CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
URCAN VE DĐĞERLERĐ - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no: 23018/04, 23034/04, 23042/04, 23071/04, 23073/04, 23081/04, 23086/04,  
23091/04, 23094/04, 23444/04 ve 23676/04)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
17 Temmuz 2008  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (23018/04, 23034/04, 23042/04, 23071/04, 23073/04,  
23081/04, 23086/04, 23091/04, 23094/04, 23444/04 ve 23676/04) no’lu on bir bavurunun nedeni  
isimleri ekte yer alan T.C. vatandaı bavuranların belirtilen tarihlerde Avrupa Đnsan Hakları  
Mahkemesi’ne Temel Đnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa Đnsan Hakları  
Sözlemesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuranlar AĐHM önünde Đzmir barosu avukatlarından Y. Özcan tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOULLARI  
Doğum tarihleri ve yerleri ekte yer alan bavuranlar Đzmir’de ikamet etmektedir.  
Öğretmen olan bavuranların tümü, ahika Türkan hariç, Eğitim-Sen üyesidir. Eğitim-Sen  
Sendikası kamuda çalıan eğitimcilerin koullarının iyiletirilmesi adına 1 Aralık 2000 tarihinde  
düzenlenecek bir günlük ulusal grevden yetkilileri haberdar etmitir. Bavuranlar gösteriye  
katılıp iyerlerine gitmemilerdir.  
Belirtilmeyen bir tarihte Savcılık eski TCK’nın 236. maddesi gereğince görevlerini toplu halde  
terk eden bavuranlar hakkında kamu davası açmıtır.  
Đzmir Karıyaka Asliye Ceza Mahkemesi, 31 Ocak 2002 tarihli kararı ile, birçok sendikanın bir  
günlük ulusal grev kararı almıolduklarını tespit etmi, bavuranların her birini üç ay on gün  
hapis ve 76.050.000 TL. para cezasına çarptırmıve kamu hizmetinden üç ay süreyle  
uzaklatırılmalarına hükmetmitir. Mahkeme daha sonra hapis cezasını para cezasına çevirerek  
bavuranların her birini toplam 380.250.000 TL. para cezası ödemeye mahkum etmi tir.  
Mahkeme 647 sayılı Ceza Đnfaz Kanunu’nun 6/1 maddesine dayalı olarak cezanın infazının  
ertelenmesine karar vermitir.  
Yargıtay, 2 Aralık 2003 tarihinde bavuranları 2 ay 15 gün kamu hizmetinden men eden Asliye  
Ceza Mahkemesi’nin kararını onamı, sözkonusu karar mahkeme kalemine 31 Aralık 2003 tari-  
hinde ulatır.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 11. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuranlar AĐHS’nin 11. maddesinde öngörülen sendika haklarını kullandıkları gerekçesiyle  
mahkum edildiklerini ileri sürmektedir.  
Hükümet bu iddiaya karı çıkmaktadır.  
A. Kabuledilebilirlik hakkında  
Hükümet bavuranlar hakkındaki mahkumiyet kararının infazının ertelendi ğini savunarak  
bavuranların mağduriyet sıfatına karı çıkmaktadır.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Bavuranlar Hükümetin itirazına karı çıkmaktadır.  
AĐHM bir bavuran lehindeki bir kararın veya uygulamanın, ba vuranın “mağdur” statüsünü  
ortadan kaldırmasının, ancak, ulusal makamların Sözleme’nin ihlal edildiğini açıkça veya esastan  
kabul etmeleri ve bunu telafi yoluna gitmeleri ile mümkün olduğunu yineler (Bkz. Öztürk-Türkiye  
kararı no: 22479/93 ve Yalçın Küçük-Türkiye kararı (no:3), no: 71353/01, 2 Mart 2006). Oysa  
mevcut kararda bavuranların cezası infaz edilmese de adıgeçenler para cezasına çarptırılmı lar ve  
kamudaki görevlerinden geçici olarak men edilmilerdir. AĐHM bu durumda Hükümetin  
bavuranların mağdur sıfatı olmadığı yönündeki itirazını reddetmektedir.  
