CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYİ  
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
EMEK PARTİSİ VE ŞENOL- TÜRKİYE DAVASI  
(Başvuru no:39434/98)  
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ  
STRAZBURG  
31 MAYIS 2005  
İşbu karar Sözleşme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde  
kesinleşecek olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.  
__________________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Haklan Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme'yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın  
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri  
Bakanğı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı'na atıfta bulunmak suretiyle ticari  
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
1
İŞLEMLER  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 39434/98 başvuru no’lu davanın nedeni, Emek  
Partisi (EP) ve Türkiye Cumhuriyeti uyruklu Osman Nuri Şenol’ün (Başvuranlar), 11 Ağustos  
1997 tarihinde, Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Sözleşmesi’nin (AİHS) eski 25.  
maddesi gereğince Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) yaptıkları başvurudur.  
Başvuranlar İstanbul Barosu avukatlarından K.T. Sürek tarafından temsil  
edilmektedirler.  
OLAYLAR  
Birinci başvuran EP, Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılan siyasi bir partidir.  
İkinci başvuran, Osman Nuri Şenol olayların geçtiği dönemde bu siyasi partinin başkanı idi.  
EP, 25 Mart 1996 tarihinde kurulmuş, ardından parti tüzüğü ve programına ilişkin  
bilgiler İçişleri Bakanlığı’na verilmiştir.  
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, 22 Mayıs 1996 tarihinde, Anayasa Mahkemesi’ne  
EP’nin kapatılması yönünde talepte bulunmuştur. Cumhuriyet Başsavcısı, iddianamesinde  
partiyi, Anayasa’yı ve Siyasi Partiler Kanunu’nu ihlal etme suçuyla itham etmiştir.  
Cumhuriyet Başsavcısı’na göre, EP tüzüğünün içeriği ve hedefleri, toprak bütünlüğünü, milli  
birliği ve devletin resmi dilini ihlal etmektedir.  
Başvuran Parti’nin avukatı, 24 Haziran 1996 tarihinde, yazılı ön savunmalarını  
sunmuştur. Avukat, Cumhuriyet Başsavcısı’nın iddianamesinde, bir yandan milli birliğin  
korunması amacıyla Türk dilinin eğitimde ve kültürel faaliyetlerde kullanılan tek dil olmasını  
savunarak, Türkiye’deki gerçekleri görmezden geldiğini, diğer yandan EP’nin ise bu birliğe  
karşı azınlıkların oluşmasını hedeflediğini belirtmektedir. Avukat, azınlıklar gibi toplumsal  
oluşumların yapay olamayacağını ve siyasi söylemlerini dile getiren devlet adamları  
tarafından da kabul edilen tarihi olayların sözkonusu olduğunu hatırlatmıştır. Başvuran  
Parti’nin avukatı, kapatılma talebinin gerçek amacının, çalışanlara siyaset yapmayı  
yasaklamak olduğunu ve onları sadece birer seyirciye indirgemek isteğinin yattığı sonucuna  
varmıştır.  
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı 27 Haziran 1996 tarihinde, esas hakkındaki  
görüşlerini sunmuştur.  
Başvuran Parti de, 15 Ağustos 1996 tarihinde, esas hakkındaki savunmalarını  
sunmuştur. Parti’nin avukatı, özellikle AİHS’nin 10, 11, 17 ve 18. maddeleri ile beraber 1  
No’lu Ek Protokol’ün 3. maddesine atıfta bulunmuştur.  
Taraflar 7 Ekim 1996 tarihinde, Anayasa Mahkemesi önünde savunmalarını sözlü  
olarak sunmuşlardır.  
Anayasa Mahkemesi, 14 Şubat 1997 tarihinde, Siyasi Partiler Kanunu’nun 101.  
maddesi uyarınca, tüzük ve programı “devletin toprak bütünlüğünün yanısıra milli birliği ve  
2
resmi dilini ihlal eden nitelikte” olduğu ve dolayısıyla sözüedilen Kanun’un 78 a) ve 81 a) ve  
b) maddelerini ihlal ettiği gerekçesiyle EP’nin kapatılması kararı vermiştir.  
