CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYİ  
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
İBRAHİM YAYAN- TÜRKİYE DAVASI  
(Başvuru no: 57965/00)  
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ  
STRAZBURG  
20 Nisan 2006  
İşbu karar AİHS’nin 44§2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli  
bazı düzeltmelere tabi olabilir.  
__________________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2006. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Haklan Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme'yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın  
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri  
Bakanğı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı'na atıfta bulunmak suretiyle ticari  
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
1
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (57965/00) başvuru no’lu davanın nedeni bu  
ülke vatandaşı olan İbrahim Yayan’ın (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne  
(AİHM) 10 Mayıs 2000 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin temel insan haklarını  
güvence altına alan 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.  
Başvuran, AİHM önünde İzmir Barosu avukatlarından Ahmet Öztürk tarafından temsil  
edilmektedir.  
OLAYLAR  
I. DAVA KOŞULLARI  
Başvuran, 1 Ağustos 1996 tarihinde, yasadışı silahlı örgüt olan THKP-C’ye üye  
olduğu şüphesiyle yakalanarak İzmir Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’nde  
gözaltına alınmıştır.  
6 Ağustos 1996 tarihinde, Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısı  
tarafından dinlenen başvuran, DGM yedek hakime sevk edilmiş ve tutuklanmıştır.  
Cumhuriyet Başsavcısı, 21 Ekim 1996 tarihinde, başvuranı aralarında askeri bir  
hakimin bulunduğu DGM’de itham etmiştir. Cumhuriyet Başsavcısı, THKP-C üyesi olmak,  
bir banka şubesine el yapımı bomba atmak, yukarıda adı geçen örgüt adına pankart asmak  
suçları ile itham ettiği başvuranın Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 264. ve 168 § 2. maddesi ve  
3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca mahkum edilmesini talep  
etmiştir.  
Başvuran, DGM’de aleyhindeki bütün suçlamaları reddetmiştir. Başvuran ifadesinin  
polis tarafından zorla alındığını iddia etmektedir. Başvuran ayrıca, Cumhuriyet Başsavcısı ve  
DGM yedek hakimi karşısında bu ifadesini yinelemek zorunda kaldığını eklemektedir.  
26 Mart 1998 tarihinde, DGM başvuranı, yasadışı silahlı örgüte üye olmak suçundan  
yirmi yıl on ay, el yapımı bomba saldırısında bulunmak suçundan üç yıl, sekiz ay ve on üç  
gün hapis cezasına mahkum etmiştir.  
Yargıtay, 10 Kasım 1998 tarihli kararla kararı bozmuştur.  
DGM, 13 Nisan 1999 tarihinde, başvuranı bir kez daha isnat edilen fiillerden suçlu  
bulmuştur. DGM, el yapımı bomba saldırısında bulunmak suçundan verilen cezayı aynen  
kabul etmiş, yasadışı silahlı örgüte üye olmak suçundan verilen cezayı ise on iki yıl altı ay  
hapis cezası olarak değiştirmiştir.  
Başvuran, verilen kararın bozulması amacıyla temyiz başvurusunda bulunmuştur.  
Yargıtay, 15 Kasım 1999 tarihli bir kararla verilen kararı onamıştır.  
2
HUKUK AÇISINDAN  
I. AİHS’NİN 6. MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA  
Başvuran, kendisini yargılayan ve mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin  
bünyesinde bir askeri hakim bulunması nedeniyle “bağımsız ve tarafsız bir mahkeme”  
tarafından adilce yargılanmadığı iddiasında bulunmaktadır.  
Başvuran, bir avukat tarafından temsil edilmeden, gözaltı sırasında edinilen bilgilere  
dayanılarak mahkum edildiğini ileri sürerek yargılamanın adil olmadığını dile getirmektedir.  
Başvuran ayrıca, savunmasını hazırlamak için kendisine zaman verilmediğinden ve kolaylık  
sağlanmadığından şikayetçi olmaktadır.  
Başvuran bu itibarla AİHS’nin 6 §§ 1. maddesine ve 3. maddesinin b), c), d) bentlerine  
atıfta bulunmaktadır.  
A. Kabul edilebilirlik hakkında  
Hükümet, DGM’nin bağımsızlıktan ve tarafsızlıktan yoksun olduğuna ilişkin şikâyetle  
ilgili olarak alınan nihai iç hukuk kararının, aynı Mahkeme tarafından ilk derecede verilen  
karar olduğunu belirtmektedir. Bu itibarla, Hükümet, Yargıtay’ın bu şikayete ilişkin olarak  
görüş bildirme yetkisinin olmadığını ve bu nedenle temyiz yolunun açıklanan durumu çözüme  
kavuşturabilecek etkili bir iç hukuk yolunu teşkil etmediğini ifade etmektedir.  
Hükümet, başvuranın, ilk derece mahkemesi kararının verildiği 26 Mart 1998  
tarihinden itibaren hesaplanması gereken altı ay içerisinde başvurusunu yapması gerektiğini  
vurgulamaktadır.  
AİHM, benzer bir itirazı Özdemir-Türkiye (no: 59659/00, §§ 24-26, 6 Şubat 2003)  
davasında reddettiğini hatırlatmaktadır. AİHM, bu kararından ayrılmasını gerektirecek hiçbir  
neden görmemektedir bu nedenle Hükümet’in itirazını reddetmektedir.  
