DGM, 7 Mayıs 2002 tarihinde başvuranın avukatının sorgulama için müvekkilinin
Jandarma Komutanlığı’na getirilmesiyle ilgili yaptığı 6 Mayıs 2002 tarihli itirazı reddetmiştir.
Başvuranın avukatı 18 Nisan 2003 tarihli görüşlerinde müvekkilinin, yasadışı örgüte
mensup olma suçunu öngören eski Türk Ceza Kanunu’nun 168§2 maddesi uyarınca on iki yıl
altı ay hapis cezasına çarptırıldığını belirtmiştir.
HUKUK AÇISINDAN
I. AİHS’NİN 3. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran, avukatı ile görüşme imkanı bile verilmeden tecrit altında tutulduğu
gözaltında işkence gördüğünü iddia etmektedir. Ayrıca başvuran, bu kötü muameleleri ileri
sürmek için başvuru yolunun bulunmamasından şikayetçi olmaktadır. Başvuran AİHS’nin 3
ve 13. maddelerini ileri sürmektedir.
Hükümet AİHM’yi, başvuranın ulusal makamlar önünde şikayetini dile
getirmediğinden dolayı iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle bu şikayeti reddetmeye
davet etmektedir. Bu bağlamda, Hükümet başvuranın polisler aleyhinde şikayetçi olmadığına
dikkat çekmektedir. Hükümet, tazminat elde etmek için başvuranın hukuki ve idari başvuru
yollarına sahip olduğunu eklemektedir.
Başvuran bu argümanlara itiraz etmektedir.
AİHM, Hükümet’in ortaya koyduğu itirazı incelemeye gerek olmadığına kanaat
getirmektedir. Zira koşullar yerine getirilse bile, aşağıda belirtilen nedenlerden dolayı her
halükarda bu şikayet kabuledilemez bulunacaktır.
Hükümet başvuranın iddialarının dayanaktan yoksun olduğunu savunmaktadır.
Başvuranın vücudunda, tutanakta da belirtildiği gibi Jandarma Komutanlığı’nda meydana
gelen düşme sırasında oluşan izler dışında hiçbir yara izine rastlanılmamıştır. Ürolojik
muayenede herhangi bir yara ve darp izine rastlanılmamıştır.
Başvuran, sorgulamalar sırasında elbiselerinin çıkarıldığını, darp edildiğini ve soğuk
su sıkıldığını iddia etmektedir. Başvuran gözlerinin bağlı olduğunu, sıkıca bağlandığını,
yiyecek ve su verilmediğini ve ihtiyaçlarını karşılayamadığını belirtmiştir. Jandarmalar
başvuranın jenital organlarına elektrot bağlamışlardır.
AİHM’ye göre, bir kimse polis memurları gözetimindeyken gözaltında yaralandıysa,
bu dönemde meydana gelen her türlü yaralanma güçlü karinelere yol açmaktadır (Salman-
Türkiye, no: 21986/93). Dolayısıyla bu yaraların kaynağı hakkında kabul edilebilir bir
açıklama getirmek ve mağdurun iddiaları, özellikle sağlık belgelerine dayananlar hakkında
şüphe uyandıran olayları ortaya koyan delilleri sunmak, Hükümet’in üzerine düşen bir
görevdir (Bkz. diğerleri arasında Selmouni-Fransa, no: 25803/94, Berktay-Türkiye, no:
22493/93 ve Ayşe Tepe-Türkiye, no: 29422/95).
Bu davada AİHM, başvuranın gözaltından sonra bir doktor tarafından muayene
edildiğini not etmektedir. Bu bağlamda hazırlanan raporda, 1x1 cm boyutunda sağ dirsekte bir
ekimoz, sol dirseğin iç kısmında 2x2 cm boyutunda bir hematom, sol dizde 1x2 cm boyutunda
3