CONSEIL  
AVRUPA  
DE L’EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ÜÇÜNCÜ DAĐRE  
YERLĐKAYA -TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no:10985/02 ve 10993/02)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
8 Nisan 2008  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (10985/02 ve 10993/02) no’lu davanın nedeni  
(T.C. vatandaları) Arif Yerlikaya ve Sevil Yerlikaya’nın (Tekin) (bavuranlar) Avrupa Đnsan  
Hakları Mahkemesi’ne 19 Kasım 2001 tarihinde Temel Đnsan Hakları ve Özgürlüklerini  
güvence altına alan Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca  
yapmıolduğu bavurudur.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOULLARI  
Bavuranlar, sırasıyla 1924 ve 1966 yılı doğumlulardır ve Đstanbul’da ikamet etmektedirler.  
1985 yılında bavuranların her biri, Đstanbul Büyükehir Belediyesi’ne ait birer arsayı taksitle  
satın almılardır. Büyükehir Belediyesi de bavuranlara geçici tapu tahsis belgesi vermitir.  
13 Haziran 1996 tarihinde hisse bedellerinin tamamını ödeyen bavuranlar, Đstanbul  
Büyükehir Belediyesi’nden tapularının verilmesi talebinde bulunmulardır. Bu talep zımnen  
reddedilmitir. Bu durumda bavuranlar, sözkonusu ret ilemlerinin iptali ve yürütmenin  
durdurulması talebiyle Đstanbul Đdare Mahkemesi’ne ayrı ayrı bavurularda bulunmulardır.  
18 Kasım 1996 tarihinde bavuranların talebi üzerine mahkeme, yürütmenin durdurulmasına  
karar vermitir.  
Büyükehir Belediyesi’nin tapuları vermeyi reddetme kararını dayandırdığı mevzuat  
değiikliğinin ihtilaflı hisseler için öngörülen bedellerinin tamamını ödeyen bavuranların  
durumuna uygulanamayacağı gerekçesiyle sırasıyla 27 Mart ve 16 Nisan 1997 tarihli  
kararlarla Đdare Mahkemesi, dava konusu ret ilemlerini iptal etmitir.  
Büyükehir Belediyesi’nin temyiz bavurusu 25 Mayıs 1998 tarihinde Danıtay tarafından  
reddedilmitir. Tarafların karar düzeltme bavurusunda bulunmamaları nedeniyle, Sevil  
Yerlikaya ile ilgili karar nihai hale gelmitir.  
17 Haziran 1999 tarihinde, Arif Yerlikaya ile ilgili karar hakkında Büyükehir Belediyesi  
tarafından yapılan karar düzeltme talebi Danıtay tarafından reddedilmive karar nihai hale  
gelmitir.  
Bavuranlar, tapularının verilmesi için bir kez daha talepte bulunmulardır ancak bu talepleri  
sonuçsuz kalmıtır. Büyükehir Belediyesi, 15 Aralık 1997 tarihinde durdurulan ehircilik  
planı uyarınca sözkonusu hisselerin spor kompleksi inaatı içinde yer aldığını ileri sürmütür.  
Bavuranlara halen tapuları verilmemekte dolayısıyla da bavuranlar, sözkonusu hisseler  
üzerinde hiçbir hak iddia edememektedirler.  
HUKUK  
2
Bavuranlar, tapularının verilmesine hükmeden nihai mahkeme kararlarının ulusal merciler  
tarafından ifa edilmemesinden ikayetçilerdir.  
I. DAVALARIN BĐRLETĐRĐLMESĐ  
Olaylar ve esasa ilikin ortaya koydukları sorun bakımından davaların benzerliğini dikkate  
alan AĐHM, iç tüzüğün 42/1 maddesi uyarınca davaların birletirilmesine kanaat  
getirmektedir.  
II. KABULEDĐLEBĐLĐRLĐĞE ĐLĐꢁKĐN  
Hükümet’e göre, bavuranlar, konuya ilikin bavurularını altı aylık süre içerisinde  
sunmalardır. Bavuranların, 13 Temmuz 1999 (Arif Yerlikaya) ve 6 Temmuz 1998 (Sevil  
Yerlikaya) tarihlerinde ellerine ulaan Danıtay kararlarını müteakip altı aylık süre içerisinde  
AĐHM’ye bavuruda bulunmuolmaları gerekirdi. Oysa mevcut davada bavurular, 19 Aralık  
2001 tarihinde yani nihai kararların bavuranlara tebliğ edilmesinden altı ay sonra  
sunulmutur.  
