CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
YAĞIZ – TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no:19092/91)  
(62/1995/568/654)  
KARAR  
STRAZBURG  
7 Ağustos 1996  
Đꢀbu karar metni, Mahkemenin 1996 yılı Karar ve Hükümleri Raporunda  
nihai ekilde yayınlanmasından önce sekreterya revizyonuna tabidir.  
Anılan seri Carl Heymanns Verlag KG’den (Luxemburger Strasse 449, D  
– 50939 Köln) temin edilebilecek olup, anılan yayıncı, aynı zamanda  
belli ülkeler için arka sayfada belirtilen temsilciler ile birlikte  
dağıtımın düzenlenmesinden de sorumludur.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 1996. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılmış olup,  
Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif  
hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel  
Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
i
Temsilciler Listesi  
Belçika:  
Etablissements Emile Bruylant (rue de la Régence 67,  
B- 1000 Bruxelles)  
Lüksemburg: Librairie Promoculture (14, rue Duchscher (place de  
Paris), b.P. 1142, L – 1011 Luxembourg-Gare)  
Hollanda: B.V. Jurisdische Boekhandel & Antiquariaat A Jongbloed  
& Zoon (Noordeinde 39, NL – 2514 GC ‘s-Gravenhage)  
ii  
ÖZET1  
Heyet kararı  
Türkiye – polis gözetimi altında iken maruz kalınan muamele  
Hükümet’in ön itirazları, (Mahkemenin zaman itibarıyla yetkiyi  
haiz olmadığı ve iç hukuk yollarının tüketilmediği)  
Mahkeme’nin zorunlu yetkisinin yürürlüğe girdiği tarih  
olan (22 Ocak 1990), Sözleme’nin 46. maddesi uyarınca Türkiye  
bildirgesinin Avrupa Konseyi Genel Sekreterliğine tebliği.  
Bavuran tarafından Đddia edilen suimuamelenin, Türkiye  
tarafından Mahkeme’nin  
zorunlu yetkisinin kabulünden bir ay  
öncesine dayandığı gerekçesi ile mahkemede davanın esasının  
görülemeyeceği savunulmutur.  
Sonuç: Birinci itiraz onanmıtır (oybirliği ile)  
Diğer itirazların incelenmesine yer olmadığına.  
Gönderme yapılan Mahkeme içtihadı  
23.3.1995 tarihli Loizidou  
Türkiye davası (Ön Đtirazlar),  
8.6.1995 tarihli Yağcı ve Sargın – Türkiye davası; 8.6.1995  
tarihli Mitap ve Müftüoğlu – Türkiye davası  
1
Sekreterya’nın bu özeti Mahkeme açısından bağlayıcılık tekil  
etmemektedir.  
-
1 -  
Yağız – Türkiye Davasında1  
Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına  
ilikin Sözlemenin (“Sözleme”) 43. Maddesi ve Mahkeme A2  
Đçtüzüğünün ilgili hükümleri uyarınca;  
Başkan,  
Sn. R. Ryssdal,  
Sn. Thor Vilhjalmsson,  
Sn. F. Gölcüklü,  
Sn. N. Valticos,  
Sn. R. Pekkanen,  
Sn. A.B. Baka,  
Sn. G. Mifsud Bonnici,  
Sn. D. Gotchev  
Sn. P. Jambrek,  
isimli hakimler ile Sekreter Bay H. Petzold ve  
Sekreter Yardımcısı Bay P.J. Mahoney’in katılımı ile toplanmıꢀ  
olan Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi Heyeti:  
23 Mayıs ve 25 Haziran 1996 tarihli gizli görümesi  
sonucunda,  
Yukarıda  
son  
anılan  
tarihte  
benimsenmiꢀ  
olan  
aağıdaki karara varmıtır:  
USULĐ ĐꢁLEMLER  
1.  
Maddesinde öngörülen üç aylık süre içinde, 10 Temmuz 1995  
tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Komisyonu (“Komisyon”)  
tarafından Mahkememize sunulmutur. Türk vatandaı olan Bay  
Dava, Sözleme’nin 32. Maddesi’nin 1. fıkrası ve 47.  