Hükümet olayların meydana geldiği dönemde Eğitim-Sen üyesi olmaması çerçevesinde H. ahika  
Türkkan’ın mağdur sıfatına itiraz etmektedir.  
Bavuran Hükümetin savına karı çıkmaktadır.  
AĐHM olayların meydana geldiği dönemde Eğitim-Sen sendikasına üye olmamasına karın,  
bavuranın kamu çalıanlarının koullarının iyiletirilmesi için düzenlenen bir günlük ulusal greve  
katılımı nedeniyle cezai müeyyideye çarptırıldığını tespit etmektedir. AĐHM bu nedenle  
Hükümetin H. ahika Türkkan’ın mağdur sıfatına yönelik itirazını reddetmektedir.  
Hükümet son olarak AĐHM’yi altı ay kuralına uyulmadığı gerekçesiyle bavuruları reddetmeye  
davet etmektedir. Hükümet bavuruların 2 Haziran 2004 tarihinden sonra «ALINDI» ibaresiyle  
AĐHM tarafından kayda girdiğini, oysa bavuruların en geç 2 Haziran 2004’te yapılmıolması  
gerektiğinin altını çizmektedir.  
Bavuranlar bu itiraza karı çıkmaktadırlar.  
AĐHM öncelikli olarak yerleik uygulamaya göre bir bavurunun yapıldığı tarihin bir bavuranın  
AĐHM’ye bavurma isteğini ilk olarak dile getirerek bavurunun konusunu tekil eden olaylar  
hususunda bilgilendirdiği tarih olduğunu hatırlatır (Bkz. Yayan-Türkiye kararı, no: 9043/03, 27  
Kasım 2007). AĐHM bu bavuruda Hükümetin atıfta bulunduğu tarihlerin bavuruların yapıldığı  
tarih değil, bavuru formlarının mahkeme katipliğine ulağı tarih olduğunu saptamaktadır.  
Bavuranlar bavurularını 2 Haziran 2004 tarihinden evvel (bkz. ek) ve altı ay kuralına uygun  
ekliyle, Yargıtay’ın 2 Aralık 2003 tarihli kararını Asliye Ceza Mahkemesi kalemine gönderdiği  
31 Aralık 2003 tarihinden itibaren altı ay içinde yapmılardır. AĐHM bu nedenle Hükümetin altı  
ay kuralına uyulmadığı yönündeki ikayetini reddetmektedir.  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde bavuruların dayanaktan yoksun olmadığını  
kaydeden AĐHM, ayrıca baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını  
tespit eder. Bu nedenle bavurular kabuledilebilir niteliktedir.  
B. Esasa dair  
1. Bir müdahalenin mevcudiyeti hakkında  
Bavuranlar bir günlük ulusal greve katılmaları nedeniyle mahkum edilmelerinin toplanma ve  
dernek kurma hakkına yönelik bir müdahaleyi oluturduğunu iddia etmektedir. Hükümete göre  
durum böyle değildir. AĐHM bavuranların nezdinde sözü edilen müdahalenin toplanma  
özgürğüne karı bir müdahaleyi oluturduğuna itibar etmektedir.  
2. Müdahalenin meruiyeti hakkında  
Benzeri bir müdahalenin AĐHS’nin 11. maddesinin ihlalini oluturmaması için «yasa ile  
öngörülmü» o l m a s ı , m ü d a h a l e n i n A ĐHS’nin 11. maddesinin 2. paragrafında öngörülen meru  
amaçlardan birine hizmet etmesi ve «demokratik bir toplum için gerekli» olması gerekmektedir.  
a) «Yasa ile öngörülme»  
AĐHM bavuranların TCK’nın 236. maddesine dayalı olarak mahkum edildi ği hususunun ihtilafa  
yol açmadığını kaydeder. O halde sözkonusu müdahalenin yasal dayanağı bulunmaktaydı.  
b) Meru amaç  
Hükümet müdahalenin kamu düzeninin sağlanması ve bakalarının hak ve özgürlüklerinin  
korunması gibi meru amaçları izlediğini savunmaktadır.  
