türlü vergiden muaf tutularak ödenmesine;  
b) Üç aylık sürenin aşılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için yukarıdaki  
meblağlara Avrupa Merkez Bankası’nın uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek  
suretiyle elde edilecek oranın gecikme faiz oranı olarak uygulanmasına ;  
6. Başvuranların diğer adil tazmin taleplerinin reddine  
KARAR VERMİŞTİR.  
Karar İngilizce çıkmıştır ve Mahkeme İç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragrafları uyarınca 14 Ekim 2004 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.  
5