Yüksel Yağız tarafından  
8
Ekim 1991 tarihinde Madde 25  
kapsamında Türkiye Cumhuriyeti aleyhine Komisyon’a sunulmuꢀ  
olan bir bavuruya (No. 19092/91) dayanmaktadır.  
Komisyon’un talebi 44. ve 48. Maddeler ile Türkiye’nin  
Mahkemenin zorunlu yetkisini tanıdığı bildirgeye (Madde 46)  
ilikindir. Talebin amacı davaya ilikin gerçeklerin, davalı  
Devlet tarafından  
Sözleme’nin 3. Maddesi kapsamındaki  
yükümlülüklerin ihlal edilip edilmediğine ilikin bir kararın  
verilmesidir.  
2.  
Mahkeme  
A
Đçtüzüğünün 33. Maddesi, (d) Fıkrası  
uyarınca yapılmıolan soruturmaya cevaben bavuran, adli  
takibata katılmak istediğini bildirmive kendisini temsil  
edecek avukatları vekil tayin etmive anılan Avukata Bakan  
tarafından Türkçe dilini kullanma yetkisi verilmitir.  
Sekreterya Notları:  
1. Dava numarası 62/1995/568/654’tür. Đlk numara, davanın ilgili yıl  
içinde (ikinci numara) Mahkeme’ye sunulan  
dava listesindeki sıra  
numarasıdır. Son iki numara, davanın kuruluundan bu yana mahkemeye  
sunulmuolan davalar listesindeki ve Komisyona yapılan bavuruların  
ilgili listedeki sıra numarasını belirtmektedir.  
2. A Đçtüzüğü, 9 nolu Protokolün yürürlüğe girmesinden önce Mahkemeye  
sunulan davalar ile anılan tarih itibarıyla ilgili Protokole tabi  
olmayan Devletler ile ilgili davalar için geçerlidir. Bunlar 1 Ocak  
1983 tarihi itibarıyla yürürlüğe girmive müteakiben zaman zaman  
değitirilmiꢀ  
olan Kurallar anlamında kullanılmıtır.  
-
2 -  
3.  
Oluturulan Heyet res’en, seçilmibulunan Türk  
uyruklu Bay F. Gölcüklü (Sözleme’nin 43. Maddesi) ile Mahkeme  
Bakanı Bay R. Ryssdal’ın (21. Kural, 3. Fıkrası) katılımını  
da içermitir. Bakan 13 Temmuz 1995 tarihinde Katibin  
huzurunda ismen Bay Thor Vilhjalmsson, Bay N. Valticos, Bay R.  
Pekkanen, Bay A.B. Baka, Bay G Mifsud Bonnici, Bay D. Gotchev  
Bay, P. Jambrek olmak üzere, diğer yedi hakimin adını kura ile  
belirlemitir  
(Sözlemenin  
43.  
Maddesi  
ve  
Đçtüzük  
21.  
Maddesinin 4. Fıkrası uyarınca).  
4.  
Heyetin Bakanı sıfatıyla (Đçtüzük 21. Madde, 5. Fıkra)  
ve Sekreter aracılığıyla hareket eden Bay Ryssdal, Türk hükümeti  
(“Hükümet”) temsilcisinin, bavuranın avukatının ve Komisyon  
Delegesinin yazılı prosedürün organizasyonu hakkındaki görülerini  
bildirmelerini istemitir (Đçtüzük 37. Madde, 1. Fıkra ve 38.  
Madde).  
Bunun sonucunda gönderilen talebe ilikin olarak  
Sekreter muhatap Hükümetin görüünü  
22 Mart 1996 tarihinde  
almıtır. 1 Nisan 1996 tarihinde Hükümet tarafından 12 Mart  
1996 tarihli bir tıbbi rapor sureti sunulmutur.  
5.  
10 Temmuz 1995 tarihli talebini (bkz. yukarıdaki 1. paragraf)  
geri almak istediğini Sn. Ryssdal’a bildirmitir. 25 Mart  
Türkiye davası kararına  
23 Nisan 1996 tarihinde Komisyon Bakanı, Komisyon’un  
1996 tarihli Mitap ve Müftüoğlu  
ilikin olarak, mevcut davanın Mahkeme’nin zaman itibarıyla  
yetkisinin dıında olduğunu bildirmitir.  