Ayrıca Hükümet, iç hukuk yolları tüketilmediği gerekçesiyle AĐHM’ye bavuruları  
reddetmesi çağrısında bulunmaktadır. Hükümet, bavuranların, ulusal mahkemeler önünde  
ikayetlerini sunmadıklarını ve yargı kararlarının yerine getirilmemesi nedeniyle mağdur olan  
kimselere tazminat ödenmesini öngören Đdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2577 sayılı  
yasasının hükümleri uyarınca idare aleyhinde tazminat davası açmadıklarını belirtmektedir.  
Bavuranlar, sözkonusu argümanlara karı çıkmaktadırlar. Bavuranlar, iddia edilen ihlallerin,  
yargı kararlarının yerine getirilmemesi ve mülkiyet haklarının tasarrufuna yönelik yapılan  
müdahale ile ilgili olduğunu savunmaktadır. Bavuranlara göre, halen devam eden bir durum  
sözkonusu olduğunda yargı kararlarının yerine getirilmesini güvence altına alan etkili bir  
bavuru yolu bulunmamaktadır. Altı ay süresi, sözkonusu durumun sona ermesinden itibaren  
ilemeye balamaktadır.  
AĐHM, önceki kararlarında benzer itirazları reddettiğini hatırlatmaktadır (Lemke-Türkiye,  
bavuru no: 17381/02, 5 Haziran 2007). AĐHM, önceden ulaolduğu sonuçlardan baka  
bir sonuca ulamak için hiçbir gerekçe görememekte ve Hükümet’in altı ay kuralı ve iç hukuk  
yollarının tüketilmediğine dair yapmıolduğu itirazları reddetmektedir.  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde bavurunun dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru  
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle bavuru kabuledilebilir niteliktedir.  
III. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐ VE 1 NO’LU EK PROTOKOL’ÜN 1. MADDESĐNĐN  
ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuranlar, tapularının verilmesine hükmeden nihai kararların ulusal makamlar tarafından  
ifa edilmemesinden ikayetçilerdir. Bavuranlar, AĐHS’nin 13. maddesi ile birlikte 6/1  
maddesine ve 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesine atıfta bulunmaktadırlar.  
3
AĐHM, bavuranlar tarafından dile getirilen olayların özellikle AĐHS’nin 6/1 maddesinin ve 1  
No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin kapsamına girdiği kanaatindedir.  
Hükümet, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin yalnızca mevcut mallar için geçerli olduğu  
ve mal edinme hakkını güvence altına almadığı gerekçesiyle bu maddenin mevcut davaya  
uygulanamayacağını savunmutur.  
AĐHM, 27 Mart ve 16 Nisan 1997 tarihli kararlarla, Büyükehir Belediyesi tarafından  
belirlenen yöntemlere uygun olarak bavuranların ödemelerini yapmalarının ardından,  
Belediye’nin, bavuranlara tapularının verilmesinin reddine ilikin ilemlerinin iptal edilmesi  
taraflar arasında ihtilaf konusu olmadığını hatırlatmaktadır. Ancak, sözkonusu kararlar halen  
yerine getirilmemektedir.  
Mevcut davada, bavuranların taınmazları üzerindeki mülkiyet hakkından istifade etme  
meru beklentisini ileri sürmelerine neden olan mamelek bir değer mevcuttur. Dolayısıyla  
bavuranlar, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi kapsamında bir “mülk” sahibidirler (Bkz.  
diğerleri arasından, Kopecky-Slovakya, bavuru no: 44912/98, 28 Eylül 2004 ve Tacea-  
Romanya, bavuru no: 746/02, 29 Eylül 2005).  
