AĐHM, baꢀvuranlar tarafından dile getirilen olayların özellikle AĐHS’nin 6/1 maddesinin ve 1
No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin kapsamına girdiği kanaatindedir.
Hükümet, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin yalnızca mevcut mallar için geçerli olduğu
ve mal edinme hakkını güvence altına almadığı gerekçesiyle bu maddenin mevcut davaya
uygulanamayacağını savunmuꢀtur.
AĐHM, 27 Mart ve 16 Nisan 1997 tarihli kararlarla, Büyükꢀehir Belediyesi tarafından
belirlenen yöntemlere uygun olarak baꢀvuranların ödemelerini yapmalarının ardından,
Belediye’nin, baꢀvuranlara tapularının verilmesinin reddine iliꢀkin iꢀlemlerinin iptal edilmesi
taraflar arasında ihtilaf konusu olmadığını hatırlatmaktadır. Ancak, sözkonusu kararlar halen
yerine getirilmemektedir.
Mevcut davada, baꢀvuranların taꢀınmazları üzerindeki mülkiyet hakkından istifade etme
meꢀru beklentisini ileri sürmelerine neden olan mamelek bir değer mevcuttur. Dolayısıyla
baꢀvuranlar, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi kapsamında bir “mülk” sahibidirler (Bkz.
diğerleri arasından, Kopecky-Slovakya, baꢀvuru no: 44912/98, 28 Eylül 2004 ve Tacea-
Romanya, baꢀvuru no: 746/02, 29 Eylül 2005).
Baꢀvuranların, söz konusu nihai kararların yerine getirilmemesi nedeniyle AĐHS’nin 6/1
maddesinin ve 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği kapsamında yapmıꢀ
oldukları ꢀikayete iliꢀkin olarak ise AĐHM, özellikle de mevcut davadaki gibi, sözkonusu
kararın yerine getirilmesi yükümlülüğü idari bir makama ait olduğunda, makul süre içerisinde
yetkililerin nihai karara uygun hareket etmemelerinin AĐHS’nin 6/1 maddesinin ve 1 No’lu
Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlaline neden olabileceği kanaatine vardığını hatırlatmaktadır
(Bkz. örneğin, Bourdov-Rusya, baꢀvuru no: 59498/00; Romachov-Ukrayna, baꢀvuru no:
67534/01, 27 Temmuz 2004, Tacea-Romanya, sözü edilen Tunç-Türkiye, baꢀvuru no:
54040/00, 24 Mayıs 2005 ve Kuzu-Türkiye; baꢀvuru no: 13062/03, 17 Ocak 2006 ve
Sipchenko-Rusya, baꢀvuru no: 38368/04, 1 Mart 2007).
AĐHM, mevcut davayı incelemiꢀtir ve Hükümet’in farklı bir sonuca ulaꢀmasını sağlayacak
ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığı kanaatine varmıꢀtır. AĐHM, idarenin baꢀvuranlara
tapularını vermediğini ve ulusal mahkemelerin de idarenin bu tutumlarını onaylamadığını
tespit etmektedir. 18 Kasım 1996 tarihinde, baꢀvuranların talebi üzerine mahkeme,
yürütmenin durdurulmasına karar vermiꢀtir. Bu ꢀekilde hareket ederek mahkeme ilk aꢀamada,
baꢀvuranlar lehine geçici bir tedbir almıꢀ ve idareden, esas hakkındaki kararı beklerken bu
karara uygun davranmasını istemiꢀtir. Ardından sırasıyla 27 Mart ve 16 Nisan 1997
tarihlerinde, mahkeme, esas hakkındaki kararını vermiꢀ ve idarenin tapuların verilmesinin
reddine iliꢀkin iꢀlemleri iptal etmiꢀtir. Sözkonusu nihai ve icrası kabil kararlar, Arif Yerlikaya
için 17 Haziran 1999 (Danıꢀtay’ın karar düzeltme baꢀvurusunu reddettiği tarih) tarihinden beri
ve Sevil Yerlikaya için 25 Mayıs 1998 tarihinden beri (karar düzeltme baꢀvurusu yapılmadığı
için nihai hale gelen Danıꢀtay kararı tarihi) yani sırasıyla sekiz ve dokuz yıldan fazla
zamandır halen yerine getirilmemiꢀtir. Sözkonusu ihmalkarlık, AĐHM’yi, geçen süre
boyunca, mevcut davada verilen nihai kararlara uygun hareket etme hususunda gerekli
tedbirleri almayan Türk yetkililerinin, AĐHS’nin 6/1 maddesi ve 1 No’lu Ek Protokol’ün 1.
maddesinin hükümlerini manasız kıldığı yönünde düꢀünmeye sevk etmektedir.
Sonuç olarak, sözkonusu hükümler ihlal edilmiꢀtir.
IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA
4