CONSEIL  
AVRUPA  
DE L’EUROPE  
KONSEYİ  
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
KIRANCI-TÜRKİYE DAVASI  
(Başvuru no:76400/01)  
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ  
STRAZBURG  
26 Haziran 2007  
İşbu karar Sözleşme’nin 44§2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek  
olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.  
_______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Haklan Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme'yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
şişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı'na atıfta bulunmak suretiyle  
ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve ( 76400/01) başvuru no’lu davanın nedeni  
bu ülke vatandaşı olan Erdoğan Kırancı’nın ( başvuran) 10 Ağustos 2000 tarihinde Avrupa  
İnsan Hakları Mahkemesine Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 34. maddesi uyarınca  
yapmış olduğu başvurudur.  
OLAYLAR  
OLAYLARIN MEVCUT KOŞULLARI  
Başvuran Türk vatandaşı Erdoğan Kırancı 1968 doğumlu olup Bursa’da ikamet  
etmektedir.  
Başvuran, yasa dışı silahı bir örgütün mensubu olduğu şüphesiyle 3 – 15 Eylül 1993  
tarihleri arasında gözaltında tutulmuştur.  
15 Eylül 1993 tarihinde hakim karşısına çıkarılan başvuranın tutuklu yargılanmasına  
karar verilmiştir.  
Erzincan Devlet Güvenlik Mahkemesi( DGM) Cumhuriyet Savcısı, 14 Ekim 1993  
tarihli iddianame ile başvuranın yasadışı silahlı bir örgüte üye olduğu gerekçesiyle  
mahkûmiyetini talep etmiştir.  
5 Nisan 1994 tarihinde, başvuran şartlı tahliyeden yararlanmıştır.  
TCK’nin 168/2. maddesi uyarınca başvuranı mahkûm eden Erzincan DGM’sinin  
hükmü, 15 Ekim 1998 yılında TCK’nin 258. maddesine atıfta bulunarak başvuranın  
savunmasını bütünüyle veremediği gerekçesiyle Yargıtay tarafından bozulmuştur.  
Dava Erzurum Devlet Güvenlik Mahkemesine gönderilmiştir.  
İki sivil bir askeri hâkim ile toplanan Erzurum DGM’sinin Yargıtay kararına uygun  
olarak verdiği 28 Mayıs 1999 tarihli kararı ile başvuran TCK’nin 169. maddesi uyarınca  
yasaşı bir örgüte yardım ve yataklık etme suçundan 3 yıl 9 ay ağır hapis cezasına  
çarptırılmıştır.  
Yargıtay 30 Mart 2000 tarihli kararı ile Erzurum DGM’sinin verdiği hükmü onamıştır.  
HUKUK AÇISINDAN  
I. AİHS’NİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI  
Başvuran kendisini yargılayan ve mahkûm eden DGM’nin bünyesinde askeri bir  
hâkimin bulunmasından dolayı “bağımsız ve tarafsız bir mahkeme” olmadığı iddiasında  
bulunmaktadır. Bu hususta başvuran AİHS’nin 6. maddesine atıfta bulunmaktadır.  
A. Kabuledilebilirliğe dair  
Türk Hükümeti, başvuranın AİHS’nin 35§1. maddesinin öngördüğü üzere kesin  
karardan itibaren altı aylık süre içinde AİHM’ye başvurabilir koşuluna riayet etmediği  
gerekçesiyle Mahkeme’den şikâyetin reddini talep etmektedir. Türk Hükümeti, nihai iç  
hukuk kararının Yargıtay tarafından 30 Mart 2000 tarihinde verildiğini ileri  
sürmektedir. Ayrıca, Türk Hükümeti, başvuranın başvurusunun 18 Aralık 2000 tarihini  
taşıdığını ve başvurunun 8 Ocak 2001 tarihinde yani nihai iç hukuk kararının verildiği  
tarihten altı aydan fazla bir süre geçtikten sonra Mahkeme önüne geldiğini tespit  
etmektedir.  
AİHM, bir başvurunun yapıldığı tarih olarak başvuranın yalnızca özeti dahi olsa  
şikâyetini dile getirmek amacıyla gönderdiği mektubun tarihini başvuru tarihi olarak  
alan yerleşik içtihadı anımsatmaktadır. ( Bakınız, diğer kararlar arasından, Buscarini ve  
Diğerleri- Saint Marin, başvuru no: 24645/94,§23.) Bu durumda AİHM, başvuranın  
başvurusunu sunma niyetinde olduğu ve dile getirdiği şikâyetlerinin niteliği hakkında  
bilgi verdiği 10 Ağustos 2000 tarihli mektubunu tespit etmektedir. Böylece AİHM, bu  
tarihi başvurunun yapılış tarihi olarak almaktadır. Ayrıca, başvuranın başvurusuyla  
ilgili bilgilerini sunmasında da çok uzun bir süre geçmemiştir. ( Bakınız, diğer kararlar,  
Anne Mercier de Bettens- İsviçre )  
Türk Hükümetinin yaptığı itirazın reddedilmesi gerekmektedir.  
Üstelik AİHM, bu şikâyetin AİHS’nin 35§3. maddesi uyarınca dayanaktan yoksun  
olmadığını da tespit etmektedir. Ayrıca, AİHM, bu başvurunun kabuledilemezliğine  
dair hiçbir gerekçe bulunmadığını da belirtmektedir. Böylece başvurunun  
kabuledilebilirliğini beyan etmek gerekmektedir.  
B. ESAS HAKKINDA  
AİHM, daha önce buna benzer şikayetlerin dile getirildiği birçok dava incelediğini  
ve bunların AİHS’nin 6§ 1. maddesinin ihlali yönünde sonuçlandığını kaydetmektedir.  