Bavuranların, söz konusu nihai kararların yerine getirilmemesi nedeniyle AĐHS’nin 6/1  
maddesinin ve 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği kapsamında yapmıꢀ  
oldukları ikayete ilikin olarak ise AĐHM, özellikle de mevcut davadaki gibi, sözkonusu  
kararın yerine getirilmesi yükümlülüğü idari bir makama ait olduğunda, makul süre içerisinde  
yetkililerin nihai karara uygun hareket etmemelerinin AĐHS’nin 6/1 maddesinin ve 1 No’lu  
Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlaline neden olabileceği kanaatine vardığını hatırlatmaktadır  
(Bkz. örneğin, Bourdov-Rusya, bavuru no: 59498/00; Romachov-Ukrayna, bavuru no:  
67534/01, 27 Temmuz 2004, Tacea-Romanya, sözü edilen Tunç-Türkiye, bavuru no:  
54040/00, 24 Mayıs 2005 ve Kuzu-Türkiye; bavuru no: 13062/03, 17 Ocak 2006 ve  
Sipchenko-Rusya, bavuru no: 38368/04, 1 Mart 2007).  
AĐHM, mevcut davayı incelemitir ve Hükümet’in farklı bir sonuca ulamasını sağlayacak  
ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığı kanaatine varmıtır. AĐHM, idarenin bavuranlara  
tapularını vermediğini ve ulusal mahkemelerin de idarenin bu tutumlarını onaylamadığını  
tespit etmektedir. 18 Kasım 1996 tarihinde, bavuranların talebi üzerine mahkeme,  
yürütmenin durdurulmasına karar vermitir. Bu ekilde hareket ederek mahkeme ilk aamada,  
bavuranlar lehine geçici bir tedbir almıve idareden, esas hakkındaki kararı beklerken bu  
karara uygun davranmasını istemitir. Ardından sırasıyla 27 Mart ve 16 Nisan 1997  
tarihlerinde, mahkeme, esas hakkındaki kararını vermive idarenin tapuların verilmesinin  
reddine ilikin ilemleri iptal etmitir. Sözkonusu nihai ve icrası kabil kararlar, Arif Yerlikaya  
için 17 Haziran 1999 (Danıtay’ın karar düzeltme bavurusunu reddettiği tarih) tarihinden beri  
ve Sevil Yerlikaya için 25 Mayıs 1998 tarihinden beri (karar düzeltme bavurusu yapılmadığı  
için nihai hale gelen Danıtay kararı tarihi) yani sırasıyla sekiz ve dokuz yıldan fazla  
zamandır halen yerine getirilmemitir. Sözkonusu ihmalkarlık, AĐHM’yi, geçen süre  
boyunca, mevcut davada verilen nihai kararlara uygun hareket etme hususunda gerekli  
tedbirleri almayan Türk yetkililerinin, AĐHS’nin 6/1 maddesi ve 1 No’lu Ek Protokol’ün 1.  
maddesinin hükümlerini manasız kıldığı yönünde düünmeye sevk etmektedir.  
Sonuç olarak, sözkonusu hükümler ihlal edilmitir.  
IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
4
A. Tazminat  
1. Maddi tazminat  
Bavuranlar, 300.000 Euro maddi tazminat talebinde bulunmaktadırlar.  
Hükümet, bu iddialara karı çıkmaktadır.  
AĐHM, ihlal tespiti olan bir kararın, Savunmacı Devlet’e, ihlale son verme ve önceki haline  
gelecek ekilde ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırma yükümlülüğü getirdiğini hatırlatmaktadır  
(Iatridis-Yunanistan, (adil tatmin), bavuru no: 31107/96).  
