Başvuranlar, AİHS’in 14. maddesiyle ilişkili olarak 6 §§1 ve 3 maddelerinin ihlal
edildiğini ileri sürmektedirler.
Hükümet bu iddiaya karşı çıkmaktadır.
A. Kabuledilebilirlik hakkında
AİHM, AİHS’in 35 § 3 maddesi uyarınca bu şikayetlerin belirgin olarak kötü
temellendirilmediklerini tespit etmiştir. Öte yandan, AİHM, bu şikayetlerin hiçbir
kabuledilemezlik engeline takılmadıklarını belirtmektedir. Bu durumda şikayetlerin
kabuledilebilir olduğunu ifade etmek uygundur.
B. Esas hakkında
1. Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı hakkında
Hükümet, anayasa değişikliğiyle, Devlet Güvenlik Mahkemesinin oturumunda
bulunan askeri hakimin yerine sivil bir hakim getirildiğini ve sözkonusu kararın Devlet
Güvenlik Mahkemesinin bu yeni bileşimini oluşturan hakimlerce verildiğini hatırlatmaktadır.
Bu bağlamda, Hükümet 17 Ağustos 1999 tarihli duruşma sırasında, Devlet Güvenlik
Mahkemesinin sadece sivil nitelikli bir oturum düzenlediğini, savcının iddianamesini
yenilemiş olduğunu ve başvuranların savunmalarını sunacak fırsatları olduğunu belirtmiştir.
Bundan dolayı, başvuranların bu yargılamanın tarafsız ve bağımsız olmadığına ilişkin
şikayetlerinin mesnetsiz olduğu ortaya çıkmaktadır. Hükümet bu hususa ilişkin Sevgi Yılmaz-
Türkiye (62230/00 no’lu, 20 Eylül 2005 tarihli karar) kararına atıfta bulunmuştur.
Başvuranlar bu açıklamalara itiraz etmişlerdir.
AİHM, başvuranların ilk başta, biri askeri olan üç hakimden oluşan bir Devlet
Güvenlik Mahkemesinin önüne çıkarıldıklarını tespit etmiştir. Bu dava sırasında, Anayasanın
143. maddesinin 18 Haziran 1999 tarihli 4388 sayılı Kanunla değiştirilmesinin akabinde,
askeri hakimler Devlet Güvenlik Mahkemelerinin oluşum yapısından çıkarılarak yerlerine
sivil hakimler getirilmiştir. Başvuranların davasında adı geçen askeri hakimin de yerine aynı
şekilde sivil hakim getirilmiştir.
Bu durumda, bir ceza davası sırasında askeri bir hakimin sivil bir hakimle
değiştirilmesi davada ileri sürülen kurumsal problemi çözmek için yeterli değildir : davanın
bütününün düzenliliğine ilişkin mevcut şüphelerin değişimden sonra yeterince bertaraf
edildiğinin somutlaşmış olması gerekir (Öcalan – Türkiye, 46221/99 sayılı karar ve Ceylan –
Türkiye, 68953/01 sayılı karar). Böylece her durum için, ilk önce giriş niteliğindeki
muamelelerle esasa ilişkin muameleler arasında bir ayrım yaparak askeri hakimin katılımıyla
benimsenen adli muamelelerin niteliğinin incelenmesi, daha sonra esasa ilişkin muamelelerin
askeri hakimin sivil hakimle değiştirilmesinden sonra usulüne uygun olarak yenilenip
yenilenmediğinin kontrol edilmesi gerekir (Öcalan).
Olayda, dosyadaki belgelerin incelenmesi sonucunda, AİHM, Devlet Güvenlik
Mahkemesinin oluşumunun değişmesinin uyuşmazlık davasının ancak son aşamalarında
meydana geldiğinin altını çizmektedir. Böylece, Devlet Güvenlik Mahkemesinin sadece sivil
hakimlerden oluşan oturumunun ancak başvuranların mahkumiyet kararının okunması
4