toprak bütünlüğünün ve kamu güvenliğinin korunması sözkonusu olduğunda, benzeri
tedbirlerin alınmasını sağlamaktadır.
Hükümet, AİHM’nin konuya ilişkin içtihadına atıfta bulunarak, PKK Başkanlık
Konseyi üyesi Murat Karayılan’ın açıklamalarındaki ve gazetenin 270. sayısında yayınlanan
“İmralı’ya ulaşamayan mektuplar”, “Amed’deki seslenişinizi bekliyoruz” başlıklı makaledeki
bazı sözlerin terör örgütünün, bu durumda PKK’nın propagandası olarak analiz
edilebileceğini hatırlatmaktadır.
Hükümet’e göre müdahale, AİHS’nin yer verdiği ilkelere aykırı olan tehlikeli
kavramların promosyonunu kararlı bir şekilde ortadan kaldırma amacını gütmektedir. İfade
edilen sözlerin, hassas ve tehlikeli hatta patlama noktasındaki sosyal bir durumda, PKK’nın
propagandasını yapma amacı vardı. Metnin bütünü gözönüne alınırsa, yapılan propagandada,
şiddetin, terörün, savaşın ve kanın yayılmasına yönelik ifadeler yer almaktadır.
Hükümet, başvurana verilen cezaların güdülen amaç için uygun ve orantılı olduğunu
savunmaktadır.
AİHM, başvuranın cezaya mahkum edilmesinin AİHS’nin 10§1 maddesinin koruduğu
ifade özgürlüğü hakkına müdahale oluşturduğuna tarafların itiraz etmediğini not etmektedir.
Ayrıca müdahalenin, kanun -3713 sayılı Kanun’un 6§2 ve 5680 sayılı Kanuna ek 2§1
maddeleri- tarafından öngörüldüğüne ve 10§2 maddesi uyarınca ulusal güvenliğin sağlanması
ve toprak bütünlüğünün korunmasının yanısıra, düzenin korunması ve suçun önlenmesi gibi
birçok amaçlar güttüğüne de itiraz edilmemektedir (Bkz. Baran-Türkiye, no: 48988/99).
AİHM, bu değerlendirmeyi benimsemiştir. Buna karşın taraflar arasındaki uyuşmazlık
müdahalenin “demokratik toplumda gerekli olup olmadığı” hususuna dayanmaktadır.
AİHM, daha önce buna benzer sorunların ortaya çıktığı davaları incelemiş ve
AİHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir (Bkz. özellikle Ceylan-Türkiye, no:
23556/94, Öztürk-Türkiye, no: 22479/93, İbrahim Aksoy, Karkın-Türkiye, no: 43928/98 ve
Kızılyaprak-Türkiye, no: 27528/95).
AİHM, işbu davayı içtihadı ışığında incelemiş ve Hükümet’in bu durumda farklı bir
sonuca ulaşılmasını sağlayacak ne bir olay ne de argüman sunduğuna kanaat getirmektedir.
Bu davada AİHM, makalelerde kullanılan terimlere ve yayınlandıkları bağlama önem
vermiştir. Bu bağlamda, göreceği davanın bulunduğu koşulları ve özellikle terörle
mücadeleye bağlı zorlukları gözönünde bulundurmaktadır (Bkz. İbrahim Aksoy ve 9 Haziran
1998 tarihli Incal-Türkiye kararı ).
Başvuranın Özgür Bakış gazetesinin sahibi olarak mahkum edildiği ihtilaflı makaleler,
cezaevine konulan PKK lideri Abdullah Öcalan, onun yargılandığı davanın gidişatı, PKK’nın
silahlı mücadelesi ve Türkiye’deki demokratikleşme süreci hakkında ifadeler içermektedir.
Sözkonusu ifadeleri kullananlardan biri de, sözüedilen örgütün şeflerinden biri olan Murat
Karayılan’dır.
AİHM, DGM’nin, dava konusu makalelerin ayrımcı propaganda ifadelerini ve silahlı
örgüt propagandası içerdiğine kanaat getirdiğini belirtmektedir. Ancak, ulusal mahkeme
kararlarında yer alan gerekçelerin, başvuranın ifade özgürlüğü hakkına müdahale edilmesini
haklı göstermek için yeterli olduğu düşünülemez (Bkz. mutatis mutandis, Sürek-Türkiye (no:
4), no: 24762/94). AİHM, özellikle makalelerin sert ifadeler içeren bazı bölümlerinin, Devlet
5