9
Mayıs  
“tek  
1996  
tarihinde,  
çekilmesine”  
Hükümet  
itiraz  
tarafından  
Komisyon’un  
taraflı  
edildiği  
Sekreterya’ya bildirilmitir. 20 Mayısta bavuran bu hususta  
bir görübelirtmemitir.  
14 Mayıs 1996 tarihinde Bakan, anılan tarihte  
görülecek olan  
durumayı iptal etmitir.  
6.  
23 Mayıs tarihinde Mahkeme, huzurunda bir takibat  
tekil eden talebin Komisyon tarafından geri alınamayacağını  
ve Mahkeme tarafından davanın görülmesine devam edilmesi  
gerektiğine karar vermitir. Mahkeme kararı 18 Haziran 1996  
tarihinde Sekreter tarafından imzalanmıolan ve aağıdaki  
metni içeren bir mektup ile Hükümet, bavuran ve Komisyon’a  
bildirmitir.  
“... 1959 itibarıyla, Mahkeme Đçtüzüğü kapsamında  
davadan çekilmeye ilikin yetki, davayı mahkemeye  
sunan “taraflara”, bir baka deyile Yüksek Sözleme  
Taraflarına ve 9. Protokole tabi olan Devletler  
durumunda özel taraflara tanınmıtır (Mahkeme  
Đçtüzüğünün 49. Maddesinin 1. Fıkrası ve  
Đçtüzüğünün 51. Maddesinin 1. Fıkrası).  
A
B
-
3 -  
Komisyon bir “taraf” değildir ve A Đçtüzüğünün 49.  
Maddesinin 1. Fıkrasında açıkça belirtilen yetkiye  
benzer bir yetkinin kendisine verilmiolsa dahi,  
tarafların mutabakatına tabi olarak davanın iptalini  
onaylama yetkisi Mahkeme’ye aittir. Mevcut davada Türk  
hükümeti itirazları olduğunu belirtmitir”  
Ayrıca, 23 Mayıs tarihinde Mahkeme, olağan usule göre  
bu istisna ile ilgili gerekli artların yerine getirildiğini  
kaydettikten  
sonra,  
davanın  
görülmesine  
karar  
vermitir  
(Đçtüzük 26. ve 38. Maddeleri).  
DAVA ESASLARI  
I.  
7.  
Dava ile ilgili Olaylar  
4
Aralık 1989 tarihinde, Đzmir, Tepecik Sosyal  
Sigortalar Hastanesi’nin Doğum Servisinden, doğumundan kısa  
bir süre sonra bir çocuk kaçırılmıtır.  
8.  
14 Aralık 1989 tarihinde Đzmir Savcılığı tarafından  
bazı hastane personeline ilikin yapılan soruturmada, doğum  
servisinin bir hemiresi olan Bayan Yağız yerel polis  
karakolunda birkaç saat süresince sorgulanmıtır.  
9.  
Yeni doğan çocuğun kaçırılmasına katıldığı üphesi ile  
15 Aralık 1989 tarihinde tevkif edilerek, Đzmir Emniyet  
Müdürlüğü’nde polis gözetimi altına alınmıtır. Cinayet ve  
silahlı soygun” ekipleri  
dairesinde sabaha kadar süren  
sorgulaması sırasında, polis tarafından tedavi için iki kez  
hastanenin polikliniğine götürülmütür.  
10.  
Serbest  
bırakılma  
tarihi  
olan  
16  
Aralık  
1989  
tarihinde bavuran, maruz kaldığı psikolojik ok nedeniyle  
hastaneye yatmıtır. 18 Aralık 1989 tarihinde, diğerlerinin  
yanı sıra iç hastalıkları, genel cerrahi servisi ve jinekoloji  
servisinde  
engelleyebilecek  
psikolojik muayenesinde, bavuranın begünlük istirahatını  
gerektiren bir psikolojik travma yaadığını belirtilmitir.  
yapılan  
bir  
muayenesinde  
patolojik  
bavuranın  
durum olmadığı,  
çalımasını  
ancak  
11.  