AĐHM bu bavurudaki müdahalenin AĐHS’nin 11/2 maddesinde yer alan meru bir amacı  
izlediğinden üphe etmektedir. AĐHM bununla birlikte böylesi bir müdahalenin gerekliliği  
hususunda vardığı netice çerçevesinde bu sorunu irdelemeyi gerekli görmemektedir.  
c) «Demokratik bir toplum için gereklilik»  
Bavuranlar ulusal bir eylem günü olarak gerçekle en bu eylemin ülke çapında önceden  
duyurulduğunu ve yasaklanmadığını savunmaktadırlar. Bavuranlar üyesi bulundukları sendikanın  
y a s a y a , A n a y a s a ’ y a u y g u n o l a r a k k u r u l d u ğunu ve sendikal faaliyetler gerçekletirdiğini, mahkum  
edilmelerinin amacının gelecekte bu tür faaliyetlere katılmayı caydırıcı hale getirmek olduğunu  
vurgulamaktadır.  
Hükümet gerçekletirilen bu eylemin önceden bildirilmediğini savunmakta, ayrıca, bavuranlar  
hakkında öngörülen cezaların tecil edildiğini anımsatmaktadır. Hükümet ayrıca bavuranların  
toplanma haklarını kısıtlamaya uğramaksızın hafta sonu veya tatillerde kullanabileceklerini ifade  
etmektedir.  
AĐHM sözü edilen ulusal eylem gününün ulusal yetkililere önceden bildirildiğini tespit  
etmektedir. AĐHM’ye göre bu bağlamda, toplanma özgürlüğü ve görülerini bu özgürlük  
vasıtasıyla ifade etme hakkı demokratik bir toplumun temel de ğerlerinin bir parçasıdır.  
Demokrasinin esasında meselelerin halka açık olarak tartıılarak çözümlenmesi yeteneği  
bulunmaktadır. iddete tevik etme ve/veya demokratik ilkelerin reddi sözkonusu olmadı ğı  
sürece, toplanma ve ifade özgürlüğü çerçevesinde dile getirilen bazı görüler veya kullanılan  
ifadeler yetkili makamların gözünde kabuledilemez veya ok edici veya ileri sürülen talepler  
gayrımeru olsalar dahi, ifade ve toplanma özgürlüğünü ortadan kaldırmaya yönelik önleyici  
nitelikteki radikal tedbirler demokrasiye hizmet etmez, hatta tehlikeye düürür. Hukukun  
üstünğüne dayanan demokratik bir toplumda, yerleik düzene karı çıkan ve barıçı  
y ö n t e m l e r l e h a y a t a g e ç i r i l m e s i s a v u n u l a n s i y a s i d ü üncelerin toplanma özgürlüğü veya baka  
y a s a l y o l l a r l a d i l e g e t i r i l e b i l m e s i n e i m k a n t a n ı n m a l ı d ı r . ( B k z . G ü n e r i v d . - T ü r k i y e k a r a r ı  
no: 42853/98, 43609/98 ve 44291/98, 12 Temmuz 2005 ve Oya Ataman-Türkiye  
kararı). Son olarak göstericilerin iddet eylemlerinde bulunmadığı durumlarda, AĐHS’nin 11.  
maddesi ile  
güvence altına alındığı ekliyle toplantı özgürlüğünün içeriğinin boaltılmaması için, yetkili  
mercilerin barıyanlısı toplanmalara hogörüyle yaklaması önem arz etmektedir.  
AĐHM bu ilkelerin mevcut bavuruda sözkonusu olan toplantıların gerçekletirilmesine  
uygulanabileceğini ve bundan hareketle bavuranların bu eyleme katılarak barıyanlısı yollardan  
toplanma özgürlüğünü kullandıklarını ifade etmektedir (Bkz. Karaçay-Türkiye kararı no: 6615/03,  