AİHM, içtihadından doğan kriterler uyarınca (Bkz. özellikle Çıraklar-Türkiye, 28  
Ekim 1998 tarihli karar, Derleme Kararlar ve Hükümler 1998-VII) ve elindeki mevcut  
unsurları dikkate alarak başvurunun esastan incelenmesi gerektiğine karar vermiştir. Başka  
hiçbir kabul edilemezlik gerekçesi bulunmamaktadır.  
B. Esas hakkında  
1. İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin Bağımsızlığı ve Tarafsızlığı Hakkında  
AİHM, daha önce buna benzer şikayetlerin dile getirildiği birçok dava incelediğini ve  
bunların AİHS’nin 6 § 1 maddesinin ihlali yönünde sonuçlandığını ortaya koymaktadır (bkz.  
adıgeçen Özel, § § 33-34, ve Özdemir no:59659/00 ,§§ 35-36, 6 Şubat 2003).  
AİHM mevcut davayı incelemiş ve Hükümet’in davayı farklı şekilde sonuçlandıracak  
hiçbir olgu ve delil sunmadığı kanaatine varmıştır. AİHM, Ceza Kanunu’nda öngörülen ve  
cezalandırılan suçlardan ötürü Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılanan başvuranın,  
aralarında asker kökenli bir hakimin yer aldığı mahkeme önüne çıkma konusunda endişe  
duymasının anlaşılabilir olduğu kanısındadır. Dolayısıyla başvuran, Devlet Güvenlik  
3
Mahkemesi’nin davanın gerekçesine yabancı mülahazalar ışığında sebepsiz bir yargı kararı  
almasından haklı olarak kaygı duymaktadır. Bu nedenle başvuranın, bu yargı merciinin  
tarafsız ve bağımsız olmadığı yönündeki şüphelerinin, nesnel bir biçimde haklı gerekçelere  
dayanğı kabul edilebilir (Incal –Türkiye, 9 Haziran 1998 tarihli karar, Derleme Hükümler ve  
Kararlar 1998-IV, s. 1573, § 72).  
AİHM, başvuranı yargılayıp mahkum eden İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin,  
AİHS’nin 6 § 1 maddesinde öngörülen bağımsız ve tarafsız bir mahkeme niteliğini taşımadığı  
sonucuna varmıştır.  
2. Yargılamanın adilliği konusunda  
Hükümet, yargılamanın adil olup olmadığı ve savunma hakkına riayet edilip  
edilmediği hususunun, ceza davasının bütünü dikkate alınarak tespit edildiğini belirtmektedir.  
Hükümet, başvuranı mahkum eden kararın yalnızca başvuranın ifadelerine değil aynı  
zamanda dosyada yer alan diğer unsurlara dayandığını belirtmektedir. Ayrıca Hükümet,  
başvuranın gözaltı sırasında, DGM’de ve Yargıtay’da bir avukat tarafından temsil edildiğini  
ifade etmektedir.  
Başvuran bu konuda görüş bildirmemiştir.  
AİHM, daha önceki benzer davalarda da dile getirildiği üzere, tarafsızlıktan ve  
bağımsızlıktan yoksun bir mahkemenin, hiçbir surette, yargı yetkisi altındaki kişilere adil bir  
yargılama süreci temin edebileceğinin varsayılamayacağını hatırlatır.  
Başvuranın, davasının bağımsız ve tarafsız bir mahkeme önünde görülmesi hakkının  
ihlal edildiği tespiti ışığında, AİHM, savunma hakkının ihlal edildiğine ilişkin diğer şikayeti  
incelemeye gerek olmadığı kanaatine varmıştır (Bkz., diğerleri arasında, adıgeçen, Çıraklar,  
s. 3074, §§ 44-45).  
II. AİHS’NİN 41. MADDESİ’NİN UYGULANMASI HAKKINDA  
Başvuranın, belirtilen süre içerisinde görüşlerini sunmamış olmasından dolayı AİHM,  
adil tazmin adı altında herhangi bir ödemenin yapılmasının gerekli olmadığına karar  
vermiştir.  
AİHM, bir başvuran hakkında mahkumiyet kararı veren mahkemenin, AİHS  
bakımından tarafsız ve bağımsız bir mahkeme olmadığı sonucuna vardığında, en uygun  
tazminin, prensip olarak, başvuranın gerekli zaman içinde, tarafsız ve bağımsız bir mahkeme  
tarafından yeniden yargılanması olacağı kanaatindedir (adı geçen, Gençel, § 27).  
BU GEREKÇELERE DAYANARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,  
1. Başvurunun geri kalan kısmının kabul edilebilir olduğuna;  
2. İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlık ve tarafsızlıktan yoksun olması  
nedeniyle AİHS’nin 6§1 maddesinin ihlal edildiğine;  
3. AİHS’nin 6. maddesi uyarınca yapılan diğer şikayetlerin incelenmesine gerek  
olmadığına;  
4
4. Başvurana adil tazmin adı altında herhangi bir ödemenin yapılmasına gerek  
olmadığına;  
karar vermiştir.  
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77§§ 2 ve 3  
maddesine uygun olarak 20 Nisan 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.  
5