Anayasa Mahkemesi, verdiği kararda, ilk olarak etnik kökeni ne olursa olsun Türk  
topraklarında yaşayan kişilerin, ortak kültürleri aracılığıyla birlik oluşturduğuna dair anayasal  
ilkeleri hatırlatmaktadır. Anayasa Mahkemesi’ne göre, bu kişilerin hepsi Türkiye Cumhuriyeti  
vatandaşıydı ve Türk milletini oluşturmaktaydı. Ayrıca Anayasa Mahkemesi, Lozan  
Anlaşması’na göre, farklı bir dil veya etnik kökenin kendi başına, bir gruba azınlık niteliğini  
kazandırmaya yeterli olmadığını hatırlatmaktadır.  
EP programının, toprak bütünlüğünü ve milli birliğini ihlal eden nitelikte sözler  
içerdiğine dair iddia hakkında, Anayasa Mahkemesi, kürt kökenli vatandaşların, Türkiye’nin  
her bölgesinde diğer Türk vatandaşlarla aynı haklara sahip olduklarını belirtmiştir. Aksini  
söylemek terörist örgütlerin eylemlerini haklı bulma anlamına gelecektir.  
Anayasa Mahkemesi, “programın bütünlüğünü incelerken, ‘emperyalizm’, ‘kürt  
zulmü’, ‘Kürt ve Türk işçiler’, ‘devletin demokratikleşme şekli’ vs. gibi sözlerin anlamının  
açıkça anlaşıldığını” belirtmiştir. Anayasa Mahkemesi, EP programının önerilerinin,  
Kürtçe’nin gelişmesini ilerletme maskesi altında, Türkiye’nin milli birliğini ve toprak  
bütünlüğünü bozacak azınlıkları oluşturmayı hedeflediğine kanaat getirmektedir. Sonuç  
olarak, EP’ninkine benzer bölücülüğü ve Türk milletinin bölünmesini destekleyici hedefler,  
kabul edilemez. Dolaysıyla bu hedefler sözkonusu partinin kapatılmasını haklı  
göstermektedir.  
Anayasa Mahkemesi’nin, EP’nin kapatılması yönünde verdiği karar, 2820 sayılı  
Kanun’un 107§1 maddesine uygun olarak parti mallarının satılıp Hazine’ye aktarılmasına  
ipso jure neden olmuştur.  
Anayasa Mahkemesi’nin verdiği karar 26 Haziran 1998 tarihinde, Resmi Gazete’de  
yayınlanmıştır. Verilen bu kararla, parti kurucularının ve yöneticilerinin başka bir siyasi  
oluşumda benzeri görevlerde bulunmaları yasaklanmıştır (Anayasa’nın 69. maddesi ve 2820  
sayılı Kanun’un 95§1 maddesi).  
HUKUK AÇISINDAN  
I. AİHS’NİN 11. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI  
Başvuranlar, EP’nin kapatılmasının, AİHS’nin 11. maddesinin güvence altına aldığı  
dernek kurma özgürlüklerini ihlal ettiğini iddia etmektedirler.  
AİHM, sözkonusu parti kapatmanın, AİHS’nin 11. maddesinin güvence altına aldığı  
başvuranların dernek kurma hakkına müdahale oluşturmasının taraflar arasında ihtilaf konusu  
olmadığını not etmektedir. Üstelik müdahalenin kanun tarafından öngörüldüğüne ve 11§2.  
madde bakımından toprak bütünlüğünün korunması gibi yasal amaç güttüğüne itiraz  
edilmemektedir (Bkz. Sosyalist Türkiye Partisi (STP) ve diğerleri-Türkiye, 12 Kasım 2003,  
no: 26482/95, § 27 ve 28). AİHM, bu değerlendirmeyi benimsemektedir. Buna karşın  
uyuşmazlık, bu müdahalenin “demokratik bir toplumda gerekli” olup olmadığı sorusuna  
dayanmaktadır.  