27 Mart 2007 ve Bukta vd.-Macaristan no: 25691/04).  
AĐHM, ihtilaflı cezai mahkumiyetlerini davanın bütünü ıığında ve barıçı toplanma  
özgürğünün yerinin önemi doğrultusunda özellikle demokratik bir toplumda gerekli olup  
olmadığını değerlendirmitir. AĐHM bavuranların Eğitim-Sen sendikasının çalıma koullarının  
iyiletirilmesine dikkat çekmek amacıyla düzenlediği bir günlük greve katıldıkları için sonradan  
para cezasına çevrilen mahkumiyet cezasına çarptırıldıklarını ve geçici olarak kamu hizmetinden  
uzaklatırıldıklarını not etmektedir. ikayet konusu yaptırımlar yasal yoldan bu tür bir greve  
katılmak isteyen sendika üyelerini ve diğer kiileri caydırmak amacını gütmektedir.  
AĐHM bavuranlara uygulanan yaptırımların «demokratik bir toplum için gerekli» olmadı ğı  
sonucuna varmaktadır.  
Bu durumda AĐHS’nin 11. maddesi ihlal edilmitir.  
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
“AĐHS’nin 41. maddesine göre “Mahkeme ibu Sözleme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar  
verirse ve ilgili Yüksek Sözlemeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa,  
AĐHM, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın adil tatminine  
hükmeder.”  
A. Tazminat  
Bavuranların her biri 10.000 ABD Doları manevi tazminat talep etmektedir.  
Hükümet bu miktarlara karı çıkmaktadır.  
AĐHM hakkaniyete uygun bavuranların her birine 500 Euro manevi tazminat ödenmesini  
kararlatırmıtır.  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Bavuranlar AĐHM önünde yapmıoldukları yargılama giderleri için 2.750 YTL, tercüme  
masrafları için 500 YTL talep etmektedirler. Bavuranlar bu taleplerini kanıtlayıcı herhangi bir  
belge sunmamıtır.  
Hükümet bu miktarlara itiraz etmektedir.  
AĐHM’nin yerleik içtihadına göre bir bavuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul  
miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. AĐHM bu bavuruda mahkemeye sunulan deliller  
ve sözü edilen kıstaslar ıığında bavuranların yargılama masraf ve harcamalara ili kin talebini  
reddetmektedir.  
C. Gecikme Faizi  
Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine uyguladığı orana üç puanlık  
bir artıeklenerek belirlenecektir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavuruların kalanının kabuledilebilir olduğuna;  
2. AĐHS’nin 11. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme  
tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL’ye çevrilmek ve her türlü vergiden muaf tutulmak üzere  
Savunmacı Hükümet tarafından bavuranların her birine 500 (beyüz) Euro manevi tazminat  
ödenmesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet tarafından,  
Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eit oranda  
faiz uygulanmasına;  
4. Adil tazmine ilikin diğer taleplerin reddedilmesine;  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
fıkralarına uygun olarak 17 Temmuz 2008 tarihinde yazıyla bildirilmitir.  
Mevcut karar ekinde AĐHS’nin 45/2 ve Đçtüzüğün 74/2 maddelerine uygun olarak yargıç  
Mularoni’nin mutabık oy görüü yer almaktadır.  
Adı  
EK Bavuru no  
23018/04  
23034/04  
23042/04  
23071/04  
23073/04  
23081/04  
23086/04  
23091/04  
23094/04  
23444/04  
23676/04  
Soyadı  
Urcan  
Tamburacı  
Tomba  
Arslan  
Güne(Baaran)  
Berber  
Doğan  
Yaman  
Üçüncü  
Türkkan  
Kiraz  
Doğum tarihi  
8/9/1969  
Bavuru tarihi  
31/5/2004  
31/5/2004  
31/5/2004  
31/5/2004  
31/5/2004  
29/5/2004  
28/5/2004  
28/5/2004  
31/5/2004  
15/6/2004  
1/6/2004  
Aysun  
Bircan  
Günay  
ehriye  
Oya  
Gülümser  
L e y l a  
Meral  
25/8/1960  
22/3/1961  
16/5/1963  
27/9/1965  
25/5/1956  
14/4/1951  
25/5/1955  
20/2/1968  
17/7/1961  
5/6/1959  
Birgül  
H. ahika  
Z e r r i n