AĐHM, mevcut davada, bavuranlar lehine verilen nihai yargı kararlarının ifa edilmemesi  
nedeniyle AĐHS’nin 6/1 maddesinin ve 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği  
tespitine ulağını hatırlatmaktadır. Böylece, bavuranlar, meru olarak beklenti içine  
girdikleri taınmazlarının tapularından yoksun bırakılmıtır. Sonuç olarak AĐHM, 13 Temmuz  
1999 ve 6 Temmuz 1998 tarihlerinde nihai hale gelen kararlar uyarınca bavuranların, halen  
tapularını elde etme haklarının bulunduğu kanaatindedir. AĐHM, AĐHS’nin 6. maddesinin  
ihlal edildiği sonucuna ulağında, ilke olarak en uygun telafi yolunun, bavuran için,  
sözkonusu hükmün gerekleri yerine getirilmiolsaydı bavuranın içinde bulunacağı duruma  
olabildiğince tekabül eden bir durum yaratmak olduğu kanaatindedir (Bkz, Basoukou-  
Yunanistan, bavuru no: 3028/03, 21 Nisan 2005; Ahmet Kılıç-Türkiye, bavuru no: 38473/02,  
25 Temmuz 2006; Sipchenko-Rusya; Piersack-Belçika, 26 Ekim 1984 tarihi karar; Gençel-  
Türkiye, bavuru no: 53431/99, 23 Ekim 2003). AĐHM, ihlal tespitlerini göz önüne alarak,  
sözkonusu ilkenin mevcut davaya da uygulanabileceği kanaatindedir. AĐHM, Savunmacı  
Devlet’in, gerekli tedbirleri alarak, sırasıyla 27 Mart ve 16 Nisan 1997 tarihli Đstanbul Đdare  
Mahkemesi’nin kararlarının (kararlar, sırasıyla 17 Haziran 1999 ve 25 Mayıs 1998  
tarihlerinde nihai hale gelmilerdir) idare tarafından tam olarak ifa edilmesini sağlaması  
gerektiği kanaatindedir.  
2. Manevi tazminat  
Bavuranlar, ayrıca manevi tazminat talebinde de bulunmaktadırlar. Bavuranlar, manevi  
tazminat miktarını AĐHM’nin takdirine bırakmaktadırlar.  
Hükümet, hiçbir hukuki mesnedi bulunmadığı gerekçesiyle bu iddialara karı çıkmaktadır.  
Hakkaniyete uygun olarak, AĐHM, bavuranların her birine 3.000 Euro manevi tazminat  
ödenmesine karar vermektedir.  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Bavuranlar, ulusal mahkemeler ve AĐHM önünde yapmıoldukları masraf ve harcamalar  
için 10.390 Euro talep etmektedirler. Bavuranlar, davalarının hazırlanmasının 21 saatlik bir  
çalıma gerektirdiğini belirtmekte ve davalarının sunum masrafı olarak 10.000 Euro talep  
etmektedirler. Telefon, faks, yazıma, kırtasiye ve çeviri masrafları gibi genel masraflara  
ilikin olarak ise bavuranlar 390 Euro talep etmekte ve yapmıoldukları bu harcamaları,  
makbuzların bir nüshası ile desteklemektedirler.  
5
Hükümet, hiçbir hukuki mesnedi bulunmadığı gerekçesiyle bu iddialara karı çıkmaktadır.  
Konuya ilikin içtihadını göz önüne alarak, AĐHM, tüm yargılama masraf ve giderleri için  
bavuranlara ortaklaa olarak 2.000 Euro verilmesinin uygun olacağı kanaatindedir.  
C. Gecikme faizi  
Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı orana üç  
puanlık bir artıeklenerek belirlenecektir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE;  
1. Bavuruların birletirilmesine;  
2. Bavuruların kabuledilebilir olduğuna;  
3. AĐHS’nin 6/1 maddesi ve 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
4. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi uyarınca kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde  
Savunmacı Devlet tarafından, gerekli tedbirleri alarak, sırasıyla 27 Mart ve 16 Nisan  
1997 tarihli Đstanbul Đdare Mahkemesi’nin kararlarının ( kararlar, sırasıyla 17 Haziran  
1999 ve 25 Mayıs 1998 tarihlerinde nihai hale gelmilerdir) idare tarafından ifa  
edilmesinin sağlanmasına;  
b) Savunmacı Devlet tarafından, yine aynı üç aylık süre içerisinde, ödeme tarihindeki  
döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirasına çevrilmek suretiyle;  
i. bavuranların her birine, 3.000 Euro (üç bin Euro) manevi tazminat ödenmesine;  
ii. bavuranlara ortaklaa olarak yargılama masraf ve giderleri için 2.000 (iki bin) Euro  
ödenmesine;  
iii. sözkonusu miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;  
c) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç  
puan fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
5. Adil tatmine ilikin diğer tüm taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve  
3. paragraflarına uygun olarak 8 Nisan 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
6