CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYİ  
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
BAŞKAYA - TÜRKİYE DAVASI  
(Başvuru no: 68234/01 )  
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ  
STRAZBURG  
3 Ekim 2006  
İşbu karar Sözleşme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek  
olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.  
__________________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Haklan Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme'yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın  
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri  
Bakanğı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı'na atıfta bulunmak suretiyle ticari  
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
1
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (68234/01) başvuru no’lu davanın nedeni bu ülke  
vatandaşı Fikret Başkaya’nın (başvuran) 3 Mart 2001 tarihinde Avrupa İnsan Hakları  
Mahkemesi’ne Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu  
başvurudur. Başvuranlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde Ankara Barosu  
avukatlarından A. Erdoğan tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
1940 doğumlu başvuran Ankara’da ikamet etmektedir.  
1 Haziran 1999 tarihinde Özgür Bakış gazetesi, başvuran tarafından kaleme alınan «Tarihi  
dava mı ?» başlıklı bir makaleyi yayımlamıştır.  
İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Savcısı 3 Ağustos 1999 tarihinde  
3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 8 § 1. maddesine dayalı olarak başvuranı  
bölücülük propagandası yapma suçu ile itham etmiştir.  
DGM, 13 Haziran 2000 tarihinde başvuranı bir yıl hapis ve 1.066.666.666 T.L. para cezasına  
çarptırmıştır.  
Mahkeme, sözkonusu makalenin Devletin bölünmez bütünlüğüne karşı bölücülük  
propagandasını içerdiği tespitinde bulunarak bu makaleden bazı bölümlere yer vermiştir.  
Yargıtay 15 Ocak 2001 tarihinde ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.  
Başvuran 13 Haziran 2002 tarihinde para cezasını (yaklaşık 735 Euro) ödemekten beraat  
etmiş, bir yıllık hapis cezasını çekmiştir.  
HUKUK AÇISINDAN  
I. AİHS’NİN 6. MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA  
Başvuran Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın yazılı görüşüne yanıt verme olanağının  
bulunmayışı doğrultusunda Yargıtay önünde hakkaniyete uygun bir yargının  
gerçekleşmediğinden şikayetçi olmakta, bu yönde AİHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğini  
ileri sürmektedir.  
Hükümet bu iddiaya karşı çıkmaktadır.  
AİHM, başvuranın yakındığı bu şikayete benzer bir şikayetin daha önce de incelendiğini ve  
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın görüşüne yazılı olarak yanıt verme olanağının  
olmamasının AİHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını hatırlatmaktadır (Bkz. Göç  
kararı, Abdullah Aydın-Türkiye (no2), no: 63739/00, 10 Kasım 2005, Halis Doğan-Türkiye  
kararı, no: 75946/01 ve Tosun-Türkiye kararı, no: 4124/02, 28 Şubat 2006).  
AİHM başvuruyu incelemiş ve Hükümetin mevcut başvuruyu farklı sonlandıracak hiçbir  
delili ve argümanı sunmadığına itibar etmiştir.  
2
Bu nedenle, AİHS’nin 6 § 1. maddesi bu açıdan ihlal edilmiştir.  
II. AİHS’NİN 10. MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA  
Başvuran mahkumiyet cezasına çarptırılmasının ifade ve düşünce özgürlüğünün ihlalini  
oluşturduğunu ileri sürmekte, AİHS’nin 10. maddesine atıfta bulunmaktadır.  
Hükümet başvuranın mahkumiyetinin AİHS’nin 10. maddesinin ikinci paragrafı gereğince  
meşru sayıldığını savunarak, buna göre bir Devletin toprak bütünlüğünü tehdit eden terörist  
faaliyetler ile karşı karşıya kalındığında daha da geniş bir takdir yetkisi tanınan sınırı Türk  
yetkililerin hiçbir şekilde aşmadıklarını ifade etmektedir. Sözkonusu makalenin bu özel  
bağlamda değerlendirilmesi gerekir.  
AİHM, sözkonusu mahkumiyet kararının AİHS’nin 10 § 1. maddesi ile güvence altına alınan  
başvuranların ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahaleyi oluşturduğu hususunda taraflar  
arasında bir ihtilaf bulunmadığını not etmektedir. Yapılan müdahalenin AİHS’nin 10 § 2.  
maddesi uyarınca toprak bütünlüğünün korunması gibi meşru bir amacı izlediğine itiraz  
edilmemektedir. AİHM bu hususu dikkate almaktadır. Bununla birlikte yapılan müdahalenin  
«demokratik bir toplum için zorunluluk» oluşturup oluşturmağının incelenmesi  
gerekmektedir (Bkz. Yağmurdereli-Türkiye kararı, no: 29590/96, 4 Haziran 2002).  
AİHM, daha önce de bu başvuruya benzer sorunları ele alan kararların incelendiğini ve  
bunların AİHS’nin 10. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını hatırlatmaktadır (Bkz. özellikle  
Ceylan-Türkiye kararı, no: 23556/94, § 38, AİHM 1999-IV, Öztürk-Türkiye kararı, no:  
22479/93, § 74, AİHM 1999-VI, İbrahim Aksoy kararı § 80, Karkın-Türkiye kararı, no:  
43928/98, § 39, 23 Eylül 2003 ve Kızılyaprak-Türkiye kararı, no: 27528/95, § 43, 2 Ekim  
2003).  