Bayan Yağız’ın babasının talebi üzerine Đzmir Tıp  
Derneği tarafından atanan üç hekimden kurulu bir heyet,  
bavuranı 20 Aralık 1989 tarihinde muayene etmitir. 21 Aralık  
1989 tarihli heyet raporuna göre Bayan Yağız’da “akut travma  
sonrası stres” mevcut olduğu ve ayak tabanlarında izlerin  
bulunduğunu  
tespit  
etmitir.  
Bu  
belirtiler  
ilgilinin  
suimuameleye tabi kaldığını kanıtlamaktadır.  
-
4 -  
12.  
Bu arada 17 Aralık 1989 tarihinde, bavuran polis  
gözetiminde iken kendisinden sorumlu polis memurları aleyhinde  
kendisine ikence etmek suçundan Đzmir Savcılığı’na suç  
duyurusunda bulunmutur.  
20 Aralık 1989 tarihinde adli  
mercilere vermiolduğu dilekçesinde, sorguluma sırasında  
gözleri bağlı iken bazı polis memurları tarafından ayağının  
tabanına bir sopa ile vurulduğunu, ayağını hareket ettirmesini  
engellemek üzere eteğine bir düğüm attıklarını ve omuzlarına  
ağır cisimler yerletirdiklerini belirtmitir. Polis daha  
sonra ayağının imesini engellemek üzere ıslak zemin üzerinde  
yürütmüve cinsel tacizde bulunmutur.  
13.  
12 Nisan 1990 tarihinde sanık polis memurları ve  
tanıkların dinlenmesinden sonra, Đzmir Cumhuriyet Savcılığı  
suimuamele suçlamasından sanık üç polis memuru aleyhinde Türk  
Ceza Kanunu’nun 245. maddesi uyarınca Đzmir Ceza Mahkemesinde  
takibat balatılmıtır.  
14.  
görevsizlik  
Mahkemesine sevk etmitir.  
12 Haziran 1990 tarihinde Đzmir Ceza Mahkemesi  
kararı vermive davayı Đzmir Ağır Ceza  
15.  
16 kasım 1990 tarihinde Đzmir Đkinci Ağır Ceza  
mahkemesi üç polis memurunun beraatına karar vermitir.  
Özellikle 21 Aralık 1989 tarihli rapor olmak üzere, tıbbi  
raporlar ıığında bavuranın Đzmir Emniyet Müdürlüğü’nde  
“zorlamaya”  
maruz kaldığını, ancak bavuranın sorumluların  
kimliklerini tespit edemediğinden ve tanıklar tarafından bu  
hususta herhangi bir delil sunulmadığından, sorumlularının kim  
olduğunun tespit edilemediğine karar vermitir.  
16.  
19 Haziran 1991 tarihinde Đstinaf Mahkemesi Ağır Ceza  
Mahkemesi’nin kararını onamıtır.  
17.  
Çocuğun  
kaçırılmasına ilikin soruturma sonucunda  
asıl suçlular tutuklanarak hüküm giymitir. Bayan Yağız ve  
terek dört davalısı hakkında 28 Aralık 1989 tarihinde  
takibatın sona erdirme kararı verilmitir.  
II.  
18.  
Türk Ceza Kanunu’nun ilgili hükümleri  
243. Madde aağıdaki hükümleri içermektedir:  
“Mahkemeler ve meclisler reis ve azalarından ve sair  
hükümet memurlarından biri maznun bulunan kimselerin  
cürümlerini söyletmek için ikence eder yahut zalimane  
veya gayri insani veya haysiyet kırıcı muamelelere baꢀ  
vurursa beseneye kadar ağır hapis ve müebbeden veya  
muvakkaten memuriyetten mahrumiyet cezası ile mahkum  
olur.  
-
5 -  
Fiil neticesinde ölüm vukua gelirse 452'nci, sair  
hallerde 456'ncı maddeye göre tertip olunacak ceza  
üçte birden yarıya kadar artırılır.”  
19.  
245. Madde aağıdaki hükümleri içermektedir:  
“Kuvvei cebriye imaline memur olanlar ve bilumum  
zabıta ve ihzar memurları memuriyetlerini icrada ve  
mafevkinde bulunan amirinin emrini infazda kanun ve  
nizamın tayin ettiği ahvalde baka surette bir kimse  
hakkında suimuamele veya cismen eza verecek hale cüret  
eder yahut o kimseyi darp ve cerh eylerse üç aydan üç  
seneye  
kadar  
hapis  
ve  
muvakkaten  
memuriyetten  
mahrumiyet cezaları ile cezalandırılır.“  
III.  