Hükümet, bu noktada, toprak bütünlüğünü tehdit eden ve binlerce ölüme yol açan bir  
terörizm döneminde, siyasi parti yöneticilerinin, teröristlere destek veren beyanlarda  
3
bulunmaktan, iddialarını dile getirmekten veya övgüler yağdırmaktan çekinmeleri gerektiğini  
savunmaktadır. Anayasa Mahkemesi tarafından dikkate alınan dava konusu sözlere atıfta  
bulunan Hükümet, bu koşullarda EP’nin kapatılmasının “demokratik toplumda gerekli”  
olduğuna ve kamu düzeninin korunması gibi zorunlu bir sosyal ihtiyaca cevap verdiğine  
kanaat getirmektedir.  
AİHM, EP’nin, daha faaliyetlerini başlatamadan kapatıldığını dolayısıyla, bu önlemin  
sadece EP’nin programına dayanarak alındığını not etmektedir. Ulusal mahkemeler gibi  
AİHM de dava konusu müdahalenin gerekliliğini değerlendirirken EP’nin programına  
dayanarak karar verecektir.  
Bu davada uygulanacak içtihat, Refah Partisi ve diğerleri-Türkiye kararının (no:  
41340/98, 41342/98, 41343/98 ve 41344/98, 2003-II) 86-89 ve 96-100 paragraflarında  
tanımlanmıştır. Özellikle AİHM’ye göre, bir siyasi parti ancak iki koşulda mevzuatın veya  
devletin yasal veya anayasal yapılarının değiştirilmesi yönünde kampanya yürütebilir: 1) bu  
amaçla kullanılan bütün yollar her bakımdan yasal ve demokratik olmalıdır; 2) önerilen  
değişikliğin kendisi, temel demokratik prensiplerle bağdaşmalıdır. Kaçınılmaz olarak  
buradan, sorumlularının şiddete başvurmayı teşvik eden veya demokrasinin bir veya birçok  
kuralına riayet etmeyen veya demokrasiyi yıkmayı amaçlayan ve de demokrasinin tanıdığı  
hak ve özgürlükleri tanımayan siyasi bir projeyi öneren siyasi partinin, bu gerekçelerden  
dolayı verilen yaptırımlara karşı AİHS’nin korunmasını ileri süremeyeceği sonucu ortaya  
çıkmaktadır (Yazar ve diğerleri-Türkiye, no: 22723/93, 22724/93 ve 22725/93, 2002-II, § 49,  
sözüedilen Refah Partisi ve diğerleri, § 98).  
EP’nin demokrasi ilkelerine aykırı amaç güdüp gütmediği sorusu konusunda, Türkiye  
Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi, EP’yi, milli ve toprak bütünlüğünü yıkmak amacıyla Türk  
milletini bir yanda Türkler diğer yanda Kürtler olmak üzere ikiye ayırmaya çalışmakla  
suçlaştır.  
AİHM, EP’nin programının dava konusu bölümlerinin, işçi sınıfının Türkiye’de ve  
dünyada gelişmesi hakkındaki analizi ve Hükümet’in bölücü faaliyetlerle nasıl mücadele  
ettiği üzerine yapılan eleştiriyi içerdiğini saptamaktadır. AİHM, EP’nin savunduğu ilkelerin,  
ortaya konulduğu gibi, demokrasinin temel ilkelerine aykırı olmadığını kabul etmektedir.  
EP’nin hedeflerinin, terör faaliyetlerini meşru göstermek amacıyla PKK tarafından öne  
sürülen hedeflerle benzerlik gösterdiğine dair Hükümet’in savı konusunda, AİHM, yukarıda  
belirtilen ilkelerin siyasi bir oluşum tarafından savunulmasının, terör eylemlerine verilen bir  
destek olarak algılanmasına indirgenildiği takdirde, bu konuya ilişkin sorunları demokratik  
tartışmalar çerçevesinde inceleme olasılığını azaltacağını ve de silahlı hareketlerin bu ilkelerin  
savunmasını tekeline almasına neden olacağını, bunun da, 11. maddenin amacına ve  
dayanğı demokratik ilkelerle ters düşeceğini hatırlatmaktadır (sözüedilen Yazar ve diğerleri,  
§ 57).  
