bulunmaktan, iddialarını dile getirmekten veya övgüler yağdırmaktan çekinmeleri gerektiğini
savunmaktadır. Anayasa Mahkemesi tarafından dikkate alınan dava konusu sözlere atıfta
bulunan Hükümet, bu koşullarda EP’nin kapatılmasının “demokratik toplumda gerekli”
olduğuna ve kamu düzeninin korunması gibi zorunlu bir sosyal ihtiyaca cevap verdiğine
kanaat getirmektedir.
AİHM, EP’nin, daha faaliyetlerini başlatamadan kapatıldığını dolayısıyla, bu önlemin
sadece EP’nin programına dayanarak alındığını not etmektedir. Ulusal mahkemeler gibi
AİHM de dava konusu müdahalenin gerekliliğini değerlendirirken EP’nin programına
dayanarak karar verecektir.
Bu davada uygulanacak içtihat, Refah Partisi ve diğerleri-Türkiye kararının (no:
41340/98, 41342/98, 41343/98 ve 41344/98, 2003-II) 86-89 ve 96-100 paragraflarında
tanımlanmıştır. Özellikle AİHM’ye göre, bir siyasi parti ancak iki koşulda mevzuatın veya
devletin yasal veya anayasal yapılarının değiştirilmesi yönünde kampanya yürütebilir: 1) bu
amaçla kullanılan bütün yollar her bakımdan yasal ve demokratik olmalıdır; 2) önerilen
değişikliğin kendisi, temel demokratik prensiplerle bağdaşmalıdır. Kaçınılmaz olarak
buradan, sorumlularının şiddete başvurmayı teşvik eden veya demokrasinin bir veya birçok
kuralına riayet etmeyen veya demokrasiyi yıkmayı amaçlayan ve de demokrasinin tanıdığı
hak ve özgürlükleri tanımayan siyasi bir projeyi öneren siyasi partinin, bu gerekçelerden
dolayı verilen yaptırımlara karşı AİHS’nin korunmasını ileri süremeyeceği sonucu ortaya
çıkmaktadır (Yazar ve diğerleri-Türkiye, no: 22723/93, 22724/93 ve 22725/93, 2002-II, § 49,
sözüedilen Refah Partisi ve diğerleri, § 98).
EP’nin demokrasi ilkelerine aykırı amaç güdüp gütmediği sorusu konusunda, Türkiye
Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi, EP’yi, milli ve toprak bütünlüğünü yıkmak amacıyla Türk
milletini bir yanda Türkler diğer yanda Kürtler olmak üzere ikiye ayırmaya çalışmakla
suçlamıştır.
AİHM, EP’nin programının dava konusu bölümlerinin, işçi sınıfının Türkiye’de ve
dünyada gelişmesi hakkındaki analizi ve Hükümet’in bölücü faaliyetlerle nasıl mücadele
ettiği üzerine yapılan eleştiriyi içerdiğini saptamaktadır. AİHM, EP’nin savunduğu ilkelerin,
ortaya konulduğu gibi, demokrasinin temel ilkelerine aykırı olmadığını kabul etmektedir.
EP’nin hedeflerinin, terör faaliyetlerini meşru göstermek amacıyla PKK tarafından öne
sürülen hedeflerle benzerlik gösterdiğine dair Hükümet’in savı konusunda, AİHM, yukarıda
belirtilen ilkelerin siyasi bir oluşum tarafından savunulmasının, terör eylemlerine verilen bir
destek olarak algılanmasına indirgenildiği takdirde, bu konuya ilişkin sorunları demokratik
tartışmalar çerçevesinde inceleme olasılığını azaltacağını ve de silahlı hareketlerin bu ilkelerin
savunmasını tekeline almasına neden olacağını, bunun da, 11. maddenin amacına ve
dayandığı demokratik ilkelerle ters düşeceğini hatırlatmaktadır (sözüedilen Yazar ve diğerleri,
§ 57).
EP’nin, ülkedeki demokratik rejimi tehlikeye sokacak nitelikte siyasi bir projesinin
bulunmadığı ve/veya siyasi amaçlar için kuvvete başvurma çağrısının veya kanıtın
bulunmadığı gözönüne alınırsa, sözkonusu partinin kapatılmasının, “zorunlu toplumsal bir
ihtiyaca” cevap verdiği ve de “demokratik toplumda gerekli” olduğu makul olarak
düşünülemez.
Dolayısıyla AİHS’nin 11. maddesi ihlal edilmiştir.
4