AİHM, mevcut başvuruyu mahkemenin yerleşik içtihadı ışığında incelemiş ve Hükümetin  
davanın farklı sonuçlandırılmasına neden olacak hiçbir tespiti ve delili sunmadığına itibar  
etmiştir. AİHM, makalede yer alan ifadelere ve konuşmanın yapıldığı ortama özellikle dikkat  
etmiş, bu doğrultuda terörle mücadeleye bağlı özel zorlukları dikkate almıştır. (Bkz. özellikle  
sözü edilen İbrahim Aksoy kararı, § 60 ve Incal-Türkiye kararı, 9 Haziran 1998, 1998-IV, s.  
1568, § 58).  
Sözü edilen makale Türk yetkililerinin Kürt sorununa yaklaşımlarını eleştirir niteliktedir.  
AİHM, DGM’nin sözkonusu makalenin Devletin toprak bütünlüğünü yıkmaya yönelik  
ifadeler içerdiğine kanaat getirdiğini hatırlatmaktadır. AİHM, iç hukuk mercilerinin vermiş  
oldukları kararlardaki gerekçeleri incelemiş ve bunların başvuranın ifade özgürlüğüne yapılan  
müdahaleyi meşru kılmaya yetmediğine itibar etmiştir (Bkz. mutatis mutandis, Sürek-Türkiye  
(no:4) kararı, no: 24762/94, § 58, 8 Temmuz 1999). Makalede yer alan bazı sert üsluplu  
bölümler özellikle Türk Hükümeti’nin en negatif yönünü çizmekte fakat, ne şiddet  
kullanımını, silahlı direnişi, ne de ayaklanmayı teşvik etmektedir. AİHM nezdinde dikkate  
alınacak temel unsur budur (Bkz. a contrario, Sürek-Türkiye kararı (no:1), no: 26682/95, §  
62, AİHM 1999-IV, ve Gerger-Türkiye kararı, no: 24919/94, § 50, 8 Temmuz 1999).  
Yapılan müdahalenin orantılılığı bakımından verilen cezanın niteliğinin ve ağırlığının da  
dikkate alınması gerekmektedir. Bu doğrultuda AİHM, başvuranın bir yıl dört ay hapis ve  
1.066.666.666 TL. para cezasına çarptırıldığını not etmektedir.  
3
Mevcut başvuruda, başvuranın mahkumiyeti öngörülen amaçlar doğrultusunda orantısız  
bulunmakta, «demokratik bir toplum için gereklilik» oluşturmamaktadır.  
O halde AİHS’nin 10. maddesi ihlal edilmiştir.  
III. AİHS’NİN 41. MADDESİ’NİN UYGULANMASI  
A. Tazminat  
Başvuran 26.599 Euro maddi zarara uğradığını ileri sürmekte, ayrıca manevi tazminat olarak  
350.000 Euro talep etmektedir.  
Hükümet bu miktarlara karşı çıkmaktadır.  
İddia edilen gelir kaybıyla ilgili olarak AİHM, sunulan delillerin AİHS’nin 10. maddesinin  
ihlali ile başvuranların uğradıkları gelir kaybını kesin olarak ispatlar nitelikte olmadığını  
kaydetmektedir (Bkz. aynı anlamda, Karakoç ve diğerleri-Türkiye kararı, no: 27692/95,  
28138/95 ve 28498/95, § 69, 15 Ocak 2002).Bu nedenle, bu talebi reddetmektedir.  
AİHM buna karşın, başvurana hükmedilen para cezasının AİHS’nin 10. maddesinin ihlaline  
neden olduğunu hatırlatır. Hakkaniyete uygun ve elde edilen bilgiler ışığında AİHM,  
başvurana 735 Euro maddi tazminat ödenmesine karar vermiştir.  
Manevi zararla ilgili olarak AİHM, hakkaniyete uygun olarak başvurana manevi tazminat için  
7.000 Euro ödenmesini kararlaştırmıştır.  
B. Masraf ve harcamalar  
Başvuran AİHM nezdinde yapmış oldukları giderler için 20.000 Euro talep etmektedir.  
Başvuran kanıtlayıcı belge sunmamıştır.  
Hükümet bu miktarlara karşı çıkmaktadır.  
Sunulan deliller ve mahkemenin bu yöndeki yerleşik içtihadı dikkate alınarak AİHM  
başvurana yapmış olduğu tüm masraf ve harcamalar için makul olarak toplam 1.000 Euro  
ödenmesini kararlaştırmaktadır.  
C. Gecikme faizi  
Gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı  
faiz oranına 3 puanlık bir artış eklenecektir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,  
1. AİHS’nin 6. maddesinin ihlal edildiğine;  
2. AİHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;  
4
3. a) AİHS’nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.’ye çevrilmek suretiyle Savunmacı Hükümetin  
başvurana;  
i.  
maddi tazminat olarak 735 (yedi yüz otuz beş) Euro ödemesine;  
manevi tazminat olarak 7.000 (yedi bin) Euro ödemesine;  
masraf ve harcamalar için toplam 1.000 (bin) Euro ödemesine;  
belirtilen miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;  
ii.  
iii.  
iv.  
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez  
Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faizin  
uygulanmasına;  
4. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;  
KARAR VERMİŞTİR  
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.  
maddelerine uygun olarak 3 Ekim 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.  
5