EP’nin, ülkedeki demokratik rejimi tehlikeye sokacak nitelikte siyasi bir projesinin  
bulunmadığı ve/veya siyasi amaçlar için kuvvete başvurma çağrısının veya kanıtın  
bulunmadığı gözönüne alınırsa, sözkonusu partinin kapatılmasının, “zorunlu toplumsal bir  
ihtiyaca” cevap verdiği ve de “demokratik toplumda gerekli” olduğu makul olarak  
şünülemez.  
Dolayısıyla AİHS’nin 11. maddesi ihlal edilmiştir.  
4
II. AİHS’NİN 9, 10 VE 14. MADDELERİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI  
Başvuranlar ayrıca, AİHS’nin 9, 10 ve 14. maddelerinin ihlal edildiğini iddia  
etmektedirler. AİHM, 11. madde alanında incelenen aynı olaylara ilişkin şikayetleri ayrıca  
incelemeye gerek olmadığına kanaat getirmektedir (Bkz. Özgürlük ve Demokrasi Partisi  
(ÖZDEP)-Türkiye, no: 23885/94, § 49, 1999-VIII).  
III. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA  
A. Tazminat  
Başvuranlar, 15.000 Euro tutarında manevi zarara uğradıklarını iddia etmektedirler.  
Hükümet bu iddialara itiraz etmektedir.  
AİHM, EP’nin henüz faaliyetlerine başlamadan kapatılmasına karşın, (a contrario, 25  
Mayıs 1998 tarihli Sosyalist Parti ve diğerleri-Türkiye kararı, 1998-III, § 67), kapatılmasının  
başvuranlarda ve diğer parti kurucuları ile üyelerinde (mutatis mutandis Comingersoll S.A.-  
Portekiz, no: 35382/97, 2000-IV) yoksunluk hissi uyandırdığı kanısındadır. AİHM,  
hakkaniyete uygun olarak başvuranlara istedikleri rakamın tümünü vermenin uygun olacağına  
kanaat getirmektedir.  
B. Masraf ve Harcamalar  
Başvuranlar ayrıca, hiçbir kanıt sunmadan ulusal mahkemeler ve AİHM’de yapılan  
masraf ve harcamalar için 3.000 Euro talep etmektedirler.  
Hükümet bu iddialara itiraz etmektedir.  
AİHM, Strazburg organları önündeki usul işlemlerinin süresini ve karmaşıklığını  
gözönüne alarak, istenilen rakamın tümünü başvuranlara ödemenin uygun olacağına kanaat  
getirmektedir.  
C. Gecikme Faizi  
AİHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz  
oranına 3 puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERDEN DOLAYI MAHKEME OYBİRLİĞİYLE,  
1. AİHS’nin 11. maddesinin ihlal edildiğine;  
2. AİHS’nin 9 ve 10. maddeleri ile birlikte 14. maddeye göre yapılan diğer şikayetleri  
incelemeye gerek olmadığına;  
5
3. a) Bu kararın, AİHS’nin 44§2 maddesine göre kesinleştiği tarihten itibaren üç ay  
içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL’sına çevrilmek üzere Savunmacı  
Hükümet’in;  
i. manevi tazminat için 15.000 Euro ( on beş bin Euro)  
ii. masraf ve harcamalar için 3.000 Euro (üç bin Euro)  
iii. miktara yansıtılabilecek KDV ve pul, harç ve masraflarla birlikte başvuranlara  
ödemesine;  
b) Belirtilen süre bitiminden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süre için, yukarıda  
belirtilen tutara, Avrupa Merkez Bankası’nın kredi faiz oranına üç puan eklenmek  
suretiyle gecikme faizi uygulanmasına;  
karar vermiştir.  
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve 31 Mayıs 2005 tarihinde, İçtüzüğün 77.  
maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiştir.  
6