başvuranın şikayetlerinin ratione materiae bakımından reddedilmesi gerektiğini
savunmaktadır. Hükümet aynı zamanda iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazında
bulunmakta ve başvuranın sözkonusu Kanun Hükmünde Kararname’nin anayasaya
aykırılığının tespiti için ulusal mahkemeler huzurunda herhangi bir girişimde bulunmadığını
ifade etmektedir.
Başvuran Hükümetin saptamalarına karşı çıkmaktadır.
AİHM’nin nezdinde ilk olarak üzerinde durulması gereken husus AİHS’nin 13. maddesiyle
ilintili başvuranın tayin edilmesine karşı çıkacak bir başvuru yolunun olmayışıdır. Mahkeme
şikayeti bu çerçevede inceleyecektir. Bununla birlikte, mevcut halde başvuran hiçbir
idarecilik vasfı bulunmayan lise öğretmenliğini icra etmektedir (Bkz. Pellegrin-Fransa kararı,
no:28541/95). O halde, Hükümet tarafından yapılan görevlerin birleşmezliği itirazı
reddedilmektedir.
AİHM, iç hukuk yollarının tüketilmemesi itirazının başvuranın AİHS’nin 11. ve 13.
maddelerine yönelik itirazlarına doğrudan bağlı olduğu tespitiyle bunların esasa
birleştirilmesine karar vermiştir. Başvurunun bu bölümü kabuledilebilir bulunmaktadır, başka
hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi yer almamaktadır.
B. AİHS’nin 5, 7 ve 14. maddeleri
Başvuran sözkonusu tayin kararının AİHS’nin 5. maddesine aykırı olarak özgürlük ve
emniyet hakkına aykırı bir önlem olduğunu ileri sürmektedir.
Başvuran bunun yanı sıra sözkonusu uygulamanın AİHS’nin 7. maddesinin hükümlerinin
ihlaline yol açtığını iddia etmektedir.
Başvuran son olarak tayin edilmesinin AİHS’nin 14. maddesi uyarınca ayrımcı bir muamele
olduğundan şikayetçi olmaktadır.
Hükümet bu iddialara itirazda bulunmaktadır.
AİHM, başvuranın AİHS’nin 5. maddesi uyarınca özgürlüğünden yoksun bırakacak hiçbir
önleme maruz kalmadığını ve tayin kararının 7. madde uyarınca hiçbir mahkumiyeti
oluşturmadığını gözlemlemektedir. Bu şikayetler ratione materiae bakımından AİHS’nin 35 §
3. maddesinde yer alan hükümleri ile bağdaşmamaktadır ve 35 § 4. madde uyarınca
reddedilmesi gerekmektedir.
Başvuranın maruz kaldığı ayrımcılık ile ilgili AİHM, bu şikayetin genel olduğunu ve ilgilinin
bu iddiayı destekleyecek hiçbir kanıtının bulunmadığını ifade etmektedir. Yapılan bu
şikayetin temelden yoksun olması nedeniyle AİHS’nin 35 §§ 3. ve 4. maddelerine uygun
olarak reddedilmektedir.
II. AİHS’NİN 11. MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
AİHM daha önce sözü edilen Akat, Bulğa vd. ve Ertaş Aydın vd. kararlarında benzer olayları
inceleme fırsatı olduğunu hatırlatarak, bu başvurularda ilgililerin konumlarının tayin edilmeye
müsait olduğu tespitinden hareketle sözkonusu atamaların bir sendikaya üye olmaya ve/veya
sendika faaliyetlerini sürmeye bir sınırlama getirmediğine itibar etmiştir. Aynı şekilde,
ilgililer bu uygulamalara karşın sendika kurma özgürlüğünü gerektiği şekilde kullanabilmiş,
3