AİHM iç hukuk yollarının tüketilmemesi ve altı ay koşuluna uyulmamasına ilişkin
itirazlar hakkında, Özel (sözüedilen karar, § 25) ve Özdemir-Türkiye (no: 59659/00, § 26, 6
Şubat 2003) davalarında yapılan benzeri itirazları reddettiğini hatırlatmaktadır. AİHM daha
önce vardığı bu sonuca aykırı bir karar vermek için bir gerekçe görmemekte ve dolayısıyla
sözkonusu iki itirazı reddetmektedir.
AİHM, başvuranın mağdur sıfatı hakkında konuya ilişkin yerleşik içtihadını
hatırlatmaktadır. Bir başvuran lehinde verilen karar ya da alınan tedbir, ancak ulusal
mahkemeler açıkça ya da özü bakımından AİHS’nin ihlalini kabul edip daha sonra telafi
ederse başvuranın “mağdur” sıfatının ortadan kaldırılması için ilke olarak yeterli olur (Bkz.
Öztürk-Türkiye, no: 22479/93, § 73, AİHM 1999-VI ve mutatis mutandis, Osman Özçelik ve
diğerleri-Türkiye (karar), no: 55391/00, 1 Haziran 2004).
Bu durumda, AİHM, elinde bulunan dosyadaki belgeleri gözönüne alarak, sözkonusu
ertelemenin, kendi içinde cezai mahkumiyet kararını ortadan kaldırmak ve buna bağlı cezaları
sona erdirme gibi kendiliğinden bir etkisi bulunan adli mekanizma oluşturmamaktadır.
Dolayısıyla Hükümet’in başvuranın mağdur sıfatının bulunmamasına ilişkin ön itirazını
reddetmek uygun olacaktır.
AİHM, içtihadından çıkan kriterler ışığında (Bkz. özellikle Çıraklar-Türkiye, 28 Ekim
1998 tarihli karar, 1998-VII) ve elinde bulunan unsurların tümünü gözönüne alarak,
başvurunun esastan incelenmesi gerektiğine kanaat getirmektedir. AİHM ayrıca, başvurunun
başka hiçbir kabul edilemezlik gerekçesiyle ters düşmediğine kanaat getirmektedir.
B. Esas Hakkında
1. DGM’nin tarafsız ve bağımsız olması hakkında
AİHM, bu durumda ortaya çıkan sorunlara benzer sorunları birçok kez irdelemiş
AİHS’nin 6§1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir (Bkz. sözüedilen Özel, §§33-34 ve
sözüedilen Özdemir, §§35-36).
AİHM, mevcut davayı incelemiş ve Hükümet’in, sözkonusu durumu farklı bir sonuca
ulaştırabilecek ne bir olay ne de bir delil sunduğuna kanaat getirmektedir. AİHM, “milli
güvenliğe” ilişkin suçlardan DGM önüne çıkarılan başvuranın, aralarında askeri hakimin de
bulunduğu mahkeme heyeti önüne çıkmaktan çekinmesinin anlayışla karşılanacağını
saptamaktadır. Bu nedenden dolayı, başvuran, DGM’nin bu türden davalara ters düşen
değerlendirmelerle haksız yere yönlendirilmelerine izin vermesinden haklı olarak
çekinmektedir. Böylece, bu mahkemenin tarafsızlığı ve bağımsızlığı hakkında başvuran
tarafından duyulan şüphelerin objektif olarak kanıtlandığı düşünülebilir (Incal-Türkiye, 9
Haziran 1998 tarihli karar, 1998-IV, s. 1573, §72 in fine).
AİHM, başvuranı yargılayıp mahkum ettiği sırada DGM’nin, 6§1 maddesi uyarınca
tarafsız ve bağımsız bir mahkeme olmadığı sonucuna varmaktadır.
2. Ceza muhakemeleri usulünün hakkaniyeti hakkında
Hükümet bir ihlalin bulunmadığını ileri sürmektedir.
4