4 Şubat 2005 tarihinde Danıştay, sözkonusu kararı onamıştır.
HUKUK
I. KABULEDİLEBİLİRLİĞE İLİŞKİN
AİHS’nin 6/1 maddesine atıfta bulunarak, başvuran, İzmir Bölge İdare Mahkemesi’nin
bağımsız olmamasından şikayetçidir. Bu bağlamda, başvuran, içeriğini gündeme getirmeden
İçişleri Bakanlığı’nın başvuranın talebinin uygun olmadığına ilişkin görüşünü göz önüne
almasının mahkemenin yürütme makamlarına olan bağlılığını gösterdiğini iddia etmektedir.
AİHM, bir organın bağımsız olup olmadığını belirlemek için, özellikle, üyelerinin atanma
biçimlerinin, vekalet sürelerinin, dış baskılara karşı güvencelerinin mevcudiyetinin ve
sözkonusu organın bağımsız bir görünüm verip vermediğinin göz önüne alınması gerektiğine
ilişkin içtihadını hatırlatmaktadır (Bkz, Findlay-Birleşik Krallık, 25 Şubat 1997).
AİHM, öncellikle hakimlere tanınan anayasal güvencelere atıfta bulunmaktadır: hakimler
görevlerinden azledilemezler ve süreleri dolmadan işten çıkarılamazlar; görevlerinin icra
ederken bağımsızdırlar ve Anayasa, hakimlerin hukuki eylemleri hakkında talimat vermeyi
veya görevlerinin icrası sırasında etkide bulunmayı her türlü kamu erkine yasaklamaktadır
(Erol Gültekin ve diğerleri-Türkiye, başvuru no: 52941/99, 13 Mayıs 2004).
Ayrıca İçişleri Bakanının ne adli görevlerini yerine getirmeleri hakkında ne görev ve
hizmetlerine bağlılık hususunda hakimlere talimatlarda bulunabileceği iddiası ya da tespiti
bulunmaktadır. (İmrek-Türkiye).
Talebin uygun olmadığına dair Bakanlık görüşünün dikkate alınmasına ilişkin olarak ise
AİHM, mahkeme kararının özellikle bu görüşe dayanmadığını tespit etmektedir. İhtilaflı
eylemin, yürürlükteki mevzuata uygun olduğuna kanaat getirerek mahkeme, yasadışı örgüt
mensuplarına yardım ve yataklık yapmaktan başvuran hakkında cezai kovuşturma yapılmasını
ve başvuranın ordudan ihraç edilmesini de göz önüne almaktadır. Kararın gerekçesinde diğer
unsurlar arasından Bakanlık görüşünün dikkate alınması, sözkonusu idare mahkemesinin
yürütmeye bağlı bir mahkeme olduğunu göstermez.
Hukuk mahkemelerinin oluşumunda yer alan hakimlerin yararlandıkları anayasal ve yasal
güvenceler göz önüne alındığında, bağlılık ve tarafsızlıklarına şüphe düşürecek yeterli delil
bulunmadığından AİHM, AİHS’nin 35/3 ve 35/4 maddeleri uyarınca mesnetten yoksun
olduğu gerekçesi ile başvurunun bu kısmının reddedilmesinin uygun olacağı kanaatindedir
(Erol Gültekin ve diğerleri).
AİHS’nin 6/2 maddesine atıfta bulunarak, başvuran, İzmir Savcılığı tarafından muhakemenin
men’i kararı alınmasına rağmen masumiyet karinesi ilkesinin ihlal edilerek ordudan ihraç
edilmesinden şikayetçidir.
AİHM, başvuranın, 2 Ağustos 1999 tarihli YAŞ kararı ile erken emekli edildiğini tespit
etmektedir. Sözkonusu şikayetin altı ay süresi başvuranın YAŞ kararından haberdar olduğu
günden itibaren işlemeye başlamaktadır. Kararın başvurana tebliğ edildiği tarihe ilişkin
dosyada herhangi bir bilgi bulunmamasına rağmen erken emekli edilmesine ilişkin karardan,
en geç, başvuranın Uzakyol Gemi Mühendisliği yeterlilik belgesi başvurusunda bulunduğu
Eylül 1999 tarihinde haberdar olduğunu kabul etmek uygun olacaktır. Başvuru 31 Aralık 2002
3