20.  
Sözleme’nin 46. Maddesi uyarınca sunulan Türkiye  
Bildirgesi  
22 ocak 1990 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Dıileri  
Bakanlığı tarafından Sözleme’nin 46. Maddesi uyarınca Avrupa  
konseyi Genel Sekreterliği’ne aağıdaki bildirgeyi sunmutur:  
“Türkiye Cumhuriyeti adına ve Đnsan Hakları ve Temel  
Özgürlüklerin  
Korunmasına  
46. Maddesi  
ilikin  
uyarınca  
Avrupa  
hareketle,  
Sözlemesi’nin  
aağıdaki hususlar beyan edilir:  
Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına  
ilikin Avrupa Sözlemesi’nin 46. Maddesi uyarınca  
hareketle, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, Sözleme’nin  
1. maddesinde belirtilen anlamda yetkinin Türkiye  
Cumhuriyeti  
ulusal  
sınırları  
içinde  
yürütülen  
uygulaması ile ilgili Sözleme’nin yorumlanması ve  
uygulanmasına ilikin tüm hususlarda Avrupa Đnsan  
Hakları Mahkemesinin yetkisini, Türkiye tarafından  
verilen yetki dahilinde ilgili hususların daha önceden  
Komisyon tarafından incelenmesi kaydıyla kendiliğinden  
ve herhangi bir özel sözlemeye gerek kalmaksızın  
kabul etmektedir.  
Bu bildirge, Sözleme kapsamında üstlenilmiolan  
karılıklılık  
karılıklılık  
yükümleri  
artına  
de  
dahil  
olmak  
Sunuluꢀ  
üzere  
tarihi  
bağlıdır.  
itibarıyla üç yıl süresince geçerli olup, ibu  
Bildirge’nin sunulutarihi itibarıyla cereyan eden  
olaylara ilikin kararlar da dahil olmak üzere, anılan  
tarih  
itibarıyla  
cereyan  
eden  
olaylara  
ilikin  
talepleri kapsamaktadır.”  
Bu bildirge üç yıllık bir süre için 22 Ocak 1993  
tarihinde ve küçük farklılıklarla iki yıllık bir süre için 22  
Ocak 1996 tarihinde tekrar yenilenmitir.  
-
6 -  
KOMĐSYON HUZURUNDA YAPILAN TAKĐBAT  
21. Bayan Yağız tarafından  
Komisyon’a  
8
Ekim  
1991  
tarihinde bavurulmutur. Sözleme’nin 3. Maddesine dayanarak,  
polis gözetimi altında iken suimuameleye maruz kaldığından  
ikayetçi olmutur.  
22.  
edilebileceğini 11  
tarihli  
Komisyon  
bavurunun  
(no.  
19092/91)  
kabul  
Ekim 1993’te ilan etmitir.  
Mayıs 1995  
raporunda (31. Madde) 3. Maddenin ihlal edildiğine  
ilikin mütalaasını oybirliği ile bildirmitir. Komisyonun  
mütalaasının tam metni bu kararın ekinde sunulmutur2.”  
HÜKÜMET TARAFINDAN MAHKEMEYE YAPILAN NĐHAĐ SUNUMLAR  
23.  
Hükümet görüünde Mahkemeden öncelikli olarak zorunlu  
yetkisinin tanındığı Türkiye bildirgesi gerekçesi ile zaman  
itibarıyla yetkisinin bulunmadığı, alternatif olarak iç hukuk  
yollarının  
tüketilmediği  
ve  
son  
alternatif  
olarak  
da  
Sözleme’nin ihlal edilmediği yönünde karara verilmesini talep  
etmitir.  
HUKUK AÇISINDAN  
HÜKÜMETĐN ÖN ĐTĐRAZLARI  
24.  
Ana sunumu olarak Hükümet zaman itibarıyla yetki  
(ratione temporis) yetersizliği ve iç hukuk yollarının  
tüketilmediği gerekçeleriyle davanın kabulüne ilikin iki  
itiraz öne sürmütür.  
