GENCER – TÜRKİYE KARARI
HUKUK
I. HÜKÜMETİN ÖN İTİRAZLARI
Hükümet, Danıştay kararının düzeltilmesi talebinde bulunmamış ve yürütmenin
durdurulması talebinin reddine Gaziantep İdare Mahkemesi’nde itiraz etmemiş olması
nedeniyle başvuranın iç hukuk yollarını tüketmediğini savunmuştur.
Hükümetin itirazının ilk kısmına ilişkin olarak AİHM, daha önceki davalarda benzer
itirazları inceleyip reddetmiş olduğunu hatırlatır (bkz. özellikle Dağtekin vd. – Türkiye, no.
70516/01 ve Gök vd. – Türkiye, no. 71867/01, 71869/01, 73319/01, 74858/01). Somut davada
sözkonusu tespitinden uzaklaşmasını gerektirecek neden görmemekte, dolayısıyla Hükümetin
itirazının bu kısmını reddetmektedir.
Hükümetin itirazının ikinci kısmına ilişkin olarak ise AİHM, AİHS’nin 35/1 maddesine
göre bir davayı ancak tüm iç hukuk yolları tüketildikten sonra inceleyebileceğini hatırlatır. Ne
var ki iç hukuk yollarının tüketilmesi şartı başvuranın sadece Sözleşme mağduriyetleri
bağlamında etkili, yeterli ve erişilebilir hukuk yollarına başvurmasını gerektirir.
Somut davada başvuranın şikâyeti kira sözleşmesinin haksız olarak iptal edilmesine
ilişkindir. Başvuran bu bağlamda Genel Müdürlüğün 11 Mayıs 2000 tarihli kararının iptali
istemiyle idare mahkemelerinde dava açmış ve sözkonusu kararın yürütmesinin durdurulması
için ara tedbir talebinde bulunmuştur. Ancak başvuranın talepleri Gaziantep İdare Mahkemesi
tarafından reddedilmiştir. AİHM’ye göre başvuranın yürütmenin durdurulması talebinin
reddine itiraz etmemiş olması önemli bir husus değildir, talebi usule ilişkin böyle bir şartı
yerine getirmediği için reddedilmemiştir. Başvuranın davasının ulusal mahkemelerce
incelenip bu konuda kesin ve bağlayıcı bir karar verildiği dikkate alındığında AİHM,
başvuranın AİHS’nin 35/1 maddesinin gerektirdiği iç hukuk yollarını tüketmiş kabul edilmesi
gerektiğine ve Hükümetin itirazının bu kısmının kabul edilmemesine karar verir.
II. AİHS’NİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
1. Yargılama süresi bakımından
Başvuran AİHS’nin 6/1 maddesine dayanarak yargılama süresinin makul süre şartını
yerine getirmediğini iddia etmiştir.
AİHM, sözkonusu sürenin 11 Mayıs 2000 tarihinde başlayıp 15 Nisan 2002 tarihinde
sona erdiğini kaydeder. Bu nedenle süre iki yargı aşamasında yaklaşık 2 yıldır. Bu nedenle
AİHM, somut davadaki yargılama süresinin AİHS’nin 6/1 maddesinde belirtilen makul süreyi
aşmış olarak değerlendirilemeyeceği kanaatindedir.
Başvurunun bu kısmı, açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle AİHS’nin 35.
maddesinin 3. ve 4. fıkraları uyarınca reddedilmelidir.
2. Adil yargılama bakımından
Başvuran Genel Müdürlüğün hak sahibi statüsünün iptaline ilişkin belgeleri ulusal
mahkemelere göndermemiş olmasının AİHS’nin 6/1 ve 6/3 (a) ve (b) maddeleri bağlamında
adil yargılanma hakkını ihlal etmesinden şikâyetçi olmuştur.
2