koyacak delilleri sunmakla yükümlüdür (Bkz. diğerleri arasında Tekin –Türkiye, 9 Haziran
1998 tarihli karar, Labita-İtalya, no: 26772/95, Caloc-Fransa, no: 33951/96, Selmouni-
Fransa, no: 25803/94, Berktay-Türkiye, no: 22493/93, Altay-Türkiye, no: 22279/93 ve Esen-
Türkiye, no: 29484/95, 22 Temmuz 2003).
Bu konuda AİHM, 7 Şubat 1998 tarihinde geç saatlerde yakalanan başvuranın aynı
gece, önce Haseki Devlet Hastanesi’nde, daha sonra ise Fatih Adli Tıp Kurumu’nda muayene
edildiğini belirtmektedir. Tıbbi raporlar, art kafa kemiğinde ve sağ kulakta ağrı ve hassasiyete
yer vermiştir. Oysa dosyadaki hiçbir unsur, sözkonusu lezyonların başvuranın yakalanması
sırasında polislere direnmesi sonucunda meydana gelmiş olduğuna dair iddiayı
desteklememektedir. Sadece ulusal mahkemeler, bu direnme hususuna yer vermiştir. Ancak
hiçbir tanık ifadesi ile desteklenmemiştir. Ayrıca yumruklaşmaya neden olacak ve başvuranın
fiziksel olarak direndiğine dair hiçbir aydınlatıcı bir bilgi yoktur. Konuya ilişkin bilgiler,
“kendisini kollarından tuttuk” ve “arabaya binmemek için direnmiştir” açıklamaları ile
sınırlıdır. Bu açıklamalar başvuranda tespit edilen lezyonları kanıtlamak için yeterli değildir.
AİHM, değerlendirmesi için kendisine sunulan unsurların tümünü ve Hükümet’in
makul bir açıklama getirmediğini gözönüne alarak, tıbbi raporlarda tespit edilen yaraların,
ciddi düzeyde olmasa da, Devlet’in sorumlu olduğu insanlık dışı bir muameleden
kaynaklandığının bu davada ortaya konulduğuna kanaat getirmektedir.
Dolayısıyla AİHM, AİHS’nin 3. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.
III. AİHS’NİN 13. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran, makamların kötü muamele iddialarına etkili bir şekilde tepki
göstermediklerini iddia etmektedir. Başvuran AİHS’nin 13. maddesini ileri sürmektedir.
AİHM, kendisine sunulan kanıtları temel alarak, 3. madde bakımından Savunmacı
Devlet’in sorumlu olduğuna hükmetmiştir. Dolayısıyla başvuran tarafından dile getirilen
şikayet, 13. madde uyarınca “savunulabilir” bir şikayettir. Yetkili makamların, bu hükmün
gerekliliklerine cevap verecek nitelikte etkili bir soruşturma başlatma ve yürütme zorunluluğu
bulunmaktaydı (Batı ve diğerleri-Türkiye, no: 33097/96 ve 57834/00).
Hükümet, başvuranın yakalanması ve gözaltına alınmasından sorumlu polislerin, delil
yetersizliğinden beraat ettiklerini yinelemektedir.
Başvuran, bu bilginin doğru olmadığını ifade etmektedir. Zira polisler hiçbir zaman
yargılanmamıştır. Başvuran, özellikle Gayrettepe Polis Karakolu’na götürülmesi olayının, ki
burada polislerin dava konusu fiillerine maruz kalmıştır, ulusal makamlar tarafından örtbas
edildiğini vurgulamaktadır.
AİHM, polisler aleyhinde cezai kovuşturmaların başlatılması izni, İstanbul Valiliği İl
İdare Konseyi tarafından verilmemiştir. Bu şekilde, başvuran tarafından sözüedilen farklı
tanıklar dinlenmeden dava dosyası kapatılmıştır.
Sonuç olarak bu davada yürütülen soruşturmanın etkili olduğu ve dava konusu
olaylardan sorumlu kişilerin tespit edilmesi ve cezalandırılmasını sağladığı söylenemez.
Dolayısıyla AİHS’nin 13. maddesi ihlal edilmiştir.
4