25.  
Hükümet 22 Ocak 1990 tarihinde Türkiye ilgili tarih  
“itibarıyla meydana gelen olaylara dayalı kararlar da dahil  
olmak üzere, olaylar ile ilgili bavurularda” Mahkemenin  
zorunlu  
yetkisini  
kabul  
etmiꢀ  
olduğunu  
yinelemitir.  
“Bavuranın iddialarının” 15 ve 16 Aralık 1989 tarihi  
sonrasında cereyan ettiğinden dolayı davanın Mahkeme’nin  
yetkisinin dıında olduğunu belirtmitir.  
26.  
Bayan Yağız bunun aksine, Sözleme’nin 46. Maddesi  
uyarınca bildirilen Türkiye bildirgesinin yürürlüğe giriꢀ  
tarihinin Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği’ne sunulutarihi  
değil, aynı yıl içinde Mahkeme’nin zorunlu yetkisini tanıyan  
25 Eylül tarihli Bakanlar Kurulu kararının 27 Eylül 1989  
tarihli Resmi Gazetede yayımlandığı tarih olduğunu öne  
sürmütür.  
2
Sekreterya Notları. Uygulama nedenlerinden dolayı bu ek, sadece  
kararın baskılı sürümünde verilecek olup (1996 Hüküm ve Kararları  
Raporları), ancak Komisyon Raporunun bir sureti Sekreterya’dan elde  
edilebilecektir.  
-
7 -  
27.  
Mahkeme, anılan görüü kabul etmemektedir. Genel  
Sekreterliğe tebliğ, bavuran tarafından öne sürülen ekilde  
sadece bir formaliteden ibaret olmayıp, Mahkeme’nin zorunlu  
yetkisinin  
tanınmasının  
yürürlüğe  
giriꢀ  
tarihini  
tekil  
etmektedir. Sözleme’nin 46.  
Maddesi uyarınca sunulmuolan  
bildirgenin artları da tüm talepleri ortadan kaldırmaktadır:  
“Bu bildirge ... sunulutarihi itibarıyla üç yıl süresince  
geçerli olup, ibu Bildirge’nin sunulutarihi itibarıyla  
cereyan eden olaylara ilikin kararlar da dahil olmak üzere,  
anılan  
talepleri kapsamaktadır” (Bkz. yukarıdaki 20 paragraf; 23 Mart  
1995 tarihli Loizidou Türkiye kararı (Ön Đtirazlar),  
tarih  
itibarıyla  
cereyan  
eden  
olaylara  
ilikin  
A
Serisi, No. 310, s. 33 madde 102); 8 Haziran 1995 tarihli  
Yağcı ve Sargın – Türkiye ile Mahsur – Türkiye kararları, A  
Serisi, 319-A ve 319-B, s. 16, Madde 40 ve s. 48, Madde 44; ve  
25 Mart 1996 tarihli Mitap ve Müftüoğlu – Türkiye kararı, 1996  
Raporları, sayfa ..., 26-28. Maddeler).  
28.  
Bu metin itibarıyla, Bayan Yağız’ın polis gözetimi  
altında iken maruz kaldığı suimuamelenin 15 ve 16 Aralık 1989  
tarihinde, Türkiye tarafından Mahkeme’nin zorunlu yetkisinin  
tanınmasından bir ay önce meydana gelmiolması sebebiyle,  
Mahkeme davaya ilikin  
olmadığı kanaatındadır.  
esasların görülmesi konusunda yetkisi  
29.  
Bu  
sonuç,  
Hükümet’in  
diğer  
itirazlarının  
görüülmesini gereksiz kılmaktadır.  
YUKARIDA BELĐRTĐLEN GEREKÇELERE DAYANARAK MAHKEME  
Davaya ilikin esasların görülmesi konusunda yetkisi  
olmadığına  
ilikin ibu kararı, Đngilizce ve Fransızca olmak üzere  
7
Ağustos 1996 tarihinde Strazburg’da bulunan Đnsan Hakları  
Binası’ndaki halka açık oturumda düzenlenmitir.  
Rolv RYSSDAL  
Bakan  
Herbert PETZOLD  
Sekreter