(Bkz. örneğin, Özel-Türkiye, no:42739/98, §§ 33-34, 7 Kasım 2002 ve Özdemir adıgeçen ).  
AİHM, mevcut davayı incelemiş ve Hükümetin davayı farklı şekilde sonuçlandıracak  
hiçbir olgu ve delil sunmadığı kanaatine varmıştır. AİHM, TCK’da öngörülen ve  
cezalandırılan suçlardan ötürü Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılanan başvuranın,  
aralarında askeri bir hakimin yer aldığı mahkeme heyeti önüne çıkmaktan endişe  
duymasının anlaşabilir olduğu kanısındadır. Dolayısıyla başvuran, yabancı  
mülahazalarla karar alınmasından haklı olarak kaygı duymuş olabilir. Bu nedenle  
başvuranın, bu yargı merciinin tarafsız ve bağımsız olmadığı yönündeki şüphelerinin,  
nesnel bir biçimde haklı gerekçelere dayandığını kabul edebilir. ( Incal –Türkiye, 9  
Haziran 1998 tarihli karar, Karar ve Hükümlerin Derlemesi 1998 – IV, §72 in fine )  
AİHM, başvuranı yargılayıp mahkûm eden Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin 6 § 1.  
madde uyarınca bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığı neticesine varmaktadır.  
II. İDDİA EDİLEN DİĞER İHLALER HAKKINDA  
Başvuran, son olarak gözaltı süresinde kötü muameleye maruz kaldığı gerekçesiyle  
Sözleşme’nin 3. maddesinin, tutukluk süresi nedeniyle 5. maddenin ve telefonlarının  
dinlenmesiyle de 8. maddenin ihlalinden duyduğu şikâyeti de dile getirmektedir.  
Üstelik başvuran, AİHS’nin 2, 7, 9, 10, 14, 17 ve 18. maddelerinin de ihlal  
edildiğinden şikâyetçidir.  
AİHS’nin 3. ve 8. maddelerine dayandırılarak yapılan şikâyetlerle ilgili olarak, AİHM,  
başvuranın iddialarını destekleyecek en ufak bir unsur veya yeterli delil başlangıcı  
sunmağını tespit etmektedir. Bu şikâyetlerin Sözleşme’nin 35§3 ve 4. maddeleri  
uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olmaları gerekçesiyle reddedilmeleri  
gerekmektedir.  
Tutuklu yargılanma süresi hakkındaki şikâyete ilişkin, AİHM, iç hukukta başvuru yolu  
bulunmadığında, altı ay süresinin suça konu olan fiilin işlendiği tarihten itibaren  
başladığını anımsatmaktadır. ( bakınız, örnek, Çevik-Türkiye, başvuru no: 76978/01,  
21 Mart 2006) AİHM, başvuranın tutuklu yargılanmasının 15 Eylül 1993’te  
başladığını ve 5 Nisan 1994 tarihinde şartlı tahliye edildiği gün sona erdiğini yani işbu  
başvurunun altı ay süresini geçtiğini belirtmektedir.  
AİHM, başvurunun bu hususla ilgili kısmının süre aşımından dolayı Sözleşme’nin 35§  
§ 1 ve 4. maddesi uyarınca reddedilmesi gereği sonucunu çıkarmaktadır.  
AİHS’nin 2, 7, 9, 10, 14, 17, 18. maddeleri uyarınca yapılan şikâyetlere ilişkin ise,  
Mahkeme, bu şikâyetlerin genel söylemler üzerine olduğunu ve hiçbir dayanağı  
bulunmadığını gözlemlemektedir.  
AİHM, bunların dayanaktan yoksun olduğu ve Sözleşme’nin 35§§3 ve 4. maddeleri  
uyarınca reddedilmeleri gerektiği sonucuna varmaktadır.  
AİHS’NİN 41. MADDESİ’NİN UYGULANMASI HAKKINDA  
12 Mayıs 2006 tarihli yazıda AİHM İç Tüzüğün’nün 60. maddesine dikkat çekilmesine  
rağmen başvuran, adli tazmine ilişkin taleplerini bildirmemiştir. Bu nedenle, AİHM,  
AİHS’nin 41.maddesi uyarınca öngörülen tazminat adı altında herhangi bir ücret  
ödenmesine gerek olmadığına karar vermiştir. ( Wİllekens-Belçika, başvuru no:  
50859/99, §27, 24 Nisan 2003 ve son olarak, Pàlenik- Çek Cumhuriyeti, başvuru no:  
64737/01, § 31, 21 Haziran 2005).  
Yine de, AİHM’ye göre, bir kişi mevcut davada olduğu gibi AİHS’nin gerekli kıldığı  
tarafsızlık ve bağımsızlık koşullarını yerine getirmeyen bir mahkeme tarafından  
mahkum edildiğinde ilgilinin isteği üzerine yeni bir davanın açılması ya da yeniden  
yargılanması, tespit edilen ihlalin telafi edilmesi için ilke olarak en uygun yolu teşkil  
etmektedir. ( bakınız Öcalan-Türkiye [ GC], başvuru no: 46221/99, § 210 in fine, AİHS  
2005...)  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,  
Devlet Güvenlik Mahkemelerinin bağımsız ve tarafsız mahkeme olmadığı yönündeki  
şikâyetini kabuledilebilir, bunun dışında kalanların kabuledilemez olduğuna;  
AİHS’nin 6§1. maddesinin ihlaline;  
KARAR VERMİŞTİR.  
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.  
maddelerine uygun olarak 26 Haziran 2007 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.